Kayıp hafızam gibi burası. Yeniden.
Monterey Bay Aquarium
Show & Tell
h

Kiana Khansmith
NASA
tumblr dot com
Sade Olutola

ellievsbear

No title available

Origami Around
trying on a metaphor
hello vonnie

No title available
styofa doing anything
sheepfilms
YOU ARE THE REASON
KIROKAZE
Today's Document

titsay

JBB: An Artblog!
seen from Jordan

seen from United States

seen from Italy
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Peru
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from South Korea

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from South Korea
seen from United States

seen from United States
seen from United States
@antiglobalnisa
Kayıp hafızam gibi burası. Yeniden.
Rastgele tarihler, rastgele yerler.
Ankara, Muğla, Erzincan, Gümüşhane.
Rastgele tarihler, rastgele yerler. Yollar, dağlar, bulutlar, su..
Samsun, Amasya, Ankara, Gümüşhane.
08.48 - Gölbaşı, Ankara
“Haysiyetsiz yaşadık ama karizmatik öleceğiz.”
20.12.2016 - 10.05 (Ankara)
02.09.2018
Hâlâ buralarda mısın?
Buralardayım
Kısır döngülü tartışmalarınızdan, birbirinize olan nefretinizden, ego savaşlarınızdan, kültürel donanımınızı ispatlama kaygılarınızdan, saldırılarınızdan, körü körüne inanmışlığınızdan, bitmeyen hırslarınızdan, tükenmeyen kavgalarınızdan, kendinize bile olmayan saygınızdan, fitnenizden, dedikodunuzdan, kaostan zevk alan hastalıklı mücadelelerinizden, özgüvensizliğinizi bastırmak için yaptığınız gösterişlerden, ders almadığınız felaketlerinizden, kurmaya çalıştığınız dengelerin muntazam dengesizliğinden, örtbas etmeye çalıştığınız ikiyüzlülüklerinizden, herkesin hayatında karar verici güç olmaya çalışan patavatsızlığınızdan, okullarınızdan, iş yerlerinizden, partilerinizden, doğrularınızdan, yalanlarınızdan, samimiyetsizliğinizden, asla değişmeyeceğinize inandığım her dakikadan bıktım.
Sizde bulduğum tüm eksikliklerden önce nefret edip sonra aynısını yaptığıma şahitlik etmekten, sürekli eleştiri ve özeleştiri yapmaktan, zerre kadar değmediği halde geceler boyu uykusuz kalmaktan, 20 saat uyuyarak sizleri ve kendimi cezalandıracağıma inanmaktan, düşünmemek için çırpındığım anlardan, sinirlenmek için bahane aramaktan, sinirimi frenlemek için sığınak aramaktan, her boka anlam yüklemeye çalışmaktan, dahil olduğum veya haricimde yaşanan her olayın bir mantığı olması gerektiğini iddia eden çakma filozofluğumdan, çıkmaz sokaklarda kafamdaki dünyadan tanıdık bir yüz görmeyi ummaktan, acı çekmekten zevk alan hasta mizacımdan, adaletin son yılmaz fedaisi benmişim gibi üstüme vazife olmayan her haksızlığa karşı bekçilik misyonu üstlenmekten, enine boyuna tüm vücudumu ele geçirmiş boşbeleş kaygılardan, almaya çalıştığım her radikal kararın ardından gelen hayal kırıklıklarından, gereksiz etikçi vicdanımdan, empati yapmaya çalışırken gözden kaçırdığım çifte standartlarımdan ve en çok da bıktım demekten bıktım.
Lütfen bir mucize olsun artık.
