Orospu Manifestosu
Hayır, pezevenklerimiz yok.
Hayır, ne çocukluğumuzda, ne sonrasında tecavüze uğradık.
Hayır, toksikoman değiliz.
AnasAbdin
Show & Tell
ojovivo

Kaledo Art

roma★
Stranger Things

祝日 / Permanent Vacation
Keni
noise dept.

Origami Around

❣ Chile in a Photography ❣
occasionally subtle
No title available

Kiana Khansmith
NASA
Alisa U Zemlji Chuda
Not today Justin
i don't do bad sauce passes
almost home
Cosmic Funnies

seen from Saudi Arabia
seen from Suriname

seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from Mexico
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Japan
seen from Lithuania
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Germany

seen from United States
seen from Brazil

seen from United States
seen from Italy

seen from Poland
@cevirieylem
Orospu Manifestosu
Hayır, pezevenklerimiz yok.
Hayır, ne çocukluğumuzda, ne sonrasında tecavüze uğradık.
Hayır, toksikoman değiliz.
Transfeminizm nedir?
Helen G. - the f word blog
“Cinsel kimlik uyumsuzluğum[1]”, transseksüelliğim ve cinsiyet geçişim, feminizm hakkındaki gelişen fikir ve inançlarım da dâhil olmak üzere, hayat, evren ve her şey hakkındaki fikirlerime farklı bakış açılarından şekil verdi. Ancak hala öğrenecek çok şey var. Örneğin, bir trans kadın olarak hayat tecrübem ve bir feminist olarak görüşlerim, ilkelerim ve inançlarım arasındaki kesişimlerin ve arakesitlerin doğası, içeriği, kapsamı nedir? İkisini bir ortak-yaşam içinde birleştirmek mümkün mü: bana daha çok uyan bir transfeminist anlatı mümkün mü, arzu edilebilir mi? Şu sıralar, bu tür sorular kafamı meşgul ediyor.
“Kadın Haklarına” Tehditler Transların Nasırına Basmak
Gönderen: JAC
Yakın zamanlı yasama ve fonlamanın kürtaj haklarına, cinsel saldırıya ve cinsel sağlığa (nam-ı diğer Planlı Ebeveynlik) yönelik tehditleri kadın sağlığına bir saldırı olarak tanımlandı. Buna...en azından hepsine katılmıyorum. Birlikte çalıştığım cinsel sağlık kurumlarından dev dalgalar halinde imza kampanyası ve eylem mailleri almaktayım ve haberin yayılması için çok uğraşmaktayım. Problem şu ki, haberi yaymam için yayılacak olan bir kelimeyi değiştirmem gerek –tek bir kelime, kadın kelimesi.
Anti-trans ‘feministler’, çok yanlış anlamışsınız
“Toplumsallaşmanın tam anlamıyla nasıl işlediğini sanıyorsun?”
Pro-feminist ateistler tarafından sorumlulukla ve sevgiyle büyütüldüm. Hatırlayabildiğim, en küçük yaşlardan beri etrafımdaki herkes bana zeki ve becerikli olduğumu söyledi. Noel’de genelde alet edevat ve kitaplar alırdım. Çocukluğumun ve ergenliğimin erken zamanlarının çoğunda erkek gibi kızdım ve hımm, bazı kızların dışında kimsenin bununla bir derdi yoktu. Bunun herkese değil sadece bana ait bir deneyim olduğunu fark ettim. Kısaca, birinin yüzüme kız olduğum için bir şeyi yapamayacağımı söylemesi son derece nadir bir durumdu.
Tony Briffa: Dünya’nın İlk Açık İnterseks Valisi
Doğumunda, Tony Briffa’nın doktoru onun cinsiyetini belirleyemedi. Genetik testlerde erkek olduğu belirlenmesine rağmen erbezlerinin östrojen salgıladığı İnkomplent Testiküler Feminizasyon olarak bilinen çok nadir bir duruma sahipti. Doktorlarının tavsiyesine göre anne ve babası ona Antoinette ismi vererek bir kız olarak yetiştirdi, odasını pembeye boyadılar, Noel’de oynaması için bebekler verdiler ve okula giderken fırfırlı elbiseler giydirdiler.
Ameliyat ve hormon tedavisi için yaptıkları sık hastane ziyaretleri kendini bir ucubeymiş gibi hissettiriyordu. Yedi yaşındayken ebeveynleri onu hadım ettirmişlerdi ve ergenlik öncesi bir genç olarak doktorlarına bir erkek olarak hissettiğini söylemesine rağmen bu dikkate alınmamış ve dişi hormon tedavisini devam ettirmişlerdi. Ergenliğe girerken bir şey depresyona girmesine neden olmuş ve intihar düşünceleriyle doldurmuştu.
Yetişkin olduğunda, Briffa ilk erkek arkadaşıyla evlendi ama bu evlilik uzun sürmedi. Çünkü Briffa bir kadın olarak yetiştirilmişti ve kadınlara ilgi duyuyordu, lezbiyen olabileceğini düşünüyordu fakat tamamen dişi olmayan bedeni bu kimlik içinde de iyi hissetmesini sağlamıyordu.
Sonunda biri 15 yaşında bir kız, diğeri 13 yaşında bir oğlan çocuğunun tam zamanlı koruyucu ailesi oldu ve Avustralya siyasetine girmeye karar verdi. 2000 yılındaki Federal seçimi ve 2002’deki genel seçimi kaybetmesine rağmen Victoria, Hobson Körfezi’nin valisi olarak seçildi. Kendisi dünyanın ilk açık interseks valisi oldu.
Briffa şehri için şevk ve onurla hizmet etmek için sabırsızlandığını söylerken, Ulusal LGBTI Sağlık Birliği yönetim kurulu üyesi Gina Wilson: “Tony, zamansız müdahalelerden acı çeken ve çok sonraları farklı kimliğini kabul eden tüm bir interseks kuşağı için ilham ve rol modeli oldu.”
“Tony’nin seçimleri kazanmış olmasının interseks farklılıkları üzerine olan tabuları bir nebze kıracağı ümidini paylaşıyoruz. Tony’nin, interseks bireyler için, birçok interseks çocuğu dağıtan yıkıcı ve gereksiz tıbbi tedavinin üstesinden nasıl gelebileceğini ve herkes için nasıl kültürel farklılık ve insan hakları şampiyonu olmaya devam edebileceğini gösteren mükemmel bir örnek” olduğunu söyledi.
Briffa için erkek olarak yaşadığı hayatı hiç de kolay değildi. Testosteron tedavisi sonucu oluşan enfeksiyonlar yüzünden devamlı hastaneye yatmak zorunda kalıyordu. [1](Ç.N.) Heteroseksüel bir erkek olarak cinsel yönden fonksiyonel olamadığı için heteroseksüel kadınlarla ilişki kurmaktan tamamen kaçınıyordu, bunun yerine çocukları ve cemaati üzerine odaklanmıştı.
Web sitesinde şöyle yazmış:
“Gerçek doğamı kabul etme konusunda çok rahatım. Kadın veya erkek değilim, ama ikisi birdenim. Kadın olarak yaşadığım yıllara, verdiği iç görü ve deneyim yüzünden şükrediyorum. Hala “Antoinette”im ve (‘Anthony’ veya ‘Tony’) erkek yanımla birleştim ve
[1] Ç.N. Bu Tony Briffa ile ilgili münferit bir durum olabilir ya da haberde yanlış bilgi verilmiş olabilir. Testosteron kullanımı sonucu enfeksiyon oluşması herkes tarafından yaşanılan bir şey değil.
Tecavüzden ve Cinsel İstismardan Hayatta Kalanlara Yardım için Tali İncinmeler ve Tali İncinmelerin Üstesinden Gelme Alıştırmaları
© Pandora's Aquarium 2006, Louise (Prof.Dr. Aphrodite Matsakis’in I Can't Get Over It: A Handbook for trauma survivors kitabından uyarlanmıştır.) 1. Tali İncinme Karşılıklarını Tanımak *İnkâr ve inanmama: “abartıyorsun”, “Hayatta olmaz” ya da en basitinden “İnanmıyorum” cümleleridir. Size bu şekilde karşılık verenler travmanızın gerçek olduğunu inkâr ederler. *Önemsememek: inkâr etmek, insanlar anlatınıza inanmaz. Önemsenmediğinizde, insanlar bir travmanız olduğunu inkâr etmezler ama sizin üzerinizdeki etkisini ve olayın önemini küçümserler. “Anlattıkların yolun aşağısındaki kızın başına gelenler kadar büyük değil. Şükretmelisin” gibi bir şey buna örnek olabilir. Kitapta yazar, cinsel olarak karşılık veremeyen bir kadını örnek vermiş ve sevgilisinden alıntı yapmış “küçücük bir tecavüz seni nasıl bu kadar etkiler? Üç dört kere tecavüze uğramış ve hala seksi seven bazı kadınlar tanıyorum” ya da barlara gitmekten korktuğunuz için arkadaşlarınızın alay etmesi de buna bir örnek olabilir. *Hayatta kalanı suçlamak: “iyi ama üzerinde ne vardı? Tahrik etmişsindir” gibi cümlelerdir. *Bilmezlik: travma konusundaki bilmezlik ve bunun etkileri tali incinmelerde büyük rol oynuyor. İnsanlar çoğunlukla travmanın olası ekonomik, sosyal ve psikolojik sonuçları hakkında bilgisizler. Önceden seks yaptığı biri tarafından tecavüze uğradığını söyleyen birinin tecavüze uğradığına inanmayan biri, travma sonrası stres bozukluğu belirtilerini “delilik” veya “kendine acıma” olarak yorumlayan biri, daha olumlu düşünmeniz ve bunu aşmanız gerektiğinde ısrar eden biri örnek olarak verilebilir. *Genelleme: kurbanlaştırılmanın sosyal sonuçlarından biri kurban olarak etiketlenmektir. Bir kere etiketlendiniz mi, diğerlerinin tüm duygu ve davranışlarınızı bu etikete göre yorumlama eğilimi olur. İşyerinizde, aranan özelliklerin daha fazlasına sahip olduğunuz halde, çok dengesiz olacağınız varsayılarak, patronunuz travma sonrası stres bozukluğu hikayenizin farkında olduğu için sizi terfi ettirmemesi bunun bir örneği olabilir. “Biliyorsun, olanlardan sonra biraz asabi” gibi yorumlar duyabilirsiniz. *Acımasızlık: tali incinme deneyimlerinin çoğunda acımasızlık görülür. Acı verme isteğinden mi yoksa bilmezlik, genelleme veya diğer tali incinme süreçlerinden birinin sonucu mu olup olmadığını belirlemek zordur. Önceki örneklerin anlattığı birçok olayda biraz zalimlikle diğer bazı süreçlerin karışımı etkili olmuştur. Bazen, travma sonrası stres bozukluğu gerçeğiniz tanıdığınız kişiler tarafından kullanılabilir. Size karşı kullanmak için, travma yokluğunda başka bir şeyleri bulurlar. Sizi bir şekilde utandırmak veya aşağılamak için herkesin içinde tecavüze uğradığınızı söylemek bunlara örmek olabilir. Diğer yönetim kurulu üyesinin başına ne geldiği, bir başka yerde rahatsız ve alay edilmek bilmezlikle birlikte kasti acımasızlıkla maruz kalınan tali incinmelere bir örnektir.
Birinin travmanızdan duyduğu büyük heyecandan dolayı ona bütün detayları anlatmanız konusunda ısrar etmesi gibi tali incinmelerin başka çeşitleri de vardır. Cinsel saldırıya uğradığınızı öğrendikten sonra hoyrat seks yapmaya başlayan sevgililer de olabilir. Bu bilmezlikle birleşmiş olabilir; “hoyrat seksten hoşlanıyor olmalı” gibi. (Bazı hayatta kalanların hukuki süreçte yaşadıkları yukarıdaki birçok kategoriyi içermesi açısından tali incinmelere gayet iyi örneklerdir. ) Tali incinme ayrıca güven duygusuna ihaneti de barındırabilir. Ergen bir hayatta kalanın, uğradığı saldırı hakkında arkadaşlarının dedikodu yaptığını öğrenmesi veya kilise görevlisinin ebeveyn istismarının failiyle yüzleşerek hayatta kalanı tehlikeye sokması bunun bir örneğidir.
