Hamamböceği görünce ben işte

@theartofmadeline
The Stonewall Inn

Game Changer & Make Some Noise
macklin celebrini has autism
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
noise dept.

❣ Chile in a Photography ❣

Kiana Khansmith

bliss lane
Phantogram Three

izzy's playlists!
Show & Tell
Sweet Seals For You, Always
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
almost home
Keni
The Bright Sessions
The Bowery Presents
art blog(derogatory)
I'd rather be in outer space 🛸

seen from Malaysia
seen from Ukraine

seen from Germany
seen from Colombia

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Maldives
seen from United States

seen from Bangladesh
seen from Russia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Kuwait
seen from Germany

seen from Bangladesh
seen from Australia
seen from United States

seen from United States
seen from Ukraine
@dadamadam-blog1
Hamamböceği görünce ben işte
30.08.2018
Bu tarihin -tekrarını yaşamak istemediğim- mide bulandırıcı bir güzelliği var.
Bir günü gece 00:00'dan ertesi güne kadar yaşamak...
Yazmak, okumak, yıldızları izlemek, denizin dalgalarını dinlemek, huzur, sakinlik...
Korku, çaresizlik, kriz, titreme, nöbet, sinir, üzüntü, hırs...
Kendini koruma, güç, olgunluk, duyguları silip mantıklı davranma, olaylar karşısında çözüm üretme, hazmetme, çıkarım yapma, yaptırımda bulunma...
Sakinlik, özgüven, anlayış, başkasına güven, huzur...
Sonuca odaklanmak ve kendin için doğru karar verip gitmek...
Ve bunların ne iş, ne aile, ne arkadaşlık, ne de aşkla ilişkisi olmayıp direkt kendinle ve hayatla ilgisi olması...
Hayatımda yaşadığım en kötü deneyimlerden biri, hatta en üst sırada...
Fakat günün sonunda bu tecrübelerle birlikte büyüdüm mü? Çok büyüdüm. Kendimi gördüğüm, ne olduğumu ve olası durumda ne yapacağımı öğrendiğim çok büyük bir deneyim.
Gördüğümüz, yaşadığımız ve yaşayacağımız iyi ve kötü çok şey var bu dünyada...
Güzellikleri dolu dolu yaşayıp, çirkinliklerden kıl payı da olsa kurtulmak umuduyla...
"Uyumuyorsun, ama uyku artık gelmeyecek. Uyanık değilsin ve hiç uyanmayacaksın. Ölü değilsin ve ölüm bile seni kurtaramayacak."
1970'lerde büyük aşk yaşayan, birlikte çalışmalar yapan iki performans sanatçısı; Marina Abramovic ve Ulay, 1989'da ilişkilerini ruhsal bir yolculukla bitirmeye karar verirler. Çin Seddi'nin iki ayrı ucundan yürümeye başlayıp ortada buluşup, birbirlerine son kez sarılır ve bir daha görüşmemek üzere ayrılırlar.
2010'da Marina Abramovic, Moma'da bir retrospektif sergi açar. Serginin bölümlerinden birinde Abramovic bir sandalyede otururken, masanın diğer tarafındaki sandalyede de tanımadığı kişiler 1 dakika boyunca oturur, konuşmanın olmadığı, sessizliğin paylaşıldığı bir oturuştur bu. Ancak birden Abramovic'in hiç beklemediği bir şey olur ve karşısındaki sandalyeye Ulay gelip oturur!
Bu yük senden Allah'ım...
Derdinden de razıyım, senden de razıyım ne olur sen de benden razı ol.
İnsanlığımla sınıyorsun beni, doğrularımla...
"Bunu nasıl yaparsınız insanlık böyle mi olur?" Nidalarımla sınıyorsun beni ve diyorsun ki "hadi bakalım! Sen çok biliyorsun ya, sen yap!"
Yapılmıyormuş Allah'ım. Öyle her insanlık, her zaman, herkese ya pı la mı yor muş.
Doğru olan yanlışlar varmış, iyilik yaparken yapılan kötülükler varmış ve daha kötüsü sırf kendi vicdanını rahatlatmak için yapılabilecek insanlıklar varmış.
Anladım. İnsanlık öyle kolay olmuyor ve de bazen insanlık yapmak doğru şeyi yapmak anlamına bile gelmiyor!
Bazen gözün göre göre, için gide gide, bir köşede öle öle uzak kalmak ve hiçbir şey yapmamak doğru şeyi yapmak anlamına geliyor.
Ne kötü, yıllar evvel işimize yaramaz dediğimiz permütasyonların hayatın ortasında karşımıza çıkması...
Hayat böyle aniden tepetaklak ediveriyor insanı işte, çöz çözebilirsen...
Ben gördüm, ben anladım, ben çekildim.
Ne olur sen yalnız bırakma ve harikulade bir hayat yaz.
Peki ya, bu hikayenin ölüsü bensem?
"Önce sadece bir tür bıkkınlık, yorgunluk; kassız ve kemiksiz olmanın, patates çuvalları arasında bir patates çuvalı olmanın boğucu ve yapışkan duygusuyla, sanki çok uzun süredir, saatlerdir, sinsi, uyuşukluk veren, verdiği ağrı hafif ama dayanılmaz olan bir rahatsızlığın pençesine düştüğünü birden fark etmiş gibi."
Eskiden okuldan eve geç gelince anneler merak etmezdi. Çünkü bilhassa bahar ayları, bağlar bahçeler çocuklarındı!
Agnes Obel - Familiar
"Seks, insanın aşkı bulamadığında elinde kalan bir tesellidir.“
"Eğer bir konuyu vurgulamak istiyorsan ve karşındaki seni dinlemiyorsa, dediklerini kafasına sokmak için bir düşünce-biçimi yaratırsın."
Bu biçim senin olaya bakış açına, konunun gidişatına, hayal gücüne ve daha bir sürü şeye göre değişkenlik gösterebilir. Bazen fazla abartılı, bazen fazla kederli, bazen heyecanlandırıcı bir iki sözle ilgiyi üzerine çekebilirsin.
Ama sen o diyalog içerisinde öğretici-öğretmen konumunda değilsen ve biri seni dinlemiyorsa senin sözlerini de haketmiyor demektir, boş yere zamanını harcama...
Sessizce, olaysız bir şekilde dağılmak istiyorum.
"Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor."
"İnsan'ın bütün alışkanlıkları kötüdür."