Kimseye demeden Kimseye değmeden, Kimseden olmadan Kimseden ummadan Sıyrılıp gitmek şu hayattan.
TVSTRANGERTHINGS
art blog(derogatory)
Misplaced Lens Cap

#extradirty

@theartofmadeline

Product Placement

oozey mess

Origami Around
Alisa U Zemlji Chuda
NASA
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
$LAYYYTER
Lint Roller? I Barely Know Her
Jules of Nature

tannertan36
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
sheepfilms

PR's Tumblrdome
No title available

祝日 / Permanent Vacation
seen from United States
seen from Ukraine
seen from Ireland

seen from Germany
seen from Malaysia
seen from Peru

seen from Croatia

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Netherlands
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Poland

seen from Spain
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
@cayimindemi
Kimseye demeden Kimseye değmeden, Kimseden olmadan Kimseden ummadan Sıyrılıp gitmek şu hayattan.
*
her şey için o kadar geç gibi geliyor ki ne ufak bir mutluluk ne de bir teselli arıyorum artık. şimdi ölsem, en fazla koltuğum boş kalır sade. içilmemiş bir kaç dal sigara, ve yarım yaşanmış bir hayat ardı sıra bir sürü bok püsür. her şey için o kadar geç ki kaçtım -ben- olabileceğim her yerden her şey bu kadar.
Sevgili dost,
Gitmek istiyorum bulunduğum bu şehirden. Koskoca beton yığınlarından kaçıp, gökyüzüne ulaşmak istiyorum. Kulağımda Zarifoğlu'nun şiiri, elimde bir Karakoç kitabı. Yanımda sen. Gitmek bizim tercihimizse, sevgili dost bizi bu şehirde boğan insanlar buna sebep değil mi ?... Sevgili dost kulaklığını ve kırmızı kitabını unutma, çay ve çikolata benden.
Parmak uçlarında çiçekler açıyordu... Mavi,mor,turuncu,pembe en çokta eflatun. En çokta gidip gelmeyenlere kalkıyordu kırılmış kadehler. En çok beklenenlere sövülüyordu ve en çok beklenenlere çiçeğe meyilli dallar saklanıyordu.
Şarap kokulu dudaklar sövdükce, paltonun iç cebinde asılı kalıyordu başka bahara adanmış şiirler.
Hem en çok sövülen, hem en çok beklenen nasıl oluyordu? Oluyordu işte...
Sen hiç kendinden başka gidecek bir yeri olmayan, fakat en çokta kendine geç kalan birisini görmedin mi etrafında?
Ben gördüm, bildim de, geç kaldım yetişemedim.
Sen geç kalma olur mu? Sil dudaklarda ki küfrü...
Nisan 2020'
Keith Jarrett Trio - When You Wish Upon a Star
Sonra umursamamayı öğrendim
olağan terkedişleri ve hayal kırıklıklarını
hayat dört sıra çizik attı göz altlarıma
dört nasihat koydum heybeme, onlarla gömüleceğim
doğdum, büyüdüm, yenildim
geldim, gördüm, sıkıldım
sevdim, sevildim, yalan
duydum, dokundum
eyvallah
Ben az konuşurum..
Sen çok anla!
İliş bana..
Günün herhangi bir saatine sesini,
Soluğunu, zihnini bulaştır!
Özlemekten yorulur mu insan?
Yoruluyor işte, söyleyemeyince yoruluyor!
Şimdi sen gelsen bana sarılsan,
Üstüm başım Aşk koksa..
Madem ben dokunamıyorum sana,
Bari yazdıklarım dokunsun.
Ben senin gittiğin günün
Ertesiyim!
İlhan berk
