
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from China

seen from Netherlands

seen from United States
seen from Russia
seen from Russia
seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from Russia

seen from Slovakia

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Germany
Sen birkaç yıl daha uğraştıktan sonra hiç olacaksın. Ben bugünden hiçim. Demek ki senden üstünüm. Hüseyin Nihal Atsız - Dalkavuklar Gecesi Z Vitamini
“Vatan ataların kılıcıyla alınan ve kanla korunan topraklardır.”
Kitaplar...
149)Hüseyin Nihal Atsız-Dalkavuklar Gecesi/Z Vitamini
Sen olmasan kim doyurur,kim yaşatır Hattileri? Babamız da, anamız da, varımız da yalnız sensin! Firavunun ordusunu Amurrudan at ileri! O ölüdür,sen dirisin,o hastadır,sen esensin!
Atalarımdan bana miras kalan bu suyun ne olduğunu,neden yapıldığını keşfediniz.Ben bunun Tanrılardan kalma bir şey olacağını sanıyorum.Bunun Tanrılardan atalarıma yadigar edilmiş bir su olduğunu ispat ederseniz sizi mükafatlandıracağım.
Senden bir parça vardır muhakkak her kadında, Sana bütün Hattiler vermelidir canını. Gözlerinin rengi var ördeğin kanadında, Senin için dökerim yüz bin erin kanını!...
Kral Murşil 400 yıl önce bütün Assuva ülkesine baş eğdirdiği zaman Lidyalılar ona üzüm vergisi göndermeği kabul etmişlerdi.Bir yıl çok üzüm oldu...Murşil’in karısı bir gece üzümden patladı.Bunun üzerine Murşil üzüm yemeği yasak edip yiyeni zehirlesin diye de başrahibe dua ettirdi.
Sen Tanrı Arinna’yı değil,Babil şeytanı Aranni’yi görüp karıştırmış olacaksın.Çünkü Babil şeytanı cücelerin koruyucusudur.
Elveda ey Hattuşaş!Belki dönmeyiz geri; Belki ölüm kurmuştur bize yollarda pusu... Yürü yiğit Tutaşil,yürü şanlı cenk eri! Herkes bilsin nasılmış Hattilerin ordusu...
Halk denilen bu yığının öküz sürüsünden farkı yoktur.Samanı görünce çobanın kavalını dinlemez!
Dalkavuklar gecesi için Atsız’ın karakter tahlillerinde yine çok başarılı olduğunu söyleyebilirim.
İsmet İnönü kederle elini masaya vurdu: -Ne yaptın Hasan Ali? O canım kaşlarına nasıl kıydın? Halbuki ben sayın Bizans Patriği Athenagoras Hazretlerinin sakalı ile senin kaşlarını sigorta ettirmek için kanun çıkaracaktım.
Beşeri Şefin saltanat ettiği,yani idare ettiği bir ülkeye Türkiye demek biraz irticai bir düşünce gibime geliyor.Türk nedir?Beşeriyet içinde küçük bir parça...Sonra acaba Türk var mıdır?Türk kalmış mıdır?Vaktiyle bir Türk ırkı varmış.Fakat zamanla bu ırk ötekine berikine saldırarak ve başka ırklarla karışarak yok olup gitmiş...Beşeriyetin bir parçasına Türk demek,Türk ırkçılığı yapmak ve faşizmi hortlatmaktır ki,buna ne Amerika,ne İngiltere,ne İsrail,ne Rusya,ne de diğer devletler razı olamazlar.Zaten insanların bir kökten geldiğini en eski ve en yüksek kitap olan Tevrat yazmıyor mu?Memleketimize Türkiye demek,Rum,Ermeni,Yahudi,Zenci,Çingene ve başka köklerden gelen yurttaşlarımızı incitir,milli birliği bozar.Onun için bu ismin değiştirilerek Beşeristan denilmesini teklif ediyorum.
Hava ordumuz ise dünyanın birinci ordusudur.Çünkü başka devletlerin hava orduları hep tepkili uçaklardan mürekkep olduğu için 1000 kilometre hız havacılarını sersemletiyor.Biz ise sersemliği önleyecek tedbiri bulmakta gecikmedik.Meksika’dan ve Çin’den biraz kullanılmış uçak alarak bunları tamir ediyor ve bir temiz boyattıktan sonra orduya veriyoruz.Bunlar 300*400 km yapıyorlar.Bu sayede havacılarımız sersemliyor.Sersemliğin ne olduğunu siz şefimiz çok iyi bilir:Bir defa motosiklete binmişlerdi.Vagotonileri tuttuğu için hemen durdurdular.Beşeri Şef’in dayanamadığı hıza başkaları mı dayanacak?
Ben sağ falan tanımam!Bundan sonra sağ olun ve sağa bak tanımam!Sağ gibi irticayı hatırlatan bir kelime Beşeristan2da yaşayamaz.Anladınız mı? -Anladık aziz şefim! -Beşeri Eğitim Bakanı Falih Rıfkı Atay!Sana hitap ediyorum!Bütün sözlüklerden,kitaplardan,dilden sağ kelimesi çıkacak.Anladın mı?...Bundan sonra sağ yerine ‘antisol’ denecek.
Falih Rıfkı Atay hazin bir sesle ve ağlayarak,16.1.1944 tarihli Ulus’taki makalesinden şu ölmez satırları okuyordu: ‘Lenin ve Atatürk ölmüşseler de,onların eserlerini ancak yürüten,ilerleten ve yükselten iki şef,İnönü ve Stalin başımızdadırlar.
Necdet’im, Nazım’ım! Size yine iş düştü! Irkçılar-Turancılar davasında gösterdiğiniz zeka ve liyakati bu davada da göstermenizi isterim.Şimdi bir sıkıyönetim mahkemesi kuruyorum.Burada işi daha sıkı tutmanız için mahkemenin adını ‘Sımsıkı Yönetim Mahkemesi’ koyuyorum.Bu mahkemenin yargıcı Necdet’im,savcısı da Nazım’ım olacak.Yakavos Hazretlerine kafa tutan şu öğrencileri yargılayın!Bakalım emperyalist emelleri var mı?Yabancılardan para alıyorlar mı?Bunları inceledikten sonraa adilane bir karar verip 1 yılla 10 yıl arasında cezaya çarpın onları.
Necdet’im sen niçin kasap çırağına benziyorsun? -Sayenizde şeye benzerim aziz şefim! -Neye benzersin? -Kasap şeyine benzerim aziz şefim -Doğru söyle:Yoksa eskiden kasap mı idin? -Evet aziz şefim -Ne keserdin? -Kanun ve adalet,aziz şefim.
Doğruyu söylemek gerekirse Atsız’ın günümüz kavramıyla bu kadar troll olabileceğini pek de tahmin etmemiştim,Bozkurtlar’da biraz göz kırpma vardı ancak bu kitapta dibine vurduğunu söyleyebiliriz.Kitabın tenkit üslubu ciddi anlamda sert bunu da hem kendi yaşantısında çektiği zorluklara hem de insanlara yaşadıkları dönemin yöneticilerinin, diğerlerinden daha kötü gelmesine bağlıyorum.Eleştirilerinde üslubu gözardı ederek yer yer haklı ve yer yer de haksız olduğunu düşünmekteyim.
Ne Okudum?
Hüseyin Nihal Atsız - Dalkavuklar Gecesi & Z Vitamini