14 günlük uzun bir koşuşturmacanın ardından (zaten zor geldik, her gün yeni bir aktivite yapalım günümüz boşa gitmesin mentalitesi) Galapagos adalarından Guayaquile geri döndük.
devami icin read more..
Havaalanından çıkıp yürüyerek otogara geçtik; ikisi oldukça yakın birbirlerine, sırt çantalarıyla yürümek de pek zor olmadı, girilmesi yasak bir kapının önüne geldik, anında ingilizceye dönüp “kaybolduk içeri girmemiz lazım” şeklinde bir iki cümle kurunca görevli geçin dedi. Bu tür pozitif ayrımcılık (turistlere ekstra kredi) güzel bir örneği Türkiyede olmakla beraber bir çok orta ve güney Amerika ülkesinde mevcut. Hele bir de ingilizce konuşmaya başladınız mı çoğu kapıdan girer, çoğu sırayı pas geçersiniz. Hindistan’da birbirini yırtarak tren bileti almaya çalışan 20 kişilik kalabalığın arasına dalıp hello dediğimde birden ben öne geçebileyim diye bir koridor oluşmuştu.
Ekvadorda otobüs yolculuğu yaklaşık saat başına 1 dolar tutuyor. Peru’ya geçmeden önceki son durağımız olan Cuenca’ya çok kısa süre içinde kalkan bir otobüs bulup biniyoruz, 0 metreden 4100 metrelere kadar çıkıp geri 3000 metreye inen bir yolculuk ardından serin ve bulutlu Cuencaya varıyoruz. Hava sıcak da değil soğuk da.
Daha önceden uğraşmayalım diye haritada işaretlediğimiz Hostel Alternative’e yerleşip Galapagos adalarındaki pahalı fiyatlardan sonra insaflı fiyatlara sahip lokantalardan birine girip 2.5 dolara çorba + ana yemek + meyve suyu menüsünü alıyoruz.
Bundan sonra kaldığımız 3 gün boyunca bu sakin, güvenli ve güzel Ekvador kentinin koloniyel sokakları arasında cirit atıyoruz. Bir iki alışveriş, kafelerde güzel ekvador kahvesi, şehir pazarında devasa büyüklükte yemekler (bir yemekte hem pilav hem patates hem mısır olur mu ¡) vakit kolayca geçiyor.
2. gün iyi bir arkadaşımın kardeşinin de burada yaşadığını öğrenip onunla temasa geçiyoruz. Sağolsun harika bir şehir turu yaptırıp gece de şehirdeki iyi bir Ortadoğu lokantasına götürüyor bizi, sahibi Türkiye’de de yaşamış İranlı bir adam, türkçe konuşuyoruz. Şehirde parmakla sayılan sayıda Türk var ama birden 4 kişi türkçe muhabbete başlamışken kocası dolayisiyla Türkiye’de yaşamış Amerikan bir kadın da yarım Türkçesiyle muhabbete katılıyor.
Güzel yemekler, bir iki bira ardından hostele geri dönüyoruz. Bir iki gün daha gezme, Onuru ve ailesini evinde ziyaret etme biraz Türkiyeden getirdikleri fındık fıstıkları tüketme aktivitesinden sonra otogardan bizi Peru’ya götürecek otobüsten biletleri alıyoruz.
Ekvador Peru arasında çalışan bol miktarda otobüs firması mevcut, biletler kolay alınıyor. Peru’daki ilk ilginç destinasyon Mancora’dan taa Lima’ya kadar yol üzerindeki her büyük şehirde duruyor. Aceleniz varsa hızlıca inme imkanı var, bizim olmadığından Mancoraya uğrayıp Peruluların Bodrum’unda biraz vakit geçirelim diyoruz.
Gece otobüsü 1 civarı tek bir kontrol noktasında duruyor. Eskiden burası güney amerikanın en güvensiz geçişlerinden biri olarak gösterilirmiş, otobüsler, insanlar, peru sol’u almak için dövizciler, üçkağıtçı dolandırıcı tayfa bolmuş, ancak şimdi yeni bir binada yanyana standlarda yer alan Ekvador çıkış ve Peru giriş memurları herşeyi çok kolaylaştırıyor. Otobüs duruyor, inip binaya giriyorsunuz, Ekvador çıkış damgası, Peru giriş damgası hop otobüse geri dönüş. Her şey 5 dakika sürüyor ama bütün otobüsü bekleyince 30 dakika sınırda mola oluyor. Sabah 4′de Mancora’ya varmis oluyoruz.
Guayaquil'de yalandan geçirdiğimiz bir günden sonra heyecan içinde bizi Galapagos adalarına götürecek uçağımızı beklemek için havaalanına gidiyoruz.
Galapagos adalarıyla ilgili tecrübelerimizden herkes yararlansın diye biraz daha ayrıntı yazıp, ah ne kadar da harika geçti, çok da iyi güzel geçti şeklindeki kısımları sona "biz nasıl yaptık" kısmına yazdım.
devami icin read more..
Galapagos adaları dünyanın en etkileyici vahşi yaşam alanlarından biri, ancak burayı diğerlerinden ayıran iki önemli özellik var,
Birincisi malumunuz teorileriyle dünya tarihine şekil vermiş ve bir çok insanın hayata, canlılara ve dünyaya bakış açısını değiştirmiş Charles Darwin'in evrim teorisini burada geliştirmiş olması. Özellikle Darwin ispinozları denilen kuş türü Darwin'e evrim teorisi konusunda ilham vermiş. Bu kuşların 10 cm yakınına kadar gelmeniz mümkün..
İkincisi ise korkusuz vahşi yaşam. Gerçekten bu tür bir vahşi yaşam dünyanın başka neresinde var bilmiyorum. Evrimleşme şekilleri itibariyle insansız yaşama alışmış sayısız kuş, deniz aslanı, iguana ve yüzlerce çeşit hayvan sizden korkmuyor. Çünkü besin zincirinde bu hayvanları yiyen bir üstteki gruba ait diğer hayvanlar (predatörler) bu adada bulunmuyor. Dünyanın diğer kesimlerinde kuşlar nesillerce avlanma tehlikesi altında olduğu için kaçma dürtüsüyle en küçük harekette uçarken bu adada bir çok kuşun yanına o kadar yaklaşabiliyorsunuz ki bazı fotoğrafları çekerken herhalde lensim gagasına çarpacak şimdi diye düşündüm. Özellikle soğukkanlı hayvanları, iguanaları vb alsanız kucağınızda bebek gibi sallayabileceksiniz..
Ancak her güzel şeyde olduğu gibi Ekvador'un sürdürülebilir turizm anlayışına (fakir turist gelmesin, gelen de para harcasın, tur alsın) adaların uzaklığı eklenince bu harika adalara güzel bir ziyaret binlerce doları buluyor.
Özellikle Galapagos adalarına gelmeden yaptığımız araştırmalarda ortalama 4 günlük turlar 1600 USD, 1 haftalık turlar ise 3000 USD cıvarındaydı. Biz kruz satın alıp gemide pahalı konaklamak yerine sırtçantalı olarak günlük turlar almayı ve mutfağı olan hostellerde kalmayı tercih ettik. Turistik lokantalar yerine lokal restoranlarda günün menüsü gibi yemek opsiyonlarini kullandik. Tasarruf ettiğimiz parayı da SCUBA dalışında çekiçbaş köpekbaliklarini görmek için harcadık. Hala da çok daha ucuza geldi. Şimdi ayrıntılarıyla neler yaptık, ne kadar harcadık ona bakalım.
Aslında Köpekbaliği görmek için dalmaya bile gerek yok, sahilden..
Benim favori Galapagos haritalarımdan biri asagida, (sağ tık kaydet ile çok daha büyük şekilde ayrıntılı görebilirsiniz) Bu noktada zaten hangi adada hangi hayvanlar var, ve siz hangisini en çok görmek istiyorsunuz ona göre plan yapabilirsiniz.
Bizim için köpekbaliklari, iguanalar , deniz aslanları, mavi ayaklı boobiler, dev kaplumbağalar ve penguenler en ilgi çekiciydi, (herhalde herkes icin de) bu yüzden biraz da onları görmek için plan yaptık.
Galapagos adaları 3 popüler büyük adadan (San Cristobal, Santa Cruz, Isabella) ve 20′ye yakın küçük ya da ulaşması daha zor adadan oluşuyor.
Bu adalar arasından sırt çantalı bir şekilde kolayca gidebileceğiniz
San Cristobal : havaalanına sahip, deniz aslani cenneti
Santa Cruz : Adaların başkenti ve en kalabalık / turistik ada , kruz gezileri buradan ayarlanıyor, seyahat acentaları ile dolup taşmış durumda, diğer havaalanı burada.
Isabella : Kolayca ulaşılabilen en otantik adalardan, büyük adaların en az gelişmişi, kruz gemileri de az vakit harcadığı için göreceli olarak daha sakin bir ada. Bizim favori adamiz.
HAVAYOLU ILE ULASIM
Galapagos adalarına ulaşım için benim anladığım en ucuz yöntem Madrid aktarmalı Quito ya da Guayaquil uçuşu. Ekvador'da yaşayan Türk bir arkadaşımız da bize Türkiye'ye gidip gelmek için en sık İspanya aktarmalı uçuşları tercih ettiğinden bahsetmişti. Biz Türkiye'den gelmediğimizden otobüsle Guayaquil'e geldik ancak eğer Türkiye'den geliyorsanız
istanbul - Madrid : Pegasus,THY
Madrid - Quito (Ekvador): İberia vb havayolu
Quito ya da Guayaquil - Galapagos adaları uçuş : LAN,TAME ya da Aerogal.
ISIC kartınız varsa Aerogal ve TAME'den %20 civarı gibi bir indirim var ki 400 kusur dolar biletleri düşününce açıköğretime kayıt yaptırası geliyor insanın.
Şimdi gelelim işin püf noktasına, Galapagos biletleri için 3 farklı bilet tipi var.
Galapagos adasında yaşayan insanlar için süper indirimli bilet (80 USD cıvarı) Galapagos residans kartı gerekiyor, sadece ofislerden kişisel olarak satın alınıyor.
Ekvador vatandaşları için indirimli bilet (150 - 300 USD)
Turistler için normal bilet (düşük sezon 380 USDden yüksek sezon 500 USD)
Biz bileti ofisten satın aldık, biletlerin üzerinde Ekvadorlu vb şeklinde bir tanım bulunmuyor, ancak kayak.com'dan, expedia.com'dan ya da google iata flight arama motorundan satış ofisini quito seçtiğinizde size ekvadorlular için fiyatları gösteriyor.
Biz yapmadık ancak yapan (kimi yanlışlıkla) bir iki kişi duyduk. Eğer Ekvador bileti alırsanız ve havaalanında size bunu gösterirlerse 150 dolar ceza ödüyorsunuz. Açıkçası 150 dolara bilet alıp 150 dolar ceza ödemeyi 380 dolara turist bileti ödemeye tercih edebilirsiniz, bir diğer nokta da Ekvador'daki havayollarının durumlarını görseniz böyle kontrollerin pek olmadığını farketmek zor olmayacaktır. Böyle bir alternatifle bilet fiyatını yaklaşık 200 dolar ucuza getirebilirsiniz, ya da turist olarak efendi gibi 400 dolara biletinizi alabilirsiniz.Her şekilde bunu bir tavsiye değil bilgi notu olarak yazdım, sorumlu değilim : )
Adalar arası hızlı botlarla ulaşım 25 - 30 USD ve 2 saat sürüyor. Santa Cruz'a gidiş dönüş uçuş almak yerine aynı fiyata San Cristobal'e gidiş ve Santa Cruz'dan dönüş alırsanız 30 dolar botla geri dönüş fiyatından da kurtulabilirsiniz. Ne olursa olsun en iyi fikir uçak biletini önceden almak. En az 1 - 2 ay.
ADALAR ARASI ULASIM
Adalar arası bir gece önceden (yüksek sezonda değilseniz) alabileceğiniz hızlı motorbotlarla ulaşım sağlanılıyor. Fiyatları 25 - 30 dolar (25 dolar bilet + 5 dolar acente sanırım), bazı gidiş dönüş biletleri 25 x 2 dolar. Bu arada eğer acentadan değil de direk bot şirketinden alırsanız 25 dolara satın alabilirsiniz, ancak hangisi gerçek bot şirketi bulabilirseniz gerçekten bravo.
GIRIS IZINLERI ve MASRAFLAR
Adaya girisi sinirlamak icin 2 turlu masraf var, birincisi havaalaninda odediginiz kayit parasi (kaydi bileti aldiktan sonra internetten yapiyorsunuz)
http://gobiernogalapagos.gob.ec/cgggob/info/
Havaalanında kayıt yaptırırken 10 dolar ücret alıyorlar.
İkincisi benim ayak bastı parası olarak tanımladığım vize türünden giriş belgesi. Bu belge havaalanında alınıyor ve fiyatı 100 USD- Çok önemli olarak kaybedilmemesi gerekiyor çıkışta kullanılıyor ve kaybederseniz 10 dolar ekstra çıkartma ücreti (kaybettiğimizi sanıp az kalsın ödemek zorunda kalıyorduk)
Hostel Balkonundan - Hostel Albatros
KALINACAK YERLER
Adalarda konaklama açıkçası düşündüğünüzden çok çok daha ucuz. Her adada 2 kişilik bir odayı 25 - 30 dolar arasına bulabiliyorsunuz. Odaların temizliği ve hostellerin kalitesi gayet iyiydi. Özellikle Santa Cruz adasında mutfaklı hostellerde kalıp balıkçılardan balık ve karides satın alıp çok güzel yemekler yaptık.
