Yıllar önce sonsuza kadar bıraktığını sandığın o his seni aniden bulabilir.
Dolunay retroyla çakışır, evde hiç pasiflora kalmamıştır, dünya üzerinde seni en iyi anlayan insan o an sana çok uzaktır. Bütün kötü şeyler üst üste gelmiştir yani.
Günün en belirsiz anında, güneş batarken veya saat tüm anlamsızlığıyla gecenin üçüne geliyorken… Hayatınla ilgili radikal bir karar vermek üzereyken, eski bir şarkıyı tekrar dinlemiş gibi gülümserken, bir şiir okuyorken, kitap yazıyorken veya hiçbir şey yapmıyorken…
-gecenin üçü hiçbir şey yapmamak için en iyi vakittir- O his kemiklerini kırarcasına sarabilir.
Saatte 100 kilometre hızla giden bir aracın sana çarpışının 10.saniyesi gibi. Kentin en yüksek binasından kendini aşağı bırakmanın ertesi günü gibi. Bir kedinin kalbini kırmış gibi…
Hayatının “bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dediğin en korkunç anları gibi yani. Sen yine de korkma. Kâbuslardan uyandığında “geçti” demek için burada olacağım.











