Burası İsviçre-France-Almanya sınırı olan Lörrach. Adamların sınırında kontrol vs. hiçbir halt yok. Gerçekten özenmemek elde değil. 10 adımda üç ülke arasında gezebiliyorsun inanılmaz.
he wasn't even looking at me and he found me
Cosimo Galluzzi

Origami Around

JVL

❣ Chile in a Photography ❣
noise dept.
tumblr dot com
Peter Solarz
No title available

blake kathryn
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Kaledo Art

if i look back, i am lost
No title available
dirt enthusiast
Misplaced Lens Cap
Today's Document
I'd rather be in outer space 🛸

shark vs the universe
Three Goblin Art

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Netherlands

seen from Canada
seen from United States

seen from Hong Kong SAR China
seen from United States
seen from Netherlands
seen from Türkiye
seen from United States

seen from Canada

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Australia
@umutkral
Burası İsviçre-France-Almanya sınırı olan Lörrach. Adamların sınırında kontrol vs. hiçbir halt yok. Gerçekten özenmemek elde değil. 10 adımda üç ülke arasında gezebiliyorsun inanılmaz.
Sevginin enflasyonu
Hayatta her şeyin olduğu gibi, duyguların da enflasyonu vardır aslında. Hissettiğiniz şeylere karşı toleransınızın arttığını düşünürsünüz fakat bazı duygular da enflasyona yenik düşer. Üzücü bir takım şeyler yaşadığınızda hüzne gösterdiğiniz tepkinin durağanlaşması gibi, sevgiye de verdiğiniz tepki zamanla azalabilir. Çevrenizde sizlere iltifat eden dostlarınız varsa onları düşünün, sürekli size iltifatlar eden birinin ettiği iltifat o gününüzü güzelleştirmezken, diğer kişi kadar yakınınız olmayan birinin sizin hakkında ağzından ilk defa çıkmış bir iltifat, gününüzü değiştirebilir. Sevginin enflasyonunu tehlikeli veya bunlardan farklı kılan şey ise, bu çoğunlukla sizi değil size sevgi gösteren kişiyi etkileyen bir durumdur. Birine seni seviyorum demek, onu görmek için gösterdiğiniz çaba, bu aksiyonların nitelikten çok niceliği ön plana çıkıyor. Birine sürekli onu sevdiğini söylediğinizde, artık bu onun için gündelik bir standart haline geliyor ve önem arz etmiyor. Her sabah uyandığında gördüğü tavan gibi, o tavan maddesel olarak önemini kaybetmese de, evin tepesine yıkılmasını önlemeye halen devam etse de, kimse o tavan için müteşekkir olmuyor. Devletlerin veya yönetimlerin enflasyonlar için alabildiği aksiyonlar olsa da, birey olarak sevginiz bir kişide enflasyona maruz kaldıysa bunu değiştirmek için yapabileceğiniz çok bir şey yok. Zira, kişiye o sevgiyi göstermeyi azaltırsanız, o kişi bu sevginin azaldığını fark etmeyecek, etse bile bunu aksiyon almaya değecek kadar önemli bulmayacak. Eskiden giydiği bir pantolonun cebinde unuttuğu bir madeni para gibi düşünün. Sadece o pantolonu giydiği zaman kullandığı, artık o pantolonun devri geçtiği için dolaba kaldırdığından kişi adına bir anlam ifade etmiyor. Günün sonunda karşınızdaki kişi, gerek nostalji olsun diye gerekse tekrar o pantolonun dönemine girdiği için o pantolonu tekrar giyse de, elini cebine attığında o madeni parayı bulduğunda onun için hiçbir anlam ifade etmeyecek. Yerde bulduğunda tenezzül edip almayacağı bir şeydir o artık.
Bu yüzden sevginizi bir insana tanıtırken nasıl ifade ettiğiniz önemli olmakla birlikte, sevginizi gösterdiğinizden emin olduktan sonra ne kadar gösterdiğiniz konusunda da dikkatli olmanız gereklidir. Bu sözler sevgi ve aşk kavramlarını gerçek manasıyla anlamış ve bunları hissetmeye muktedir, bu bilgiyle belki de lanetlenmiş insanlar için ağır bir şirk koşmak gibi gelse de, gözünüzün önündeki gerçekleri hislerinizin tersini söylemesine rağmen kabul etmek en basit tabirle olgun bir birey olmanın getirdiği zorunluluklardandır.