Ayrıca, “her şeyi kendilerine mal eden” insanları da içerebilir. Aileniz veya arkadaşlarınız uğradığınız saldırıya (lara) doğal olarak üzülebilirler ama duyguları için sizi suçlamamalı veya onları rahatlatmanızı beklememelidirler. “Her şeyi kendilerine mal eden” insanlar “bana ne olduğunu öğrenene kadar bekle” türünde bir üstünlük sağlama çabasına girebilirler. Bu sizin uğradığınız saldırı ve sizin şifanız . İkincil incinme deneyimlerinizi tanımlamak Bunun için bir günlüğe ihtiyacınız var. Her bir sayfaya bir deneyim gelmek üzere, hatırlayabildiğiniz kadar çok tali incinme deneyimlerinizi, yeni yaşadıklarınız da dâhil listeleyin. Analiz etmek ve yorum yapmak için, her deneyim için yer ayırmanız gerekecek.
Bitirdiğinizde, listenizi inceleyin ve her deneyimi inkâr, inanmama, önemsememe, hayatta kalanı suçlamak, genelleme, bilmezlik, acımasızlık, vs. gibi kategorilere ayırın. Uygun olan tüm etiketleri koyun, bir deneyim tüm bu kategorilerin büyük bir çoğunluğunu içeriyor olabilir. Her deneyim için etiketlemeyi bitirdikten sonra verdiğiniz duygusal karşılığı tanımlayın. Hiçbir şey hissetmiyor musunuz? Rahatsızlık, öfke, acı, hayal kırıklığı, iğrenme, öç alma arzusu veya başka bir duygu hissettiniz mi? Uygun olan tüm hisleri listeleyin.
Şimdi de geçtiğiniz sürecin üzerine derinlemesine düşünmek için kendinize zaman ayırın. Kaç tane tali incinme deneyimine katlandığınıza şaşırdınız mı? Etiketleme işlemi acıyı azalttı mı yoksa sizi daha sinirli ve üzgün mü yaptı? Bu tali incinme deneyimlerinden herhangi biri öfkenizi ateşledi mi, özgüveninizi azalttı mı veya ümitsiz, çıkışsız hissettirdi mi? Günlüğünüze, özellikle bu deneyimler hakkında biraz daha fazla bir şey yazın. Bu duygularla bir kere yüzleşince hacimleri azalabilir. Büyük ihtimalle tali incinme deneyimlerinin içindeyken veya bunlardan birini hatırlarken hiçbir zaman dengede hissetmeyeceksiniz. Duygularınızı hissedebilirseniz, kızgın, üzgün, güçsüz, ihanete uğramış olacaksınız veya başka duyguları barındırabileceksiniz. Fakat bu geçmişe bağlı olarak ümitsiz olacağınız ve hiçbir zaman mutlu hissetmeyeceğiniz anlamına gelmez. 2. Tali İncinmeler-Bugünkü Davranışlarınız Günlüğünüzde, tali incinme deneyimlerinin hayatınızı hala nasıl etkilediğini yazın. Daha belirgin olarak, her deneyim için, bu deneyimin aşağıdaki etkileri olup olmadığını değerlendirin: 1. Toplumsal, mesleki ve diğer yetenekleriniz hakkındaki görüşlerinizi değiştirdi mi? 2. Belli tipteki veya gruptaki insanlara, hükümet veya sosyal kurumlara karşı tavrınızı değiştirdi mi? 3. Dinsel veya ruhsal görüşlerinizi etkiledi mi? 4. Aile hayatınızı, arkadaşlıklarınızı veya diğer yakın ilişkilerinizi etkiledi mi? 5. Gruplara girme yeteneğinizi, cemiyetlere bağlılığınızı veya toplumun geneli hakkındaki görüşlerinizi değiştirdi mi? 6. Şimdi yazdıklarınıza bakın ve kendinize “bu tavırlardan hangilerini devam ettirmek isterim? Hangileri gözden geçirilmeye değer? Hangilerini günlük hayatımı güçleştirdiği için çıkarmak isterim?” diye sorun. Tali İncinmeler ve eylemleriniz En kötü tali incinme deneyimi, muhtemelen, mahkemede size kurban olarak değil de suçlu gibi davranılmasıdır. Şimdi birisi size birkaç bin dolar borçlu ve bunu almak için o kişiyi mahkemeye veriyorsunuz. Mahkeme deneyimini yaşamasaydınız büyük bir ihtimalle dava açmak için gerekli kağıt işlerini yapıyor olacaktınız. Mahkemelerden nefret ettiğiniz ve bir kere daha adalet tarafından ret edildiğiniz için dava açma ısrarını ağırdan alırsınız. Bu noktada: tüm tali incinme anılarıyla ve ikinci kere kurbanlaşma riskine girmeden mahkeme salonundan uzak durmak mı, alacaklı olduğunuz binlerce doları almakta ısrar etmek mi sizin çıkarınıza olur? Sizin kararınız. Tali incinme deneyimleriniz için şifa hizmeti alsanız belki mahkemede olmaya katlanabilirsiniz. Danışmanlık size geçmiş deneyimle bugünkü durum arasında ayrım yapmada yardım edebilir. Destekle birlikte, bu ortamda geride durmanız sonucu ortaya çıkan travma sonrası stres bozukluğu belirtilerini kontrol edebilirsiniz. Buna karşın, idare edemeyeceğinize karar verebilirsiniz. Başka bir mahkeme salonu deneyiminin nesnesi haline getirilmektense parayı bırakmayı tercih edebilirsiniz. Bu korkaklık olmaz. Tersine, saygı duyulacak, hayat koruyan bir karardır. Her zaman, sınırlarınızı bilmek ve buna uymak, duygusal olarak bunaltan veya sizin için yıkıcı olacak eylemlerin içine doğru itilmemek çok önemlidir. Her şeyin üstesinden gelmek zorunda olduğunuzu söyleyen iç sesiniz değil, duygusal sağlığınız önce gelir. Bu, büyük bir ihtimalle size “bu travmadan geçebilmek zorundasın ve olanlardan sonra buna mecbursun. Yeterince güçlü değilsin” diyen aynı sestir. Bunun duygusal gerçeklikle hiçbir alakası olamaz. Siz, bu gerçek dışı beklentiyi bıraktıktan sonra bile diğerleri hala buna inanıyor olabilir. Sizi, şu an çıkarınıza olmayacağını bildiğiniz şeyleri yapmaya teşvik edebilirler, “korkuların ve nevrozların” veya “geçmiş acıların” hayatınızı kontrol etmesine izin verdiğiniz için sizi kötüleyebilirler. Tüm bu seslere kulağınızı tıkayın ve nelerden geçtiğinizi ve nelere katlanabileceğinizi bilen kendi iç sesinizi dinleyin. Bu uyarıyı aklınızda tutarak, günlüğünüze kısaltarak yazdığınız veya hiç yazmadığınız tali incinmelerin öğrettiği eylemleri listeleyin. Sonra da her biri için aşağıdakileri yapın:
1. Kendinize, bilhassa bu zamanda, (başkasının değil) sizin görüşünüze göre bu eyleme katlanıp katlanamayacağınızı sorun. Duygusal bedeli ne olacak? Buna değer mi? Bir kez daha, önemli olan seçeneğiniz olduğunu idrak etmektir. Asıl travma ve daha sonraki tali incinme deneyimleri boyunca, ya çok az ya da hiç seçeneğiniz yoktu veya olanaklı seçenekler o kadar iticiydi ki aslında seçenek bile değillerdi. 2. Her eylem için, şu anda katlanamayacağınıza, kendi iyiliğinize olmadığını hissettiğiniz bir girişimde bulunmamaya karar verdiyseniz, danışmanlık veya başka türde bir yardım almanın bunları katlanabilir kılıp kılmadığını gözden geçirin. Bir girişimde bulunmak ister misiniz? Yapamayacağınızı veya istemediğinizi hissediyorsanız, gelecekte, şifa bulma sürecinde daha ilerlediğinizde yapmayı isteyebilirsiniz.
Erkek değil miyiz? - John Fowler
“Cinsel istismara uğradım ve ben bir erkeğim!” den başka nasıl diyebilirsiniz ki! Kulağa basit geliyor değil mi? Yanlış! Eğer erkek cinsindenseniz, YAPMAMANIZ gereken tek şey kabul etmektir. Damarlarımızdan Testosteron akıyor diye erkeklerin sert olmak zorunda olması toplumumuzun yanlış kanılarından biridir. Bu yüzden, her zaman yıkılmaz bir dayanıklılık duvarı sergilememiz gerekiyor.
Hayatımız boyunca, bize “Erkekler ağlamaz” veya “gerçek Erkekler acıya dayanır” söylendi. Bizden gözyaşlarımızı içimizde, duygularımızı kontrol altında tutmamız beklendi. Buna karşın, toplum bizden, erkekliğin ateşli yandaşları ve kırılmazlığın kaleleri olmamızı bekledi. Hatta çocukken bile, mevcut durumu koruma ihtiyacıyla boğulduk. Kafamızı duvarlara çarptık bizi ele geçirecek kahkahalar için. Sevdiklerimizi görmezden geliyoruz çünkü oyun devam ediyor! “Erkekçe” bir ışığın altına koymayacak hiçbir şeyi anlatmıyoruz! Biz ERKEĞİZ, bizim işimiz bu, bunu yaparız!
Böyle olmaya çalışmamız bu durumun ironisidir! Denemiş cinslerin bir erkeği olarak, bu kaybetmekten sevinç duyacağım bir savaştır. Bir hayatta kalan olarak, bu inanışa önyargılı bakmaya başladım. Şimdi de yetişkin bir Erkek olarak yapıyorum. Her zaman geçmişe, o küçük, 10 yaşındaki gözleri morarmış oğlana baktığımda çabucak dikkatime takılan şey gözyaşlarını tutmaya çalışmasıydı. Ağladığında “Bebek veya Pısırık” olacağından değildi. Korktuğu ve acı içinde olduğu içindi. Ve bu Failin onun küçük bedenini “kullanmaktan” daha çok istediği bir şeydi! İktidar ihtiyacını tatmin etmek için! İçine çektiği korku ve utanç kokusu, korkmuş çocuğun burun deliklerine nemlendirici gibi saçılıyordu. Küçük oğlan maço muydu yoksa kendini korumaya mı çalışıyordu? Toplumsal beklentilere göre mi yaşayacaktı yoksa kendisi için değerli olan bir şeyi, duygularını, kendisine mi saklayacaktı? Bunu yaptığında, toplumun kendisinden yapmasını istediğini kendinden yükseğe koyduğunda erkekti. Bu bir ikilemdi. Küçük yaşlardan itibaren hiç gereği yokken duygularımızı saklamayı öğrendik.
Büyürken, belli fikir ve kavramları aile ve arkadaşlarımızdan aldık. Temelsiz bilgiyi tanrı emri gibi aldık. Örmeğin; bir adamın başka bir adamla herhangi türde seks yapması hastalıklı, acayip veya sapıkçaydı! Ret edilme ve alay edilme korkusu bizi susturdu. Söylersek acı ve hatta ölümün gelebileceğini bilirdik, sessiz kalırdık. “Adam” dışında toplumdan dışlanma veya yaftalanma riskine hiçbir zaman girmedik. Zaman geçtikçe, kendimiz, Erkek Miti’ni ebedileştirdik! Erkek olduğumuz için kendi başımıza halledebileceğimiz inancı altında çalıştık! “Erkek” yardım istemez…
Maskeleri, duygusal yer değiştirmeyi, kopmayı ve öfkenin arkasına saklanmayı öğrendik. Aynı zamanda, bunlara bilgisizler tarafından, umursamazın davranışlarından dolayı “evreler” dendi. Bazılarımız kimyasallar ve alkol içinde nasıl saklayacağımızı öğendik, bazıları da keskin irade güçleriyle öğrendiler. Hal böyleyken, bütün bu yollar birleşti ve zamanlar aynı sonuca vardı. Erkek olabiliriz ama canımız yanıyor ve içerden ölüyoruz! Çok yükselmişlerse en yüksek duvarlar bile sellere karşı koyamaz!
