Şu anda beline sarılmak isterdim.
Bunu yaparken boynundan koklamak var ve bunun güzelliğini tam anlamıyla ifade edebilecek herhangi bir cümle yok.
Sahi sen ne kadar özlüyorsun? Gece yarıları uykundan olacak kadar çok mu? Senin de rüyalarına hasret giriyor mu? Mesafelere küfrediyor musun her gece?
Ben çok özlüyorum. Bu özlemi, özledim diyerek ifade edemeyecek kadar çok. Merak ediyorsan söyleyeyim. Beni uykularımdan eden sana olan özlemim. Uyanıp uyanıp sövüyorum.
Sonra ne mi oluyor? Sen oradasın ve ben de olduğum yerde. Olmak istediğim yerde değil.
Belin incedir senin, en az ruhun kadar. Benden başkası sarmasın. Ben orada yokken orası seni hiç sarmasın.
Sonra ne olsun biliyor musun? Ben sana bazı hisler biriktireyim ve seni gördüğüm yerde dizlerine uzanıp, özlemekten yorulmuş halimle hepsini anlatırken, elektrikler kesilsin. Gülme…
O an bütün karanlıklarına tek aydınlık ben olmalıyım çünkü.
Böylece yalnız beni gör, beni sev ve o an zaman dursun. Çünkü hayattan beklentim bundan ibaret.
Şimdilik göz ucuyla öpüyorum elmacık kemiklerinden. Elmacık kemiklerin işte. Orası olmalı. Bütün acın gözlerinden oraya süzülmüştür hep. Gözden öpmek ayrılık getiriyormuş. Bu yüzden oradan öpmek istedim. Çünkü ben senin acını öpmeye geldim. Öpünce geçer diye.
Geçmezse sarılırım, uyursun kollarımda. Seni olduğun gibi seven; sevgilin.