Her ne kadar sorunu tespit etmiş olsam da, çözümünü bugüne kadar bulamadım. Ben bu konularda hep, “ben içimden geldiği gibi davranayım karşımdaki insan doğru insansa doğru tepkiler verecektir” diye düşündüm ve bu yoldan ilerledim. Belki aklımdaki aşk tanımına inat ve sadakat ile bağlı olduğumdan, belki de kendimdeki sorunları tespit edip, bunlarla alakalı aksiyon almaya üşenip, çekindiğimdendir kim bilir. Ama gerçekler, duygularınızdan bağımsızdır. Karşınızdaki insanı “Sevgi enflasyonuna” soktuğunuzu kabullenmek istemeseniz de, bunu iliklerinize kadar hissedersiniz. Karşınızdaki insana her gün, her saat sevginizi göstermek isteseniz de, her gösterdiğinizde aldığınız umursamaz tepki, zamanla ruhunuzu rendelemeye devam edecek. Siz o kişiye sevgi göstermeye alıştıkça, gösterdiğiniz sevginin büyüklüğü ve sıklığı artarken, onun sizin sevginize tepkisizliği artacak. Onu görmek sizin için her zaman daha güzel bir şey olacak çünkü siz de içten içe gösterdiğiniz sevgiye tepki verdiği zamanları özlüyorsunuz, bunun arayışındasınız. Artık seni seviyorum dediğinizde o tepki vermediği için, siz kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz “içten bir şekilde söyleyemedim mi?”, “sevdiğime inanmıyor, daha farklı bir şekilde göstermeliyim, daha özel bir yol bulmalıyım” diyerek anksiyetelere düşüyor, kendinizi daha fazla, daha çok çabalarken buluyorsunuz. Siz çabaladıkça o daha çok sevgi enflasyonuna düşüyor, daha da tepkisiz hale geliyor ve içinden çıkılmaz bir durumda buluyorsunuz kendinizi. Mesafe koyup, daha az göstermeye başladığınızda ise bu sefer kendinizi kısıtlamanın verdiği buhranla uğraşıyorsunuz çünkü siz karşınızdakine sevgi göstermek istiyorsunuz, bu sizi rahatlatan, iyi hissettiren ritüellerinizden biri haline gelmiş oluyor. Burada “Concorde” yani vazgeçememe sendromu devreye giriyor. Zamanla sevginin enflasyonundan kaynaklı karşınızdaki insanla olan ilişkinize harcadığınız emek, gösterdiğiniz çaba arttıkça, onun da sizin için kıymeti artıyor ve vazgeçmek zorlaşıyor. Bilinciniz bu sefer sizi ondan vazgeçmemek için ikna etmeye çalışıyor, hatta bazen “Ya sevgimi göstermediğim için benden uzaklaşırsa” diyor, tekrar eski halinize dönüyorsunuz. Kararsızlıktan anksiyete doğuyor, anksiyeteden de hatalar. Bunun sonucunda insanlar intihar, ayrılık hatta ve hatta birbirini aslında seven iki insanın birbirlerinin hayatından sonsuza dek çıkmasına sebep oluyor.
İşte bu yüzden insan ilişkilerinde başarılı olmanın en büyük sırlarından biri aslında dengedir. İnsan ilişkilerinde dikkatli ve seçici bir insansanız, maalesef içinizden geldiği gibi davranma lüksünüz bulunmamakta. Bir insanın sizin için ne anlam ifade ettiğine erken karar vermeli ve o ilişkinin, sanki bir binanın temelini atar gibi, başlangıcında dengeli bir şekilde ilerleyerek, inşa etmek istediğiniz yapıya doğru hareket etmelisiniz. Kendini geliştirmenin en büyük yollarından biri her zaman karşındakini değil, kendinizi sorgulamaktır. Karşınızdaki insana yapmanız gereken şey sorgulama değil, analizdir. Bu süreç içinizdeki çocuğu öldürebilir, kendinizden nefret etmenize sebep olabilir fakat şunu unutmayın, gerçekten başarılı ilişkiler kurmak istiyorsanız, içinizdeki çocuğun bunda rol oynamadığından emin olmalısınız. Ne derler bilirsiniz, “Çocuk osuruk gibidir, herkes sadece kendininkine tahammül edebilir”
Kime içimden geldiği gibi davransam,anında siktir olup gidiyor. Nasıl bir pislik yaşıyorsa içimde demek ki.
(DEĞER VERDİ)
Bu postun altına şöyle güzel film/dizi/anime önerilerinizi bırakın da,bir türlü izleyecek şey bulamayıp saçma sapan youtube videolarıyla vakit öldüren bloggerlarımız faydalansın
Ben başlayayım madem;
Seven Deadly Sins (Anime,Fantastik)
Fairy Tail(Anime,Fantastik)
Naruto(Anime,Fantastik)
Hunter X Hunter(Anime,Fantastik)
Code Geass(Anime,Bilim-Kurgu,Gizem)
Berserk(Anime,Fantastik-Korku)
Now You See Me (Film,Suç-Gizem)
How I Meet Your Mother (Dizi,Romantik Komedi)
#sigara
#sigara
duş + yeni çarşaflar
@uzicim @ddsbirgettoto wöğrdyfgfhhvjv
hahwjlxpsoxkdlcşd
Naruto Sasuke’ye her “Seni anlıyorum” dediğinde, Sasuke’nin cevap.
Birilerine bi şeyleri anlatmaktan öyle sıkıldım ki bunu yapmışsın dediklerinde sadece nolmuş diyorum yapmasam da diyorum