Toplum, biz erkeklerin sadece hissettiğini değil, acımızı da gösterebildiğimizi daha yeni, yeni görüyor. Sözde ana-akım da erkeklerin cinsel yönden istismar edilebileceğini kabul ediyor. Kişisel olarak onaylamakta geç kalındığını düşünüyorum. Erkekler olarak, yardıma ihtiyacımız olduğunu ve kendimizi bırakmadığımızı söyleyebiliriz, cinsel istismara uğradığını kabul edebilecek kadar güçlü insanlar olmak için, duruşumuzu geliştirmenin zamanı sonunda geldi! Farkındalık arttıkça cinsel istismardan sağ kurtulan Erkekler için forum/toplanma ihtiyacı her zamankinden daha fazladır. Birlikte şifa bulma gücünü bulacağımız ve bir araya geleceğimiz yerler buraları olacaktır. Belli bir ortak amaç etrafında toplanmış, birlikte çalışan bir avuç adamı durdurmak daha zor olacaktır.
Hiç saldırgan (veya hatta savunucu) bir hattın neden dördüncü kerede ve amaçla çok etkili olabileceğini merak ettiniz mi?
Bu benim anne-oğul ensest hikâyem
İsimsiz (erkek)
Bu benim anne-oğul ensest hikâyem. Dindar bir ailede, bir sürü sorunu olan bir ailede doğdum. Dışarıda başka, içeride başka bir şeydik. Aile içinde huzur yoktu. Babam on-sekiz yaşında kendini dine vermiş ama bunun içki ve sigarayı bırakmasında çok az bir etkisi olmuş. Annem, iyi bilinen bir vaizin kızıydı, çok dindar bir aileden geliyordu ve çevresinin hayranlığını nasıl kabul edeceğini öğrenmişti. Babam kayınpederine hayrandı ve annemin hor gören yardımıyla, karısının babası gibi olmaya çalıştı ama pek başaramadı.
Annem hiçbir zaman yüzleşemediği bir sertliği kalbinin derinliklerinde taşıdı. Otoriteden nefret ediyordu, erkeklerden nefret ediyordu, neredeyse herkesten nefret ediyordu, başkalarının çöküşünden zevk alıyordu böylece kendisini iyi hissedebiliyordu. Uyumsuz bir çifttiler, babam günün büyük bir bölümünü sinirli geçiriyordu.
Beş yaşına kadar, annem, beni kendi bedeniyle tanıştırmak zorundaydı. Bu, ilk yıllarda devamlı çevremizde var olan insanlardan dolayıydı. Beş yaşındayken ülkenin daha ıssız bir yerine taşındık, daha az ziyaretçi ve “etrafta takılan” insan vardı. Üç ay kadar boyunca, beni kendi bedeniyle mahremiyet içinde tanıştırmaya hazırdı. Sonra babam evde kalıp tüm çalışmasını evden yürütmeye karar verdi. Babamın bu kararı için Tanrıya sadece şükredebilirim, daha fazla cinselliği kaldırabilecek halde değildim.
Annemle benim ilişkimizin doğası karı kocanınki gibiydi. Güçlü, hassas bir ilişkiydi. Onun sırdaşı, yandaşıydım. Babamın bir şeytan, kötü bir adam olduğunu düşünüyordum. Anneme ondan daha yakın olduğumu hissediyordum. Anneme ne giymesi, ne pişirmesi, ne söylemesi gerektiğini söyleyebilirdim. Kişiliğine, davranışlarına ve görünüşüne, vs. komplimanlar yapıyordum. Bunu benden istiyordu (birinden bunu alması gerekiyordu) ve bu özel ilgi karşılığında benim (ihtiyaçlarımı değil) isteklerimi yerine getiriyordu. Çikolata istesem veriyordu. Pizza istesem pizza yapıyordu. Çiftlik işlerini yapmak istemezsem onları benim için yapıyordu. Beni şımartıyor ve önceliğine koyuyordu. Bu, tabii ki, babamla aramızda gerilim yaratıyordu, o öncelikli olmalıydı. Problem şuydu; babam annemi mutlu ettiğini bildiği için annemle birlikte olmamı istiyordu (bana bunu bile söylemişti), bu yüzden o bizi yalnız bırakmak için gitti, zamanımın çoğunu annemle geçiriyordum. Babamın onur ve saygı ihtiyacı yükseldiği zamanlarda kıskançlık ve bela ortaya çıkıyordu.
Annem, ensestten önce ve sonra, iç çamaşırlarını görmeme izin verecek şekilde giyinirdi. Annem varken Playboy’a kim ihtiyaç duyardı ki? Bedenimle ilgilenmiyordu, yalnızca onun bedeniyle ilgilenmemi istiyordu.
Annemle olanları ensest olarak adlandırıyorum, tecavüz değil. Psikologlar arasında bir erkeğin tecavüze uğrayıp uğrayamayacağı konusunda büyük tartışmalar oluyor. Belki böyle bir şey vardır ama benim yaşadığım ensestti. Annem ilk adımı atmamı bekledi. Tabii ki kendisini bana çekici bir şekilde sundu ama benim ilk adımı atmamı bekleyerek beni suçlulukla lekeledi. Eğer ilk adımı atmasaydım beni görmezden gelecekti ve sonunda kendimi sokakta bulacaktım. Evsiz kalma sürecinde, babam ve çevredeki herkesin, benim hatam yüzünden evsiz kaldığımı düşünmelerini sağlardı. Annem kamusal alanda saygı duyulan bir figürdür, insanları aptal yerine koyar, sözlerinin ağırlığı vardır. Ayrıca, benim bir kadının ilgisine ihtiyacım vardı, öyleyse neden annemle ilgilenmeyeydim ki. Ödüller bir yere kadar çok büyüktü. Çok ama çok şımartılmıştım. Durum çevre tarafından anlaşılacağı zaman annem beni şımartmayı kesiyordu. Çevre bunu görmek istiyor diye ara sıra babamın koluna giriyordu. Gerçi ben ona duygusal güvenceyi, babam da (bir yere kadar ama benden daha fazla) maddi güvenceyi sağlıyordu dolayısıyla bu nedenle onu da mutlu etmek zorundaydı.
Annem bana zinayı öğretti. Ensesttin en kötü yanı buydu. Duygusal yönden içinde olmasaydım ve bir şekilde uzakta kalabilseydim farklı olacaktı. Ebeveynlerim herhangi bir ilişkinin içine girmemi ve burnumu işi olmayan yerlere sokmamı öğretti. Diğer evliliklerin içine girebilir ve kadınla derinlemesine, beni ilgilendirmeyen, kocasına dair kişisel şeyleri konuşmaya başlayabilirdim. Hep kadınların tarafını tutardım ve erkekleri eleştirirdim. Bu başkalarıyla birçok soruna sebep oldu ve bazen erkekler bana çok kızdı. Kalbimde olanları bilen kadınlar da benden uzak durdu.
Cinsel yönden kadınların ötesine geçtim, annem tarafından, annem için bir ömre yetecek kadar kadınlığa takdim edildim. Kadınlardan tiksinmekle kalmadım, sıkıldım! Neyse, bu başka bir hikaye.
On-sekiz yaşına kadarki birçok yıl boyunca öğrendiğim şey, hala annemin kölesi olduğumdu. Oysaki hayat bize birçok şey öğretiyor ve Tanrı’mın da yardımıyla, kendi babamdan daha farklı bir baba, hayatımı yoluna koydum. Artık ailemle görüşmüyorum. Eski şekilde yürütmek istiyorlar. Sonunda, otuzlarımın sonunda, tekrar kadınlarla ilgilenmeye başladım. Bir gün evleneceğim ve kendimi bir kadına adayıp, sağlıklı bir ilişkinin ürününü toplayacağım. Çok ama çok ıstıraplı olduğu için (bir noktada neredeyse akıl hastası oluyordum) hayatımı tekrar yaşamak istemezdim. Fakat değiştiğim ve annem yaşamama izin verdiği için müteşekkirim.
JULIA'NIN HİKÂYESİ
Bir Annenin hikâyesi – Belirsiz cinsel organla doğmuş bir kız ve ailesinin hikâyesi
Daha önce ultrasonda kız olacağını öğrendiğimiz için bebeğimiz doğduktan sonra kız mı, oğlan mı olduğunu sormadık bile. Yani, kız olduğunu varsayarak doktora sormadım. Babam elinde cep telefonuyla geldi ve kız kardeşime küçük kız yeğeninin doğduğunu haber verdik! Hemşire, pediatrinin bebeğimizi odanın dışında incelemek istediğini söyledi. Bu bana garip geldi, çünkü hamilelik/doğum kursunda eğer bir sorun yoksa bebeğin hiçbir zaman odanın dışına çıkarılmadığı söylenmişti, fakat bir şeyin ters gittiğini düşünmedim. Kocamdan bebeğimizle birlikte gitmesini istedim. UZUN bir süre gözükmediler. Kocam erken döndü ve bebeğimin nerede olduğunu merak etmeye devam ettim.
Hemşire onu geri getirdi. Sonrasında bebeğime nasıl bağlanacağımı gösterdi. Beş dakika kadar sonra altı doktor ve hemşireler içeri girdi. Bir kadın elinde bir kutu kâğıt mendil taşıyordu. (Bunu görünce nabzım yükseldi, nefesim sıkıştı.) pediatri kendini tanıttı ve “yanlış bir şey var” diyerek söze başladı. Yan odadaki kadın doğum yapacağı için doğum odasından ayrılmamız gerektiğini düşündüm. Kız mı oğlan mı olduğundan emin olmadığını söyledikten sonra, buna CAH (Congenital Adrenal Hyperplasia) ve tuz eksikliğinin neden olduğunu, eksik hormonlardan, ekstra erkek organlarından vs. bahsetmeye başladı. Ne kocam ne de ben böyle bir şey duymuştuk! Sıcak bastı, yapış yapış hissettim ve kulaklarımda yüksek bir zil sesi duymaya başladım.
Pediatri ne demek istediklerini anlamak için bebeği görmek isteyip istemediğimizi sordu, biz de neden bahsettiklerini görmek için battaniyeler içindeki bebeğimizi soyduk. Vajina dudaklarının hemen üzerinde küçük bir çıkıntısı olan ve deliği olmayan bir kız diye düşündüğümü hatırlıyorum. Bütün bu zaman süresince, ağlamadığım halde hemşire kağıt mendil kutusunu yüzüme tutup duruyordu. Buna çok sinirlendim. Odadan çıktıklarında kocama “tuz hakkında ne diyorlardı” diye sorduğumu hatırlıyorum. Hormonların belirsiz cinsiyet organlarına sebebiyet vermesi hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ağladık, onun kız olduğunu bilmediğimi ve bir vajinası, rahmi ve yumurtalıkları olduğunu bilmeden ne kadar zor bir hayat yaşayacağını söyledim!
O akşam babam, üvey annem ve arkadaşlarımız (bir çift) aynı zamanda geldiler. Ahlayıp ohladılar. Onun ne kadar mükemmel olduğunu ve bir kıza çok benzediğini söylediklerinde dayanamayıp anlattım. “Bir sorunu var”. Doktorların onun kız mı oğlan mı olduğunu bilemediklerini söyleyemedim. Bununla yüzleşemedim ama onun bir kız olduğunu BİLİYORDUM. Eskiden de böyle güçlü hislerim olurdu ve bunlara inanırdım.
Ona hamileyken, onun benim gibi açık alanda spor yapmaya düşkün bir kız olduğunu BİLİYORDUM: benim gibi erkeksi bir kızdı! Bu beni mutlu ediyordu. Bize çifte uğursuzluk getirecek diye yüksek sesle söyleyemesem de, doğru gitmeyen bir şey olduğunu BİLİYORDUM. Lakin bir gün yaşlıca bir çift ve onların yetişkin sakat çocuklarını gördüğümde böyle bir problem olmadığından emindim.