Adalarda kaldığımız yerlerin listesi ve fiyatları.
san cristobal
hostel albatros 25 USD
hostel san francisco (bir kapi yani ayni fiyat daha iyi)
Santa Cruz
hostel espana 30 USD
Banyo Klima vb dahil, hostel degil otel.
hostel brattle 30 USD
Cok iyi bir mutfagi var yemek pisirmek icin ideal.
Galapagos adası hiç de ucuz bir yer değil, özellikle yemek konusunda. Ancak burada yaşayan yerli Ekvadorlular de var ve ilk bir iki gün bu kadar insan nerede yiyor acaba diye şüpheci yaklaşmanız gerekiyor. Çünkü adanın yerlileri sizin hostelin önündeki o güzel lokantada 20 dolara yemek yemiyor.
Adada özellikle arka sokaklarda (San Cristobal) teyzelerin işlettiği restoranlar mevcut, turist işareti ya da ingilizce yazı bulunmayan bu lokantaları hostelinizden öğrenmeniz gerekecek. San Cristobal adasında menü del dia (günün menüsü) 1 içecek 1 ana yemek ve yanında salata patates ya da pilavla geliyor . Fiyatı kişi başı 3.5 dolardan başlıyordu. Santa Cruz'da kioskos denilen bölgede 5 dolardan başlayan izgaralar ve kendinizi ödüllendirmek istediğinizde 10 - 15 dolara kocaman balıklar yapılıyor. (15 dolara 1 balık 2 kişiye yetiyor yanında patates pilavla geliyor) bir de içecek aldığınızda 2 kişilik az turistik bu akşam yemeğini 18 dolara çıkarmış oluyorsunuz.
Isabella adası da benzer ama merkezin dışına doğru yürüyüp ara caddelerdeki lokantaları bulmanız gerekli.Her şekilde etraf lokal restoranlarla dolu.
Öğle yemekleri ve kahvaltı için çok güzel yumurtalar , sebze, meyve suları, peynir bulabileceğiniz yerel pazarlar var, ancak bunlar turist merkezlerinin 20 dakika yürüyüş mesafesinde genellikle. Biz panaderialardan (ekmekçiler) sabah kahvaltılık krosan ekmek vb şeyler alıp kahvaltıları kolaya getirdik, mutfak varsa zaten bol yumurtalı güzel bir kahvaltı hazırlayabiliyorsunuz.
AKTIVITELER
Masrafları azaltma konusunda en zor kısım burası, zira hız motoruyla uzaklara yapılan turları kendiniz yapmanız genelde pek mümkün değil, örneğin ısabella adasında köpekbaliklariyla şnorkel yaptığınız tur 60 USD ancak tur 2 saat motorla başka bir lokasyona giderek başlıyor. Bu durumda ya alacaksınız ya da yapmayacaksınız. Biz sadece bu turu satın aldık, hakkını da verdi (eğer dalmıyorsanız) ( ısabella adası los tuneles turu)
Tuneles turundan..
Dalış aktivitesi de benzer, günlük dalış aktiviteleri 2 dalış ve öğle yemeği dahil 150 dolar tutuyor. Ancak dalışlarda size deniz aslanları eşlik ediyor ve normalde 1 tanesini görmek için takla atacağınız çekiçbaş köpekbaliklarindan 20 tanesini bir arada görüyorsunuz. Paha biçilmez bir deneyim gerçekten.
Diğer aktivitelerin bir çoğunu kendiniz de yapabilirsiniz. Ancak özellikle hostellerde sorduğunuzda size taksi çağırmak isteyecekler, oraya gitmenin çok zor / imkansız olduğundan bahsedecekler inanmayın.
Bedava / çok ucuza yapılabilecek aktiviteler :
Santa Cruz adasi -
Darwin araştırma merkezi ziyareti (bol iguanalı kaplumbağalı)
Turtle Bay - Beyaz kumsal ve etraf taşların üzerinde güneşlenen iguanalar dolu
Santa Cruz balık tezgahları - aceleyle balık satan balıkçıları ve arkalarında dilenen peliklanları görmek / fotoğraflamak için harika bir yer. Yan tarafta açıkta sizin için pişiriyorlar, ya da gayet ucuza satın alıp hostelde pişirebilirsiniz.
El Chato Kablumbağa merkezi . Devasa kaplumbağalar - Şehrin içinden yukarı doğru çıkan yolda beyaz mınıbüslerle 3 dolara gidiyorsunuz. Minibüslerden inip 40 dakika yemyeşil bir yoldan kaplumbağaların arasından harika bir yürüyüş ardından ulaşılıyor.
Puerto Ayora - Şehir merkezi dünyanın geri kalanına 1200 km uzaklıkta bir ada için çok iyi dondurma yapan Galapagos Deli'den dondurma alıp sahilde deniz aslanlarını ya da turuncu yengeçlerini izlemek bedava (+ dondurma parası)
Lava Tubes - Şehre 7 km civarında lavaların oluşturduğu kanallar, biz daha çok vahşi yaşam görmek istediğimizden yapmadık ancak turşuz belki de bisikletle rahatlıkla gidilebiliyormuş .
Las Grietas - 1 dolara bota binip karşıdan yürümeye başladığınızda 20 dakikada vardığınız harika bir tatlı su gölü, giriş parası yok.
San Cristobal
Centro de interpretacion - Adayla ilgili ayrıntılı bilgi alabileceğiniz araştırma eğitim merkezi
Yürüyüş yolları - Interpretacion merkezinin arkasından geçen yürüyüş yollarından Darwin heykelinin olduğu yere, birçok manzaralı tepeye ulaşmak mümkün
La Loberia : Yürüyerek gidilebilen deniz aslanı kuş ne tür canlı varsa hepsinin takıldığı bir kumsal.
Şnorkel kiralayıp kendi başınıza takılabileceğiniz kumsallardan 3 tane var, bulması çok kolay.
Isabella
Puerto Villamil ısabellanın ana köyü, ilerde çok popüler olacak bu mekanda halen toprak yollardan heryere gitmek mümkün. Hala otantik az gelişmiş bir Ekvador adası görüntüsü ve uyduruk evlerle dolu.
Laganas Salinas ve filamıngolar - şehrin dışına doğru devam ettiğinizde kolayca görebileceğiniz laguna ve şanslıysanız görebileceğiniz flamingolar.
Kumsallar - kilometrelerce kumsallar, sırf buralarda şnorkel yaparak 1 ay geçirebilirsiniz herhalde.
Kahvalti sonrasi penguenlerle yuzme seansi
Paralı volkan vb turlar ama biz yeterince volkan gördüğümüzden yapmamaya karar verdik .
BIZ NASIL YAPTIK ??
Uçak biletini Quito'daki LAN ofisinden aldık, hayatımda neredeyse ilk defa bir havayolu ofisine gidip konuşarak uçak bileti almış oldum. : ) Guayaquil - San Cristobal gidiş ve Santa Cruz - Guayaquil dönüş aldık. Bir şekilde turist biletleri bir kereliğine tarih değişikliğine açık oluyor. Zaten 10 günlük bilet bir hafta sonra gelinen gaz sonrası Galapagos'dan 14 güne uzatıldı, çok da güzel oldu.
Yaklaşık 2 saatlik rahat bir uçuşun ardından San Cristobal adasına ulaştık. İndiğimizde pasaportları hazırladık 100 USD giriş ücretini verdik kağıdını cebimize koyduk, bu anda ne kalacak yer var ne kesin bir plan, ama keyfimiz son derece yerindeydi. Beyaz pikap şeklindeki taksilerden birine binip şehir merkezine gittik. Hostel Albatros'da rahatça bir yer bulduk (aslında yandaki otel daha iyiymiş onu farkettik, aynı fiyat daha yeni odalar)
Eşyaları bırakıp deniz manzaralı ortak balkona çıktığımızda kulağımıza kuş ve deniz aslanı sesleri geldi, bu garip sesler ertesi 3 gün boyunca bizi sabah uyandıracaktı aynı zamanda. Deniz aslanı sesiyle de uyanmış oldum ya artık gözüm açık gitmem.
Dışarı çıkıp etrafı keşfedelim dedik, kısa sürede arka caddedeki pastaneler ve ucuz lokantalar gözümüze çarptı, iskele civarına yürüdük, yolu tamamen iguanalar kapamış, korktuk devam edemedik tisliyorlardı.
Bir ara denize baktım 2 tane devasa vatoz gördüm, dalarken bunları göremiyoruz şimdi sokaktan görebiliyoruz diye düşündüm kendi kendime . Bunları derken yürüyüş platformunda kırık tahtaya ayağım takıldı, küçük bir kaza yaşadım, az kalsın galapagos macerası kısa sürecekti. Çok ağrılı bir iki saatin arkasından pek bir problem olmadığına karar verip güne devam edelim dedik.
Hazırlanıp kısa bir yürüyüş mesafesindeki plaja gittik, deniz aslanlarının fotoğrafını çekmeler, kuşların arkasından koşturmalar gibi anlamsız aktivitelerin arkasından yorgun düştük.
isabela
4 gün San Cristobal - 5 gün Santa Cruz - 5 gün ısabella şeklinde planladığımızdan 4 gün boyunca iyi bir araştırmayla çıkardığımız aktivitelerden yaptık, San Cristobal'de günler
Sabah kalkış ve pastaneden alınan pasta börekle kahvaltı
Sabahtan kumsal ve deniz gezmesi yolda rastlanan çiçek böcek iguana
Ucuz bir yerde öğle yemeği
Öğleden sonra fotoğraf çekme ve adanın öbür tarafına yürüyüş
Akşam yemeği ve balkonda denizi izleyip uyuyakalmak
şeklinde geçti.
Son gün çıkmadan önce acentadan Santa Cruz bot bileti satın aldık, ertesi gün öğleden sonra botla 2 saatte Santa Cruz'a vardık.
Santa Cruz'da bizimle birlikte inen bir çok kişiyle aynı anda hostel aramaya başladık, bu arada iyi bir fikir sabah botuna binmek, çünkü öğleden sonra 4'de vardığınızda sabah gelenler zaten doldurmuş oluyor birçok hosteli.
Hostellerin bir çoğu basketbol sahasının olduğu caddenin arkasındaki caddede, başta hostel bulamadık o nedenle biraz daha fazla para ödeyip Hotel espanol'de bir oda ayarladık; gerçekten de çok temiz klimalı televizyonlu ve kendi banyosu olan bir oda için galapagos adasında 30 USD çok değil .
Organik kumsal, taşlardan değil deniz canlısı kalıntılarından oluşuyor kumlar..
Santa Cruz'da yapılacak bol aktivite var, yine bir güne bir aktivite yapıp çok da vakit kaybetmeden Isabella'ya devam edelim dedik. Isabella uzak ara en otantik ve en az gelişmiş ada. Bu arada hostelde otururken insanlar 3 günlük geziyi çok ucuza kapattık sadece kişi başı 900 dolar diye mutlu mesut gezerken acaba turlar çok mu farklı diye konuşmaya başladık, sonrasında tanıştığımız birkaç insanla konuşmamızda da benzer muhabbet geçti, gemilerde yatmayı tercih etmediğiniz için pek birşey kaçırmıyorsunuz ancak uzaktaki adaları ziyaret eden kruzlar doğal olarak sizden çok şey görmüş oluyor. Tabii bir gemi dolusu insanla aynı anda kumsala inip çıkmak da biraz sınır bozucu olabilir. En özgürü sırt çantalı yapmak .
Santa Cruz'un en güzel kısımlarından bir tanesi gece yemeklerin olduğu kioskos bölgesi, sokağa masa atılarak yapılan bu restoranlar biraz Türk iş lokantalara benziyor. Ne verelim abicim şeklinde başlayan ve büyükçe bir balığın fiyatının bir aşağı bir yukarı gittiği pazarlıklar sonunda 2 kişilik yemeğimiz 11 - 15 dolar arası fiyatlara çıktı (içecek hariç). Bazen de sokaktan yedik, ya da yukardaki mahalle pazarından sebze alıp kendi yemeğimizi kendimiz yaptık.
Santa Cruz'da tüm günlerimizi tüketmeden Isabella'ya gitmeye karar verdik, Amaç herkesin en güzel dediği ısabella adasında daha çok gün geçirmek. Burada efsanevi bir şekilde couchsurfing bulduk. ne kadar şanslı olduğumuz şöyle açıklayayım normalde ortalama bir şehirde 500 host (evsahibi) varsa 20 kişiye mesaj gönderirsiniz 5'i cevap verir 3'u belki der 1 ya da 2'sı tamam der. Galapagos'da 7 tane host vardı 4'u 1 sene önce girmişler siteye en son. Geri kalan 3 kişiye mesaj gönderdik, kimse cevap vermedi, biri gelin istediğiniz kadar kalın dedi.
Bu küçük beldeye sağlık müfettişi olarak tayin olan (talih kuşu konan) arkadaşımız ofisinin camindan herkesin binlerce dolar ödeyip görmek için geldiği kuşları gören, iş çıkışı şnorkel yapıp yengeçlerle penguenlerle takılan bir insan idi. Hayat tarzına imrenmemek mümkün değil.
