Hiç anlamayacak insanlara laf anlatmaya çalışmaktansa susup uzaklaşmak en az yoranı. Bıraktım kendi doğru bildiklerinde boğulsunlar.

Love Begins

izzy's playlists!
Sweet Seals For You, Always

Origami Around
🪼

if i look back, i am lost
Peter Solarz
wallacepolsom

★

祝日 / Permanent Vacation
Stranger Things
Alisa U Zemlji Chuda
I'd rather be in outer space 🛸

shark vs the universe
Misplaced Lens Cap
$LAYYYTER
No title available
we're not kids anymore.
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
taylor price

seen from Türkiye
seen from Lithuania

seen from United States
seen from Ireland

seen from United States
seen from Canada

seen from United States
seen from Canada
seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Romania
seen from Türkiye
seen from United States
@biravekahve
Hiç anlamayacak insanlara laf anlatmaya çalışmaktansa susup uzaklaşmak en az yoranı. Bıraktım kendi doğru bildiklerinde boğulsunlar.
Duvarlar örer insan. Üzerine mutlu bir resim çizer sonra. Herkes resme bakarken kimse bilmez duvarın arkasında neler yaşadığını..
“Ve herkes bir gün gider, İnsan kendine kalır sonunda.”
Oysa ben seni mutlu olacaksan, “git” diyebilecek kadar seviyordum.
Yiten, yitirilen…
Bu hüzün iklimi beni hangi kıtanın dağlarına götürür, hangi suda boğar bilinmez. Güzel bir çağ düşleyip koca bir çığ altında kaldı gençliğim. Yitik gülüşlerimi mi arayacağım şimdi, düşen yaşlarımı mı toplayacağım?
“Öylece anlatmak isterdim içimdekini. Koşulsuz ve tereddütsüz herkese. Ama anlamını yitiren her şey gibi, cümleler de yıpranmış artık. “Keşke”lerime sığınıp, “ama”larımla geçiyor zaman. Geçiyor ve ben öldüremediğim şeylerle yaşamaya koyuluyorum. Belki bir şiir yazabilseydim ya da adım adım takip etseydim düşümü, olağan akışında uygun bir rotada karar kılabilirdim. Yokuşun başında durup yolun sonunu kestiremeyen her yolcu gibi ben de sadece geride bıraktıklarımla ilgilendim. Geride kalanlar, geride yananlar olmadı hiç. Oralarda bir yerde; bir abide, bir heykel gibi dikildiler. Ama bir mezar taşına dönüşmediler. Belki onların şahsiyetleriyle alakalı değildir bu durum. Bu sadece benim katliamlara karşı tavrımla açıklanabilir. Öldüremem ben sevdiklerimi. Onlar beni hiç düşünmeden harcasa bile hem de…”
https://www.korsanedebiyat.com/cozemezsin
Dört buçuktan beş olamayanların yeşerip kuruyan hayallerini, gecenin ilerleyen saatlerine dek çalışı...
“ Dört buçuktan beş olamayanların yeşerip kuruyan hayallerini, gecenin ilerleyen saatlerine dek çalışıp didinenlerin karşılıksız emeklerini ve sessiz yığınların umutsuz bakışlarını gördüm. Aralarındaydım. Ben de onlardandım. Koşullar ne olursa olsun hayata tutunan, tutundukça yaralanan ve gitgide tasalanan o çocuklara, hüzünlü bir bakıştan ötesini sunamamamın bir yutkunuşu bu. Belki de bir ömür taşınacak yükleri ömrümüzün başında yüklendiğimizden midir, yoksa her çağın kendine has bir kuralı olduğundan mıdır bilemiyorum! Ama yorulduk. Yoruldum… Bu yorgunluk, her hücremin köşe başına sindi. Dindirilemeyecek bir acı yayılıyor bedenime. Bu acı gün geçtikçe artıyor. Anlamadığım bir dünyada, anlamadığım bir dil kullanıyor insanlar. Her şeyin o kadar çok ve her şeyin bir o kadar az olduğu başka bir gezen var mıdır, hiç sanmam! Ama çoğu da, azı da mutlu edemiyor artık. Sadece herkes, öyle ya da böyle bir kabuk inşa ediyor. O kabuğa sığmaya, o kabuğa sığınmaya çalışıyor. Oysa bir kaplumbağa, ne kadar da saklansa bir yerlerinden açık verir. Biz de kaplumbağalar misali, bir zırha bürünüyoruz. Ama acı duyuyoruz. Çünkü kabuk sert, kabuk bedenimize hükmediyor ve bir süre sonra o kabuğun şekline bürünüyor bedenlerimiz. Sonra gün yüzüne hasret, korkuyoruz kıvrımlarımızdan. Kamburumuz büyüdükçe, benliğimiz de siliniyor. Herkes gibi, her şey gibi oluyoruz. “
“Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.”
— Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna
“İnsanların birçoğu nezaket kuralı gereği ağzı doluyken konuşmazlar, fakat kafaları boşken konuşmaktan hiç çekinmezler.”
— Orson Welles
“ki beklemek en korkunç halidir yaşamanın.”
…düşüncelerim acıyor anlıyor musun?
oğuz atay
(via gidiyorgibisin)
Lost & Found | Photobook
Bazen başımızdan öyle meseleler geçer de, “imkânı yok, nasıl olur” deriz. Her şeyi kontrol edebildiğimizi zannedip, zaman denen hadiseyi unutuveririz…
Zamanın hükmünü kabul edip, kafamızı yolumuza çevirdiğimizde ise… ‘Asla yapmam’ları yapılmış; ‘asla gitmez’leri gitmiş buluruz.
Yalnızlığın ve hüznün en yakın arkadaşın; o tenha, çıkmaz sokakların rehber olur sana. Belki sen ve ben, yine rastlaşırız; bir akşamüstü, bir şiirde yahut o tenha, çıkmaz sokaklarımızda…
Diliyorum, bir gün, sen ve ben, yine buluşuruz.
Hoşça kal.
*
yenilgilerime, kaybettiklerime, düşüşlerime,
sana ve bana
Birazda karikatür
Uzakta olman bitirmiyor Bende ki yarımı Yanımda kalman doyurmuyor Yokluğun acısını Zamanmış geçermiş laf dinlemiyor Unuturmuş gidermiş Onlar hiç yaşamıyor Sar yaramı sar biraz Yara aldım yokluğunda Özledim özledim inan İlacım olup kalsana Sar yaramı sar biraz Yara aldım yokluğunda Özledim özledim inan İlacım olup kalsana
Gecenin tavsiyesi : Sizi yok etmeye çalışan insanların yanından ayrılın. Derhal. Hanımlar, Beyler… Lütfen, o insanın sizi mahvetmesine izin vermeyin. Ruhlar ayrı ayrı güzeldir, bütünleşirken bir başka ruhun benzeri olmaya çalışmayın. Dünyanın sokaklarında dolaşıyorsunuz, aşk sizi yine bulacaktır.