bi yazı kış ettik bu kasım dön
YOU ARE THE REASON

Janaina Medeiros

@theartofmadeline
Today's Document
KIROKAZE
tumblr dot com

No title available
🪼
styofa doing anything
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Lint Roller? I Barely Know Her
NASA
No title available
Cosmic Funnies
Monterey Bay Aquarium
No title available
Sade Olutola
Claire Keane

No title available
seen from Australia

seen from United States
seen from Canada

seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States

seen from Australia
seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Syria
seen from United States
seen from Uruguay

seen from India

seen from United States
seen from Nicaragua
@cevapsizmektup
bi yazı kış ettik bu kasım dön
Aykırıyım.
Odaya giriyorum ama sorun mekanda değil zamanda iz bırakmak istiyorum, bir garip herşey güzel bakıyorum baktığım şey güzel olunca ben çirkin hissediyorum anlam da veremiyorum zaten. Anne diyorum yarın yağmur yağacak mı? Git bak yıldızlar görünüyor mu diyor bana ne alakası var diyorum içimden ama gidip bakıyorum hatta çocukluğuma yenik düşüp saymayı bile deniyorum ama yok hemen vazgeçiyorum çünkü çok yıldız var. Anne diyorum görünüyorlar cevap veriyor bana o zaman yağmur yağmayacak neden diyorum bulutlar diyor bulutlar yok, anlamıyorum anlamıyorum ona da söylüyorum zaten. Anne anlamıyorum büyüyünce anlarsın diyor, sahi neden bana anlatmıyor da büyümeyi bekliyorum.Yarın olunca da büyüyorum ama yine de anlamıyorum, şimdi de o beni anlamıyor artık yağmur yağar mı yağmaz mı onu da merak etmiyorum.
Hayatın tozu sana değmesin.
bir şeyler oluyor ve birileri ölüyor. çiçeğim dönüyor bu dünya ama bazı şeyler hiç. hem de hiç. beceriksizlik beni delirtiyor. bu yüzden diyorum ki sizi çok çabuk ama kendimi kırk ağıtla. sizi çok kolay ama kendimi güç bela. affetmek diyorum çiçeğim. bir şeyleri hiç beceremiyorum ve bu dişleri dökük bir döngü. çenesi kırık bir döngü. böyle böyle delirir insan. diyorum ki ben topluma ayak uydurmaya çalışmayı reddetmeyi onurlu bir eylem olarak alıp saklamak istiyorum ama delirdiğimi söylemekte ısrarcılar. olsun. böyle hastalıklı bir kalabalığa karışmayı göze alamıyorum bu kendine kızmak gibi kolay değil beni anla. diyorum ki bazı şarkıları çok ama kendimi hiç. bazı şarkıları çok ama kendimi hiç. sevmekten bahsediyorum ve bu güçleşti artık. inan çiçeğim inan. bir şeyleri sevmekten yoruldum artık ben bile. kabuk kaldırmayı seven bir toplumda yaşasak bile mutlu olurdum çünkü bunlar ölmeni istiyorlar. çünkü bunlar korkuyorlar ve ben de bu korkuya daldırılmış gibi hissediyorum kendimi. güneşle kurutabileceğim bir şey olsa keşke bu ama değil. bunun ıslaklığı geçmiyor. çiçeğim dönüyor bu dünya ve kapalı bir döngüde düzen her zaman düzensizliğe mi ne kayardı. dünyanın gittikçe kötü kokacağını bilimsel olarak bile söylemişler işte ve ben bu curcunadan çok yoruldum. bu yüzden takıntı ve bu yüzden saplantı çünkü bu kadar kötü kokunun arasında sen bir çiçek bahçesi gibi. dünya çok ama sen hiç. diyorum ki seni alıp üç kere. çünkü.
Bütün diller kargaşasından uzakta. Seni anlatmak çıplak iki göz ile. Ah benim ruhum canımın en canı sen bilmezsin.. Ne zaman ki baksam sana Bir çocuk uykusundan irkilir ve vahşetin içine düşerim yabanında. Sen ise iki kelam dilersin dillerimden ama dillerim bütün diller kargaşasındadır. Halime benzeyen haller ile bazen lal olur ve bazense unutur bütün sana uzanan kelimeleri.
Ey benim ruhum canımın en canı Çırpınırım kimliğine her dokunduğum anda Kalabalıklarında sessiz kalır Suskunluğunda ise ölürüm boylu boyunca. Bilemezsin.. Gölgeliklerinde hayatlar büyütürüm çocuklar gezdiririm suretinin renklerinde Ve güller ve gülistanlar dolusu tomurcuklar büyütürüm kalbine. Ama sen bir çırpınışta katledersin bütün dokunuşları. Fikirler ölür yamacında. Haller can çekişir. Yine de sana kızmış her hali şiddet ile asarım dar ağacında.