Her neyse, onlara bebeğin vajinasının olmadığını ve test yapılması için ertesi gün 400 mil ötedeki çocuk hastanesine gitmemiz gerektiğini söyledim. Şaşırdılar, bir şey diyemediler ve uzun süre kalmadılar. Ailemin geri kalanına yakın oturmadığım için uğrayamadılar. Kız kardeşlerimden bir tanesi aradı ve ona gerçeğin bir bölümü olan vajina girişinin olmadığını anlattım. Ondan, şehirlerarası arayamadığım için diğer kız kardeşime beni aramasını söylemesini istedim. Diğer kardeşim hem aradı. Hemşireydi ve onunla çok yakındık. Ona tüm gerçeği anlattım ve yarın oraya geleceğimizi söyledim. Beni rahatlattı.
Personelin büyük bir bölümü kendimi rahatsız hissetmeme sebep oldu ve bize acıyor gibiydiler. Bir hemşire vardı, MUHTEŞEMDİ! Onu her düşündüğümde gözümden yaşlar akıyor! Çok doğal, rahat bir şekilde “bebeğinizin çoook özel bir yanı var!” dedi. Keşke ona böyle bir şeyi duymaya ne kadar ihtiyacım olduğunu söyleyebilseydim, hemen gitti. Kocam kardeşimde kalan babasına bebeğin doğumunu haber vermek için aradı. Kocam lafı dolandırmadan, “bazı şeyler çok belirsiz ve San Diego’ya götürüp kontrol ettirmemiz gerekiyor” dedi. 10 saatlik ve yorucu bir araba yolculuğuydu. Söylediğim gibi, pediatrinin söylediklerini anlamadık ve bütün bu zaman boyunca, hormonların böyle bir şeyin sebebi olduğu hakkında HİÇBİR FİKRİMİZ yoktu. Hastaneye gitmede neden bu kadar acele ettiğimizi merak ediyordum. Geceyi kardeşimde geçirip ertesi sabah gidemez miydik? Hayır!
Doğrudan oraya gitmek zorundaydık. 11.00 de giriş yaptık ve kan alındı, bebek bezleri tartıldı. Asistanlar, ürologlar, genetikçiler, endokrinolog geldi ve gitti. Endokrinologun şöyle bir şey dediğini hatırlıyorum; “umarım bebeğiniz kızdır, yoksa ondaki şeyi penise çeviremeyiz.” Genetik olarak farklıydı ve toplumsal olarak farklı yetiştirilecekti, beni de korkutan buydu. Doğa anneyi aptal yerine koyabileceğimizi düşünememiştim. Tüm bunlar, John Money’in araştırmalarını vs.yi araştırmadan ve öğrenmeden önceydi.
Ultrason sonuçları geldi, bir vajina, rahim ve yumurtalıklar! Heyyooo! CAH’lı bir kız olduğunu gösteren genetik sonuçların çıkması üç günü aldı. Endokrinolog bizi oturttu ve çok fazla erkeklik hormonuna neden olan yolların ve tıkanıklıkların oluşturduğu belirsiz cinsiyet organını çizdi. Neyi varsa, kontrol edilebildiği ve (utanarak söylüyorum) bilinen, duyulan ve adı olan bir şey olduğu için kendimizden geçtik. Kendimi o kadar da yalnız hissetmedim. Yani, bunu araştırabilir miyim? Telefon ağı kız kardeşimin diğer herkese (büyük aileye) iletmesiyle başlar. Haberler geldikçe herkesin iyi haberi öğrenmesini sağladık. Bu arada kız kardeşim doktor arkadaşlarına ne yapmamız, kime gitmemiz, ne hedeflememiz gerektiğini soruyordu. Görünüşe göre doğru insanlara gitmiş, hedefimiz olumluydu ve teoride ameliyat cinsiyet organlarını düzeltecek ve kızımız herkesin sahip olduğu şansa sahip olacaktı.
“En iyisi” olduğu söylenen bir ürolog tavsiye edildi. Duymak istediğimiz her şeyi söyledi. Onarılabilir, arkasından az acıyacak, geceyi hastanede geçirmek zorunda değil. Sonrasında, ağzından, daha az haz alabileceğini kaçırdı.
Vayy. Bunu böylece geçtik mi? Hiç önemli değil! Fakat birkaç ay içinde ameliyatın yapılmasını istemek durumunda bırakıldık. Ne kadar çabuk o kadar iyi, değil mi?
Araştırmaya başladım. Ürolog intersesks aktivistlerinden bahsetti; anormal olduklarını dolayısıyla onları dinlememem gerektiğini söyledi. Tabii ki doğruca onlara gittim. Daha fazla soruyla dolu listemi ürologa faksladım. Çoğunu cevaplamış olarak hemen geri döndü. Herkesin farklı olduğunu, ameliyat etmeden anlayamayacağını ve telefonda üç boyutlu bir şeyi anlatmanın zor olduğunu söyleyerek sürecin tamamını anlatamadı. Ah. Bunu beğenmedim. Ayrıca, bu BÜYÜK kararı; bir başkasının bedeni hakkında karar vermeyi 16 yaşına gelmiş birine araba almamakla karşılaştırdı. Çocuğun için alacağın o önemsiz kararlardan biriydi. Ameliyatı sorguladığım için beni ağlama raddesine getirdi.
Ameliyat için randevu aldım. Sonra, günün her saatinde ağlamaya başladım. Bunu ona nasıl yapardım? Ya yetişkin olduğunda hiçbir şey hissetmezse? Bu bana yapılsa nasıl hissederdim? Klitorisini nasıl kestirirdim? Daha fazla zamana ihtiyacım olduğun söyleyerek randevuyu iptal ettirdim. Bunun sürmesine izin veremezdim. Hiçbir şekilde.
Kızım ilaçlarını almaya başladığında klitorisi küçüldü ve vajina dudaklarının arasına yerleşti. Ayağa kalktığında zar zor görülüyordu. Ergenliğe girmeden önce, regl kanaması için vajina dudaklarının arası açılacak. Bugüne kadar vajinaya ihtiyacı yoktu. Klitorisi hakkında kendi karar verebilir. Olası sonuçları değerlendirebilecek kadar büyüyünce alacağı kararların arkasında olacağız. Ne de olsa, bu onun vücudu, benim değil.
Sadece 20 aylık olduğu için bedeniyle nasıl başa çıktığını bilemiyorum ama kesinlikle hissediyor! Ha ha! Bedeninin güçlü ve zayıf yönlerini bildiğine ve biraz öğrenme ve büyümeyle (hepimizin yaptığı gibi) seçebileceğine kesinkes inanıyoruz. Bu beni rahatlatıyor. Olağanüstü bir çocuktur; zeki, mutlu, şaşkın ve derli toplu. Onu çok seviyoruz!
Julia.
Neden söylemedim ki!
© 2009 Pandora’s Project, Katy
Çocuk istismarının bizim hatamız olmadığı söylendiğinde birçoğumuz “ama hiç kimseye söylemedim ki” diye tepki veririz. Kendimizi söyleyemediğimiz için haşlarız, istismarı “kimseye söyleyemediğimiz” için kendimizi suçlu ilan ederiz.
Bizim suçumuz değil!
Ergen veya yetişkin olarak geçmişe bakarak sessizliği bozmak için elimize geçen fırsatları kaçırdığımıza üzülmek çok kolaydır. Bunu yaparken korkmuş/kafası karışmış çocuğun bakış açısından değil, yetişkin birinin bakış açısından baktığımızı hatırlamamız gerekir. Çocukken neden söylemediğimizi kendimize hatırlatmamız gerekir, böylece çocuk halimizi daha çok kabullenebilir, şefkat ve anlayış gösterebiliriz.
Çocukların cinsel istismarı bildirmemelerinin birçok nedeni vardır ve çoğu hayatta kalanın[1], söylememesi için birden fazla nedeni vardır. Bu kesinlikle kapsamlı bir liste değildir ama nedenlerden birkaçı aşağıda sıralanmıştır. Belki, bir iki tanesini, kendinizinkiyle özdeşleştirebilirsiniz.
“Kimse bana inanmaz”: İstismarcılar, genellikle, eğer başka birine söylerseniz kimsenin size inanmayacağını söyleyerek tehdit ederler. Ondan sonra yalan söylemiş gibi görünmek riskini almak zorunda kalacaksınız, belki de gerçeği söylemediğiniz için cezalandırılacaksınız. Ne de olsa çocuklar; yetişkinlerin çocukların sözlerine değil yetişkinlerin sözlerine inandığına inanır.
Başkalarına zarar vereceğini söyleyerek tehdit etme: İstismarcılar, bir başkasına söylerseniz, sevdiğiniz birine zarar vererek sizi cezalandıracağını söyleyerek sizi açıkça tehdit edebilirler. Bir istismarcının ev hayvanını öldüreceğini veya ebeveynine, kardeşine zarar vereceğini söyleyerek tehdit etmesi hiç de alışılmadık değil. Küçük bir çocuk için bu inanılmaz korkunç bir şeydir. Değer verdiğiniz kişileri korumak için sessiz kalmanız gerektiğine inanmanıza neden olabilir.
Kendinize daha fazla zarar verecek tehditler: İstismarcılar eğer söylerseniz sizi daha fazla cezalandıracaklarını söyleyerek tehdit edebilirler. Sağ kalanları abartmasız sessizliğe sürükleyen cezalar uydurabilirler.
“Benim hatam”: Birçok istismarcı kurbanlarını “yetiştirir” ve zaman içinde size, sanki yanlış bir şey yaptığınız için olayın sorumlusunun da siz olduğunuzu hissettirirler. Bunu size uzun süre söylerlerse siz de suçlu olduğunuza inanırsınız. Belki de, biri öğrenirse yetimhaneye veya çocuk hapishanesine gönderileceğiniz söylenmiştir ve herkes sizin x,y ve z olduğunuzu düşünecektir. Birçok çocuğun istismarın suç ortağı olarak suçlanmaktan korktuğu için istismarı söylememesi çok anlaşılır bir şeydir.
İstismarcının başının belaya girmesini istememe: Bazen istismarcılar ebeveyn, kardeş, aile dostu, dini lider vs. gibi çocuğun çok yakınından kişilerdir. Bazen çocuklar istismarcılarının başının derde girmesini istemeyebilir. Bu kişinin hapse gönderileceğinden veya bu kişiyi tekrar görmesine izin verilmemesinden korkabilirler. Açıkçası eğer bu kişiyi seviyorsanız genellikle sessizlik kazanır. Özellikle de, ailenin dağılmasına neden olduğu düşüncesi katlanılması çok zor olabilir.
“Ne diyeceğimi bilmiyorum”: Açıktır ki, bir çocuğun kelime dağarcığı özellikle de cinsel davranışlar söz konusu olduğunda biz yetişkinlerinki kadar gelişmiş değildir. Bir sohbette konuyu nasıl açacağını veya hangi kelimeleri kullanacağını bilmeme gibi söylemenin önünde gayet pratik engeller olabilir. Yetişkinler bile istismar içeren seks hakkında konuşmakta zorlanırken küçük bir çocuk olarak bunu yapabileceğinizi kendinizden nasıl bekleyebilirsiniz. Ayrıca, eğer size ne yapıldığı konusunda kafanız karışıksa olayı nasıl tarif edebileceğinizi bilmeniz neredeyse imkânsızdır.
Rüşvet: Bazı çocuklara sır saklamaları için rüşvet verirler. Mesela, istismarcı size para vereceği veya size güzel şeyler alacağı vaadinde bulunabilir. Bu “ödüller” istismarcıya ve istismara karşı hislerinizi şaşırtabilir.
“Ama istedim”: Bazı hayatta kalanlar yaşananları “olumlu” sayarak sessiz kalırlar. Örneğin, sevgi ve şefkate muhtaç çocuklar istismarcılarından sevgi ve şefkat gördüklerini hissedebilirler. Hiçbir insanı temas olmamasından daha iyi görünebilir. Anlaşılır biçimde, uyarılmayla sonuçlanan cinsel tahrik çocuğun iyi hislerle kötü hisleri birbirinden ayırt etmesini zorlaştırabilir. Belki de hayatında ilk defa çocuğa kendini “özel” ve arzu edilen olarak hissettirmiş olabilir.
