Şah İsmail ve Sultan Selim’in Çaldıran Öncesi Diyalogları
Çaldıran Savaşı öncesi Safevi Şahı,Şah İsmail ile Osmanlı Sultanı,Sultan Selim arasında ilginç mektuplaşmalar yaşanmıştır.Bu mektuplaşmalar çoğu hikayeye konu olmuştur.Nükteli sözler ve iğneleyici hediyelerle birbirlerine gönderme yapan iki hükümdarın diyalogları şöyle gerçekleşmiştir:
Birinci mektup, Sultan Selim tarafından gönderildi. Şah İsmail’in casusu Kılıç yakalanmış mektubu da şahına kendisi götürmüştü. Farsça kaleme aldığı bu mektupta;
-“Müslümanlığa aykırı hareket ettiğin, Müslümanlara zulmettiğin için ordumla birlikte hareket ettim. Yaptıklarından dolayı katline fetva verilmiştir. Kılıçtan önce sünnet gereği isterim ki İslam’ı kabul edesin. Atlarımın ayaklarının değdiği yerleri bana veresin. Bunun için atımı atlandım, kılıcımı kuşandım, muharebe için bizzat gelmekteyim.”
Lütfi Paşa’ya göre Şah mektubu alınca Kılıç’ı öldürtmüştür.
Şah İsmail, Sultan Selim’e cevaben Türkçe kaleme aldığı mektupta;
-“Er isen harp meydanına gelesin !” diyerek mektupla birlikte Yavuz Sultan Selim’e bir kadın elbisesi ve yaşmak göndermiştir.
Osmanlı ordusu bu sırada Şah’ın topraklarında Safevi ordusunu aramaktadır. Mektup Yavuz’a ulaşınca elçi öldürülmüş, cevaben;
-“ Bizi er meydanına davet edersin ancak meydanda görünmezsin!”
Şah İsmail, gelen elçiyi öldürtmüş, cevap olarak;
-“Osmanlı hanedanı ile Timur zamanında yaşanan fenalık tekrar yaşansın istemem. Bu nameyi (mektubu) yazan bir padişah olamaz, ancak bir afyonkeş tarafından kaleme alınmış olmalıdır.” diyerek bir miktar altın ile afyon (uyuşturucu) göndermiştir.
Yavuz Sultan Selim bu mektuba cevaben;
-“Davete icabet edip uzun yollar aşarak memleketine girdik, fakat sen hala meydanda görünmezsin. Padişahların ellerindeki memleket onların nikahlısı gibidir. Erkek ve yiğit olanlar kendisinden başkasının ona elini dokundurtmazlar. Halbuki bunca gündür (3 ay) memleketine girip yürüyorum, hala senden bir haber yok. Seni korkutmamak için askerimden kırk bin kişiyi ayırıp Sivas-Kayseri arasına bıraktım. Düşmana iyilik ancak bu kadar olur. Bundan sonra da saklanıp gözükmezsen, erkeklik sana haramdır. Miğfer yerine yaşmak ve zırh yerine çarşaf giyip, serdarlık ve şahlık davasından vazgeçesin!” diyerek mektupla birlikte Şahın dedelerini hatırlatarak tarikat levazımatı post, tesbih, asa, şal gönderdi.















