Doug Jones
cherry valley forever
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
official daine visual archive
Cosimo Galluzzi

No title available
sheepfilms
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
🩵 avery cochrane 🩵

Product Placement

roma★
Not today Justin
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

pixel skylines
$LAYYYTER
macklin celebrini has autism

izzy's playlists!
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

@theartofmadeline
art blog(derogatory)

seen from France
seen from Brazil

seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from Italy
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from Colombia

seen from United States
seen from United States
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Ukraine

seen from Netherlands
@biromurkalbenimle
*hikayemiz
Bundan tam bir yıl önceydi. Benim karmakarışık bi blogum ve anonimlere verdiğim cevaplarla hatrı sayılı bir takipçi kitlesine ulaşmış bir tumblr hesabım vardı. Doğrusu Gamze; ha bu arada Gamze benim sevdiğim,yandığım o benim. Her neyse bir gün gezinirken Gamze beni blog önerileri listesinde görüyor ve bloguma giriyor felan fotografım yok blogta sadece ufak tefek yazılarım fotograflar,fikirlerimi felan paylaştığım bir blog. Birazda siyasi sorulan anonimlere verdiğim cevaplar ve blogta yayımladığım yazılar onu çok etkilemiş ve bana o gün şöyle bir mesaj atıyor ; ‘’ Merhaba beni ancak bir devrimci anlar biraz konuşabilirmiyiz?’’ diye Doğrusu bana derdini anlatan ve sıkıntılarını dinlediğim çok insan vardı. (Eğer aktif bir tumblr kullanici iseniz benim ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız :) . Her zaman ki gibi; ben hayatımın kadınıyla tanışacağımdan habersizim; bloga giriyor ve bir kaç anonim cevapladıktan,bir kaç post paylaştıktan sonra gelen kutusunda mesajlara bakıyorum. Gamze’nini mesajını görüyorum ve ona ‘’tabi buyrun’’ diye derdini anlatması için müsade ediyorum. O güne kadar onlarca kişi yazdı onlarcasına cevap yazdım. Ve bir o kadarıda telefon numaramı istedi bir kaç kişi dışında kimseye vermemiştim. O güne kadar verdiğim kişilerde bir kaç ay tanıştan sonra verdiğim kişiler. O gün ne olduysa ben sadece yarım saat konuştuktan sonra bir işim çıkıyor ve ona numaramı veriyorum. Dışarda arkadaşarla otururken bir.den telefonum çalıyor. Gizli numara arıyordu. Açtım. Ses yoktu. ‘Alo’ diyordum ama karşıdan cevap yok ve 17 saniye sonunda telefonu kapatıyor konuşmuyordu. Bende herhalde şaka yapmak istiyen biri aramış diye düşündüm. Bir kaç saat sonra birkez daha ; Gizli numara arıyor idi. Açtım. ‘Alo’ dedim biraz sertçe. Karşıdan bir ses kısık ve boğuk ‘Alo’ diyor . ‘Efendim’ diyorum ‘Nasılsın’ diyor ‘iyiyim’ diyorum. Konuşma böyle tatlı giderken kim olduğunu soruyorum. Tabi söylemiyor buda. Bende tabi konuştuğum ve numarımı verdiğim insanlara özellikle böyle durumlar için kendimi ayrıyetten başka bir isimle tanıtıyorum ki Gamze gibi arıyanlarım olursa onları daha iyi tanıyabileyim diye :)) . Ona ismimin ilk harfini sordum söyledi bende ona isminin ilk harfini ve ismini söylediğimi duyunca çok şaşırmıştı. 2-3 ay böyle konuştuk dertleştik. Birbirimize iyi geldiğimiz bir mutlak gerçekti. Ama telefon sonuçta insan ne kadar güvenebilirse bizde o kadar güvendik. Hatta hiç kimseye anlatamadıklarımızı anlattık bir süre sonra benim ve tabi bende onun kimseye güvenemediği kadar çok güvendiği insan olduk birbirimizin. Birbirimizden onlarca kilometre uzakta, hiç bilmediğimiz şehirlerde oturuyor idik ama ikimizde içten biliyorduk ki bu bizim mesafeleri aşamıyacağız anlamına gelmediğini. İki insanın birbirini görünce ki o sahte gülüşlerinden soyutlamıştık.Napıyorsak içerisinde samimiyet var idi. Mesafeler getiriyordu bu samimiyeti bize. Samimiydik. Hiç görmediğin bir insana eksik kaldığın taraflarını