“Yanlış olduğunu bilmiyordum”: Özellikle istismar çok küçük yaştayken başlamışsa, bunun herkesin yaşadığı bir şey olmadığının ayırdında olmayabilirsiniz. İstismar günlük hayatınızın bir parçası haline gelir ve bir istismar olduğunu kabul etmek zor olur.
"Söylememek" sizi çocukken uğradığınız cinsel istismardan sorumlu kılmaz. Eğer yetişkin olarak istismardan bahsetmenin ne kadar zor olduğunu düşünüyorsanız, çocukken istismardan bahsetmeyi kendinizden nasıl beklediğinizi, kendinize sorun. Birçok çocuk için “konuşmak” uygun seçenek değildir.
[1] Hayatta kalanlar: İngilizce “survivors”’ın karşılığıdır. Kurban (victim) kullanılmamaktadır.
Çocuk istismarı ASLA sizin hatanız olamaz
© Pandora’s Project - Katy
Çocuk istismarından sağ kalanlar olarak çoğu zaman bir başkasının bize acı çektirdiği istismar yüzünden kendimizi suçlayarak büyüyoruz.
Benim hatam olmadığını hiç ama hiç sorgulamadığımı biliyorum. İstismarın benim yaptığım ya da yapmadığım bir şeyden dolayı olduğuna inandırılmak için satın alınmıştım ki bu benim için dünyanın yuvarlak olması kadar gerçekti. Çocuklar olarak “yetişkinlerin her şeyi bildiğine” inandırılarak büyütülüyoruz. Dolayısıyla birisi sizin suçunuz olduğunu söylese (veya bir şekilde ima etse) nihayetinde inanırsınız. Bir şeyi çok uzun süre düşünürseniz, kurduğunuz cümlenin doğrululuğunu sorgulamazsınız bile. Suçlu olan benim, bitti.
Aksine bitmemiştir. Hayatın boyunca kendini suçlamak için yaptığın tüm varsayımların doğruluğunu sorgulayabileceğin noktasına geldiğinde bu varsayımların hiçbir doğruluk içermediğini anlamaya başlıyorsun. Suçlu olduğuna dair ne kadar neden bulursan bul bir tanesi bile yakından incelediğinde ayakta kalmayacaktır çünkü bir çocuk hiçbir zaman suçlanamaz.
Çocukken, sevdiğim insanlar tarafından bu kadar yaralanmayı hak ettiğime inanıyordum. Nasıl bir kişiysem o yüzden hak ediyordum. Kötü, değersiz, anlamsız, çirkin, nahoş, aptal vs. ve diğer bütün negatif sıfatlar olduğum için. Eminim birçoğunuza tanıdık gelmiştir. “Kötü” olmak için yaptığım şeyden çok olduğum bir şey, ne kadar iyi davransam veya ne kadar iyi olmak için çabalasam da içimde olan bir şey yüzünden. “Daha iyi” olmak için yaptığım hiçbir şey her şeyi daha iyi veya bana daha iyi davranılmasını sağlamadı dolayısıyla ne ve kim olduğum için bana kötü davranıldığı sonucuna vardım. Eğer böyle hissediyorsanız lütfen bilin ki bu deneyimlediğiniz istismarın etkisidir, hakikat beyanı değil.
İstismar altında birçok çocuğun kendini suçlamasına karşın istismar hiçbir zaman çocuklar hakkında değil istismarcının (istismarcıların) arzuları hakkında olduğunu anlamak çok önemlidir.
Yetişkinliğe girerken istismarın benim yüzümden olduğuna inanmaya devam ettim. Fakat neden benim hatam olduğunu rasyonalize etmeye ihtiyaç duyuyordum. “Çok kötü bir insanım o yüzden benim hatam” demek yeterli gelmiyordu. Kulağa garip geldiğini biliyorum ama neden benim hatam olduğuna dair sağlam gerçekler istiyordum. Neden istismarın benim hatam olduğunu kanıtlayacak sağlam gerçekler arıyorum? Bunun mantıksızlığını algılasam da benim yüzümden olduğunu kanıtlamak için neden üstüne neden, üstüne neden aradım.
Kendini suçlama kavramına neden güçlü bir şekilde asıldığımızı açıklayan sayısız teoriler var. Bu teorilerden biri, kötü davranışımızı yaptığımız bir şeye dayandırırsak, sonrasında bu kötü davranış gelecekte tekrarlandığında kendi davranışımızı yumuşatmayı öğrenmiş olduğumuz için kontrol edebileceğimizi söyler. Tekrar yaralandığımızda kontrol edebileceğimiz hissini verir. İstismarın bizim bir yanlışımız vasıtasıyla olmadığı gerçeğini kabul etmek demek, kendimizi korumak istediğimiz için yapması çok zor olan, kontrol etme hissini de bırakmak demektir. Hâlbuki hayatımızdaki her şeyi kontrol edemeyeceğimizi ve başımıza gelen her şeyin şifa bulmanın en gerekli bölümü olduğunu öğrenmemiz ve kabul etmemiz gerekiyor. Buradan, şifa bulma sürecinin kontrolünü alabiliriz ki güçlendirici bir deneyim olur.
Şifa bulan hayatta kalanlar olarak, kendini suçlamayı bırakırken içe işleyen üzüntü hissi olabilir. Kendini suçlama, genellikle hayatlarımızda büyük yer kaplayan istismarcılarımızla bağlarımızı koparmamak için, istismarı onlar yerine bizimle ilgili yaparak istismarcılarımızı korumayı sağlar. Bu bağlantıları bırakmayı öğrenmek daha fazla acı verebilir, bizi çok fazla üzebilir fakat kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı öğrenmek şifa bulmanın en gerekli yanıdır.
Şifa bulma sürecime girdiğimde kendime dediğim gibi, kendimi suçlamanın türlü yollarını aradım… genellikle “….için benim hatam” cümleleri kuruyordum. Birçok kereler neden benimle ilgili olduğunun nedenlerini ortaya çıkaran bilinçli süreci tekrarlıyordum. Bunda yalnız olmadığımı biliyorum… Siz de yalnız değilsiniz. Aşağıda kafamızın içinde dönüp duran cümlelerin aksini ispat eden bazı yollar var. Benim yüzümden oldu çünkü iyi bir oğul / kız olsaydım belki annem / babam beni daha çok sever ve acıtmazdı.
Bir ebeveyn ne yaptığınıza veya nasıl davrandığınıza bakmadan sizi sevmeli ve bakmalıdır. Sevgileri koşulsuz olmalıdır. Hiçbir çocuk mükemmel davranmaz. Çocuklar hata yapar. Sınırları zorlarlar. “Yaramaz” olabilirler. Her zaman kendilerine söylenileni yapmazlar. Çocuklar bazen zor zamanlar yaşatabilirler ama bütün bunlara rağmen çocuğu sevmek, yol göstermek ve korumak ebeveynlerin işidir.
Çocuğa doğruyla yanlış arasındaki farkı öğretmek bir ebeveynin sorumluluğudur – ve bazen çocuklarını cezalandırmaları gerekebilir. Fakat çocuğun cezası yapmamasını söylemek, izinlerini kaldırmak veya harçlığını kesmek gibi şeyleri içermelidir. Hiçbir zaman istismar edecek fiziksel veya cinsel eylemler içermemelidir. Ne hata yapmış olursanız olun ya da nasıl bir hata yaptığınızı düşünürseniz düşünün istismar edilmeyi hak etmediniz. Bir hatanız veya herhangi bir konuda yetersiz olduğunuz için ebeveyniniz tarafından istismar edilmediniz. Ebeveyninizin bazı zaaflarından dolayı oldu. Kimseye söylemediğim için benim hatam. İstismara uğradığını söylemeyen çocukların bunun için çok iyi nedenleri vardır. Örneğin:
Belki istismarcınız sizi tehdit etmiştir.
Belki kimsenin size inanmayacağından korktunuz.
Nasıl anlatacağınızı veya hangi kelimeleri kullanacağınızı bilemediniz. Cezalandırılacağınızdan korktunuz.
Ne olduğu konusunda kafanız karışıktı.
Olan şeyin istismar olduğunu bilmiyordunuz.
Ve bunun gibi daha birçok nedenden dolayı…
Söylememe nedenlerinize bir yetişkin olarak tekrar bakınca kendinizi ciddi biçimde cezalandırabilir veya bu nedenlerin iyi olmadığı için önemsemeyebilirsiniz. Birçok kereler, çocuk cinsel istismarından hayatta kalan yetişkinler, kendi kendilerine “bu tehdide kandığım için çok aptalmışım” diyebilir. Bugün olayları gördüğünüz şekille, travmatize olmuş ve korkmuş bir çocuğun olayları nasıl gördüğü arasında çok fark olduğunu lütfen anlamaya çalışın. Anlattığınız korkuların o günlerde çok gerçek olduğunu, korku ve belirsizliğin ne kadar güçlü bir ses kesen olduğunu gözden kaçırmamalısınız.
Kendilerine ne yapıldığını söyleyemeyen çocukların başkalarına farklı yollarla neler olduğunu anlatmaya çalışabileceklerini anlamak çok önemlidir. Örneğin, X kişinin evine gitmek istemediklerini söyleyebilirler, her zaman olduklarından farklı davranabilirler, kendilerini yaralayabilirler. Bunun gibi şeyler yaptıysanız, aslında söylemeye çalışmışsınız.
İstismarın devam etmesine göz yumduğum için benim hatam.
İstismarın devam etmesine “göz yummadınız”. Büyük olasılıkla, istismarı durdurmak için kendinizi güçsüz ve şaşkın hissetmiş olabilirsiniz. Bu olayda istismarcınız bütün gücü elinde tutuyordu.
Çocuk cinsel istismarında, sadece BİR olay bile çok fazladır. Ne yazık ki, çoğu çocuk cinsel istismarından hayatta kalanlar için istismar belli bir süre içinde istismarcıları tarafından tekrarlanmıştır. İyi hissettiğim ve heyecanlandığım için yapılandan hoşlandım bu yüzden benim hatam. Ne hissettiğinizden bağımsız olarak, size yapılan hala istismardır.
Çocuklar, kendilerine cinsel olarak dokunulduğunda, çoğunlukla bu simülasyon dolayısıyla iyi hissederler… Hatta tahrik eden veya orgazma ulaştıran bir heyecana kapılabilirler. Çoğunlukla çocuklar bu hislerin ne olduğunu anlamazlar, karışık duygular ve hisleri anlamak çok zor ve karışık olabilir.
Bununla birlikte, bu tepkileri vermiş olmanız size yapılanı onaylamaz. Tahrik olmak, üzerinde kontrolünüzün olmadığı fiziksel bir durumdur. Şartlara dayalı tepkiler otomatiktir ve onları isteseniz de istemeseniz de gerçekleşirler.
O özel zamanı istediğim için benim hatam. Bazen, istismarcılar taciz ettikleri çocukların kendilerini “özel” hissetmelerini veya minnettar olmaları gereken, kendilerini adadıkları “özel bir zaman” yaşadıkları hissini uyandırırlar. Çocuk istismarından hayatta kalan bazı yetişkinler, ihtiyaç duydukları sıcaklık, ilgi ve fiziksel temasın bu kişi tarafından verildiğini ve özel hissettirildiklerini hatırladıkları için kendilerini suçlarlar. Bu zaman dilimi, hayatınız boyunca istenildiğiniz, ihtiyaç duyulduğunuz veya özel hissettirildiğiniz tek zaman dilimi olabilir. İstismarcılar çocuklara, sevildikleri için taciz edildikleri hissini vermekte çok iyidirler.
Kendinizi özel hissedip hissetmemenize veya istismarcının size verdiği sıcaklık ve temastan hoşlanıp hoşlanmadığınıza bakmadan istismar hala %100 yanlıştır. Bütün çocukların sevilmeye ve özel hissetmeye ihtiyacı vardır fakat bu sevgiyi uygun yolla ve istismar edilmeden almalıdırlar. İstismarcı duygusal ihtiyaç ve isteklerinizi biliyor olma durumunu istismar etmiştir ve bunu istediğini almak için kullanmıştır. Benim hatam çünkü istismarcım benim hatam olduğunu söyledi.
