Selamlar
Perşembe günü Bursaya ev tutmaya gittik. Hep hayalim olan şey, ayrı evde yaşamak. Ama o gün bambaşka şeyler hissettim.
Bursaya ilk girdiğimizde inanılmaz sıcaktı ve tam öğle vaktiydi, üstüne birde altı saat yol gelmişiz. Gözüme inanılmaz çirkin geldi. Hele o Ankara caddesi dedikleri yer ortadan metro geçiyor kenarlar tam bir çarpık kentleşme. Çok kötüydü. Ya misaki milli sınırları içerisindeki tek yaşanacak yer burası muymuş dedim.
Ay canım Konya’m ağaçlı caddeleri, düzenli evleri 💕
Sonra ev aramaya başladık, kiralar uçmuş 14,15 binler. Tam metro durağı üstü eşyalı bir eve girdik. Bina baya eski yapı, içi bir aileye göre her şeyiyle döşemişler. Adam 54 bin kapora istedi. Yuhhh ve benim hayalindeki ev bu değildi zaten.
Sonra metroya yürümeli bir ev bulduk. Balkonu beni kalbimden vurdu. Bir taraf bursaya bakıyor bit taraf dağlara. Tamam burası dedim.
Ama gelirken içime bir korku düştü cidden ben yalnız yaşamayı ailemden ayrılmayı istiyormuydum dedim. Ve gerçek memleket hissiyatıyla o an karşılaştım. Ve anladım ki ben konfor alanımın rahatlığına çok alışmışım.










