Dinliyoruz diye inanıyoruz sanıyor orospu çocukları
The Bowery Presents
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Hole
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Show & Tell
ojovivo
★
d e v o n

roma★

bliss lane
No title available
𓃗
taylor price
NASA
KIROKAZE
No title available
One Nice Bug Per Day

Kiana Khansmith

gracie abrams
Noah Kahan
seen from Colombia

seen from Malaysia

seen from Australia

seen from Australia
seen from Türkiye

seen from Puerto Rico
seen from Germany

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from Australia
seen from T1
seen from Japan
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Australia

seen from Brazil
seen from Netherlands

seen from Canada
seen from Australia
seen from China
@cagsumyel-blog
Dinliyoruz diye inanıyoruz sanıyor orospu çocukları
Sagopa Kajmer “Bütün bu olanlara dayanamam ama hazırım.”
Sagopa Kajmer “Ağladığını kendin görmen ruhen yıkılış.”
Halil Sezai “Nerden bulur bu insanlar, ben mutsuzken gülünecek şeyleri.”
Müslüm Gürses “Yaşamadan ölmeye itirazım var.”
Emre Aydın “İçim bağırdı da, ben diyemedim ya…”
Yedinci ev “Satırlar bile bıktı benden anlatamıyorum seni.”
Ferhat Göçer “Çok düşünüp az konuşuyorum babam gibi.”
Sancak “Kim için gülüşün değiştiyse ona git o zaman.”
Pera “Dikenleri anladım da, senin çiçeklerin vardı, nasıl soldunda gittin?”
Mazhar Alanson “Ah bu ben.”
Bazı insanlar vardır, şarap gibi.
Yıllandıkça değerlenen.
Bazı insanlar vardır, kendini kelimelere sığdıramayan, her cümlede bir yanını öldüren ve canı yandıkça güçlenen. Sizi bilmem ama o kişiler hep büyük insanlar olmuştur.
~yabancininfisiltisi
Benim de bir ‘artık uyu’ mesajına ihtiyacım var.
Ömer Ege Zorlu'ya ihtiyacım var.
Uzun uzun dertleşmek isteyenleri iletiye bekliyorum. Aklınıza takılan sorular falan varsa anonim de olabilirsiniz. Hatta şey, herkes bu postu gördüğü bloğa bir soru sorsun. Malum vakit yaz, renklensin bloglar.
Uzun uzun dertleşmek isteyenleri iletiye bekliyorum. Aklınıza takılan sorular falan varsa anonim de olabilirsiniz. Hatta şey, herkes bu postu gördüğü bloğa bir soru sorsun. Malum vakit yaz, renklensin bloglar.
“Oradasın, biliyorum. Bu satırları okuyorsun. Şimdi bu satıra geçtin, kaşların çatıldı. Kafan karıştı. Kimle konuştuğumu, bu satırları kime yazdığımı anlamaya çalışıyorsun. Ben bu satırları sana yazıyorum. Ona, buna, şuna değil. Sana yazıyorum. Dünyanın her neresindesin bilmiyorum, hangi şehrin hangi sokağında okuyorsun bu yazdıklarımı bilmiyorum. Bir otobüste misin, trende misin, saat orada kaç? Bilmiyorum… Ekrana dökülen saçların ne renk inan bana tahmin edemiyorum. Ve inan bana, bunların hiçbirinin önemi yok. Saçlarının renginin, saçlarının olup olmamasının, nerede olduğunun, saatin kaç olduğunun… Tek önemli olan sensin. Bu satırları okuyor olman. Neler yaşadın, neleri atlattın, neler yaşayacaksın, neleri atlatmak zorunda kalacaksın bilmiyorum. Tek bildiğim var, bu dünyada çıkmaz sokak yok. Sonuna geldiğini düşündüğün her yolda, o yolun sonunda bir duvar da görsen adım attığında yıkılacak o duvar. Belki mahvolmuş bir haldesin, belki pes ettin, belki çaresizsin, belki artık hiçbir şeyin iyi olacağına inanmıyorsun. Ama sen bu satıra geçtiysen, hâlâ umut var demektir. Çünkü bu satırları okumaya devam ediyorsan bu satırlardan bir kurtuluş yolu, bir cevap arıyorsun demektir. Derin bir nefes al. Bir nefes daha. Ve bil ki, ‘Vardır elbet bir çıkılacak yol.’ Yeter ki o yola adımını at. O telefonu eline al, kendini tuttuğun o mesajı at. Aynanın karşısına geç, kendine bir bak. O kadar değerlisin ki kendinin kendine yazık etmesine izin verme, saçlarını tara. Bir özür dile kendinden. Kendine yaptığın haksızlıklar için, kendini soktuğun o çıkmaz sokak için, kendini suçladığın her an için özür dile kendinden. Bu dünyadaki en önemli insan sensin. Bu dünyadaki en değerli insan sensin. Başkalarına verdiğin değerin yarısını bile kendine vermediysen eğer, şimdi bir kez daha özür dile kendinden. Ve bir kez daha. Unutma, herkes gittiğinde bile ruhun seninle kalacak… Senin en yakın arkadaşın, en daimi ailen sensin…”
sorry but i’m obsessed with chains
instagram: @nelekiz
24 ekim 2017 -salı- Benimle konuşmak istediklerinde ne cevap vereceğimi bilemiyorum. Uzun süre göz göze kalamıyorum insanlarla. Çok az konuşuyorum, konuştuğumda ise ses tonum çok alçak. Kendim bile zor duyuyorum bazen… Olduğum kişiyi düşünüyorum, bu olmaktan mutlu muyum? Kimsenin umrunda olmayan , sessiz, o köşedeki sıradan kız olmaktan mutlu muyum?
Evet hepimiz üzüldük hepimiz acı çektik ama bakın şu an saat 04:40 birazdan yeni bir gün doğacak yeni şeyler için fırsatlar olacak bırakın hayatı akışına ilerde bu günleri hatırlayın ama güzel hatırlayı unutmayın ki "her şey anını bekler".
Her şey anını bekler'
Birini seversin sonra o gider ya hani ilk defa seversin birini bütün ilklerin onunladır her hayalin onunladır ama birşey olur ayrılırsınız ya sonra aradan aylar geçer bi bakmışsın yıl olmuş ve sen hala birini sevemezsin peki neden neden artik bir baskasina atmaz neden hala aradan yillar gecsede o aci var neden hala baskasi gelse de dolmaz gibi hissiyati var?
Gözümün gördüğüne yüreğim inanmadı.
Ya mesela neden tumblrda birseyler okurken boyle kalbim daralıyor boyle nefes alamıyor gibi oluyorum ne biliyim yüreğim agır gelmeye başlıyor neden anlamıyorum neden?
Unutmak ayrı zorunda kalmak ayrı. Sen beni zorunda bıraktın. Bu çok ağır.