Beraber gezdiğimiz 3 gün boyunca bizi turistlerin olmadığı ama başka her türden hayvanın olduğu koylara götürdü, vahşi yaşamın ortasında koskoca kumsalda tek başınıza olmak, ya da okyanusta şnorkel yapmak biraz korkutucu oluyor, her yer köpekbaliği, vatoz, yengeç, mazallah yeri gelir penguen bile ısırır. : P
Geçirdiğimiz 4 gün boyunca en sevdiğimiz ada İsabella oldu, sabah erkenden kumsala gidip penguenlerin yanında yüzmek (çok kolay korkup kaçıyorlar), rıhtımda deniz aslanlarının önünüze gelip birden yok olması, albatroslar, denize aynı anda dalıp avlanmaya çalışan yüzlerce balık, denizin içinde her seferinde 3'erli 5'erli görünen vatozlar. Herşey bir rüyanın parçası gibiydi.
Her güzel şey gibi 14 günün sonunda bu tecrübemiz de bitti, Uçmadan 2 gece önce Santa Cruz'a geri dönüp 1 günü kopekbaligi dalışi yaparak geçirdik. Son gün adanın kuzeyindeki Baltra Havaalanına gidip arkamızda onca hayvanı bırakarak ayrıldık.
Bir daha gidilse gidilir, ancak bu tür yerlerde para hesabı yapmak insanı yoruyor. O kaç para şu ne kadar, bunun ucuzu var mı, şöyle yapsak daha mı ucuza gelir diye düşünmenin de bir maliyeti var, o nedenle bir daha gidebilirsek daha rahat bir bütçeyle gitmeyi düşünüyoruz. O da kim bilir ne zaman...
Ekvador'da ulaşım ucuz, güney Amerika'daki en ucuz ulaşım burada olabilir. Amazon tarafında zengin petrol yatakları nedeniyle bol ve ucuz petrol var. Ulaşımın (otobus) saati 0.75 cent/ 1 dolar civarında. Her terminalde otobüslerin kalktığı platforma geçmeden önce de terminal kullanım vergisi için pul almak zorundasınız , o da 50 cent.
devami icin read more
Quito'dan güneye Banos'a inmek için Güney Terminaline gitmeye çalışıyoruz, pek yakın değil, mecburen taksiyle gidiyoruz. Burada da kuzeye giden otobüsler için kuzey Terminalı, güneye giden araçlar için güney terminalı var, Otavalo'dan gelirken kuzey terminaline geldik, şimdiye güneyden çıkıyoruz.
3 buçuk saatlik bir yolculuk ardından dağlardan kıvrıla kıvrıla inerek daha önce ayarladığımız hostele yerleşiyoruz. Hostel chimanea, hostel ama havuzu sauna'sı falan var. (Havuzu kullanmadık, saunasi da çalışmıyordu). 20 USD.
Terastan..
Banos (Banos ispanyolca duş/ termal su kaynağı anlamına geliyor) sıcak suları, kükürtlü havuzları ve doğal güzelliği ile ünlü. Bu şehrin 3 saat batısında Amazonlar başladığı için vaktiniz yoksa ve bir nebze Amazonlar nasıl oluyormuş bir iki gün takılalım diyorsanız çok doğru bir seçim. Amazonlara 2 - 3 gunluk turlar mevcut.
Köşe başlarında ucuz yemekler, merkezi pazar yerlerinde ucuz yemekler, 2 farklı termal şu kaynağı ve kaynar suda kendinizi pişirebileceğiniz mekanlar mevcut. Yani kalsanız 1 ay kalırsınız, huzurlu sakin dağların arasında küçük bir belde.
Gökyüzüne salıncak ismini verdiğimiz, şehri çevreleyen dağların tepesine uçurumun kenarına salıncak kurmuş bir amcanın özel arazisindaki ağaç evine çıkabilir, korkutucu bu salıncakta sallanabilirsiniz. onun dışında, zipline, bungee jumping, her türlü macera sporu ile ilgili turlar bolca bulunuyor. Diğer Latin amerika ülkelerine göre fiyatları ucuz olsa da biz enerjimizi Galapagos adalarına saklayalım diye çok aktivite yapmadık. Yine de cok eglenceli ve rahat gecti buradaki gunler..
3 Günün ardından Ekvador'un endüstri merkezi Guayaquil'e yollandık. Ertesi gün uçağı olduğu için ve Guayaquil ilgimizi çekmediği için akşam 10 gibi vardık, taksiyle hostele gittik, sabah taksiyle havaalanına geldik.
Bu arada Guayaquil otobüs terminali bizim Atatürk Havalimanı gibi bir yer, tam bir alışveriş merkezi. içinde sınırsız internet var, burada uzun konaklamayı düşünüyorsanız çekinmeyin gayet rahat bir ortam. Hatta Havalimanında beklemektense burada beklemek daha bile mantıklı olabilir.
Sıradaki destinasyon çok uzun süredir beklediğimiz, gezinin süperstar noktalarından birisi : Galapagos adaları !
Otavalo'da geçirdiğimiz 4 günden sonra cumartesi marketinin bitmesini beklemeden öğleden sonra 2 gibi şehirden ayrılıyoruz, hedefimiz Güney Amerika'da çok da bir unu olmayan sevimsiz başkent Quito.
devami icin read more..
Quito ile ilgili duyduklarımız kulağa hoş gelen şeyler değil, şehrin bir çok bölgesinde gece yürümek tehlikeli, burada kalmak için 2 seçenek var, ya tarihi bölgenin olduğu "Old Town”, ya da daha yeni binaların bulunduğu ve birçok bar kulüp vb’nin yer aldığı "New Town” bölgesi. (Mariscal caddesi ve cevresine yeni sehir deniyor). Koloniyel mimariye sahip göreceğimiz 15. şehir olduğu için biraz daha turistik bölgede kalalım diye düşünüp Vibes hosteline yerleşiyoruz, bu da neredeyse tarihi sayılabilecek yüksek tavanlı bir bina. Aslında çok otantik ama binanın içinde yürürken yerler gıcırdıyor. Belki biraz fazla eski idi, bir hostel için.11 USD kisi basi. Ancak Foch plazaya yakin olmasi iyi, cok iyi aydinlatilmis ve kalabalik sokaklar vardi.
Eğer Quito için çok vakit ayırmadıysanız şehirde görülmesi gereken 2 önemli şey var, birincisi şimdiye kadar gördüğümüz en iyi korunmuş koloniyel mimariye sahip eski şehir merkezi, diğeri de dünyanın ortası ekvator çizgisi (mitad del mundo) .
Bunlara ek yapacak başka bir şey arıyorsanız ve uzun zamandır seyahat ediyorsanız stadyumun karşısında çok yeni ve güzel bir alışveriş merkezi var. Aslında alacak hiçbirşeyimiz olmamasına rağmen, yemek bölümleri için güney amerika AVMlerini seviyorum, Türkiye'de nasıl dönerci, köfteci vb lokal yemekler varsa burada da ülkeye ait güzel lezzetleri bir arada bulabiliyorsunuz.
1. Quito eski şehir merkezi
Eski şehir merkezine xyz bölgesinden metrobüs kalkıyor. Evet tam bizim metrobüslerden, hatta sıkışıklığı bile benzer seviyede. Kısa bir yürüyüşün ardından benim dünyada gördüğüm en güzel kiliseye (tripadvisor'da da 1 numara ) (iglesia de la compania de Jesus) girip tamamen altın kaplama duvarları hayranlıkla seyrediyorsunuz. İnanılmaz bir restorasyon çabası gerektiren bu kiliseye giriş 4 USD cıvarı ama her kuruşuna değer.
iglesia de la compania de jesus - ici
Bu çevrede diğer görülecek yerler :
- Basilica
- Quito Free Walking tour (biz yapmadık ama güzelmiş)
- San Francisco Kilisesi ve karşısındaki plaza.
- Palacio de Gobierno (gününde gelirseniz protestolarla şenlenebilirsinz)
- Plaza de la Independencia.
Mitad del mundo - kuleden
2. Dünyanın ortası - Mitad del mundo
Ekvator çizgisinin işaretlendiği, üzerinde kocaman bir anıt , bir müze, gözlemevi, pasaportunuza dünyanın ortasına gelmiştir damgası bastırabileceğiniz merkezin olduğu büyük turistik komplekse Mitad del Mundo deniyor, Quito'dan buraya gelmek bir miktar zahmetli , eğer 3 veya daha fazla kişi iseniz 10 dolara taksiyle 40 dakikada gelebilirsiniz, biraz daha fazla paraya hostellerden turlarını alabilirsiniz ya da Quito metrobüslerinden 2 aktarmayla 2 saatte yavaş yavaş da gelinebilir. Toplam 1 dolar tutuyor kisi basi.
Biletler çeşit çeşit: sırf giriş , giriş + müze , giriş + müze + gözlemevi şeklinde. Tavsiyem sadece giriş ve belki de müze bileti almanız çünkü her ne kadar dünyanın merkezi dense de, zamanında Fransız kaşifler kağıt kalem yordamıyla bulmuş, sonra anıttır vs çok yatırım yapılmış. Gelin görün ki yeni çıkan GPS Teknolojisi ile bu devasa turistik merkezin varoluş amacını etkileyecek bir ayrıntı keşfedilmiş. bu site asıl Ekvator çizgisinin 250 metre guney batısına düşüyor.
intinan gunes muzesi
Bu nedenle bu müzenin turistik aktivitelerinden sonra asıl ekvator çizgisinin geçtiği müzeye gitmeniz gerekiyor. The İntiñan Solar Museum adı verilen bu müzeye giriş 4$ . Ama en azından gerçek ekvator çizgisinin üzerinde olduğunuzu biliyorsunuz (cep telefonundaki GPS noktası da burayı daha doğru gösteriyor zaten). Burada güneş saati ile ilgili bilgiler alip garip deneyler yapıyorsunuz. Bu deneylerin hepsi düzmece.
Ekvator cizgisi ve arkada Baris Manco deneyi..
Şimdi size kötü bir haberim var, konu Barış Manço deneyi ile ilgili. Gerçek Ekvator çizgisinde sifon deneyi yapılan programdan da hatırlayabileceğiniz üzere ekvatorun kuzeyinde saat yönünde, güneyinde saat yönüne ters yönde dönen su deneyini burada yaptık, ama herşey göz yanılmasından ibaret. Coriolis etkisi denen kuvvet aslında o kadar düşük ki deneyi yapan kişi suyu ne yöne boşaltırsa o türlü dönüyor. Kabı biraz kuzeye ya da biraz güneye koyunca suyun boşalma yönünün değişmesi bu ortamda pek mümkün değil, çünkü dünyanın dönüş hızının kaptaki suya etkisi minimum ve gözlemlenebilir derecede değil.
Her nasılsa bununla beraber gerçekliği tartışmalı bir çok deney yaptırıyorlar, insanların ekvatorda düz çizgide yürüyemediği,ağırlıklarındaki değişim, denge vb vb. Tabii sonuçta varsayımsal bir çizgi üzerine gelmiş insanları en azından 40 dakika eğlendirmek için bir şey bulmaları gerekmiş, onlar da olayı böyle çözmüşler. Yoksa bulunduğunuz yerle ilgili herhangi bir -gozlemlenebilir- fenomen yok.
Gunun diger aktivitesi AVM idi. Bu arada sadece yemek yemeye gitmiyoruz AVM'ye, buradaki devasa LAN ofisinden uzun suredir nasil gide(bili)riz diye dusundugumuz Galapagos biletlerini satın alıyoruz. Gidiş dönüş 420 USD. Çok erken alınırsa 360 USD'den başlıyor, bununla ilgili ayrıntıyı da yazacağım Galapagos yazısında.
5 gün sonraya Galapagos uçağı olduğu için hızlıca Baños'a sıcak sulara gitmeyi planlıyoruz. Daha sonra Guayaquil üzerinden hedef Galapagos adaları.
Pasto'daki festivalin bitişiyle beraber, hayatımızın sonuna kadar yetecek köpük savaşı, boya savaşı ve un savaşı gibi aktivitelere nokta koyup en kısa yoldan Ekvador'a geçme planları yaptık.
Yalnız Ekvador Kolombiya sınırına çok yakın bir noktada ipiales'den kısa bir taksi yolculugu ile ulaşılabilen Santuario de Las Lajas kilisesi o kadar ünlü ki, sınırdan geçmeden önce kesinlikle yapılması gerekiyor. Gotik tarzda 1900lu yılların başında inşa edilen bu kilise Yüzüklerin Efendisi filminden fırlamış gibi.
devami icin read more.
İpiales'de eşyaları terminale bırakıp taksiyle ulaşmak, gezmek ve geri gelmek yaklaşık 2 saat sürüyor. Terminalin diğer tarafından collectivolara (minivanlar) binip sınıra gidiyoruz. Sınırda önümüzde bekleyen 200 kişi var, aslında Kolombiya'dan Ekvador'a kimsenin geçmiyor olması gerekiyor ama çıkış ve giriş sıralarını birleştirmişler, tatil sonrası ülkelerine dönen Kolombiyalılarla 1 saat sıra bekliyoruz. Çıkış damgalarından sonra Ekvador'a giriş 4 dakikamızı alıyor. Buradan gitmek istediğimiz Otavalo güya 3 saat uzaklıkta ama direk otobüs yok, herkes de Quito'ya gitme derdinde zaten, biraz arama sorma sonunda şehrin içinden geçen bir otobüse atlıyoruz. Kolombiya'dan sonra yollar geniş geniş ve ücretsiz, otobüsler de ucuz geliyor.
