Fizik kanunları, adı üzerinde, kavram değildir, fakat tüm varlıkların mutlaka kavraması gereken kurallardır.
Fizik kanunlarını sevmemiz için bir nedenimiz yoktur. Boyun eğmek ve ayaklarını yere basmak zorunda kaldığı yerçekimi kanununu kim sever ki... Ya da girdiği kabın şeklini alan sıvıların bu kaypaklığı yüzünden, %80'i su olan insan evladının oturduğu makam koltuğunun, giydiği üniformanın, tuttuğu takımın, sevdiği kadının veya adamın, parçası olduğu milliyetin, inandığı dinin ve kölesi olduğu paranın girmesini isteyebileceği diğer herhangi bir "kabın" şeklini rahatlıkla alabilmesini nasıl sevgi dolu bir şekilde ifade edebilirsiniz?
Fizik kanunları sevilmez. Fizik kanunları bizleri zaman-mekan algısı içerisinde hareketlerimizi ve var oluşumuzu belirli kurallar çerçevesinde kısıtlayan kurallardır. Örneğin, uçamazsınız—ya da uzayda serbest salınım yapamazsınız. Yerçekimi kanunu diye bir şey var! Belirli bir kütledeyseniz belirli bir hızda belirli bir mesafe kat edebilirsiniz. Belirli yükseklikten kendinizi bıraktığınız zaman ağırlığınızla doğru orantılı bir zaman zarfında zeminde ne kadarlık bir alana vücut parçalarınızın sıçrayacağı hep belirlidir. Ve siz bunları değiştiremezsiniz.
İşte, böylesi fizik kurallarını kabul ve idrak ederken iki farklı fizik kuralı daha var ki, bunu mutlaka kavramak gerekiyor. Bunu en çok da Türkiye’deki insanların—özellikle kendini beğenmiş kadınların ve saygısız erkeklerin kavraması gerekir.
1. Varlıklar, uzayda belirli bir alan kaplarlar.
2. İki varlık aynı anda aynı alanı kaplayamazlar.
Yani, iki varlık aynı anda aynı alanda bulunumaz. Varlıklar birbirlerinin içinden geçemezler.
Kavramlar gibi soyut şeyleri açıklamak için tanımlamadan sonra örneklendirerek hipotez oluşturmamız gerekiyor:
Yolda yürüyorsunuz, karşınızdan size doğru bir başka varlık daha size doğru hareket ediyor. Bu varlıklar birbirlerinin içinden geçemeyecekleri ve aynı anda aynı alanı kaplayamayacakları için karşılaştıkları noktada bir etki-tepki ilişkisine gireceklerdir—yani, eğer birbirlerine yol vermezlerse çarpışırlar.
İşte bu noktada—biz bilim adamlarının—Türk insanında gözlemlediğimiz bir şey var. Bu insanlar, sanki bu kuralları bilmiyorlarmış veya hayatlarında daha önce hiç tecrübe etmemişler gibi, bu gerçekleşen etki-tepki ilişkisine şaşırıyorlar.
Kısaca söylemek gerekirse, sanki iki varlık aynı anda aynı alanı işgal edebilecekmiş gibi bir ön kabul ile hareket eden, ilk kez bu hipotezinin çürüdüğü bir deneyle karşılaşmış fizik profesörünün, buğulu gözlüklerinin ardından bütün kuramsal dünyasının yıkılacağından korkarak dış dünyaya gönderdiği ve o anki anksiyete atağını gizlemeye çalışan—ama yine de ürkek bir çocuğun köpeğinin öldüğünde dünyaya salya sümük akıttığı bakışlarından bir farkı olmayan—bakışlarında bulamayacağınız derecede umarsız bir başarısızlık deneyimlemesi görürüz o gözlerde.
Lakin, biz bilim adamlarının Türk insanı ile fizik profesörü arasında bulduğumuz bir fark var. Gerçi, bulduğumuz bu farklılık, diğer binlerce fark arasında en olmaması gereken fark olduğu için bunu kavramsal raporumuza dahil etmeyi uygun gördük. Sözünü ettiğimiz kısıttaki Türk insanı, hipotezinin çürütüldüğü ve başarısız olduğu deneyden sonra, bir sonraki varlık üzerinde aynı deneyi tekrarlar. Tekrar başarısız olur, ve denemeye devam eder.
Fizik profesörü olsa olsa, bir veya iki kez tekrar dener ve deneylerden çoğunluğu başarısızsa hipotez çürümüştür, ispat edilememiştir. Dolayısıyla, bir daha denenmemek üzere arşivdeki rafların en arka köşelerinde kendine bir yer bulur; yeterince tozlandıktan ve—eğer şanslıysa—kurtlar tarafından kemirildikten sonra bir sonraki profesörün “tenure”sinde çöpe gideceği günü bekler.
Belki de Türk insanının bu azmini—veya “vurdumduymazlığını”—bilim adamları olan bizlerin takdir etmesi gerekiyor. Fizik kuralları sen ispat edene kadar geçersizdir. Eğer bir gün insanların katı cisimlerin içerisinden geçebildiklerini duyacak olursam, bu insanın bir Türk canlısı olacağından eminim.
Yani, eminim derken yaptığım deneyler sonucunda bu ihtimale (%0,000000000000000001’den az olsa da) en yakın olanların bu azimli deneyimlemeri yüzünden onlar olduğu sonucuna varıyoruz.
1. Fizik kuralları vardır, gerçektir. Sevmesek de kabul etmek zorundayız.
2. Fizik kuralları der ki: uçamazsın, serbest süzülüş yapamazsın.
3. Varlıklar uzayda belirli bir alan kaplarlar.
4. İki varlık aynı anda aynı alanı kaplayamazlar.
5. Bu kuralları kavramazsanız, iki varlık birbirinin içinden geçebilinceye kadar çarpışmaya mecbursunuz.
6. Birkaç kez çarpıştıktan sonra, bir sonraki sefer de aynı durumda çarpışacağınız bilgisini kavramanız gerekir.
7. Bir şey kavramazsanız, varlığınızı varlıklara çarpa çarpa—debisi yüksek nehirde sürüklenen alüvyonlu toprak gibi—delta ovasında gömüleceğiniz yere kadar yolunuza devam edersiniz.