Bir insan intihar etmeyi ne kadar düşünebilirse o kadar çok düşündüm. Ama katil olabileceğimi hiç düşünmemiştim. Kafamın içinde şu cümleleri tekrar edip duruyorum: Onlara aşağıdan bakarsanız tanrınızı görürsünüz, yukarıdan bakarsanız aptalın tekini görürsünüz ama tam karşıdan bakarsanız kendinizi görürsünüz. Kendinizle yüzleşmeye hazır mısınız?
Arkadaşlar sakın gelmeyin tünelin ucu bombok bir yere çıktı.
"İnsan, hatırlamaya çalışırken yürür, unutmaya çalışırken koşar."
Gözüm yaşarıyor..
Düşünmekten kafayı yemek üzere olduğumu düşündükçe hiçbir zaman böyle bir "netice"de son bulmayacağımı bilmem kaçıncı kez fark edip daha çok sinirleniyorum. Delirmek bir sonuç. Hem de güzel bir sonuç. Bu sonuca ulaşabilme yolunda ilerleyen ama hiçbir zaman da ulaşamayacağının bilincinde olan insanlar için durum çok daha zor. Bir bilinmezlik var, bir karmaşıklık ve detaylar cehennemi var. O cehennemin içinde savrulup gitmek çok vahim. Fakültenin fotokopi dükkanının camında şöyle yazıyor: Cahillik mutluluktur.
Nisa Sayar, ne zaman rol yapmaktan vazgeçeceksin, ait olmadığın bir hayatın içinde barınmaya nefes almaya çalışıyorsun ama olmuyor. Ne demişler alışmadık g*tte don durmaz. Her yeniden yaşamaya başlayışında yeniden tökezliyorsun. Vaz geç artık herşeyden ama kendinden değil.
O işler öyle olmuyor kanka.
X: Neden intikam almaya çalışıyorsun? Bunun saçmalık olduğunu defalarca konuştuk.
Y: Aslında intikam değil! Bak bunu en iyi sen biliyorsun. İntikam almak istesem zaten elimde çok büyük bir koz var, bunu kullanırım. Ben intikam almak istemiyorum. Ben yaptıklarının bedelini ödemesini ve öderken de neyin bedelini ödediğini idrak edebilmesini istiyorum
X: O yapıda biri değil
Y: Biliyorum.
X: Artık sana bir şeyler anlatmak istemiyorum. Şikayet etmiyorum, doğal karşılıyorum ama ciddi anlamda söylediklerimi dinlemiyorsun. Daha doğrusu eksik dinliyorsun. Cımbızla seçiyorsun cümlelerimi. Yanlış parçaları birleştiriyorsun.
Y: Söylediklerini harfiyen yaptığım zamanları da hatırlıyoruz. Mesele senin ne anlattığın ve benim ne kadar dinlediğim değil. Bizim dışımızda bir dünya var, dönmeye devam ediyor. Mesele bizim parçalarımızla diğer dünyaların parçalarının uyuşmaması. Senin sözcüklerin o dünyalar için fazla idealist, fazla iyi niyetli.
X: Ne yapacaksın?
Y: Bilmiyorum. Gerçekten bu sefer bilmiyorum. Çok çaresizim.
X: Unutmaya çalışsan.
Y: Ya Allah aşkına ne kadar çaba harcadığımın farkında değilmişsin gibi konuşma! Zaten unutmak için bu kadar kendimi zorladığımdan unutamıyorum. Unutamadıkça daha çok hatırlıyorum. Hatırladıkça daha çok sinirleniyorum.
X: Bunu söylüyorum ama işte. Unutmak için ekstra çaba harcama. Gerçekten unut. Kabul et.
Y: Neyi kabul edeyim?
X: Yenilgiyi..
Y: Ya sen gerizekalı mısın?
X: ...
Y: Ya ne yenilgisi, sikmişim yenilgisini amına koduğumun salağı! Benim derdim yenilgi mi? Neyin yenilgisi? İzlediğin o saçma salak dizilerdeki karakterlerle mi özdeşleştiriyorsun sen beni. Ne yenilgisi arkadaşım! Benim tek derdim sağlıklı yaşayabilmek. Ya niye anlamıyorsun ben delirmekten çok korkuyorum artık.
X: Tamam, sakin ol. Ağlama. Sigara?