Otobüste tanıştığımız bir adam da Pasto'daki festivalde müzisyen olarak grubunu götürmüş, Otavalo'ya geri döneceğini öğrenince tamam diyoruz biz seni takip edeceğiz, biz gitmeden önce eşini arıyor, bizi otobüsün durduğu yerde karşılıyor, şehre kısa bir taksi sonrası beraber akşam yemeği yiyoruz ve kalacağımız 2 - 3 günde bir kere daha görüşmek üzere sözleşiyoruz.
Otavalo genelde Quito'ya gelenlerin günlük gelip gittiği küçük bir koloniyel belde, 80 - 90 bin kişi yaşıyor, ve güney amerika'nın en iyi yöresel pazarına sahip olduğu iddia ediliyor, herkes de bu nedenle cumartesi sabahları şehre akın ediyor, cumartesi akşamüstü geri dönüyor.
Hediyelikler..
Antikalar..
Kiyafetler..
Bizim için günlerden perşembe, cumartesiye kadar kalacağımız kesinleştiğinden neler yapılabilir onlara bakıyoruz, bulduklarımız gayet ilgi cekici.
- Cumartesi turistle dolup taşan yerel pazar dışında günlük daha küçük marketler kuruluyor
- cumartesi herkes gelmeden sabah 06 - 09 arası hayvan marketi oluyor, kedi, köpek, kobay, tavuk, inek, domuz ne ararsan bulunan bu pazara çevre köylülerden yerliler katılıyor, ortam cok senlikli..
Tavsan ve Kobay (Cuy) satan bir teyze, bu sempatik sirin hayvanlari pisirip yiyorlar, ozellikle kobay kutlamalarin olmazsa olmazi..
- Ekvador'a özgü Kondor kartalı ve diğer yaralı kartalların bulunduğu bir Kartal Rehabilitasyon merkezi var
- Tepelerin arkasında yeşillikler içinden geçen bir trekking rotası ve sonunda güzel bir şelale var
Rehabilitasyon merkezi yolunda..
Trekking rotasi..
- Şehirde bol bol ucuz yemek, sakin yaşam, yerliler bulunuyor.
Bu üç günü gayet rahat ve keyifli şekilde geçirdikten ve aktivitelerin hepsini yaptıktan sonra Cumartesi pazar bitince Quito'ya doğru yollanıyoruz.
Cali'den güneye devam ediyoruz. Aslında buradan sonra planımız pek belli değil çünkü Ocak ayı başı bütün ülkede festival var, yolumuzun üzerinde hem Pasto'da hem de Popayan'da güzel festivaller var. Açık ara en popüleri Pasto festivali ama araştırdığımız kadarıyla şehirde ve şehrin 60 km çevresinde bütün oteller tıka basa dolu.
Sokakta calan grup.
Popayan'daki biraz daha folklorik festivale gitmek ve beyaz şehir denilen bu güzel koloniyal şehri gezmek için önce buraya ulaşıyoruz. 2 saatlik otobüs yolculuğu ile. HostelTrail isimli hostele yerleşiyoruz, böyle küçük bir şehir için çok çok iyi bir hostel. Hostel sizin için gelecek destinasyonunuza ulaşımı ücretsiz olarak ayarlamaya yardımcı oluyor. Çalışan kız bize soruyor buradan nereye gideceksiniz diye, Pasto diyoruz. Bir oraya telefon bir buraya telefon açıyor,mucizevi bir şekilde internet sitesi olmayan lokal bir otelden yer buluyor,-normalın 2 katı fiyata ama napalım- rezervasyonu yapıp ertesi gün planlarımızı ayarlamış olarak şehri gezmeye çıkıyoruz.
Popayan plazadan gorunum..
Şehrin bir kısmında kutlamalar mevcut, ancak festivalin ilk günü olduğu için henüz her tarafta değildi. Bir iki müzik grubu dinleyip fotoğraf geçerek öğleden sonrayı geçiriyoruz. Bu arada Kolombiya'da Starbucks yerine çok daha iyi bir kahve zinciri var, Juan Valdez Cafe, gezmekten yorulduğumuzda bol bol sade kahve içtik.
Popayan sokaklar.
Ertesi gün Pasto'ya çok da uzun olmayan bir yolculuktan sonra ulaşıyoruz. Terminalden taksiye atladığımızda etraftaki manzaralardan az çok neyle karşılacağımız belli, herkesin elinde kopuk silahı bütün şehir birbirini ıslatiyor, Bu festivalin adı negros y blanços, Kölelik düzeninin bitişinden sonra beyazların siyahilerle kutlamalara katılırken yüzlerini siyaha boyamasından geliyor. Festival 6 gün, özellikle siyah günü ve beyaz günü oldukça iyi kutlanıyor.
Festival meydani ilk gece..
Sabahki kutlamaları kaçırdığımız için akşam üzeri konser alanına geliyoruz, konser alanı değil savaş alanı, 10 dakikaya bir üç beş kişilik gruplar gaza gelip topluluğa saldırıyor, köpükten göz gözü görmüyor. İlginç şey bu kadar içkiye, herkesin elindeki renkli boyalara, köpüklere, suya, birbirine saldırmasına rağmen hiçbir tatsız olay olmuyor. Üstümüz renkten kirlendikten ve yüzümüz köpükten görünmeyecek şekilde bulamaç halini aldıktan sonra odaya gidip akşam yemeğine çıkmak için düş alıyoruz.
Binlerce insana köpük silahi verirsen olacagi bu..
Sokağa çıktığımız ilk beş dakikada aa turist hem de temiz diyerek kızlar erkekler saldırıyor köpüklerle, sonuç eski halimize 20 dakika içinde geri dönüş. Tabi bizim elimiz de boş durmuyor, hemen ertesi sabah gidip en büyük boy kopuk silahı alıp bitirinceye kadar kullanıyorum.
Gecit toreni..
Festivalin son günü geçit töreni vardı, bu tören her sene farklı festival arabalarıyla yapılıyor. Bir sene gösterilen bir kukla/araba/şekil gelecek seneye giremiyor. Sponsorlarla yürüyen festivalde çok iyi kostümler, inanılmaz dizaynlar ve devasa araçlar vardı, hatta festivalin konuk ülkesi olarak Brezilyalı sambacıları çağırmışlar, bir onlar eksikti, tam olmuş vallahi.
Sambacilar..
Gecit Toreni #2
Kolombiya'da karnavalda geysalar
Asmis kostumler #1
Gecit Toreni #4
Gecit Toreni #5
Gecit toreni #6
Gecit Toreni #7
Gecit Toreni #8
Gecit Toreni #9
Gecit Toreni #10
Rengarenk kostümler, boyalar, köpük savaşları içinde hızlıca geçen günlerimiz festivalin sona ermesiyle bitiyor. Açıkçası, kim olduğu, hangi gelir seviyesine, siyasi görüşe, eğitim durumuna sahip olduğundan bağımsız olarak bütün şehrin bir festivalde eğlenmesine tanık oldum. İçimden bizim ülkemizde de böyle bir festival olur mu acaba diye düşündüm ama yakın zamanda pek mümkün görünmüyor galiba .
Muhteşem geçen Kolombiya günlerini güzel bir festivalle sonlandırıp artık Ekvador'a geçme zamanı..
Guatepe'den sabah erkenden ayrılıyoruz, hızlı bir koşturmaca ile yarım saatte bir kalkan dolmuşlardan birini yakalama, Medellin kuzey terminalde iniş, Medellin hostel Paisa'da bıraktığımız sırt çantalarını alış, Medellin güney terminale gidiş, Salento'ya direk otobüs bulamama ve öğleden sonra 3'e bilet alma şeklinde aktivitemiz devam ediyor.
Allahtan Kolombiya'daki terminaller AVM şeklinde, oturup iki kahve içip yemek yiyebiliyorsunuz otobüsü beklerken, internet de heryerde.
Saat 3'deki otobüsümüze bindiğimizde Aslında Salento'ya gitmediğini Armenia isimli başka bir şehre gittiğini ama Salento'dan geçtiğini söylüyorlar, iyi hay hay biz de iner yürürüz diyoruz ama önünden geçiyor dedikleri 10 km uzaktan in cin geçmeyen bir tali yol / otoyol kesişimi. Zaten baktığımızda
taksi vb de göremeyince biz devam edelim diyoruz. 30 dakika sonra Armenia'ya varıp oradan Salento'ya gitmek isteyen 2 turist daha bulup her beraber devam ediyoruz. Hostele vardığımızda akşam olmuş bile. Saat 10 buçuk gibi plazaya çıkıp kızarmış muz ve balık yiyoruz. Ertesi gün trekking aktivitesi için hemen geri dönüp uyuyoruz.
Salento'yu özel kılan şey kahve çiftliklerinin yanında buraya has palmiye ağaçları, sanki birisi bundan 100 sene önce gelip uçakla rastgele palmiye
tohumu fırlatmış, yüzlerce binlerce palmiye ağacı tepelerde ovalarda, hatta dünyanın en uzun palmiye ağacının da burada olduğu iddia ediliyor.
Sabah erken kalkıp küçük jiplere binip milli parkın kapısına geliyoruz, bizi atlı polisler bekliyor, aslında şov için biraz da , çünkü ülkenin bu tarafı özellikle Salento ve civarı sakinliği ve güvenliği ile biliniyor.
Milli Park girisi..
Otlayan hayvanların arasından mükemmel bir güneş eşliğinde yolumuza devam ediyoruz, kısa süre sonra ünlü palmiye ağaçları karşımızda. Bol bol fotoğraf çekip küçük bir botanik bahçesinde çay içiyoruz, yolun öğleden sonraki kesimi daha da kolay, toplam 4-5 saat içinde trekking bitiyor.
Mola yerinden manzara..
Palmiye daha cok palmiye..
Donus yolu..
Geri şehre dönüyoruz. Artık yeni yıl zamanı olduğu için heryer dolu, şehir merkezinde kurulan çadır restoranlardan bir şeyler yedikten sonra günün yorgunluğuyla geri dönüp uyuyoruz.
Salento merkezde bir pasaj.
Ertesi gün yapılacak aktivite Don Elias Kahve turu. Bu son 3 jenerasyondur kahve yetiştiren bir ailenin küçük çiftliğine kadar yürüyüş, çiftlik gezisi,
kahve tadımı ve kahve üretim işlemlerinin izlenmesinden oluşuyor. Tur yaklaşık 45 dakika, sonunda da bol bol kahve içebiliyorsunuz.
Bu arada kahvenin yeşil bitkisinden, kurutulmuş çekirdeğe dönünceye kadarki her adımı görme şansımız oluyor. Kooperatif olduğundan kahvenin büyük bir kısmı devlete satılıyor. Devlet bu nedenle Dünya kahve piyasasında güçlü bir yere sahip, spekülasyonlarla kahve üreticisinin manipüle edilmesine izin vermiyor. Kolombiya kahvesi markasi ve uretimi cok iyi kontrol altinda tutulan bir urun. Bizim dünyadaki tüm Fındık üretimi ve ihracatının %85'ini elimizde bulundurup, sonra gidip ülkenin en büyük fındık üreticisini İtalyan Nutella şirketine sattığımız aklıma geliyor. (http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/26755864.asp) Gıcık oluyorum biraz. Herneyse..
Kahve bitkisi
Kahve cekirdeklerinin kabugundan ayrilmasi ve surekli eski kiz arkadaslarinin ne kadar guzel oldugundan bahseden rehberimiz
Kizarmis kahve cekirdekleri.. Denemeye hazir ..
Kahve üretiminin sonunda yandaki kovada bulunan yeterince kaliteli çıkmayan kahve çekirdeklerini gösterip tur rehberine soruyorum, bu kötü kahve çekirdeklerini ne yapıyorsunuz ?
- Ha onları mı ? Starbucks'a gönderiyoruz onları diye gülerek cevaplıyor rehber : )
Salento'da üçüncü gecenin ardından guzel bir kahvalti yapip (Beta House) sabah yolumuzu Dünyanın salsa başkenti Cali'ye çeviriyoruz. Yeni yıla denk geldiğinden yer bulmak neredeyse imkansız, 3 gün şehri gezmekle, yeni yıl ışıklarının fotoğraflarını çekmekle ve müzelerle geçiyor . Burada yaptığımız şeyler
Cali centro historico: eski şehir merkezi, koloniyel yapılar
Tertulia Muzesi / Cali Sanat Muzesi
Tin Tin Deo, siz adım adım salsa dansetmeye çalışırken havada danseden insanlar, tek kelimeyle inanılmaz bir salsa bar
iglesia de merced
iglesia de San Antonio
Barrio San Antonio
Cok da vakit kaybetmeyip Pasto'daki festivale yetismek icin once Popayan'a devam ediyoruz..
Kolombiya'da ulaşım ücretleri oldukça yüksek, ilginç bir şekilde hiçbir özelliği olmayan şehirlerarası yollara bile kulübe koymuşlar herkesten para alıyorlar. Otobüsler her rotada en az üç kere durup para ödüyor, bu masrafın bir kısmı da haliyle bilete yansıyor.
Medellin gece isiklari..
On sene öncesine kadar gece otobüslerinin durdurulup soyulduğu yollarda sakin geçen 11 saatin ardından kendimizi Orta ve Latin Amerika'nın en düzgün şehirlerinden birinde buluyoruz, Medellin.Yollar düzgün, kaldırımlar, park yerleri, şehir parkları, Avrupa' nın herhangi bir şehri olabilir (belki isviçre/almanya dışında) .