Sevgilim sana İsa’dan ve Musa’dan
bahsetmek istiyorum.
Ay’ın, Dünya’nın etrafında kaç kere döndüğünden,
Sivrisineğin tam kırk yedi dişi olduğundan
ve
Gök kubenin altında konuşulan her dilden.
Saçlarının önüne düşüşünü nasıl sevdiğimden,
bahsetmek istiyorum sana.
Sabahları evde çıplak ayak yürümeyi,
sen uyanmadan masada çayı hazır etmeyi
ve
Tüm bunları yapmayı, en içten.
Sana kışın da bir mevsim olduğundan
bahsetmek istiyorum.
İzmir’ e de bu sene kar yağdığından,
Sokaktaki aç çocukların birbirini nasıl bıçakladığından
ve
En bitmez denilen yolların yürünerek azaldığından.
Gel seninle gönlümüzdeki putları yıkalım,
Yeni bir lisanda konuşalım,
Sağ eli sol memenin üzerinde uyutalım.
Onlar bilmez.
Onlar kör ve sağır.
Onların ruhu satılmış,
Onlar sevdaya düşman
Ama sen bilirsin ki
İstanbul dediğin yedi tepe, birkaç sokak ve
Ders kitaplarındaki çizimden ibaret değildir Kızılırmak
Sana bozkırında bir bitki örtüsü oluşundan
bahsetmek istiyorum.
Sevgilim, herkes farkında ki bir Anadolu var.
Öyle yabancı öyle mahzun hissetme kendini
Elbette türkülerin coğrafyamızda yeri var.
İyisi mi gel seninle içimizde şeytanları taşlayalım
Toplumcu gerçekci olmaya gerek yok
Mevzuya kişisel yaklaşalım.
Gayet aklı başında sevelim birbirimizi,
Dört mevsimde kalmasın
Yeni bir dünyada avaz avaz bağıralım.
Sana sevdanın olasılığından,
Aşkın psikolojik kutsallığından
ve
Gün batımı gibi yakan vedalardan
bahsetmek istiyorum.
Üzülme sevgilim.
Sakın kederlenme.
Sadece senin değil,
Bu hayatta herkesin gönlünü en az bir kere kırdılar.
Bahçesinde çardağı olan müstakil ev mutluluğunda.
Şu beyaz çarşaf örtüsü mahremi üstüne bin tövbe edelim.
Gel seninle işleri yoluna koyalım. Kendimizi toprağa emanet edelim. Hatta sen koynumda yaşlan,
Çoğal saçlarımın uçlarında.
Bizden üresin her vicdanı hür evlat, Özgürlük uğruna gerekirse tutsak. Gönlümüzün kapılarına büyük harflerle yazalım
‘Yaşamak, ille de yaşamak.”
Bak bu şiir bir başkaldırıdır!
Bir nevi dövüşmek yumruk yumruğa. Tut elimi,
Tut ki varoluşumuz manasını bulsun.
Bu dağlar, bu ovalar, bak bu tek valize sığan telaşlar…
Bunlar sevdanın olası can yakan kıvrımları,
Ama en iyi sen ve ben biliriz.
Bir insanın nasıl özlediğini yuvasını.
Korkuyorum. Ölmekten mi? Hayır, yokluktan. Ölmek nihayet birkaç dakikalık mesele. Yürümek, uyumak gibi basit bir şey. Ama yokluk; ölüm. Evet ölmek ve ölüm ayrı şeyler bence. Biri sonun başlangıcı biri de son ve yokluk. Ölmekte şiir var, duygu var, anlam var. Ölüm, sadece karanlık, boşluk, anlamsızlık.
Doğmak başlangıcı yaşantımızın ve çilemizin. Ölmek, sonuç. Ölümse; öldükten sonraki zaman. O dizgin vuramadığımız at, asla sahip olamadığımız kadın. Ölmek elimizde, ölüm tanrının sırrı, bedeli, var oluşumuzun.
Ölümsüz olmalıydı ölmek dünyada. insan dilediği anda ölmeli, dilediği anda yaşamalıydı. !!! #Yokluk
Ümit Yaşar Oğuzcan
Bir yürek üşümüş
Kapamış kapılarını,
Onarmak zordur..
https://youtu.be/6P9G0W21XCU