Y: Nolur şu iğrenç şefkatli ses tonunu değiştir. O günlere dönmek istemiyorum ve dönmek üzereyim. Kontrolümü kaybetmek üzereyim. Salak gibi kendimi banyoya kilitleyip acınası ve komik bir şekilde kollarımı kestiğim günlere dönmek istemiyorum. Alkol komasına girmek istemiyorum. 50 saatlik periyotlarla uyumak istemiyorum. İlgiyi üzerine çekmeye çalışan asalaklar gibi günde 70 defa açlıktan bayılmak istemiyorum. Ya neden söylediğimi tam olarak anlayamıyorsun? KONTROLÜ KAYBETMEK ÜZEREYİM!
X: Yaptıklarının bedelini öderse kontrolünü tekrar sağlayabilecek misin?
Y: Tabii ki hayır! Burada olduğum sürece asla! Ne kadar bedel öderse ödesin daha fazlasını isteyeceğim. Kinim asla geçmeyecek ve ben geçmesini istiyorum. Buradan gitmem gerek. Gidemiyorum. Amına koyim saçmalığa bak ya. Hayatımda ilk defa gi de mi yo rum!
X: Sorunun üzerine gidip, inatla kabullenmeye çalışmakla hata yaptık sanırım.
Y: Bravo. Sonunda anlayabildin.
X: Kaçarak da çözememiştik, unutma.
Y: Neyi çözememiştik Allah aşkına ya. Ne bu "kaçmak". İkide bir aynı şeyi söylüyorsun. Sana göre her şey "kaçmak" zaten. İlla kalıp kafayı yememiz gerekiyor dimi? Bundan zevk alıyorsun çünkü dimi? O siktiğim beynin acı çekmekten aşırı derecede zevk alıyor ve ben bundan bıktım artık! Yoruldum!
X: Ya ağlama yeter!
Y: Ne ağlama amına koyim ne ağlama! Yapacak başka bir bok mu kaldı? Sessizce oturup ağlamamak için kendimi mi sıkayım? Ne istiyorsun! Haa ondan daha çok zevk alıyorsun dimi? O daha çok acı veriyor.
X: Sigara?
Y: ...
X: Biraz sakinleş.
Y: Ya birinin bize yardım etmesi lazım. Bak böyle olmuyor gerçekten. Dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyoruz. İzin ver artık.
X: Seni benim kadar iyi anlayabilen biri var mı?
Y: Hayır ama sen sadece anlıyorsun, anlamaktan öte geçemiyorsun, çözüm üretemiyorsun. Benim artık anlaşılmaya değil, tedavi olmaya ihtiyacım var.
X: Kendine acımaya başladın yine.
Y: Kendime acımıyorum gerizekalı! Bana acıyan ve bununla mutlu olan sensin. Ben sadece iyi olmak istiyorum.
X: İyisin zaten.
Y: Ya siktir git hayatımdan, nolur siktir git.
X: Psikoloğa mı gideceksin?
Y: Bilmiyorum. Psikoloğa mı gideyim banyoya mı yoksa tekele mi henüz karar veremedim. Son kez seninle konuşmak istedim. Yine ağzıma sıçtın.
X: Bu kadar gerçek oluşumdan korkma. Beni ve benim kadar acımasız olan tüm gerçekleri kabullenmek zorundasın.
Y: Sana göre bir şeyin gerçek olabilmesinin tek koşulu acı verici olması. Gerçekten acizsin.
X: Senin kadar değil.
Y: Bunu hatırlattığın için teşekkürler. Az önceki "iyisin zaten" cümlesindeki kadar sahtesin işte. Busun sen. İkiyüzlüsün, samimiyetsizsin, mazoşist bir ruh hastasısın. Bu yüzden seni dinlememekte haklıyım.
X: Git benden kurtul o zaman. Çokyüzlü olmayan, samimi ve ruh sağlığı iyi biri ol. Hadi görelim ne kadar haklı olduğunu.
Keşke'lerin mi daha fazla yoksa iyiki'lerin mi ?
Keşkeler
Kaybettiklerin kazandıklarına değdi mi?
Değmedi. Yarınki kazanımlarım uğruna bugünkü kazanımlarımı kaybettiğimde de "değmedi" diyeceğimi biliyorum. O yüzden kaybettiklerimin de kazandıklarımın da Allah belasını versin.