Gecenin üçü... Nerden esti bilmiyorum aklıma bu blogum geldi. Girince beni karşılayan bildirim, blogun 10 yaşına basmış olduğuydu. Vay beee. 10 yıl. 10 yıl önce miniminnacıktım. Üniversite zamanlarımdı. Şimdi kadın doğum uzmanıyım hatta yazarken aradan acil bir sezeryan alıp geldim. Biraz dolandım blogda. Ne kadar çok şey yaşamışım, yazmışım, hissetmişim. İyimsermişim, umutluymuşum, biraz çocuksu. Sonrasında hayatla kavgalarımın beni yıktığı, yıkıldığım yerden kalkamadığım çok oldu. O heveslerimin bir bir kırıldığı, yolumu kaybettiğim, kim olduğumdan emin olmadığım, bu hayatta ne yaptığıma anlam veremediğim zamanlar. Derken onlar da geride kaldı bir miktar. Kaybolmanın ve kendini yeniden tanımanın, kendini yeniden çok daha iyi inşa etmenin güzelliğini gördüm. Kaybolan hislerimin çok daha güzelleriyle birlikte tekrar geldiği bir an geldi. Kaybolduğuma şükrettim. Burayı okumak ne kadar büyümüşüm dedirtti. O zamanki halime sıkı sıkı sarılmak istedim. Bu vesileyle sizlere de selam vermek istedim çünkü burayı burdan görüştüğüm insanları hep çok sevdim. Kimler kaldı bilmiyorum ama merhaba dostlarım🌙






