Niye acıya muhtaçsın
çünkü üzülmeyi seviyorum

pixel skylines
almost home
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
$LAYYYTER

Andulka

Product Placement
d e v o n
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Xuebing Du

gracie abrams
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
occasionally subtle
taylor price
ojovivo
Sweet Seals For You, Always
cherry valley forever
★
Misplaced Lens Cap
Sade Olutola

No title available
seen from Philippines

seen from Argentina

seen from Bangladesh
seen from Bulgaria

seen from Australia
seen from United States
seen from Ecuador
seen from Argentina
seen from Vietnam
seen from United States
seen from Jamaica
seen from United States
seen from Mexico

seen from Bangladesh

seen from Malaysia
seen from Colombia
seen from United States
seen from Mongolia
seen from France
seen from United States
@aciyamuhtacbirisi
Niye acıya muhtaçsın
çünkü üzülmeyi seviyorum
Sana göre hayatin anlami nedir?
anı yaşayabilmek, geçmişi geleceği düşünmeden
Hüülyaaaa
hea
Postlarını özledim nerdesiiin
ben hiç özlememişim
ben eskiden böyle değildim. hissedemiyorum, toplanamıyorum, kafamın içindekilerden kaçamıyorum.
17 yaşında aşk falan yaşamıyosun ygsye hazırlanıyosun kandırmayın milleti amk
-Diyelim ki gitmedim. Seninle beraber olmaya devam ettik. Ne değişecekti? + Sevişirdik. - Başka? + Sabahları beraber uyanırdık. Ben senden önce kalkardım. Senin uyuyuşunu izlerdim, sonra sen uyanırdın. Bana gülümserdin. Sonra, sabahları çayı tek şekerli içtiğini, günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum, o ilk şekeri ben atardım çayına, zarifçe eritişini izlerdim. Sonra, en çok boynundan öpülmeyi sevdiğini biliyor olurdum. Sonra dışarı çıkardık. Dışarda yağmur yağıyor olurdu. Biz şemsiyeyi almazdık. Sırılsıklam olurduk. Sonra sen bana sokulurdun. Ama saçağın altına hiç girmezdik. Sonra sen üşütürdün. Ayakların buz gibi olurdu. Ben sana en sevdiğin o mavi çoraplarını getirirdim. Sonra bayramları babaannenin mezarını ziyarete giderdik. Hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin. Hiçbir şey yapmazdım, gözyaşlarını silmezdim, seni teselli etmezdim. Orada öylece ağlayışını izlerdim. Başka insanların mezarlarının arasında dolaşarak, hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm. Sonra.. sonra hiçbir şey yapmazdık. Öylece otururduk. Çok bilinmeyenli bu sorunun yanıtını arardık. Hayat bizi yalancı çıkarana dek, bulduğumuz cevapları doğru sanırdık. - Ne dersin bir çay daha içelim mi? + Ben daha fazla çay içmek istemiyorum.