İstismarcılar bir çocuğu istismar ettiklerinde çok ciddi bir suç işlemektedirler. Birçok istismarcı yaptıkları tacizin kamu tarafından öğrenildikten sonra başlarına geleceklerden çok korkarlar. Aile ve arkadaşlarının söyleyeceklerinden, hapse girmekten, işlerini kaybetmekten ve buna benzer bir sürü şeyin olmasından korkabilirler. Bu yüzden çocuğun kimseye bir şey söylememesi için çabalarlar. Bunun yöntemlerinden BİRİ çocuğa, istismarın kendisinin suçu olduğunu söylemektir. Çocuğa istismarın kendisinin suçu olduğunu söylemek, istismarcı için, eğer birine söylerse, suçlanacağı ve başının derde gireceği korkusuyla durumu kontrol etmeye çalışmanın bir yöntemidir.
Yeterince karşı çıkmadığım için benim hatam.
Çocuklar yetişkinlerin fiziksel gücüne veya zihinsel araçlarına sahip değildir, bu bağlamda istismarcıları onlara karşı üstün gelmektedir. İstismara uğramış çocuklar, yetişkin kapasitesine sahip olmadıkları için anlamadıkları bir durumla karşıya bırakılmışlardır ve bu durumdan kendinizi dışarı çıkarmak imkânsız olabilir. Birçok istismarcı tehlikelidir ve çocuğun hayatına kasteden fiziksel bir tehdide başvurabilir. Sıklıkla, kendine söyleneni yapmazsa çocuğun kafasının üzerinde başka tehditler de sallanmaktadır – ve hiçbir seviyede mücadele edemeyeceklerini hissedebilirler. Çocuklar hayatta kalmak için saldırabilir veya boyun eğebilirler.
HAYIR demediğim için benim hatam! Hayatta kalan çoğu çocuk, istismar yaşanırken “HAYIR” demedikleri için suçun büyük bir bölümünün kendilerinde olduğunu zannederler. Hayır diyememenizin birçok sebebi olabilir:
Ne olduğu konusunda kafanız karışık olabilir.
Hayır diyebileceğinizi bilmiyordunuz. Hayır demek istemediniz.
Hayır diyemeyecek kadar korkmuştunuz.
Çocuklar cinsel ilişkiye rıza gösteremezler çünkü rıza gösterebilecek yaşta değillerdir. Sekse “hayır” demek çocuğun sorumluluğunda olan bir şey değildir.
İstediğimi düşündüğüm veya istediğimi söylediğim için benim hatam. Bütün çocuklar, ergenliğe girdiklerinde cinselliklerini düşünmeye ve cinsel arayışlarla ilgilenmeye başlarlar. Bu tamamen normaldir ve hatta cinsel sağlık ve sosyal gelişim için gereklidir de. Anlaşılır bir şekilde, bu yaşlarda olan çocuklar ve ergenler kendilerinden belirgin bir biçimde büyük insanlara çekim duyabilir ve hatta onlarla yakın etkileşim içine girmeyi isteyebilirler.
Bununla birlikte, bazı istismarcılar hayatlarının bu dönemindeki çocuklardan ve ergenlerden faydalanırlar. Sorumlu bir yetişkin, rıza gösterebilecek yaşta olmayan bir kişinin cinsel ilişki için zihinsel, psikolojik ve fiziksel olarak hazır olmadığını anlamalı ve bu nedenle bir ergenle bu tür bir ilişkiye girmekten kaçınmalıdır. Bundan dolayı, sizden büyük biriyle (veya otorite sahibi biriyle) cinsel teması siz başlatmış olsanız, istemiş olsanız veya “rızanız olsa” bile, bu hala bir istismardır ve sizin hatanız değildir. Birbiriyle alakası olmayan farklı kişiler tarafından istismara uğradığım için benim hatam. Ne yazık ki, bazı çocuklar farklı zamanlarda farklı kişiler tarafından, birden fazla kereler istismar edilmiştir. Birden fazla istismara uğramışsanız durmadan istismar edilmek için seçildiğinizi düşünüp, kendinizi suçluyor olabilirsiniz – ki bazı hayatta kalanlar sanki alınlarında “bana zarar ver” yazan bir etiketle geziyorlarmış hissinden bahsetmişlerdir.
Çocuk istismarcıları daha savunmasız çocukları hedef alırlar – kuşkusuz ki istismara uğramış çocuklar istismara uğramamış çocuklardan daha savunmasızdırlar. Örneğin, hayatta kalan çocuklar iyi dokunmayla kötü dokunmayı önceki deneyimlerinden dolayı kolayca ayırt edemeyebilirler. Kız ve oğlan kardeşlerimi korumadığım için benim hatam. Bazı çocuklar kız / oğlan kardeşlerini (veya diğer sevdiklerini) istismardan kurtaramadıkları için kendilerini suçlarlar. İstismarcının size veya bir başkasına yaptıklarından dolayı hiçbir zaman sorumlu tutulamayacağınızı bilmelisiniz. Kontrol istismarcıdaydı, ne yaptığıyla ilgili tek sorumluluk sahibi kişi istismarcıdadır.
Gerçekliği reddetmeyle sonuçlandığı için kendini suçlama, üstesinden gelinmesi gereken şifa bulma yolunda en büyük engellerden biridir. Gerçeklik, bütün hatanın sizi istismar eden kişi(ler)de ve dolayısıyla sorumluluğun da bu kişi(ler)de olduğudur.
Lezbiyen ve Biseksüel Kadınların Sağlığı: Heteroseksüellerle farkları ne?
Paris LGBT Merkezi ILGA (International Lesbian and Gay Association) tarafından lezbiyen ve biseksüel kadınların sağlığı konusunda hazırlanan raporun bir çevirisini sunar.
Kadın ve LGBT kişilerin sağlığı üzerine birçok araştırmada lezbiyen ve biseksüel kadınlara özgü sorular ve sorunların yeterince hesaba katılmıyor. Bu nedenle ILGA, tüm dünyadaki LGBT örgütlerinin edindiği bilgileri toparladı.
Kadın ve LGBT bireylerin sağlığı üzerine yapılmış birçok araştırma lezbiyen ve biseksüel kadınlara özgü soru ve sorunları hesaba katmıyor. ILGA, lezbiyen ve biseksüel kadınların ruhsal ve fiziksel varoluşlarını güvence altına almak için bir eylem bilançosunu hazırlamak amacıyla dünyanın her yerindeki farklı insanlar ve örgütlerden belgeleri derledi.
Lezbiyen ve Biseksüel Kadınların Sağlığı: Özgül Sorular, Ortak Kaygılar
Giriş:
Birçok kadın lezbiyen ve biseksüel kadın sağlığı konusuyla ilgili fakat bilgiler yayınlanmaktan düşünebileceğimizden çok daha uzak. 2005 Haziran’ında ILGA’nın web sitesinde belgeleme çağrımı yayınladım. LGBT örgütlerine olduğu kadar kadın örgütlerine de ulaştım. Ve açıkçası, böylesine bol bir karşılıkla karşılaşacağımı hayal bile edemiyordum…
Patricia Curzi, ILGA Kadın Projeleri Kordinatrisi
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Mekanizmaları: Kadın Sağlığı Programda
1973’te, Amerikan Psikiyatri Derneği eşcinselliği ruhsal bozukluk istatistiklerinden çıkardı. Bununla birlikte, Dünya Sağlık Örgütü’nün eşcinseller bağlamında sağlığın geldiği anlama dair daha iyi bir kavrayışın sesine açık olarak eşcinselliği kendi hastalık listelerinden çıkarması için 17 Mayıs 1990’a dek beklememiz gerekecekti.
Kadın Bedeninin Kontrolü
Kimi sağlık sorunlarını tüm kadınlar ortak olarak yaşayabilirken, kimileri cinsel yönelimlere göre değişir. Ne yazık ki tüm dünyada kadınların durumu, özellikle cinsellikleri fazlasıyla kontrol altına alınmaya çalışıldı.
Kadın bedeninin kontrolü için uygulanan önemli birkaç örnek:
Cinsel şiddet.
Kadınlar kendi cinsel yaşamlarını kontrol altına kendileri alıyorlar (öz-kontrol).
Zorla evlilik.
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve HIV/AIDS
… Erkeklerin cinsel sağlığı AIDS’in dünyada yarattığı artan dikkatle kaygının bir nesnesi haline gelmiş olsa da, lezbiyen ve biseksüel kadınların sağlık ihtiyaçları kamunun dikkatini çekmiyor ve LB kadınlar bu konuda çok az destekle karşılaşıyorlar…
Meme Kanseri ve Jinokelojik Tümörler
Araştırmalar ortaya koyuyor ki lezbiyenler ve biseksüeller düzenli olarak jinekolog kontrolüne gitmiyorlar. Birçoğu cinsel danışmaya gebelikten korunma ve şişmanlık kadar sağduyulu yaklaşmıyor ve değer vermiyor.
Kendinize hak ettiğiniz özeni gösteriniz.
Yerel Örgütlete Tavsiye: Kadınlara karşı hüküm süren savaşı ciddiye alınız.
Kadına Yönelik Şiddet
Herşeye rağmen, bir çiftin yaşadığı ev içi şiddet halen tabu olmaya devam ediyor. Kadınlar bu şiddeti farklı şekillerde yaşıyor: fiziksel şiddet, zorla cinsel ilişki, psikolojik şiddet, sosyal ya da maddi kölelik, heteroseksüel bir dünyada damgalanmaya yönelik korku.
Yerel Örgütlere Tavsiye: Eşcinsel çiftler arasındaki ev içi şiddeti ciddiye alınız.
Ruh Sağlığı
Birçok insan halen lezbiyenlerin, geylerin ve biseksüellerin “ruhsal hastalıkları” olduğunu düşünüyor. Aramızdan birçokları içsel bir lezbofobi ve bifobiye maruz kalıyor.
Sağlığa Özen Önerileri
Birçok farklı yerde yapılmış araştırmalar gösteriyor ki, lezbiyenler, geyler, biseksüeller ve translar cinselliklerini sağlık konusunda bir tartışma bağlamında dahi sağlığa özen gösteren duyarlılıklarla hatırlamaktan dolayı memnun değiller.
Cinsel Haz
Kadın cinselliği “yeni” bir keşiftir. 1960ların kadın hakları mücadelesiyle beraber gündeme geldi. Kadınların halen “tüm bunlarla ilgilenmek zorunda olmadıklarına” inanıp inanmadıklarını görmek için zamana ihtiyacımız var.
Cinsel eğitim bu noktada çok önemli.
Sonuçlar ve Tavsiyeler
LB kadınların baş etmeye çalıştıkları en önemli sorunlardan ikisi; görünmezlik ve lezbiyen çiftlerde şiddet.
LB Kadınlara; Kendinize güvenin.
Örgütlere tavsiye: Enternasyonal dayanışmayı ve sağlık profesyonelleriyle çalışmayı önemseyin.
Ç.N.: İngilizceden fransızcaya çevrilmiş versiyonundan çevrilmiş, bazı noktaları çıkartılmış ve anlam kayıplarına karşılık düzenlenmiştir.
Ek Monolog - Esther Morris
Kadınların neler söylediğini merak ettiğim için “Vajina Monologlarını” okudum.
Oyunu değil. Vajinayı merak ediyordum. Onsuz doğan kadınlardan biriyim. Bu monolog babaların bakış açısından verilmiş ben size benimkini sunmak istiyorum. Bu “kayıp vajina monologu” veya “kayıp vajinaların monologu” olabilir. Her iki durumda da ilgi görmeyi hak eden bir monologdur.