Dillerim diller kargaşasındadır gölgende. Gölgen üzerine tebessüm ettikçe ben sana suskunluğunu bozamam. Sen bilmezsin ama ben bilirim. Bozulursa sana olan suskunluğum eğer Diller kargaşasında ölür her yeni doğan çocuk Her tebessümün altına bir çığlık siner korkular emin hallerin üzerine taht kurar Ve kargaşasında hallerin konuşulmaz hiç bir dil anlaşılmaz hiç bir lehçe..
izler, yanıklar, çatlaklar kesikler. anlıyorum. hepiniz çok yandınız. hepinizin depremleri çok yıkıcı oldu. yangınınızı söndüremez hiçbir gözün yaşı, biliyorum. ama ayakları olmayan çocuğun tekerlekli sandalyeyi istemesi gibi bir şeyi istediğinizi hiç sanmıyorum. maymun iştahlısınız ve başkasında olanı istiyorsunuz hep. bir ömür boyu taşıyabileceğinizi sanmıyorum bir fotoğrafı. daha güzel çıkanıyla değiştirilir hemen. sorun yok. bir çiçeğin güneşi görmek için çektiği sancının aklınıza neden gelsin. çiçek güzel kokuyorsa çiçek. solunca at çöpe. anasını... onun. haklısınız lan. bu geçen yirmi bir yüzyılın birikmiş sancısı sırtınızda çünkü. baskül başında bekleyen çocuğun yapabileceği üşüme edebiyatı değil de bittik edebiyatı daha çok beğeni alıyor. kollarınızdaki kesikler de bitişin delilleri. biliyorum. sigara basınca sağ kola, sizi anlayamaz kimse. büyüğü yok onun bir beden daha. lan neyse işte. cam gibi gençlerdiniz kırdılar da keskinleştiniz. aynen. bir sokak köpeğini instagram kurulmadan önce de beslerdiniz hepiniz. öyle vicdan kimsede yok çünkü değil mi. kapının önüne bir kap yemek. helal olsun lan. sikik çağın saygın çocukları. en güzel şarkıları dinleyin siz. hak ettiniz ananızın **** çıktıktan hemen sonra bunu. neyse. devam böyle.
benim düşüncemin delilikleri sana bulaşmasın isterim. ama gel gör ki ben burda çok yalnızım. bir sana bağırmak istiyorum ama senin duyabileceğin kadar yakın değilim. keşke olsam. keşke evine yakın bir ağaç olsam. akvaryumunda balık. masanda ekmek. sana dair bir şeyler olsam diyorum. beni en mutlu çocuklar kadar yapar bu. ama ne yazık ki.
"yalnızlıktan kudurmuş bir çocuğun arabaların kaportasını anahtarla çizmesi gibi ruhumun kemirilişi de hep sinsiceydi. buna rağmen ansızın berraklaştığı oluyor bulanık günlerin hâlâ soğuk biralar oluyor güzel kızlar oluyor. yağmurdan sonra saçlarını havluyla kurulaman gibi olmuyor tabii o kalibrede sevda görmedim. öptüm ama içime çekmedim."
omuzlarımda bir eksikliğin ağırlığını taşıyorum
sesine mevsimler eğilsin,gözlerine baharlar ağlasın
bugün çok fazlayım kendime,birazımı al
ölüyorum,annem bana hiç kızmıyor.
Sen gelmesi gitmesi bir, el kadar adamdın Ben annem hariç sevdiğim her şeyde yanıldım Olmayacak yerlerde biteviye kalırdın Her yeni gün umutla geleceksin sanırdım Böyle böyle gölgene razı oldum, alıştım Ben annem hariç sevdiğim her şeyde yanıldım
yanağında izi kalıyor, belki bin yıl.
Sana sevdiğin bir ülkeyi almak için para biriktiriyorum demiş Aymatov.
kanlı memleketime, en engebeli coğrafyalara ve göğsümü delik deşik eden o sınırlara rağmen, şu kuytu sokakların duvar diplerine sinmiş yaşlar ve islere.. avuç içleri hep terli, hep nasırlı, hep sızlayan insanlar arasından, şehir sisliyken, evimin ve ellerimin çatlakları artıyorken üstelik..
gir içeri. kapat şu kapıyı. sonuna kadar açık. içerisi ısınmıyor. diye bağıran içimdeki anneyle. kırılma sesi duydukça, tabak, çanak.. dudağını büküp ağlayan çocukla.. kaşları çatık, fısıltısından dahi gürültü akan bir babayla. ve hep titreyen o kadın olarak. ‘gövdemde kırmızısı gölgelenen o yangın sensin.‘lerle çağıldıyorum. biliyorum. duyuyorsun.