Medellin'deki insanların kökleri ispanya'nın bask bölgesine dayanıyor, Medellin ve çevresindeki şehirleri kapsayan bölgede yaşayan insanlara Paisa deniyor, son derece gururlu, paisa milliyetçisi biraz da biz kolombiya'nın geri kalanından farkliyiz mantalitesi mevcut. Aslında haklı da olabilirler, zira Kolombiya'nın açık ara en gelişmiş şehri burası.
Diğer bir konu da şehrin metro sistemi. Medellin metrosu üç dört farklı hattan oluşuyor ve Kolombiya'nın tek metrosu. Özellikle çalkantılı dönemde inşaa edildiğinden insanların bir şekilde gururla baktığı ve sadece metro sistemi olmanın çok ötesinde bir yapı. Mesela bir restorana girdiğinizde duvarda asılı bir metro treni fotoğrafı görüyorsunuz. Turizm broşürlerinde metro treni, duvarlarda metro treni, şehrin en önemli görülecek şeylerinden biri. Bu kadar önem verdikleri için metronun içinde en küçük bir çizik bile yok, tertemiz.
Kalacak yer için önce şehrin turistik bölgesi El Poblado'da bir yer araştırıyoruz, ancak fiyatlar gereksiz pahalı, o nedenle şehrin daha kuzeyindeki Laureles Estadio bölgesine metronun karşısında Paisa City Hostel Medellin'e yerleşiyoruz. Bizi buraya getiren taksici içten bir gülümsemeyle Medellin'e hoşgeldiniz diyor ve ücreti düşük alıyor. Nedense çok şaşırmıyoruz, Kolombiyalı taksiciler her seferinde ya bizi kısa yoldan getiriyor ya düşük ücret alıyor, ya da çok güleryüzlü. Artık bizim tecrübemiz mi şans mı bilmiyorum.
Buraya gelişimiz noel tatiliyle benzer güne denk geldiğinden sokaklar ışıl ışıl, özellikle trafiğe kapatılan bir cadde tamamen ışıklandirilmisti.
Medellin'de yapılacak bol aktivite var, açık ara en önemlisi free city tour -medellin. Bir gün önceden rezervasyon yapıyorsunuz 4 saatlik tur sonunda gönlünden ne koparsa şeklinde işliyor. Rehberimiz tek kelimeyle inanılmaz, eski medellin'i uyuşturucu kralı Pablo Escobar zamanını sanki tekrar yaşıyormuş gibi anlatıyor, sonunda şehrin gelişimini anlatırken o kadar duygulanıyor ki nerdeyse ağlayacak.
Free walking tour'dan
Free walking tour'dan
Bu arada şehrin en önemli tarihi karakterlerinden Pablo Escobar'i araştırmanızı tavsiye ederim. Uçaklara bomba koyan, milli savunma bakanlığı binasını havaya uçuran ve seçimler öncesi 5 başkan adayından 3ünü suikastla öldürtecek kadar gözü dönmüş bu adamın en güçlü zamanında ayda 1600$ sadece paralarını destelemek için kullandığı paket lastiklerine ve poşetlerine gidiyormuş. O kadar zengin.
Şehrin diğer aktivitesi Botero müzesi, burada Botero'nun bağışladığı eserlerinden geniş bir koleksiyon bulunuyor.
Botero muzesi onunden
Botero'nun kusu, bu kus bronzdan yapilmis, la violencia (Siddet) zamani adi verilen donemde meydana birakilan bomba tamamen parcalamis, Botero hemen yanina aynisindan bir tane daha yapmis, parcalara ayrilmis eskisi ve yenisi yan yana duruyordu.
Botero muzesinde farkli koleksiyonlar da bulunuyor.
Başka bir gün de yanyana olan botanik bahçesi ve Planetarium'a gidiyoruz, Kolombiya'ya özgü birşey olmamasına rağmen çok iyi düşünülmüş, muhtemelen yarim gününüzü alacak aktiviteler.
Planetarium'dan
Planetarium'dan
Botanik Bahcesi
Botanik Bahcesi
Botanik Bahcesi
Ertesi gün Medellin'in sonu gelmez diyerek ünlü La Piedra'yı görmek için Guatepe'ye gidiyoruz. Medellin'e iki saat uzaklıktaki bu yer ve etrafındaki gölcükler baraj projesi sonrasında ortaya çıkmış. Şimdiye kadar kaldığımız en manzaralı yerlerden olan El Encuentro hostele taşınıyoruz, aktiviteler çevre gezisi, sehir merkezindeki plaza, 750 basamak merdiven sonrası efsane manzarasıyla büyüleyen piedra tepesi
El Encuentro giris. (Guzel bir seyler cikacagini hissediyor insan)
Hostel
Hostelden manzara
Hostel, ortak alan..
Guatepe meydan ve isik suslemeleri
LA Piedra 'tas' a gidis..
750 merdiven basamagi..
Tepeden manzara #1
Tepeden manzara #2
Hostelde son gun aksam, ayrilmasi zor oldu acikcasi..
3 günlük gezme görme sonrası sirtcantalarini bıraktığımız Medellin'e, oradan da Kolombiya'nın ortasında kahve üçgeni tabir edilen bölgenin ortasi Salentoya.
Bogota'nın yağmurlu havasından uzaklaşıp 5 saat güneyde Neiva'ya gidiyoruz. Burada ilgimizi çeken 2 şey var, birincisi uzun süredir görmediğimiz coğrafi koşullar : kuraklık ve çöl , ikincisi de heyecanlı bir astronom ve ziyaret edebileceğiniz bir gözlem evi. Burada ışık kirliliği çok az olduğundan biri ziyaretçilere açık biri kapalı iki gözlem evi bulunmakta.
5 Saatin ardından Neiva'da terminale varıyoruz, buradan küçük minibüsler Villa Vieja'ya kalkıyor, oradan da artık bir yolunu bulacaksınız, Minibüs şoförü ekstra çölün içine girmek için bizden 3'er dolar daha istiyor biz de kabul ediyoruz. Bu noktada pek pazarlık gücümüz yok.
Daha önceden telefonla konuştuğum ve gözlem evini yöneten heyecanlı astronom (böyle diyorum çünkü adam gerçekten yaptığı işi severek yapıyordu) Javier Fernandoyla tekrar konuşup akşama gözlem seansı olduğunu teyit ediyoruz. Gözlemevine akşam 6 buçuk gibi varıp yaklaşık 2 buçuk saat adam anlatıyor biz dinliyoruz. Yıldız kümelerinden kara deliklere, galaksilerden gezegenlere birçok kavramdan bahsediyor. Noel tatili zamani olması dolayısıyla bol ziyaretçi var, yaklaşık 10 kişilik bir grubuz. Sırayla tombul teleskoplardan farklı gezegenlere ve yıldızlara bakıyoruz.
Gozlem evinin alt kati- ust kata gece ciktigimizdan fotograf cekmedim
Program bitince kalacak yerimiz olmadığını kendimize hatırlatıyoruz (Nerede o 3 gün önceden rezervasyon yapan halimiz). Su tarafta pansiyonlar var diyorlar, akşam 10'da çölün içine zifiri karanlıkta yürümeye başlıyoruz, yaklaşık 5 dakika sonra yanımızda bir araç duruyor, içinde iki genç kolombiyalı çift, "biz de kalacak yer arıyoruz gelin beraber gidelim " diyorlar, onlara takılıp 1 km otede ucuza bir pansiyon buluyoruz.
Tatacoa
Sabah erkenden kalkıp farklı bir gezegene ait gibi görünen doğa şekillerine bakıyoruz, yaklaşık 2 saatlik yürüyüşten sonra pansiyona geri dönüp eşyaları topluyoruz, sırada Bogota'ya geri dönüş ve bir gün sonra da Medellin'e yollanmak var.
Tatacoa çölü eğer vakit varsa geldiğinize değer, ancak kısıtlı vaktiniz varsa pas geçseniz de olur . Gökyüzü ve yıldızlara bakacağım diyorsanız kaçırmayın ama..
Öğle vakti Panama City'de ayrılan uçağımız yaklaşık 1 saat sonra Bogota'ya indi. insan nedense güney amerika ülkelerini düşününce akla sahiller, pırıl pırıl parlayan güneş, danseden insanlar falan geliyor. Ancak buralarda öğrendiğimiz bir şey var ki Güney Amerika'da sıcaklık yükseklikle direk bağlantılı. Bogota şehri deniz seviyesinden 2640 metre yüksekte. Hatta Quito - Ekvador 2800 , Cuzco - Peru 3400 , La Paz Bolivya 4050 mt. Buralara gelmeyi planliyorsaniz saglam giyinmek lazim.
Bizi kapalı bir hava ve yağmur karşılıyor, hava oldukça serin. Taksiye atlayıp hostelimizin olduğu Candelaria bölgesine gidiyoruz.İlk farkettiğim şey taksinin hiç de ucuz olmadığı. Bir miktar trafik ve gelişmiş yollar/büyük binalar arasından devam edip 35 dakikaya hostelimize varıyoruz. Kolombiya'da da taksiler için bitaksi türü taksi çağırma uygulamaları var, eğer akıllı telefonunuz varsa işinize yarayabilir. Bir diğer uygulama da Uber taksi servisi, şimdiye kadar 5 ülkede kullandık, Bogota'da da gayet başarılı çalıştı.
Bu arada eğer Bogota'da kalıyorsanız ya Candelaria'da (Tarihi merkez, koloniyel binalar vs) ya da Chapinero'da (yeni şehir, barlar kafeler vb) kalacaksınız. Her ikisi de güvenlik bakımından benzer ancak Candelaria sırt çantalılara daha cok hitap ediyor ve daha ucuz. Ziyaret edilecek yerler şehrin farklı kısımlarına dağılmış durumda.
Candelaria mahallesi..
Chapinero..
Candelaria ara sokaklar..
Hostelde fotograf makinama bakarken Tamron lensimden garip sesler geldiğini ve lensin sürekli hata verdiğini farkediyorum. Yola bundan sonra devam etmek istemiyor gibi geliyor, önce nafile çabalarla Bogota'da Tamron servisi arıyorum, pek bir şey bulamayinca yeni bir lens almak için şehirdeki Canon Servisine gidiyorum. Canon'un yeni lensi 10-18 F4.5 geniş açı, bir yandan eski lensime yanarken bir yandan da artık binaların fotoğrafını çekebilmek için 150 metre uzaklaşmama gerek kalmayacak diye seviniyorum.
Abi bunlarin en ucuzu hangisi ? : /
Bogota'da yapılacak birçok farklı aktivite var,
- Banco de la Republica Art Collection : Botero Müzesi de denilen bu banka sponsorlu müzede Botero'ya ve çağdaş Kolombiyalı sanatçılara ait birçok çalışma bulunuyor. Tabii eğer asıl Botero müzesi göreceksiniz kendisi Medellin'in tam ortasında bulunmaktadır.
Muze bahcesi..
Botero'ya ait Pablo Escobar calismasi..
- El Museo de Oro : Gerçekten görüp görebileceğiniz en ihtişamlı altın müzesi, yerli kabilelerin günlük yaşantılarında/ dini seremonilerinde önemli yer teşkil eden altın Kolombiya,Ekvador ve Peru'da bol bol ve kolayca bulunan bir madenmiş. Bu müzede oldukça fazla zaman harcadık, her dakikasına da değdi açıkçası.
- Zümrüt Marketi : Dünya zümrüt rezervlerinin %85'ini elinde tutan Kolombiya'nın kapalı çarşısı gibi, ancak kapalı değil. Elinde binlerce dolarlık zümrüt taşıyan tacir amcaların birbiriyle diyalogları, gözlerindeki merceklerle zümrütlere bakmalarını izlemek oldukça ilginçti. El tiempo gazetesi binasının bulunduğu köşede.
Bogota'nin merkezi caddelerinden, buradan sagda Zumrut marketi..
-Cerro de Monserrate. Monserrate tepesi bir çok şehirdeki izleme terası/tepesi gibi teleferikle çıkacağınız ve bütün Bogota manzarasını izleyebileceğiniz orjinal bir yer, teleferik çok ucuz olmadığından teleferikle çıkıp yürüyerek inmek de mantıklı olabilir.
Seni yenmeye geldik Bogota..
-Museo Nacional : Ulusal müze güney amerika'nın en zengin ve ihtişamlı müzelerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle müzenin içini sıkıcı yağlı boyalarla doldurmayıp bir çok interaktif eser de koymuşlar, bol projeksiyon makinalı, hem astroid hem de 18. yy yağlı boya eserleri görebileceğiniz başarılı bir müze olmuş.
-Museum of Colonial Art : Koloniyel sanat ve yagli boyaya doyamadiysaniz..
- Bisiklet turları : Bogota bisiklet turu kuşkusuz yapılacak en ilginç aktivitelerdendi, yaşlıca bir rehberin arkasına takılıp 5 saat boyunca şehrin altına üstüne getiriyorsunuz, turun en güzel kısımlarından bir tanesi yerel bir pazara gidip meyve satan bir dükkanda egzotik meyveler deneyebilmeniz.
Bogotravel bisiklet turlari.. Tripadvisor'dan bakilabilir.
Rehber..
Bol tropik meyveli manavlar
Rehber liste yapmis hepsini teker teker denetecek..