anlatmak daha kolay oluyordu. Bizde anlattık. Eksik kaldığımız tarafları anlattıkça o boşluklarda o eksikliklerde buluşuyor idik. Bizi birleştiren en büyük şeylerden biri de bu galiba,buydu. Aramızda ismini veremiyeceğim bir samimiyet vardi. Anlarsiniz işte ismi konulmamış bir şey. Bu şey her neyse benim çok hoşuma gidiyordu, seviyordum bunu. Sanırım inceden yanığımda artık diye hissetiğim an açıldım Gamze'ye. O günden sonra bir metre yakınımızda olan insanların aşamıyacağı mesafeye karşın biz 448 km aştık. Birbirimizin ailesi olduk. Emek veriyoruz ve biz her şeyin inanarak aşılabileceğine inaniyoruz, sizlerde inanın. Biz yaptıysak sizde yaparsınız. Bir sene sonra yani 25 kasım 2018'de bu postumun altına Gamze'yle el ele fotografımızı atmak üzere, sağlıcakla kalın.Aşk'la kalın.
25.11.2016/17 ‘ye ithafen
**
İkinci yılımız ve bundan bir yıl önce bugün el ele fotoğraf atacağımızı söyledik ve atıyoruz. İkinci yılımız ve bizim aramızdaki fiziksel nicelik olan mesafe 448 km'den 800 km'ye yükseldi ama kalpler arası mesafemiz hiç bir zaman değişmedi değişen tek şey bir kaç rakam ve fiziksel bir kaç nicelik. Biz bu blogu ilk açmaya koyulduğumuzda niyetimiz bizim gibi mesafe ilişkisi yaşayanlara bir nebzede olsa umut olmak. Aldığımız onlarca mesajlardan ve cevaplayamadığımız onlarca anonimlerden görüyoruz ki bunu başarabilmişiz. Ne mutlu bize :). Biraz nasihat vermiş gibi olacaz ama .. Bizler nasılki yüzlerce kilometreye rağmen aramızdaki o samimiyeti bir saniye olsun kaybetmemişsek sizde kaybetmeyin, üzmeyin. Üzülmeye değmez. Her zaman zordur mesafe ilişkisi her insanla yaşıyamazsınız ve yaşıyabildiğiniz insan sizin gibi sevginin tentene olmaktan çok ne kadar da emek gerektiren bir şey olduğunu anlamış biri olur daima. Emek bilmez, hatır bilmez, sabır bilmez .. insanlarla zaten yürümez mesafe ilişkisi.
Geçen günler yıllar gibi gelsede yıllar geçince geçenin bir kaç günmüş gibi gelmeside gariptir. Bir kapatmışsınız ve açmışsınız gözlerinizi aylar ve yıllar geçmiş siz yanyanasınız.
Mesafe ilişkisi zahmetlidir. Biz pes etmedik, etmiyeceğiz.
Sonuna kadar. Sonsuza kadar.
2016/2017'ye itafen 2018.
" seni nasıl sevmeyeyim? "
Solumsun, soluğumsun sen.
Sonumsun.
Ovuşturduğun gözlerinden öperim bu sabah kadın .
12 gece önce ..
Yarın buluşacağız diye heyecandan uyuyamazken şimdi özleminden ve hasretinden uyuyamaz oldum. Ne biçim iş yahu bu !
Ellerimi tutmuştun boynundan alırken kokunu ve kulaklarıma fısıldamıştın bir ömür benimsin diye. (22.08.2018)
Gamzem :)
Sen aslında herşeyden bir parçasın.
Bazı adamlar var kızlar size ‘üzülüyorum’ diyebiliyorsa bu dünyada güvenebileceği bir siz varsınız demektir. Cünkü bazı adamlar bırakın üzülüyorum demeyi bugün acılarından ölseler ‘ölüyorum’ diyemezler.
Evet. Kitaplar gerçekten çok iyi bir dost onlardan öğreneceğim çok şey var. Mesala ilgisiz bıraktığın zamanlarda hiç kırılmaz sana küsmez. O seni alman gereken o kitaplıktan almanı bekler ömrün boyunca. İşin düştüğünde yapraklarına göz degdirip tekrardan o köşeye atmanıda aldirmaz. O seni öylece bir gün alıp okuyacağın anı ve o anda nasıl bu kitabı okumadım diyeceğin o sözleri duymak için bekliyecek.
“Ne yaptın bana söyle? Nedir beni böylesine bağlayan gözlerine?”
—
@biromurkalbenimle
Neden kışın en soğuk ayı şubat veya yazın en sıcak ayı ağustostur bilir misiniz? Şubat kış ayının en sert en çetin geçtiği en soğuk ayıdır. Ağustos ise yazın en sıcak en bunaltıcı ayı. Tam bu son derken yapraklar dökülür bir kış sarar ; bundan daha bunaltıcı bir dem olamaz derken daha bunaltıcı bir hava olur ya eririz sıcaktan.İnsanında hayatında ki bazı demleri buna benzer. Dibe, en dibe vurur insan şubat gibi yapayalniz veya agustos gibi sımsacak. Unutmayın her şubattan sonra bir bahar; her ağustostan sonrada bir sonbahar olur.
En dibe vurduğunda insan; başlar tüm hikayesi.