Mayer-Rokitansky-Kuster-Hauser Sendromu doğuştan vajina, kordon, serviks ve/veya rahim yokluğu durumlarını içerir. Bazı kadınlarda rahim kalıntıları veya çıkıntıları vardır. Dış cinsiyet organları normaldir. Kromozom karyotipi 46XX (normal dişidir). Görülme oranı 5000’de birdir. Bu durumla birlikte görülen çeşitli derecelerdeki semptomlar böbrek anormallikleri, iskelet problemleri ve işitme kaybıdır. Nedeni belirsizdir ama semptomlar fetüs gelişiminin dört ile altıncı hafta arasında gerçekleşiyor. Bütün bir beden hakkında değil “normal cinsel fonksiyonlu” vajinalar yapmak için araştırmalar yapılıyor.
Sendromun nasıl geliştiğiyle değil bu sendrom etkisiyle kadınların nasıl değişim geçirdiğiyle daha çok ilgileniyorum.
Büyük, anlamsız sorular
Bazen arkadaşlarınıza ya da ait hissettiğiniz bir gruba açıldığınızda olur. Medya mensuplarına röportaj verecek kadar şanslıysanız (bakış açınıza göre şanssızsanız) oraya gelmeniz çok olasıdır: büyük anlamsız sorular.
“Hiç seks yaptınız mı?
“Mastürbasyon yapıyor musunuz?”
Bu tür sorulara neden cevap vermediğimi anlatayım.
1. Bir kere bu beni ilgilendirir, kimseyi değil. Seks hayatımı ve geçmişimi anlatacak kadar sizi yakından tanıyorsam anlatırım. Tanımıyorsam, bunu sormanız çok kaba bir davranış olur.
2. Aseksüel olmanın anlamıyla aseksüel kimliğin odağını değiştirir. Ben size bir yönelimden bahsediyorum, siz bana bir davranışı soruyorsunuz. Size bir trans erkek olduğumu ve kadınlardan hoşlandığımı söylesem sonraki sorun “vay, nasıl beceriyorsun?” mu olacak. Sanmıyorum. Cinsel azınlığa üye kişi size açıldığında sormamanız gereken soruları bir aseksüele de sormamalısınız.
3. Odağı kimlikten alıp davranışa başka bir şekilde kaydırıyor. Her yönelimde bazı insanlar çeşitli nedenlerle, sıklıklarla ve tekrar sayılarıyla yönelimlerinin dışında davranışlar gösterirler. Bazı aseksüeller cinsel yönden faaldirler. Kinsey raporunda birçok heteroseksüel erkeğin eşcinsel deneyimi yaşadığı olduğu gösterilmiştir. Bazı lezbiyenler eski yöntemlerle bebek sahip olmuştur. Bazı seksüel kişiler uzun süre seks yapmamıştır. Burada size kim olduğumu söylüyorum siz bana ne yaptığımı öğrenmek istiyorsunuz, aşın artık!
4. Gerçek şu ki benim ne yaptığımı ya da penisimle ne yaptığımı düşünmeniz benim penisimle ne yaptığımdan daha çok sizin hakkınızda çok şey söylüyor. Daha fazla söze gerek var mı? Var mı? Peki o zaman: bu soru aseksüel kişilerin başkaları kadar saygıyı hak etmedikleri, aseksüelliğin bir yönelim olarak ciddiye alınmadığı, aseksüelliğin kabul edilmediği işaretini ortaya çıkarıyor. Bu tür sorular sorandan çok cevaplayan hakkındadır.
5. Ne olduğum konusunda ne yaparsam yapayım rahatım ve mutluyum. Fakat kimse kişisel tarihinin sıradan dedikodu ve söylentinin yemi haline gelmesini istemez. Aseksüel olarak açıldıktan ve böyle soruları cevapladığınızda genellikle olan şey budur. İnsanlar her zaman konuşur ve sizi alay ve saygısızlığa açarlar. Hayır, teşekkürler.
6. Bir aseksüelin bu soruları cevaplaması genellikle asla kazanamayacağınız bir durumdur. Geçmişte seks yaptıysanız veya yapıyorsanız veya mastürbasyon yapıyorsanız gerçek bir aseksüel olamazsınız değil mi? Yani, bunu söylediğinde kaç kişi hala aseksüelliği bir cinsel yönelim olarak kabul eder ki? Eğer seks veya mastürbasyon yapmıyorsan bu sefer de “yapmadan nereden bileceksin ki” saçmalığıyla karşılaşırsın. Seks yapmıyorsan ama mastürbasyon yapıyorsan bu sefer iflah olmaz başarısızsındır.
7. Son olarak, cinsel deneyimsizlik ile masumiyeti birleştiren tamamen yanlış bir çağrışım var. Birçok kişi ve bazı din/düşünce sistemleri bakireliği ve/veya seksten kaçınmayı (abstinance) bir şekilde masumu başkalarından üstün hale getiren masumiyet/kutsallık/aşkınlık durumu ile ilişkilendiriyor. Bakire miyim, bu şekilde veya bu düşüncelerle ilişkilendirilmek istemem. Kutsal/masum biri değilim. Bakire değil miyim (ah! Sonunda elini gösterdin diye düşündüğünüze eminim!) hakkımda daha aşağı biri olduğum şeklinde düşünülmesini istemem. Bana göre tamamen saçma olan bakirelikle ilgili büyük bir değer yargısı var ve bu tartışmanın her iki yakasında da olmak istemem.
Bu anlattıklarım sonra hala seks ve mastürbasyon yapıp yapmadığımı öğrenmek istiyorsanız anayasaya sığınıyorum: bu ülkede (ABD) basın ve konuşma özgürlüğümüz var, bu durumda ise eğer sizin basın hakkınız varsa benim de konuşmama hakkım var.
Açılmak
Aseksüelliğimi keşfetmem bir ironiyle başladı. Bir arkadaşıma aşık oldum, tüm arkadaşlarım ondan hoşlandığımı biliyordu ve bütün bir yıl boyunca bu konuda bir şey yapmadığım için şaşkınlardı. Sonunda, taşınmadan önce ona söyleyecek cesareti kendimde buldum ama o unutamayacağım bir soru sordu: “senden hoşlansam, ne yaparsın?”
Tepkim dürüstçeydi. “Hiçbir şey. Her iki durumda da bir şey fark etmeyecek.” Hayal kırıklığına uğradım ve sanırım onun da kafasını biraz karıştırdım. Ona olan aşkım ve geçmişteki az sayıdaki aşklarım en iyi ihtimalle platoniktiler. Hiçbir zaman öpmek veya fiziksel bir şey yapmak için arzu duymadım. Erkeklerin beni tahrik etmeye çalışmasından korktuğum için flört etmeyi hiç sevmedim. İki kere ettim, ikisini de boşa çıkardım. Farklı olduğumu düşündüm ama bunu tanımlayacak bir kelimem yoktu.
Hızla geçen iki yıldan sonra onu ziyarete gittim ve flört durumlarımız hakkında konuşmaya başladık. Erkeklere cinsel yönden çekim duyduğu için kadınlarla çıkmadığını öğrendim. Bana neden flört etmediğimi sorduğunda ona hiç cinsel çekim duymadığımı anlatmaya çalıştım. Aseksüel olabileceğimi söyledi. İşte bu! Neden cinsel çekim konusunda garip hissettiğimi uzun süredir hoşlandığım adamın yardımıyla keşfetmem çok tuhaftı.
Tabii sonrasında “aseksüel” kelimesini Google’da arattım ve AVEN buldum. Youtube’taki tüm video söyleşileri seyrettim, internette bulduğum her makaleyi okudum. Omuzlarımdan büyük bir yük kalkmış gibiydi – aseksüeldim! Çok anlamlıydı.
“Asexy Beast” ve “Asexual Underground” gibi blogların büyük takipçisi oldum. O sırada bir kişisel blogum vardı ve orada da aseksüelliğimden bahseden birkaç gönderinin olduğunu fark ettim bundan dolayı Ace of Hearts’ı başlattım. Altı ay öncesinden katıldığım halde Mayısta ilk AVEN toplantıma gittim. O günden itibaren dört ayrı eyaletteki toplantılara ve hatta Londra’dan AVEN’lilerle Batı Yakasına gittim.
Diğer aseksüellerle tanıştıkça kimliğim hakkında daha rahatladım ve Kasım 2008’de kendimi bir şekilde ilk romantik ilişkimin içinde buldum. Aseksüellik konusunu açınca erkek arkadaşımın çok iyi karşılamasına defalarca şaşırdım. Hatta onu birkaç toplantıya götürüp diğer AVENlilerle tanıştırdım.
Çekimlerimizin derecelerinde farklılıklar olmasına rağmen ilişkimiz gelişmeye devam ediyor. Benim de sağlamaktan mutluluk duyduğum duygusal yakınlaşmaya çok değer veren birini bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Kabul edelim ki onun bayağı sabırlı olması gerekiyor özellikle de fiziksel yakınlık söz konusu olduğunda ama bu ikimiz için de bir öğrenme süreci. Her ilişkinin kendi sorunları var fakat özellikle bu sorun bir yönden lütuf da olabilir. Her ilişki için temel şey olan iletişime burada da fazlasıyla ihtiyaç var.
Ne olursa olsun kendinize ve başkalarına karşı dürüst olmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yalan üzerinden bir ilişki kurmak imkansız. Kendinizi aseksüel olarak tanımlıyorsanız bunun ne olduğunu anlamak ve kendini sizinle aynı şekilde tanımlayan kişilerle iletişime geçmek çok önemli.
AVEN’in sağladığı camiayı çok seviyorum. Yalnız olmadığım ve cinsel yönelimimin yüzünden yabancılaşmış hissetmem gerekmediği konusunda bana çok yardımcı oldu. Aseksüelliğimi anlamayı ve takdir etmeyi öğrenmek kendim ve başkaları tarafından daha fazla sevilip kabul edilmemi sağladı. AVEN’le tesadüfen karşılaşan herkes umarım aynı şekilde hisseder.
Queer Olmak - Sarah Beth Brooks (Bilerico)
Bir zamanlar biseksüel ergendim. Kendime veya aileme açılmam zor veya ıstırap verici olmadı. Bir iki kere LGBTT Onur Haftası’na gitmek dışında LGBTT camiayla bir bağlantım olmadı. Çoğu erkek sevgilim için bi olmamın ya bir önemi yoktu ya da bunu ilişkimizin bir artısı olduğunu düşündüler.
21 yaşımda nişanlandım. Ona cinsel yönden çekim duymadığım için ilişkimiz kötü gidiyordu. Onu sevmiş ve evlenmek istemiştim fakat onunla sevişmek istemiyordum. Başkalarıyla da sevişmek istemiyordum. Terapiye gittim. Önceki bütün ilişkilerim sekse ilgisizliğim yüzünden bitmişti. Arkadaşlarıma, doktorlarıma, terapistime seksle ilgilenmediğim için hayıflanmıştım. Hormon tedavilerini ve psikolojik geçmişimi kazımayı denedim bir getirisi olmadı.
Artan bir sinirlilikle Google’a başvurdum. Orada aseksüel kelimesini buldum. Bu kelime hiç kimseye cinsel çekim duymadığını söyleyen insanlar topluluğuna doğru kapıyı açtı. Rahatladım ve korktum. En azından Kaliforniya’da biseksüel olmak kültürel olarak kabul görüyordu. Aseksüelllik “farklıyım” demekti ki bu akıntıya karşı yüzmem gerek demekti. Ne yapacağımı bilmediğimden web sitesini kapattım ve aylarca o siteye tekrar bakmadım.
Nişanlılığım kötü bitti ve Tahoe Gölü kıyısındaki muhteşem evden ayrılmak zorunda kaldım. 2008 Kasımında San Diego’da en yakın arkadaşımla kalıyordum. 23 yaşımda yeni baştan başladım.
Kaliforniya’da Öneri 8 (Proposition 8) geçtiğinde ben de hareket içindeydim. Öneri 8 sonrası San Diego’daki evlilik hareketi aktivist olmak için heyecan verici bir yerdi. San Diego’nun canlı ve taşkın bir LGBTT camiası vardı. Manchester Grand Hyatt boykotuna yeni başlamıştık ve Öneri 8 geçtiğinde ülkedeki en geniş cevaba ev sahipliği yapmıştık.
