"acıyı güce dönüştür"
Cosimo Galluzzi

★
Claire Keane
Peter Solarz
art blog(derogatory)
Alisa U Zemlji Chuda
occasionally subtle
Today's Document
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

祝日 / Permanent Vacation
NASA
taylor price

blake kathryn

No title available
RMH

Product Placement
Not today Justin

Kaledo Art
Jules of Nature

Andulka

seen from United States
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States
seen from Japan
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Indonesia

seen from Argentina

seen from United States
seen from Singapore
seen from United States

seen from Australia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Australia
@bengibel
"acıyı güce dönüştür"
"uzayan kısalan saçlardan, sana ait olmayan anlardan, gitmediğin yollardan yorulmadın mı?"
teşekkür ederim, orada bir yerlerde var olduğunu bilmek güzeldi
Bastet, tanrılar tanrısı Ra’nın kızı ve aynı zamanda da bütün bir ülkenin koruyucu tanrıçasıdır. Günün birinde, bu yüce tanrıça babasına öfkelenerek, Mısır’ın güneyindeki Nubai (Nübye) çölünde inzivaya çekilir ve kendini bir aslana dönüştürür. Kimseyle görüşmez, kimseyle yan yana gelmez. Koyu, katmanlı bir tabakayla perdelenen gözlerinin gerisinde çok, çok ağır ve neredeyse elle tutulur bir yalnızlık vardır. Fakat kimseler görmez, bilmez onu. Çünkü bir aslanın öfkesiyle susar tanrıça Bastet. Sesi, adeta uçsuz bucaksız, dipsiz, derin bir iç çığlığa dönüşürken tanrıça, ruhunda açılan yaraların boşluğuyla sadece ama sadece susar. Bir türlü diline ulaşmayan kelimeler, yüreğine doğru uzanan en gizli damarlarının içinde birer birer infilak ederken o, sadece susar. Ne ki, bir sabah vakti, “Yeter!” diye haykırır Bastet. Bir anda, ruhunun ölü soğukluğunu bütünüyle kırmak ve içinde büyüyen o boğum boğum boşlukları yarıp geçmek isteğiyle dolar. Kendini, sessizliğin puslu kasvetinden çekip çıkartmak ister. Doğruca Nil’in efsunlu sularına bırakır bedenini. Günler, geceler boyu durmaksızın yıkanır, yıkanır, yıkanır… Ve en nihayetinde ılık, yumuşak ve sevimli bir kedinin cisminde geri döner evine. Öfke, nefret, kin, hırs, kıskançlık… artık hiçbiri yoktur gönlünde. Çünkü bir kedinin buram buram şefkat kokan tüyleri arasında asla barınamaz böylesi duygular. Tanrıça Bastet, öfkesine teslim olmak yerine yaralarını kendi kendine iyileştirebilmeyi bildiği için bir kediye dönüşmüştü. Kedi olmak, onun için bir ödüldü zira. İçini kasıp kavuran o gececil yorgunluğundan kurtuldu, gerindi, esnedi, yalandı, temizlendi, düşündü ve bütün kediler gibi ait olduğu benliği, ait olduğu özü ve ait olduğu evi gerisingeri buldu. Belki de sırf bu yüzden bir kedi olmuştu, kim bilir.