İmzamın olduğu bütün yazılar ve şiirler şahsıma aittir izinsiz paylaşım yapmayınız lütfen .
-Araftakalanruh
YOU ARE THE REASON

Janaina Medeiros

@theartofmadeline
Today's Document
KIROKAZE
tumblr dot com

No title available
🪼
styofa doing anything
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Lint Roller? I Barely Know Her
NASA
No title available
Cosmic Funnies
Monterey Bay Aquarium
No title available
Sade Olutola
Claire Keane

No title available
seen from Brazil

seen from Germany
seen from Brazil
seen from Australia

seen from United States
seen from Argentina
seen from United States
seen from T1
seen from Brazil
seen from Australia

seen from France

seen from Bangladesh
seen from United States
seen from T1

seen from T1
seen from Brazil

seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
@araftakalanruh
İmzamın olduğu bütün yazılar ve şiirler şahsıma aittir izinsiz paylaşım yapmayınız lütfen .
-Araftakalanruh
Acıları avuç içinden akınca, en sevdiği kırmızı balonunun ipi elinden kaçıp göğe yükselen çocuklar gibisin. Annesinin eteğini çekiştiren, tekrar o balonun sana geri gelmesinin hayali içindesin. Bağrına basmak istiyorsun en güzel sancılarını.
-Araftakalanruh
Tutup bırakmaz mı yakasını geçmiş? Şimdiyi yaşamaya çalışırken canını yakıyor. Korkuyor bir adım ileri gitmeye, bilinmezden kaçmaya uğraşıyor; bilmekle lanetlenmiş olan.
-Araftakalanruh
Geri gelmedin.
Tuhaf olansa çabalamıyorum artık.
Aksine, bıraktım.
İlk önce kâğıtları önüme koydum, senin ruhunu yazmak için kullandığım siyah kalemi aldım parmaklarımın arasına.
Sanki birisi sımsıkı sarıldı bana, fakat bu dostane bir sarılmadan öteydi.
Senin bıraktığın sancıları, kendi çocukluğumun saçlarını okşar gibi sevmemem içindi.
Biliyorum, kızıla bulanacağım; saçılan kırıkları toplamak uğruna.
Önlenmeye çalışılan bu sanıyorum; fakat kesikler açın bedenimde, uzun sürecek ulaşması.
Ruhumdaki geceyi ziyaret edin, çıkmayın; şafak uyuyana dek.
Zira ancak o vakit kapatabilirim gözlerimi.
O anlarda son bir darbe vurur şeytanlarım; kalbimin nefeslerimin ulaşamayacağı kadar derininde olduğuna, ruhumun yangında yitip gittiğine emin olduktan hemen sonra yalnızlığın dahi beni bir başıma bırakacağını bilip usulca, sanki hiç uğramamışlar gibi çıkarlar kapıdan.
-Araftakalanruh
Saklambaç oyunu gibiydi; sobelendiğimiz anda tekrar başa sarıp kaçtığımız kuytularda arıyorduk kendimizi ta ki bulana dek. Bu döngünün sonunun gelmesini beklemeyi bıraktık. Yalnızca suyun akışında kaybolmaya ant içtik.
-Araftakalanruh
Görünmüyor o; içinde kaldığı yangının dumanları saçlarını okşarken, alevlerin parlaklığı olduğundan daha iri gösteriyor gözlerini.
-Araftakalanruh
Seni sevmiyor gibi değilim ama anla, sevmeye kırgınım.
-Araftakalanruh
Ben o gece senin beni değil, benim seni öldürmeme ağladım. Bilirsin, karıncayı ezsem cinayet sayarım. Ama bak, ne kadar süre geçti ve geçmeye devam ediyor, bilmiyorum. Seni öldürmeler yetmiyor bana. Üstelik suçlu sensin.
Bıkmadan usanmadan bir kâğıdı atıp diğerini yaralamaya başlıyorum. Çok yoruldum, biliyor musun? Belki biraz durup dinlenmeliyim diye düşünürken buluyorum kendimi. Çabucak def ediyorum bu hayalimi. Zira benim nefesimde de, nefessizliğimde de derman aynı: zehrim, panzehirim, sevgim ve nefretim… Canımı emanet ettiğim ve canımı alan sen.
-Araftakalanruh
Harfleri bir araya getirsem bile asırlar boyunca tükenmez içimdekiler sana; anlayamazsın. Zira ben bile bilmiyorum neyin neden ve nasıl olduğunu. Yalnızca ansızın bir sele kapılsam, sürüklensem toprakla ve ruhumdaki tortularla beraber… Belki bilinmeze gitsem, belki de cevapları bulsam. Yaklaşsam biraz, diner mi yağmur? Gök kubbenin fırtınasına karışan ağıtlarım toprağı delip gözlerine ulaşır mı? Bir zamanlar sevgiyle baktığım, şimdiyse nefrete gebe olan…