San Diego önce geri çekildi. Ocak 2009’da bir kısmı ani ve sarsıcı duygudan kurtulmaya çalışırken diğerleri de kapı kapı dolaşarak seçim kampanyası başlatıldı. Ben de bu muhteşem topluluğa hizmetin tam ortasındaydım ve kırılan kalbimi onarıyordum. Daha önce olmadığı kadar LGBTT camianın bir parçası oldum.
Bu dalıştan sonra queer kavramım evrim geçirdi. Eskiden queer’i sadece LGBT’yi içine alan bir terim zannederdim. Bunun eksik bir tanım olduğunu öğrendim. Queer, radikal bir tavrı içeren bir kendini ifade ve kendini tanımlamaya dair yaklaşımı kucaklayarak sosyal normlara meydan okumaktır. Çoğunlukla LGBT tarafından birbirinin yerine kullanılan bu iki tanımı artık kullanmıyorum.
En şaşırtıcı şey ise: aseksüelliği araştırmam için bana alan açan hareket tarafından yeni queerlik içime işlendi. Korktuğum şeye kapıldım. Aseksüel insanlar aseksüellikleri hakkında üzgün veya yalnız değildir ve queer olmaktan da kesinkes korkmazlar. Aseksüelliklerine gülerler ve keyfini çıkarırlar. Çoğu sevgili edinir. Başarılı ilişkileri olur. Bazıları evlenir. Hepsi mutludur! Hikayelerini anlattıkça korkularım yok olmaya başladı.
Aseksüellik hakkında daha fazla konuştukça LGBTT arkadaşlarımın ne kadar az şey bildiklerini fark ediyordum. Toplum içinde biseksüel kimliğini kullanıyordum, gerçeğin tamamı değil ama kendimi anlatmaktan ve dışlanmış hissetmekten daha iyiydi. Queer olmanın ve aseksüelliğin birlikte gidebileceğini anladım. Fakat LGBT aktivistleri (yüzüme karşı) aseksüelliğin olup olmadığını -eğer varsa bile hareket için yeteri kadar queer olup olmadığımı(zı) sorguladılar.
Geçen Şubat, Creating Chance konferansındaki beş günlük programın hiçbir yerinde aseksüellikten bahsedilmedi. İnsanların farklı oturumlar düzenleyebildiklerini öğrendiğimde ben de aseksüellik üzerine bir tane düzenlemeye karar verdim. Soru cevap şeklindeydi. İlk defa LGBT çevresinde, Creating Chance’i güvenli alan olarak kullanarak aseksüelliği kimliklerimden biri olarak tanıdım.
Bir sonraki şey ise çok inanılmazdı: hazırladığım “ortak deneyimlerden geliyoruz” sohbeti yerine diğer LGBTT aseksüeller geldi ve bana katıldı! Her seferinde birimiz hikayesini paylaştığında diğerleri onaylar biçimde şiddetle başlarını sallıyorlardı. Sohbetin sonunda LGBT camianın aralarında var olduğumuzu bilmeye ihtiyaçları olduklarında anlaştık.
Diğer LGBTT aseksüellerle -kendilerini etraftaki tek LGBT ve aseksüel aktivist olduğunu düşünen insanlarla- tanışmak bana kendini aseksüel olarak tanımlayan ilk aktivist grubu üyeleri olarak çok işimiz olduğunu öğretti. O günden sonra kendi camiamı ikinci sıraya atmamaya karar verdim. Açık, faal ve onurlu olmak için öğretmek bizim sorumluluğumuzdu böylece diğerleri camiamıza ulaşabilir ve yalnız olmadıklarını görürdü.
İnterseks - Sık Sorulan Sorular
İnterseks nedir?
İnterseksin bilimsel açıklaması “anormal üreme ve cinsiyet organlarıyla doğmuş olandır.” İnterseks bireyler birçok insandan daha farklı dış cinsiyet ve iç üreme organlarına ve/veya iç salgı bezlerine sahiptirler. Tek tip “interseks beden” yoktur, toplum tarafından “anormal” farz edilmenin dışında ortak çok fazla bir şeyi olmayan çok çeşitli durumları kapsar. İnterseks kişilerin ortak özellikleri biyolojileri değil tıbbileştirilme deneyimleridir.
Genel olarak interseks bir kimlik kategorisi değildir. Bazı interseks kişiler kendi kimliklerinin bir parçası olarak “interseks” kelimesini yeniden talep ederken çoğu kişi bunu bir tıbbi durum veya kendine özgü fiziksel durum olarak görmektedir. Çoğu interseks birey kendini sıradan kadınlar ve erkekler olarak tanımlar ve yaşar. Gey, lezbiyen, biseksüel veya heteroseksüel yönelimlidirler.
İnterseks durumlar tıp âleminde “cinsiyet gelişim bozukluğu” olarak da bilinir.
İnterseks aktivistleri ne istiyor?
Gizleme üzerine kurulu interseks tedavisini hasta merkezli alternatifiyle değiştirmeye çalışıyoruz. İnterseks bebeklerin kendi kaderlerine bırakılmasını değil başkalarından farklı olmanın zorluklarıyla baş edebilmek için hem ebeveyn hem de interseks çocuklar için psikolojik ve sosyal desteğin olmasını öneriyoruz.
Uzun vadede eğitim ve farkındalık yaratarak sosyal engelleri kaldırmayı umuyoruz.
İnterseks durumları zararlı mı?
Genel olarak interseks durumları kişileri hasta etmez veya kişiye acı vermez. Ancak bazı interseks durumları ciddi sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğu için tıbbi tedavi gerektirebilir. Fakat interseks cinsiyet organlarının görünümünün cerrahi müdahaleyle “düzeltilmesi” altta yatan tıbbi ihtiyaçları gidermeyecektir.
İnterseks durumları ne kadar yaygın?
Sabit bir “interseks” tanımının olmamasından ve interseks durumlarla doğan çocukların etrafındaki yalan ve gizlilikten dolayı bu durumla doğan tam olarak kaç çocuk olduğunu kimse bilmiyor. Bununla birlikte ABD’de 2000 çocuktan biri veya günde 5 çocuğun görünür interseks durumla doğduğu, erken (ve çoğunlukla yanlış yönlendirmeyle) müdahalelere maruz kaldığı tahmin ediliyor.
Bebeklerimizin gerçek cinsiyetini bir test yaparak bulsalar olmaz mı?
Tıp bebeklerin “gerçek cinsiyetini” belirleyemez. XY kromozomlarına sahip olmasına rağmen androjen duyarsızlığı sendromuyla doğan çoğu kişi hayatını kadın olarak yaşadığı gerçeğinden yola çıkarak kromozomlar da tek başına kişinin cinsiyetini belirleyemez. Başka bir deyişle tıp klitorisin ne kadar büyük olduğunu ölçebilir ama ne kadar büyük veya geniş olması gerektiğine hükmedemez. Bu toplumsal bir tespittir.
İnterseks durumla doğmuş bir çocuğun gerçek cinsiyetini nasıl bilebiliriz?
Çocuk bizimle iletişim kuracak yaşa gelene kadar onun cinsiyetini bilemeyiz. Bizim onun hakkındaki tahminimize göre cinsiyetlendirilecektir. En iyisi onu kendini tanımlayabileceği bir yaşa geldiğinde kendisini ne olarak tanımlayacağına karar vermesini beklemektir.
Büyüdüklerinde daha fazla seçeneğe sahip olmaları için bebekler üzerindeki geri döndürülemez cerrahi müdahaleler kaldırılmalıdır. Cerrahi müdahalelerin devam etmesi tahminlerimizin yanlış çıkması olasılığını elemeyecektir.
İnterseks insanlar için hangi zamirleri kullanmak gerekir? (oğlum mu diyeyim, kızım mı diyeyim?)
Zamirler kişilerin cinsiyet organlarına bakılarak değil, kişi nasıl çağrılmak istiyorsa ona göre olmalıdır. Ne tercih ettiğini söyleyemeyecek kadar küçük çocuklar için doktor ve ebeveynin en iyi tahminine uygun davranılabilir.
Beş cinsiyet var mıdır?
“Beş cinsiyet” kavramı Anne Fausto-Sterling’in 1993’te yayımlanan “beş cinsiyet: kadın ve erkek neden yeterli değil” makalesiyle yaygınlaştı. Bu samimiyetsiz yazısında “interseks” altında yer alan üç alt kategorinin kadın ve erkeğin yanında üç ayrı cinsiyet olarak görülmesi gerektiğini yazmıştır.
Ne yazık ki, “beş cinsiyet” teorisinin interseks durumlarıyla doğan kişilere faydası yoktur. İnterseks kişileri egzotik ve abartılı göstermesinin yanında üç ilave “cinsiyet” –merm, ferm ve herm- interseks kişilerin hayatlarını iyileştirmede yapay ve faydasızdır.
Fausto-Sterling 2000’de yazdığı Sexing the Body (2000) kitabında bu “samimiyetsiz” kategorilerini “artık savunmadığını” yazmıştır.
İnterseks kişiler “üçüncü cinsiyet” mi?
İnterseks olmayan birçok birey gibi birçok interseks birey de kendini kadın veya erkek olarak tanımlar. Yine interseks olmayan bazı bireylerin kendini farklı bir cinsiyete ait olarak tanımladığı gibi bazı interseks bireyler de kendini farklı bir cinsiyete ait olarak tanımlar. Herkesin kendini istediği gibi tanımlama hakkını savunduğumuz halde fiziksel durumları yüzünden interseks kişilerin cinsiyetler ötesi (cinsiyeti aşmış) olması gerektiğini düşünmüyoruz. .
İnterseks “trans” camianın bir parçası mıdır?
İnterseks durumlarıyla doğan birçok kişi kendini ayrıca transgender olarak tanımlasa da bir grup olarak interseks bireyler trans bireylerle ortaklıklarının yanında bir takım özel gereksinim ve önceliklere sahiptirler. Çok sıklıkla, “interseks” kategorisi “transgender” şemsiyesi altında yer aldığından bu özel gereksinimler ya görünmez ya da daha az önemli hale geliyor.
Örneğin, kişiler transgender bağlamında interseks hakkında konuşurken interseks cinsiyet organı ameliyatlarına karşı “yanlış” cinsiyete atanma riskini vurguluyorlar. Bu geçerli bir endişeyken, interseks tıbbi yardımının kişinin cinsiyet kimliğinin doğumda atanan cinsiyetine uysa da uymasa da acı verici ve travmatik olduğu gerçeğini gözden kaçırmaktadır.
Bu yüzden interseksin “transgender” şemsiyesi altında değil de tek başına, ayrı bir kategori olarak ele almayı tercih ediyoruz.
“Hermafrodit” ve “interseks” arasındaki fark nedir?
Biyolojide eril ve dişil üreme organları serisinin ikisine de sahip (salyangoz ve solucan) organizmalara “hermafrodit” denir. Bu bağlamda insanlar “hermafrodit” değildir fakat doktorlar interseks durumlarla doğan kişilere hala “hermafrodit” diyebilmektedir çünkü interseks bedenler doktorun tanımladığı “normal” kadın ve erkek bedenine uymaz.
“Hermafrodit” kelimesinin yanlış yönlendirdiğini, mitleştirdiğini ve damgaladığını düşünüyoruz. Bazı interseks aktivistleri bu terimi tekrar talep edip kullansalar da genel olarak interseks bireyleri işaret etmek için uygun değildir. İşin özü salyangozlar hermafrodittir insanlar değil.
Ayrıca, lütfen “interseksüel” kelimesini isim olarak kullanmaktan kaçının. “İnterseks bireyler” veya “interseks durumları/deneyimleri olan bireyler” kullanmayı tercih ediyoruz.
İnterseks hareketine nasıl yardım edebilirim?
Bize katılın! İnterseks İnisiyatifi gibi interseks aktivist gruplarında gönüllü çalışmak veya bağış yapmanın yanında arkadaşlarınıza, ailenize interseks hareketinden bahsederek de yardım edebilirsiniz. Daha fazla insan bizim farkımızda olursa interseks bebeği olan biri veya interseks bebeği olan birini tanıyan kişiler ameliyatlara karşı sessiz kalmama veya ameliyat ettirmeme ihtimali de fazla olabilir.
İnterseks İnisiyatifi tarafından derlenmiştir.