Yemin ederim, seni ruhum çok seviyor. Kalbimden değil ruhumdan dökülüyor sana olan sevgim. Kalbimden değil dediysem sıkıntı etme kalbim sonlu ve yetersiz geldi o yüzden ruhumdan dedim. Çünkü benim seni sevmem öyle sonlu değil ki çok derinden şu dünyanın köşelerinden bile değil. Başka bir hâlin havası var seni sevmemde. Bilirim bu hâl, bu esinti bu diyarların harcı değil. Ruhum ruhunla arkadaş olmuş belli. Ruhum ruhunu tanımış o başka diyarda, şimdi denk gelince nasıl hüzünlendi nasıl kederlendi anlatamam. Belli başka diyarların başka kanunların yerinden seninle geçmişimiz çünkü ruhum ruhuna denk gelince asırlardır hasret kaldığını bulmuşcasına sevindi. Öyle anlatamıyorum ki bak şimdi sen nefes alıyorsun ya sanki benim ciğerime doluyor hava. Sen uyuyunca, benim gözlerim dinleniyor ve sen sıkıntı edince bensizliği bilindik diyarın bir köşesinde bende sensizliği dert ederken buluyorum kendimi. Uykularım kaçıyor anlıyorum ki uykuların kaçmış. Belli ki ben sana biraz gelip biraz kaçacağım ama sen dememiş miydin nazlı yârim diye oldu şimdi. O yüzden küsme, küsme bana yıllar önce bir yaz akşamı küçük bir serçe uydurdum satırlarda varlığını tanımadığım ama hissettiğim sana uğurladım onu. Sonra sen hüzünle çökmüşken bir yana o serçe gelip kondu omzuna. Hâlâ çok üzer ki bu konu beni hüznün bana değildi, amalarla başlayan cümlelerle gelme şimdi zira ben seni çok kıskanırım sen alıştırdın biricik biricik dedin durdun. Şimdi aklıma geldikçe darılacağım, darılacağım o olacak. Seni seviyorum o olacak ve şefkatle okşuyorum dağınıklığı bile gözüme hoş gelen saçlarını öpüyorum kalbinden çok çok öpüyorum ve öyle çok özlüyorum ki özlemekten öpmeyi unuttuğum oluyor,
affet.


