Pazar yerinde sanssiz bir domuzcuk / ya da tasiyici : )
Bisiklet turunda ugranilan kahve uretim yerlerinde enfes kolombiya kahvesini tadip bol bol fotograf cekebiliyorsunuz. Almak isterseniz de gayet makul fiyata bulunuyor.
Sehrin ana katedrali.
Bogota özellikle Kolombiyalılar tarafından bir miktar antipatik bulunan ve gezginlerin de aşırı beğenmediği şehirlerden, tabi Medellin, Cali vb şehirlerle karşılaştırılınca biraz sıkıcı kalıyor, ancak her şekilde en az bir iki gün gezmek iyi fikir. Güzel ve yağmurlu günlerden sonra rotamızı çöle ve kurak iklime çeviriyoruz, hedef Neiva ve Tatacoa Çölü
Kosta Rika'nın karayip kıyısından Panama'nın karayip kıyılarına geçince ülkeler değişiyor ama onun dışında pek bir şey değişmiyor, yine etraf rastalı abiler, harika plajlar dolu. Sezen Cumhur Önal'ın dediği gibi çukulata renkli insanlar.. Panama'da Amerikan doları geçiyor. Resmi para birimleri balboa ama bir şekilde 1 balboa = 1 dolar paritesi koymuşlar, herşey sadece Amerika'da basılmış dolarlarla işliyor. Enflasyona karşı birebir haliyle, kendi paranız yok. Dolar düştü çıktı derdi yok :-)
Bocas del toro, Panama'nın kuzeyinde batı karayip adı verilen bölgede. Buraya sadece botlarla ulaşılıyor. Az vaktiniz varsa Panama city'den 45 dakikada uçakla gelmek de mümkün.
Kucuk hiz botlari ile ulasiliyor..
Diğer tarafta olduğu gibi burada da yapılacak çok özel bir şey yok, farklı plajlara minik kayıklarla gidiyorsunuz, şehrin kuzeyine minibüsle gidilen bir plaj da mevcut. Istakoz severseniz burada bol miktarda bulunuyor, ancak biz zamanını kaçırdığımız için yiyemedik.
adanin kuzeyindeki plaj
isla bastimiento
Isla bastimiento..
Dolu bir kafe..
Bocas del toro'dan ayrılmadan önceki son gün, güzel manzaralı ucuz bir lokanta ararken yerel biraz da döküntü bir restorandan çıkmakta olan eski püskü giyimli avrupa/amerika görünümlü birine rastladık, burası iyi midir fiyatlar nasıl diye sorarken konu konuyu açtı, benim de işim yok zaten size katılabilir miyim dedi, hep beraber lokantaya oturduk, biz adamın tavsiyesi üzerine 2 dolarlık yemeğimizi söylerken adam aslında Amerikalı olduğunu ama uzun bir süredir Kosta Rika'nın başkenti San Jose'de yaşadığını söyledi, sonra laf arasında manzaraya bakarken ilerdeki devasa katamarani gösterip ben de bizim kayıkla geldim şeklinde birşeyler dedi, meğer adam Kosta Rika'nın popüler otellerinden birinin ve birçok restoran sahibi bir multimilyoner imiş. Ben başta biraz fazla şüpheci yaklaştığımdan mıdır nedir, bizi katamaranina davet etti, yemekten sonra yardımcısı bizi zodyak botla alıp gemiye çıkardı. Bir süre muhabbet birşeyler yeme içme sonrası akdenize katamaraniyla gitmek istediğini, bahar / yaza doğru okyanus geçmeyi planladığını anlattı, bir ara bize sordu sizin dönüş tarihiniz nedir ? Çakıştığını duyunca bize küçük bir iş teklifi yaptı, özel katamaranda yardımcı olmak istersek bizi Türkiye'ye götürebileceğini söyledi, toplamda 30 gün, okyanus aşmalı, Kosta Rika - Antalya yolculuğu. Kulağa pek fena gelmiyor :-) adresleri aldık dönüşümüze yakın tekrar konuşmak üzere sözleştik. Herşeyin tutması ve deniz üzerinde bir gemide 30 gün geçirme azmimiz olursa belki ama bana şartlar zor gibi geliyor. Neyse seyahat ederken nerede kiminle tanışacagınız belli olmuyor tabi. Bize paramızı nasıl saklayabilecegimiz hakkında tipler verdi, parasını avucunda top haline getirip etrafına paket lastiği sarıyordu, böylesi en güvenli dedi biri cebibizden almaya çalışırsa anında hissedersiniz..
Panama city - terminal
İlginç bir gün ve geceden sonra otobüsle kuzey amerikadaki son şehrimize gidiyoruz. Yolculuk gece otobüsüyle ve bizi sabah 5'de Panama city şehirlerarası terminale bırakıyor. Buraya otogar demek hakaret, güney amerika'daki birçok terminal gibi havaalanını andırıyor. Bir taksiye atlayıp hostele vardığımızda mahmur gözlerle bakan resepsiyonist beklerken herkesi ayakta görüyoruz.Kimi muhabbet ediyor, kimi kahvaltı hazırlıyor. Los Mostros hostel çok ucuz değildi ama şehrin harika bir yerinde ve konforlu idi.
Panama kanalı burada olduğundan sanki Türkiye'ye paket göndersek ucuza gelecekmiş gibi geliyor, sonra fedex 2 kilo için şaka gibi 150$ istiyor, lokal posta ofislerinin halini görünce tamamen vazgeçiyoruz.
Panama şehri dünya standartlarına göre çok gelişmiş, oldukça pahalı bir yer, tüm ülke gelirinin 1/3ünü sağlayan panama kanalı ve yabancı yatırımcı nedeniyle heryer devasa binalar, alışveriş merkezleri dolu. Yeni bitirdikleri metro hattını da ekleyince ortaya ilginç olmak için fazla modern bir şehir çıkıyor.
Panama kanalina giden otobus
Şehirde yapılacak en iyi şey AVMlerden alışveriş (Albrook shopping mall) ve Panama kanalı gezisi. Otobüs terminalinden 50 cente yapılan 35 dakikalık bir yolculuk sonrası miraflores lock kısmına erişiyorsunuz, burası diğer kısımlara göre daha güzel, izleme terası ve interaktif bir müzesi bulunuyor, yalnız giriş biraz tuzlu 15$. Sadece isic öğrenci kartınız varsa yarı fiyata düşüyor. Açık büfeli öğle yemeği dahil 35 usd bir opsiyonu vardı ama pek ilgimizi çekmedi.
Kanaldan gemi gecisi.. *Su gemi yaklasik 250 bin dolar odedi burayi kullanmak icin..
Kanal suyla dolu iken..
Kapaklar acilinca..
Panama kanalı, Panama'nın içinden 77 km boyunca giden, Atlas Okyanusu ile Pasifik Okyanusunu bağlayan ve dünya ticareti için son derece önemli bir kanal. Her ne kadar kanal planları 16. yüzyıla kadar dayansa da yapımına 1880'de başlanmış. Mısır'daki Süeys kanalının da yapımını üstlenen Ferdinand de Lesseps isimli bir Fransız, bir gazla burayı da yapalım diye girişiyor ancak proje hastalıklar, mühendislik problemleri ve kotu planlama nedeniyle bir türlü bitmek bilmiyor. En sonunda da terk ediliyor. 1900lu yılların başında ABD Fransızlardan kalma proje inşaatını satın alıyor ve Panamalılarla yapılan anlaşmayla kanalı inşaa etmeye başlıyor. Toplamda Yaklaşık 25 000 kişinin hayatını kaybettiği (cogu hastaliklardan) kanal inşaatı 1914'de bitiyor. Anlaşma gereği 1999'da tüm hakları Panama hükümetine geri veriliyor.
Her yıl yaklaşık 13 000 gemi geçiyor, en büyük gemiler için geçiş ücreti 450000 Amerikan doları civarında..
Kanal her yıl yaklaşık 1.3 Milyar USD gelir getiriyor. Gemilerin geçişi için öncelikli açık artırma sistemi mevcut, 2012'de önünde 200 gemi olan Norveç tankeri yaklaşık 200 Bin USD ödeyip en öne geçmiş. Herşey parayla tabii ki.Bunun yanında Panama Kanalına yeni rakipler de geliyor, Çinliler Sosyalist Nikaragua'ya Kanalın benzerini yapmak için bir proje teklif ettiler, inşaatına 2014 aralıkta başlamışlar. Biz Nikaragua'dayken çok büyük kavgalar dönüyordu, diğer yazıda belirttiğim cennet Ometepe ve etrafındaki gol deniz suyuyla doldurulacak çünkü.
Diğer gün de sakin takılıp avmye gittik, burrito yiyip sinemaya girdik. Hergun tapınak kilise müze ile geçmiyor tabi.
Darien Gap, (Kirmizi kisim)
Panama'dan Kolombiya'ya geçiş için binbir türlü yol var. Ancak gelin görün ki otobüs yok. Çünkü karayolu yok. Hatta bu boşluğa Darien gap deniyor. Seyahat etmeye başlamadan önce bilmediğim bu durumu öğrenince açıkçası çok şaşırdım, nasıl yani koskoca amerika kıtaları arasında nasıl araba yolu olmaz ? Bunun 4 nedeni var,
öncelikle Panama ve Kolombiya arası tamamen tropikal orman ve geçişi trekking ile bile çok zor.
bu tropikal ormanın altındaki toprağın birçok kesimi deniz seviyesinin altında. Bu nedenle buradaki toprak bir anlamda toprak/deniz suyu karışımı. Bataklık.
ABD ikinci dünya savaşında -eksik olmasın- buraları tamamen bombalayıp kuru kalan kısımları da yerle bir etmiş. Amaç japonların güneyden gelip panama kanalına saldirmalarina engel olmak ancak az miktarda geçilebilen kısım da böylece yok olmuş.
Kolombiyalı gerilla abiler hala bu ormanlarda cirit atıyor, bu nedenle güvenlik sorunu mevcut.
Çözümler bol
Panama'dan yelkenli ile Cartagena'ya 4 günde geçiş, arada adalarda durup yüzmek vs mümkün oluyor, mavi tur gibi. Ancak fiyat çok yüksek ve kaptanların kötü şöhretleri mevcut, eski gemiler kötü yemek, sarhoş kaptanlar ve 400 $
Panama'nın otobüsle ulaşılan kolombiyaya en yakın yerine gidip, bot + otobüs + tekrar bot yapmak 140 $
Panama Kolombiya arası yeni başlayan arabalı vapurlara normal yokcu olarak binmek 120 $
orta amerika'nın tek ve ilk ucuz havayolu şirketi vivacolombia ile panama city - Bogota 50 $ uçak ile 1 saatte varış (yabancı kartlara %10 komisyon + kolombiya giriş harcı 15 usd )
Darien Gap trekking turları risk almak isteyenler için mevcut, 15 güne kadar süren turlar pahalı, boğazına kadar çamura bulanmış ya da garip böcekler tarafından yenmiş olarak Kolombiya'ya ulaşan gezgin bol.hikayelerini internetten okuyabilirsiniz.
Panama'ya veda ederken..
Çok da düşünmeden viva colombia biletlerini erken aldığımız için, günü gelince uçağımıza binip sağ salim bogota'ya varıyoruz. Herşey olması gerektiği gibi..
Nikaragua'dan Kosta Rika'ya geçişle ilgili bir yazıya pek gerek yok çünkü pek maceralı değil, hatta çok kolay. 1 dolarlık otobüse biniyoruz, 1 saate sınırdayız. Sınır ilginç, orta amerika'nın en fakir ülkesinden, en zengin ülkesine geçiş yapıyorsunuz. Hatta Kosta Rika'ya orta amerika'nın Isviçre'si diyorlar. Birden her yer düzeliyor, ofisler klimalı, bilgisayarlar, düzgün sıralar, yeni binalar goze çarpıyor.
devami icin read more..
Kosta Rika'ya giriş için ülkeden çıkış dokümanı yani uçak ya da otobüs bileti gerekli. Bu konuda çok ciddiler, bizim San Jose Miami biletini ayrıntılı incelediler. Bu arada American airlines websitesini kullanarak 48 saate kadar rezervasyon yaptırabiliyorsunuz. Bu konuyu unutmamak gerek yoksa Nikaragua'ya geri gidip bir otobüs firmasından yanacak bir dönüş bilet almanız gerekebilir.
Sınırı kısa sürede geçiyoruz, ancak tahmin ettiğimiz gibi varmak istediğimiz Monteverde'ye giden otobüslere geç kalacağımız için geceyi Liberia şehrinde geçirmeye karar veriyoruz. Plaza mayor'un ortasında kilisenin önünde bir festival yeri kurulmuş, sokak satıcıları ızgara yapıyorlar, yiyecek bol. Kendimizi Nikaragua'da sanıp istediğimizden yiyoruz, ama farkediyoruz ki burası gerçekten orta amerika'nın Isviçre'si, uyduruk iki üç şeye 13$ vermişiz. Kosta Rika ABD'den bu yana gördüğümüz en pahalı ülke.
Kaldigimiz hostel, genelde standartlar ve fiyat yuksek.
Sabah erkenden kalkıp Monteverde'ye yakın bir yerden geçen otobüse biniyoruz, yemeklere göre ulaşım çok ucuz ve kaliteli. Pan-american otoyolunun kenarında inip son 45 km'yi otostop cekelim diyoruz ancak duranlar sadece ilerdeki köye gidiyor, vazgeçip otobüsü bekliyoruz.
