Ömrümün geri kalanını, ıssız bir yerlerde kitap okuyarak geçirmek istiyorum. Kitaplar ile aç midemi, susuzluktan kuruyan boğazımı doyurmak istiyorum.

祝日 / Permanent Vacation
occasionally subtle

#extradirty
No title available

titsay

Janaina Medeiros
will byers stan first human second
Alisa U Zemlji Chuda

Love Begins
ojovivo
hello vonnie
Xuebing Du
Peter Solarz
I'd rather be in outer space 🛸
No title available
i don't do bad sauce passes
Sade Olutola
cherry valley forever

izzy's playlists!

oozey mess

seen from United States

seen from United States

seen from Brazil
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from France

seen from France
seen from United States
seen from France

seen from France

seen from Netherlands
seen from United States
seen from France
seen from United States

seen from France

seen from France
seen from France
seen from United States
seen from France
@bortecinebirkiz
Ömrümün geri kalanını, ıssız bir yerlerde kitap okuyarak geçirmek istiyorum. Kitaplar ile aç midemi, susuzluktan kuruyan boğazımı doyurmak istiyorum.
“Şiir bize anlamayı öğretir; sevmeyi öğretir; karşı çıkmayı öğretir; sessizliğe saygıyı öğretir; ufukların ardını öğretir; geleceği öğretir; soru sormayı öğretir; kendi gözümüzün ve kalbimizin büyüsünü öğretir; sınırların saçmalığını öğretir; alın çizgisinin derinliğini öğretir; kuşkunun verimliliğini öğretir; yetinmemenin zenginliğini öğretir; zorbalığın zavallılığını öğretir; zamanın ürpertisini öğretir; inceliğin gücünü öğretir; suskunluğun gizli dilini öğretir; gecenin ışığını öğretir… Kısaca insanın ve doğanın tükenmez hazinesini serer önümüze, ruhumuza. Altmış-yetmiş yıllık ortalama bir insan ömrünü insanlığın yaşıyla eşit hâle getirir. Bu özelliğinden ötürü de yaptığı iş ne olursa olsun, şiir okuyan insanı okumayandan çok daha başarılı ve üstün kılar; elbette aynı zamanda çok daha duyarlı, acılı ve mutsuz… Ama bu acı, bu mutsuzluk insan hayatının güzelleştirilmesi ve geliştirilmesi anlamında kesinlikle verimli bir acıdır, mutsuzluktur. Bilincinde olalım olmayalım, mezar taşımızdaki hayıflanmadır şiir…” - Şükrü Erbaş, Neden Şiir Okuruz? (Sarkacın Kalbi) (Çekilme Suları, Bütün Yazıları-2) - Görsel: Nakatsukuma Miyuki (仲築間 三幸)
İşin gücün arasında, hayat adlı bu kavgada, karamsarlığın umutla keşiştiği noktada yürünecek ve görülecek yollar var.. Bir nebze nefes almak, küçük sevinçler oluşturmak adına uğrak yerlerin altını çiziyorum haritama... Kırmızılı, morlu, eflatunlu renklerin oluştuğu bu küçük andan, yani buralardan merhabaaa...
Bir yerde hata yaptığını düşündüğün o an...
Geçmişi kafaya takmayı bıraktım, şuan sadece yaşadığım anı ve geleceğimi düşünüyorum, gerisi umurumda değil. Değiştiremeyeceğim şeyleri düşünmek sadece yoruyor, başka bir getirisi yok o yüzden artık düşünmüyorum.
“Sonra bir bakmışız, tüm taşlar yerine oturmuş. Kafanda her şey sessizleşmiş, sorularının cevaplarını da almışsın.Oluruna varmış, zaten ne yapsan da oluruna varırmış. Sadece zamanı var.”
