O kadar sıkıcı ki her şey kendime ikinci kez okunmayacak intihar mektupları yazıyorum.Karanlığın kasvetine aldırmadan aydınlanmamı var edercesine. ölüm yokluk olsaydı eğer bu yokluğumun anlamı beni incitmezdi. Kendi oyunumda kendime yabancı oluyorum. Bütün tanrı tanımaz davranışlarıma rağmen tanrı beni tanıyor ve hep aynı şeyle sınıyor. Bile bile boş kağıt vermekten yorulmadım. Meze olduğum masa da ne balık oldum ne de rakı. Bir sebze zaten olamam kalbim yok ki . Soruyu cevaplayıp kalkıyordum oysa masadan ama ne çok cevabı varmış bir basit sorunun. İnanması hiç zevkli değil bu yalanlara. Kaç ben var daha tetiğe basıp öldürmediğim içimde. Sen bütün katlarını koşarak çıktığım yaşama sevincim son katın penceresinden beni aşağıya itiyorsun biraz eğlenmek için içimdeki sevgiyle birlikte düşüyorum . Haberdar değilsin vaktini, yaşamını vermediğin bu çemberin içinde ne olup bittiğinden. İşte böyle karanlıklar çökerken sokağından kayboluyorum. Sen pencerenden bakmaya cesaret edemezken ben kayboluyorum.


