Sehirlerarasi belediye otobusu.
Monteverde'ye öğleden sonra varıyoruz, kaldığımız çok iyi yerlerden biri olan Eddy's cabinas oteline yerleştik. Buradaki en önemli aktivite Santa Elena bulut ormanları, (Cloud forest). Kosta Rika'da az gününüz varsa açıkçası kesin görülmeli. Kendi mikroklimasina sahip dağların arasındaki bu orman asla güneş görmüyor. Üzerindeki bulutlar sürekli yenilendiği için bu nemli/tropik ortamda binbir çeşit hayvan, bitki ve böcek görmek mümkün. Giriş pek ucuz sayılmaz ancak öğrenci kimliğiniz varsa yarı fiyatına iniyor.15 usd.
ABD'yi andiran goruntuler..
Ertesi gün erkenden kalkıp 7'deki otobüsle ormana gidiyoruz, haritalar açık seçik olduğundan herhangi rehbere gerek yok, ancak rehber görmesi zor bitki ve hayvanlari kolayca bulduğu için daha iyi bir tecrübe yaşatabilir.
Monteverde yagmur ormanlarinda bir patika
Mantar cintar ve binbir turlu bitki.
Agaclarin ustunden gecen bir kopru.
Üçüncü gün buranın diğer önemli aktivitesine kayıt oluyoruz, zipline. Dağlar arası çekilmiş kilometrelerce çelik halatlara bağlı raylı sistemlerle kayarak yapılan bu aktivite kosta rika'da ayrı güzel çünkü uçsuz bucaksız ormanların üzerinden bitmek bilmeyen halatlardan kayıyorsunuz, öyle çok çocuk eğlencesi gibi de gelmedi bana.
gopro'dan zipline bakisi..
biryerlere gidiyoruz ama.. ??
Daglarin arasindan gokkusaginin uzerinden..
Bütün günü zipline üzerinde kayarken yağmura yakalanıp ıslanarak geçirdikten sonra odaya geri dönüp diğer destinasyonumuza gitmek için hazırlanıyoruz. Sabah erken otobüslerden biriyle başkent San Jose'ye, oradan da farklı bir otobüsle Puerto Viejo'ya.
Puerto Viejo Kosta Rika'nın karayip kıyısında, zenci nüfusunu oluşturan, Jamaika'dan göç etmiş, ingilizce konuşan, ekseriyetle Bob Marley dinleyip ot içen domino oynayan insanlarla dolu bir yer. Heryer bisiklete binen rastalı amcalarla dolu. Kısacası orijinal.
Manzara fena degil..
San Jose'den yaklaşık 6 saatte Limon üzerinden Puerto Viejo'ya varıyoruz.(evet gerçekten şehrin adı Limon ) herşey beklediğimiz gibi ancak fiyatlar kendini daha da aşmış durumda, en ucuz yemek 9 - 10 dolar. Bulabildiğimiz en ucuz hostelde (Rocking J's) 27$'a bir oda bulup yerleşiyoruz. Aslında hamaka razı olursanız 4$. Fiyatlar burada çok kalınmaması gerektiğinin göstergesi, ancak yine de en az 3 günü hak ediyor. Bu noktadan sonra etrafı gezip görme, bisikletle turlar, sahiller ve yüzme ile geçiriyoruz bir iki günü, gerçekten de çok orjinal bir yer ama bir de bu kadar pahalı olmasa tam olacakmış. Pahalı dediysem normal tatildeyseniz ve işinize geri dönecekseniz pahalı değil o kadar da, istanbul fiyatları. Ama sırt çantalı seyahat edenler için dünya standartlarına göre bir hayli tuzlu.
Etrafta Cahuita ve manzanilla milli parkları çok ünlü, yolun kenarında ağaçların arasında saklanıp arada çığlık atan maymunlar dahil bir çok hayvan mevcut, bölgenin küçük bir haritasını indirip sörf yapılan plajları görüyorsunuz ama genelde sörf için uygunsa yüzmek için pek uygun olmuyor. Şimdi düşündüm de allah başka dert vermesin ne diyeyim, aralık ayında herkes soğuktan titrerken Kosta Rika'nin karayip kıyılarında en büyük derdiniz plajın dalgalı mı dalgasız mı olması. :-)
Afro sacli gencler cocuklar ve gunes batisi..
Puerto Viejo yollar..
Burada çok kısa bir süre sonra havaya giriyorsunuz, herkes sakin, işler yavaş, servis yavaş, insanlar bile yavaş çekim hareket ediyor gibi. Bu sakinlik içinde öyle liste yapayım şuraya gideyim bunu göreyim diye plan yapılmıyor zaten, otobüs bile kafasına gore bazen erken bazen geç.
Harika bir üç gece dört günün ardından Kosta Rika'ya veda edip karayip kıyılarının ikinci durağına ilerliyoruz, hedefimiz bocas del toro, Panama.
Kosta Rika Panama sınır geçişi pek kolay, eski bir tren yolu köprüsü üzerinden yürüyerek geçiyorsunuz, kredi kartı ile 7 dolar kosta rika çıkış harcı yatırıyorsunuz, sonra 100 mt yürüyüp Panama.
Ometepe için çok şey söylenebilir ama kısaca cennet deyip geçelim.
Nikaragua'nın güneyinde tropikal bitki örtüsü ile kaplı, içinde iki tane yanardağın bulunduğu, kocaman bir gölün içinde lokallerle turistlerin mutlu mesut beraberce yaşadığı bir ortam.muhteşem manzaraları ve denize benzeyen göl kenarında güzel plajları var. Yanardağlardan birisi çok riskli durumda olduğu için bu küçük adaya mini havaalanı yapmışlar. Kurtarma planları mevcut çünkü herhangi bir patlama anında bütün köy bir iki saat tamamen kül olabilir.son hareket 1987'de gerçekleşmiş.
devami icin read more..
göl kiyisi..
Granada'dan güneye giden otobüslere pazarın oradan biniyoruz. Ometepe için durduğunda buradan paylaşımlı taksilere atlayıp feribot iskelesine varılıyor. Dikkat etmek lazım çünkü göl olmasına rağmen ciddi dalgalara karşı 1 saat yol alınıyor, tehlikeli değil ama normalde deniz tutuyorsa bu göl kesin tutar.
Moyogalpa backpackers..
İlk gün adanın diğer tarafına geçmek için geç olduğu için ilk geceyi Moyogalpa'da hostelde geçiriyoruz, burada orta amerikayi bisikletle kat eden 60 yaşlarında 2 erkek ve 1 kadın belçikalı bir grupla tanışıp masalarına konuk oluyoruz. Görünüşleri çok da kaslı kuvvetli olmasa da, Meksika'dan Nikaragua'nın güneyine bisikletle gelmişler Panama'dan geri dönüp gelecek kış diğer parçayı tamamlayacaklardı. Insan gerçekten hayret ediyor. Honduras tehlikeli olduğu için orayı biraz hızlı dolaştık dediler, bisikletle ne kadar hızlı olabilir ki diye düşündüm açıkçası, ama insanların yaşlarından bağımsız olarak azimlerine hayran olmamak elde değil..
İkinci gün sabah daha önceden bulduğumuz, bir italyan'ın işlettiği El Zopilote hostele taşınıyoruz (Santa Cruz), mekan çok orjinal, yoga, organik yasam, hipster genel müdürlüğü, yoga pantolonsuz veya rastasiz kabul etmiyorlar galiba, herkes bir şekil bir tarz. gece de burada kalıp yavaş internetin sayesinde çevre yürüyüşleri ve keşiflerle geçiriyoruz.
El Zopilote
el zopilote( monosiklete dikkat cekerim)
Oda kapisi asagiya aciliyor.
Ometepe'de bisiklet kiralamak en mantiklisi, zira otobüsler az ve saatinde gelmiyorlar. Kaynak suları ve mini gölü ziyaret ediyoruz, bu göl gölün içindeki adanın içindeki göl oluyor. Guatemala'daki mağaranın içindeki şelalenin içindeki mağara aktivitesinden sonra iyi geldi.
Leon Granada arası ulaşım çok kolay, Leon'da terminalde Managua arabaları kalkıyor, ona atlayıp 2 saate Managua'ya varıyorsunuz. Granada'ya giden otobüslerin önünde inip (şoför size söylüyor ) başka bir otobüsle 1 saatlik bir yolculuk sonrası Granada'dasınız.
devami icin read more..
Otobuslerin eskiligi yaniltmasin, gayet guvenli..
Bu gezi toplamda 3 dolar tutuyor, ama 15 dolara da turist servisi aynı noktaya götürüyor. Orta amerika'da belki haksızlık ettik, ancak nerdeyse hiçbir başkente uğramadık. Kaotik, güvenliksiz ve size sunacak çok şeyi olmayan yerler kanımca. Bu arada Granada için Nikaragua'nın turist başkenti desek yanlış olmaz.
Daha önceden ayarladığımız hostal mexicana'da şehrin ana caddelerinin birindeki hostele yerleşiyoruz. Sahibesi sakin Meksikalı bir kadın, mekan tamamen aile işletmesi, hatta temizlikçi kadın bile yirmi yıldır burada çalışıyormuş. Daha sonra ben tek başıma saç kestirmeye gidiyorum, berbere yine birşeyler söylüyorum ama Orta Amerika'da bildiği gibi kesiyorlar adamlar, hele biri çizgi sakal kesiyordu son anda zor yetiştim ne yapıyorsun latin şarkıcı mıyız burada. Yani 4 farklı ispanyolca kursuna gittim, bütün ispanyolca gramerini bitirdim, efendi gibi anlamlı vurgulara dikkat ederek açıklıyorum, yine de ise yaramıyor.Herneyse..Bkz en alttaki fotograf..
Bu arada yurtdışında en ilginç ve güzel deneyimler normalde turistlerle hiç bağlantısı olmayan yerlerde oluyor, berberler, küçük dükkanlar, gözlükçüler, hatta Peru'da zamanında bir göz doktoruna gitmiştim zar zor anlaşsak da çok eğlenceliydi, yazıları görüyordum ama okuyamıyordum ispanyolcalarını. Nepal'de de gözlükçüyle muhabbet ederken miyop yerine hipermetrop lensler yaptırdım, sonra ikincisini almak zorunda kaldım (20 tlye)
Laguna
Şehirde güzel kiliseler, katedraller ve ağaçlarında binlerce kuşun yaşadığı bir plaza bulunuyor. Fiyatlar Leon'a göre daha pahalı. Fotoğraf çekip gezerken gün bitiyor, akşama ne yiyelim diye bakınırken süpermarket bulup salata için sebze, makarna ve ton balığı alıyoruz. Sürekli dışarda yemek buralarda pahalı olmasa da pilav fasulye ezmesinden içiniz geçince arada kendiniz salata yapmak istiyorsunuz.
Diğer iki günün ilki yakınlardaki Laguna de Apoyo golünde geçiyor, buraya da çok çok ucuza yerel otobüslerle varılıyor, manzara gerçekten harikaydı ama gün sonunda geri döndük. Burada konaklamak isteyenler için çok popüler bir sırtçantalı hosteli var, Hostel Paradiso.
http://hostelparadiso.com/
Fotoğraflar, gezme tozma, güzel yemekler ve Granada havasını içimize çekip devam etmeye karar veriyoruz, gelecek durak Ometepe.
Sekil 1: orta amerika'da default kesim, sakal faciasi yasamamaniz icin berberi uyarmaniz gerekiyor..
Tipik bir Nikaragua gezi rotası kuzeyden güneye ya da güneyden kuzeye gidiyor. Ana duraklar
Leon (otantik koloniyel şehir, devrimin başladığı yer, sol eğilimli),
Managua başkent (uçak buraya geldiyse belki o nedenle -yoksa hiç gerek yok )
Granada (süslü koloniyel şehir,daha turistik, daha kapitalist)
Ometepe adası volkanlar ve doğa ,
San Juan Del Sur sahilleri sörf için
devami icin read more..
Bu gezi rotası hem gezginlerin sık kullandığı hem de ulaşımın kolay olduğu bir rota. Göreceli olarak daha düz olduğundan yerel otobüslerle ulaşım hem sorunsuz hem de kolay. Bu plan için ülkeye el Salvador ya da Kosta Rika’dan geldiğinizi varsayıyoruz, açıkçası sadece Nikaragua görmek için buraya gelmek isabetli olmaz, etraftaki bir ya da daha fazla ülkeyle birleştirmek daha mantıklı.
Nikaragua’ya gelmeden önce çok bir fikrim yoktu, nedense insanın aklına iç savaş ve gerillalar geliyor. Bunda orta amerika’da geçen amerikan filmlerinin etkisi de var.
Devrim şehitleri icin torenler vardi biz oradayken..
Devrim muzesinin arkasindan Volkanlara bakis..
1930lardan 1970lerin sonuna kadar Nikaragua’da ABD’nin kankası Somosa ailesi yönetimde bulunuyor. ABD yanlısı yönetim ve sistem bozukluğu diğer orta amerika ülkelerindeki gibi son derece derin. Buna karşı Nikaragua’daki Amerikan kuvvetlerine karşı ilk gerilla savaşı başlatan Augusto Sandino daha sonra öldürülüyor, ancak orta amerika’daki kahramanlık efsaneleri ve liderliğinden FSLN (Sandinista milli kurtuluş cephesi - Frente Sandinista de liberacion nacional) doğuyor.1979’da devrim yapıp yönetimi ele geçirince ABD bu ülkede kontragerilla ordusu kurarak sosyalist hükümeti devirmek istiyor, çünkü bu noktada yayılabilecek Sosyalizmin gelecek durağı Kosta Rika ya El Salvador. Uzun süren bir iç savaş, gerillalar, CIA operasyonları derken ülke yine sosyalist kalıyor ancak ekonomik durum fena.