-Araftakalanruh
beni sarıp sarmaladın her ağladığımda, bir gün hiçbir yere gidemedim ama kalamadım da; duvarlar beni içine almak için uğraştı. göğe baktım, yıldızlar terk edişlerin ucundan atlıyordu, söne söne toprağa. yorganımı bile çekmedim beni saklasın diye; gecenin zifiri yeterdi kaçmama ama ihtiyacım vardı sana, sarılmana, saçlarımı okşamana. ne aptalım… uyandığımda bile beni o kabusun içinde yaşamaya mahkûm eden sendin. ne çabuk unutmuşum; belki de inkârlara yuva yapmışım.
-Araftakalanruh
Çok güzelsin sen, mükemmel olduğun için değil, hiç olduğun için. Parmağındaki soba yanığını öpüyorsun, o ufak boşlukta olmayan saçlarını okşuyorsun, düştüğünde kanayan dizlerinle kalkıp koşmaya devam ediyorsun, kaybettiğin o kolyeyi aramaktan bir an bile vazgeçmiyorsun. Kendini aradığın gibi, hep böylesin sen. Yokluğun enkazında nefes almaya direnirken bile varlığını ararsın, hep kaybedersin ama inatla o gülleri ekersin ruhundaki kara deliğe.
-Araftakalanruh
Küçük bir çocuğa anlatır gibi, tane tane anlat bana yaşamayı. Çocuklar bilmedikleri şeylerden korkar. Ürkütme içimdeki çocuğu. Uykuya dalmayalı epey uzun süre oluyor.
-Araftakalanruh
Sözcükler dudaklarımdan dökülse dahi içimdeki sızıyı tarif edemem size, bayım. Belki sizin kaldıramayacağınızı düşündüğüm için bunu yaptığımı zannedersiniz fakat işin aslı şudur ki, ızdırabım dilimin ucundan atladığı andan itibaren size bağımlı hâle gelirim. Zira bundan sonra zihninizin en ücra köşelerine yayılmış olacağım bütün karanlığımla ve bir gün siz o zinciri koparma niyetiyle yaklaşsanız bile etrafımızı ateşten bir çemberle sarıp sizi o yangına mahkûm etmekten başka çarem kalmayacak.
-Araftakalanruh
Doymuyorum ölmelere; sanki ruhumun ihtiyacı varmış gibi. Başka bir çıkış yolu olmadığından mı, yoksa kendime en çok kızıl kanla herkesin payı olduğu siyahı yakıştırdığımdan mı emin değilim. Gerek de yok zaten; her hâlükârda yaşamak eylemi akıllara gelmiyor, tam anlamıyla bir emanet gibi durur üzerimde. Alışkınım zaten; yaratılışımın amacının bu olduğuna kanaat getireli epey uzun bir zaman oluyor. Yalnızca fazla sessizim; öyle gürültü patırtı çıkarmam etrafta. Aynaya baksam maskelerimi çıkarmaya başlarım; şafağa dek sürer o an hangi benin katilim olduğunu bulmak. Buna da yabancı değilim nasılsa; rutinimin bir parçası olduğunu biliyorum elbette. Fakat kimsenin haberi dahi yok. Nasıl anlatacağımı ve nereden başlayacağımı bilemiyorum; zira ölüme aşina olmayanlarla konuşmak iyi olduğum bir konu değil.
-Araftakalanruh
Ne derdin var acınla? Bırak artık yakasını. O dahi seni terk etmeye çabalıyorken neden gitmesin diye çırpınıyor ufacık ruhun. Yakarışlarını, dudaklarından akıp bedenine renk veren o kan damlalarını kaybedecek olmanın korkusunu yaşıyorsun sen. Oyuncağı elinden alınan değil, kırılıp paramparça olmasına rağmen o oyuncağı avuç içinde saklayan minicik bir çocuksun.
-Araftakalanruh
Hikâyenin sonunu başından görmek imkânsızdı. Belki yalan söylüyorum; görmek için oldukça büyük bir çaba sarf ettim. Zira bu kez gerçeklere susamıştı ruhum ve sen, kana kana içirdin bana.
Boğazımdan akan suyun kan olduğunu ve dudaklarımı kesen cam kırıklarının ayak ucuma düştüğünü görünce yalanlara sarılmak istedim. Tuhaf olan şuydu ki her yer çiçeklerle doluydu. Ben mahvolmuştum; yaşayan, ufacık da olsa bir şeyler kalacağını zannederken, parmak uçlarımda canına kıyan damlalar nilüferlerin nefesini çaldı.
-Araftakalanruh
Onun içindeki senden kurtardın onu; ama senin içindeki ondan kurtulamıyorsun.
-Araftakalanruh