" Mis gibi hayatların maskeli balosu. Bulunduğu her ortama göre renk ve fikir değiştiren bukalemun kişilikler. İnsan, çağımızda hep yorgun: Oynamaktan, örtmekten, gizlemekten, kendisi olmaya giden yolu yürüyememekten yorgun. Oyuncu benliklerin sahici benlikleri gizlediği gösteri toplumunda, aldığımız alkış kadar var olduğumuzu sanıyoruz. "
sen tozlu bir kitabın her hangi bir sayfasında kimsenin fark etmediği ama benim altını çizdiğim bir cümlesin. Öyle sevdim seni.✨
Korktuğum ne varsa bir bir başıma geliyor benim. Mesela özlemekten korktum, içim burkula burkula özledim. Sevmekten korktum, gözlerim dolu dolu sevdim. Beklemekten korktum, onca ayımı bir sokağın başını izleyerek” belki gelir” düşüncesiyle geçirdim. Değişmekten korktum, içinde bana hitap eden zerre bişey kalmadı. Kaybetmekten korktum. En çokta bundan korktum belki de. Ve de kaybetmekten korktuğum kim varsa bir bir sıyrıldılar hayatımdan. Her yaşımda yanımda olanlar geçmişte kaldılar mesela. Hatta öyle bir noktaya geldim ki, benim olmayan şeyleri bile kaybettim. Sende benim değildin, ama ben seni de kaybettim. O yüzden seni kazanabilenlerle mutlu ol. Hayat korktuklarını başına gelmeyen insanlarla daha güzel. Ve sen, korkma sakın..🌾🌘
Hayat insanı her şekilde sınar. Bazen vazgeçmen gerekir, bazen düşmen. Umutla girdiğin yollardan bir sokağa çıkmaman gerekir. Acıya karşı hissizliği öğrenmek için. Olmadığında zorlamamak için. Bazen büyümek gerekir. Yokuşlardan düşmek, tekrar ayağa kalkabilmek için.
Ben her şeyi içimde yaşayıp sonlandırmaya o kadar alışmışım ki her gün yıkılıp yeniden toparlanıyorum ve benden başka kimsenin haberi olmuyor.🥀
Biliyorum sende hiç bir zaman sevmedin beni...
"Canım çok şey anlatmak istiyor ama yorgunum. Beynim yorgun, bedenim yorgun, bunca şeyi affeden kalbim bile yorgun artık. Heveslerim yorgun, iyimserliğim yorgun, konuşarak anlaşmaya olan inancım bile yorgun. Benden geriye mecalsiz bir şey kaldı sadece. Çok yorgunum."
Gülüp eğlenmeliydim, su gibi akmalıydım şu yaşımda, Oysa ağır ağır düşünüyorum geleceği... Kaç gecem daha böyle huzursuz geçecek? Beni felaketler değil düşünmek mahvedecek.
Balkondasın, dizlerini kendine çekmiş, ağrıyan başını da yaslamışsın, öylece gökyüzünü izliyorsun. Kabullenmişsin geçmeyeceğini, farkındasın artık, bu olanların ne kadar can yaktığının. Elinden hiçbir şeyin gelmemesine mi kızıyorsun yoksa canını yakmalarına izin verdiğin için kendine mi? Arabalar, insanlar geçiyor balkonun önünden. Şarkılar değişiyor. Hiç birini fark etmiyorsun. Çok dalgınsın, az önce bir yıldız kaydı fark etmedin. Anlam veremediğin bir yorgunluk ele geçirmiş seni. üşüdüğünü hissetmiyorsun. Bu böyle nereye kadar?
Gitmek çözüm değilde, insan kaçmanın başka türlüsünü bilmiyor...
Biraz zaman geçince her şeyi unutacaksın, biraz daha geçince her şey seni unutacak. Bütün kazanmışlıklar ve mağlubiyetler... Hepsi unutulacak. Her şey, hepsi bitecek. Zaman, yıkıcılığıyla bilinir. Nasıl olur bilirsin; “Adını bilen son kişi de öldüğünde hiç doğmamış olacaksın.”