Augusto Sandino
Şu anda bir çok alanda gelişme gösteriyor olsalar da biraz kayıp ülke olmuş durumda, Nikaragua’dan bir çok kişi çok daha gelişmiş Kosta Rika’ya kaçıp kaçak çalışma peşinde. Belki bir ihtmal turizm.
Nikaragua kuzeydeki ülkelere göre her ne kadar daha fakir olsa da güvenlik problemi çok çok daha az. Nedense şimdiye kadar gittiğimiz sosyalist/komunist ülkeler digerlerine gore çok daha güvenli idi (bkz. Çin, Laos, Vietnam, Nikaragua, Küba) bu arada dünyadaki 5 sosyalist ülkenin 4’ine gittiğimi farkettim şu anda. Kuzey kore yakın gelecekte değil ama belki ilerde görülebilir.
Leon Katedrali ustunden (cikis - 1 TL)
Leon’da insanın ilgisini çeken şeylerin başında aktif yanardağlar ve Nikaragua devrimi -Sandinista hareketini anlatan müzeler geliyor. Şehir Guatemala ya da diğer ülkelerdeki süslü restore edilmiş şehirler gibi değil, daha gerçek daha otantik geliyor insana, benim nikaragua’daki favori şehrim burası oldu. Şehrin en büyük katedralinin (Leon Catedral ) bulunduğu plaza’nın yanındaki pazarda gece sokak satıcıları izgara yapıyorlar, bu süper lezzetli izgara et ve tavuk dolu tabak kişi başı 25 cordoba’ya geliyor (1 dolar)
Leon’da tüflü volkanik kumun üzerinde yapilan sandboarding turu (Cerro Negro Volkani) çok iyi görünüyordu ama biz gerçek kırmızı lava görmek istediğimizden tercihimizi Telican volkan turundan yana kullanıyoruz. Sabah çıkıp akşam döndüğünüz bu tur pek ucuz değil (45 USD) ama bir daha nerde pitir pitir baloncuklu volkan göreceğiz diyerek katılıyoruz.
Tum trekler icin iyi bir sirket : http://leon.quetzaltrekkers.org/
Jiple götürebildikleri yere kadar gidiyoruz, tepenin başladığı yere geldikten sonra iniyoruz, sonrası yukarı doğru 45 dakikalık yürüyüş, hava birden bulutlanıyor ve rüzgar bize doğru esmeye başlıyor. Tam o arada volkan kraterinin kenarına varıyoruz, yüzlerce metre aşağıda lavlar köpürürken bizi toprak uçurumun yanında koruyan hiçbirşey yok. Aşağı bakmaya devam ederken rüzgar volkanın bütün dumanını üzerimize getiriyor, sülfür olduğunu öğrendiğiniz ve genzimizi yakan bu dumandan çıkmak için aşağı 500 mt inip dumanın geçmesini bekliyoruz. Bulutlar açılıp rüzgar azalınca ikinci sefer başlıyor, karşımızda turuncu lavlar kriterin kenarına yatıp kafayı ıçeri uzatıyoruz, ortam sürreal, lavlar dumanlar, fotoğraf makinaları uzaktan başarısız fotoğraflar çekiyor. Gazdan fena olmayalım diye rehber acele ettiriyor, bir on dakika sonra aşağı inmek için yola koyuluyoruz..
Tepeye yakin..
Lavlar
Dusmeyelim diye yere yuzu koyun yatip fotograf cekerken..
Üçüncü gün de müze, kilise ve sokak gezmesi ile geçiyor.Özellikle Leon Müzeleri ispanyolcanız cat pat varsa bile eski sandinista gerillalar tarafından gezdiriliyor, adamlar eski zamanlari anlatırken gözleri doluyor adeta. Gerçekten çok heyecanlı rehberler.
Leon ucuz, yemekler iyi şehir orjinal daha ne olsun !
Guatemala'dan Nikaragua'ya geçiş ve polis eskortumuz
Rotamiz google 11 saat diyor ama normali 15 saat.
Semuc Champey'deki milli park gezisinden sağ salim döndükten sonra (bkz: bir önceki yazı, mağaraların içinden dökülen şelalelerin içindeki mağaralardan yürüyüş) turist minibüsü ile Antigua'ya geri döndük.
Guatemala'da seyahat etmek için bir çok yol var, özellikle ucuz chicken bus tabir edilen yerel otobüsler her yere gidiyor. Ancak turistik bölgelere gitmek için bunlardan en az 3 - 4 tane değiştirmek zorunda olmak ve özellikle gece seyahat etmenin güvenlik nedeniyle yaygın olmaması nedeniyle turist minivanları ile nokta atışı yapabiliyorsunuz. Yolların genel durumu "idare eder". Bu arada küçük bir hatırlatma, orta amerika'da öğleden sonra 5'den sonra bir yere varacak şekilde plan yapılmaması gerekiyor. Gecikmeler nedeniyle garip bir yerde gecenin karanlığında sırtınızda çantalarla kendinizi yürürken bulabilirsiniz.
devami icin read more..
Guatemala'daki görmek istediğimiz noktaları tamamladığımız için ne yapalım El Salvador'a mı geçelim, Honduras'a mı geçelim diye kısa bir beyin fırtınası sonrası Nikaragua'ya geçmeye karar veriyoruz. Bu iki ülke de az gelişmiş/gelişmekte olan tipik orta Amerika ülkeleri, Guatemala ispanyolca kursları, doğal güzellikleri ve koloniyal şehirleri ile öne çıkarken, bu iki ülkede Honduras'ın Karayip kıyıları ve adaları dışında ilgi çekici bir nokta bulamadık. Üstüne üstlük ucuz olsun diye önceden aldığımız vivacolombia uçağı için geriye kalan yaklaşık 1 ayımız olduğundan boşuna vakit kaybetmeyelim dedik.
Sıradaki destinasyon Leon, Nikaragua. Buraya gitmek için az değil önünüzde dünyanın en bozuk bürokrasisine sahip ülkelerin sınır kapıları (6 tane) var. Bir isviçre Almanya sınırı değil tabi :)
Guatemala çıkış
El Salvador giriş
El Salvador çıkış
Honduras giriş
Honduras çıkış
Nikaragua giriş.
Memurlar rüşvet ister, ona iki dolar buna iki dolar, sınırdan chicken bus'a bin, yok ordan in digerine bin, değiştir.Çok uğraşmak istemedik, ama orta Amerika'daki havayollarının da astronomik fiyatlarına bakarken imdadımıza ülkeler arası minivan servisi olan Gecko tur yetişti. Gecko tur orta amerika'da sınır geçişidir, otobüstür uğraşmak istemeyen insanlar için sizi Guatemala'dan alıp 16 saat içinde 6 tane gümrük kapısından başarıyla geçiren ve Leon'da bırakan bir servis. Orta amerika standartlarına göre çok pahalı, benim kişisel fikrim ise gayet makul idi. 75 dolar. Bu tur şirketine yolun başında pasaport fotokopilerinizi gönderiyorsunuz, siz sınırlardan geçmeden önce gümrük kapısına faks gönderiyor, bu nedenle bir çok yerde arabadan inmenize bile gerek kalmıyor. Ayrıca minivanlerde de internet var. - Lüks, değil mi ? , Daha bitmedi.
Geko sitesinden, tam bu aracti evet.
Guatemala'da gece yolculuğu tehlikeli, özellikle gece herhangi bir yerden bir yere gidecek araç bulmak bir yana, yollarda in cin top oynuyor, bu noktada en tehlikeli ve silahlı soygunların olduğu yol Guatemala - El Salvador arasındaki 220 kmlik kesim. Bize sabah 02:30'da yola çıkacak minivan deyince aklıma açıkçası ilk bu geldi, yahu bu kimsenin gece kullanmadığı yol değil mi ? Neyse artik bakalim diyerek hazırlandık. Ne de olsa kalabalık minibüs olur, bir şey olmaz herhalde diye düşündüm. Gece hostelin önüne siyah renkli güzel bir van gelince kapıyı açtığımızda hoş bir sürprizle karşılaştık. İçinde kimse yok. Sadece biz ve sofor. Nasıl yani tek biz miyiz diye düşünürken adam güzel bir ingilizceyle durumu açıkladı, düşük sezon olduğundan başka kimse yokmuş giden. Bir tek El Salvador'dan iki kişiyi alacakmışız.
Hadi bakalım deyip bindik, şoför
-Bir de polise uğrayacağız, bize eskort edecek
deyince ne oluyoruz dedik. Polis eskortu?
Sadece bize mi ? Yaklaşık 5 dakika sonra şehrin ana kavşaklarından birinin önünde durduk, şoför indi, pikap/minivan karisimi siyah / sari bir polis arabasinda polislerin elini sıktı, sonra yola çıktık, biz siyah renkli minivan'ın içinde iki kişi, arkamızda ışıklı polis minivani, gidiyoruz. Ne güzelmiş herhalde şehir çıkışında bırakırlar şeklinde bir laf ettim, ama şoför durumu özetledi, - Yok bizimle sınıra kadar gelecekler 220 km.
Polis eskortumuz olan araclardan..
Guzel araclar aslinda.
Hadi polis eskortu olması yeterince bizi VİP gibi hissettirdi, ama yaklaşık 3 saat boyunca da adamların arkamızda olması, iyi bir şey mi kötü mü bilemedim.
Biz El Salvador'a girerken arabamız tekrar durdu, şoförümüz arkadaki arabaya gidip polislerin elini sıktı, muhtemelen biraz da bahşiş verdi. Zaten sırf bu tur şirketinin çalışmasını görmeniz orta Amerika'nın nasıl bir yer olduğunu görmeniz için yeterli, yoldaki rastgele polislere kutu kola, gümrük çalışanlarına cips, trafik polislerine çikolata derken, adam yürüyen eşantiyoncu gibi. Ama sanırım işler böyle işliyor, Hayatımda ilk defa bir sınırda ben polise değil, polisler bana geldi, minivan'ın kayan kapısı açılır, adam iyi günler diler, imza atarım, kapı kapınır,yola devam. Bence gerçekten her kuruşuna değecek bir servisti.
Honduras'a hos geldiniz..
Honduras beldeleri..
Yolda..
Camdan Nikaragua'nin volkanik daglari..
15 saat ve 6 sinir kapisi sonrasi Leon'a girdiğimizde öğleden sonra 4 civarıydı, daha önceden ayarladığımız hostelimizin önünde durup, mekani kolayca bulduk. Orta Amerika'nın en sosyalist ülkesine, sandinista hareketi ve uzun iç savaşıyla ünlü, volkanlarla kaplı Nikaragua'ya hoş geldik !!
Antigua'dan Semuc Champey servisine biniyoruz, Yol uzun 6 saat sürüyor, biraz uyduruk bir minibüsle gidiyoruz ama dur kalk yapmadığı için memnunuz. Servis önce Coban şehrinde kısa süreliğine duruyor. Buradaki turist lokantasında pahalı çorba ve pilav menüsünden yememiiz bekleniyordu. Biz yemedik.
devami icin read more..
Öğleden sonra Semuc Champey'e vardığımızda buranın en ünlü yeri El Retiro hostelde kalacağımız yerleri zaten ayarlamıştık. Burası popüler bir yer olduğu için gelmeden ayarlamakta fayda var.
Nehir kıyısında güzel bir kulübede odamıza yerleşip nehrin yanına gidiyoruz. Yağan yağmurla beraber taşmak üzereymiş gibi görünüyor, sanırım az çok her zaman böyle. Guzel bir restorani vardi, biz gittigimizde akdeniz gecesi yapiyorlardi, cop sis gibi bir seyler hazirlamislar, onlari yedik.
Burada yapılacak 1 (yazıyla bir) aktivite var, Semuc Champey turu.
Bu tur Semuc Champey milli parkını ziyaret edip içindeki göletlerde yüzmek, parkın yanındaki mağaraya ellerinizde mumlarla girip (gerçekten de mum yaktık) üzerinize doğru gayet güçlü akan bir yer altı suyuna karşı mağaranın içinde rastgele bağlanmış iplere tutunarak 2 kat yükseklik çıkıp, küçük şelalenin yanından bütün ışıkları kapatıp boşluğa atlamanız üzerine kurulu. Akilli birinin yapacagi sey degil. Arada sırada biri yanlışlıkla boynunu kırmıyor mudur diye düşünüyor insan.
Buradan (fotografi cektigim noktadan) atlaniyor..
Yer alti su seviyesi yagmurla artar mi acaba diye hesap yaparak gecirdigim magara aktivitesi
Gerçekten maceralı bir tur idi, boynunuza kadar gelen yer altı sularının içinden yarım kilometre ilerleyip, dışarda yağan yağmur hızlanmasa bari diye acı acı düşünüyorsunuz. : )
yuzulen mini havuzlar..
Turu yapıp ertesi sabah shuttle ile Antigua'ya geri dönüyoruz. Guatemala'daki bu aktiviteden sonra gelecek durak 3 ülke değiştiren shuttle ve Nikaragua'ya geçiş..