‘’
beyninin taa uzaklarında, kendi tanrına bile göstermediğin ama varlığıyla sürekli beyninin uzaklarını temsil eden o, yakınına gelmesine gücün yetmeyeceği için savunma vermediğin, aşağılanmakla aşağılanmayacağı bir şeylerin, ölmeyecekse, ölmeyecekti aslında, en çok neden bahsedildikleri vakit vardıkça, bi geçseydi aralıklar, geçmeliydi, sonra;
sonra çok anlamsız var yan yana getirilecek, bilinmemesinden, bilmemekten yani, ya da gereksiz bulunmasından da değil, sıkmaktaydı artık, ışıkları söndürüp mumlar arıyorduk hep beraber, bu kadar hevesliysek buna, mumda kalmaya, ışıkları söndürmeden önce niye mumları bulmuyorduk, bulma-ktı aslında, bulma ve ek k’si,
nabzından mı anlıyordun heyecanlandığını, başka bi belirtisi olmayacak kadar az heyecanlanıyordun,
bi geç kalmışlık vardı ama biz bunu geç kalmadan anlayamamıştık,
karışmıştı bulandıklarım, benim bulanmadıklarımsa ben varmadan az önce karışık, midemdeki genleşme daha ne kadar içine çekebilirdi ki ‘kendi’ni, beynimle konuşmuyorum, düşünmedim, galiba küslüğüme rast geldim,
günün birinde beynim beni satın alacak ve deli olacağım, kaç paralık ibneyim ki zaten, artık beynim çağırmayacak beni, hep unuttuğu yerde olacağım, beni ondan başkası bulamayacak,
geçmeyeceğe tutulmaktaydı sergilerim, ben ilk satılmama rağmen hep geri getirildim
‘’
Ü.













