O gecenin sabahına bedenimi sağ çıkarmayı başardım ama ruhum ölmüştü..
Keni
untitled
Mike Driver
Show & Tell

blake kathryn
Cosimo Galluzzi

shark vs the universe
Misplaced Lens Cap

Jar Jar Binks Fan Club
Xuebing Du

PR's Tumblrdome
Claire Keane
cherry valley forever
No title available
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

bliss lane
Game of Thrones Daily
Sweet Seals For You, Always
Today's Document
Doug Jones
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Poland
seen from Poland

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Italy
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
@denizellik
O gecenin sabahına bedenimi sağ çıkarmayı başardım ama ruhum ölmüştü..
“Loneliness is not solitude. Solitude requires being alone, whereas loneliness shows itself most sharply in company with others.”
— Hannah Arendt
Untitled by Silvia Sani on Flickr.
𝒍𝒐𝒗𝒆, 𝒇𝒍𝒂𝒏𝒆𝒖𝒓𝒆𝒔𝒔𝒆
“Ve her birinin anısı içime bir hançer gibi saplanan şehirler..”
Ah, yaşamak ne tatlı! Her şeye rağmen, her ihtimale, her şüpheye hatta her tecrübeye, her kanaate rağmen yaşamak; kainatta insanlar için saklı bin türlü zevk ve sevinç imkanlarından avuç dolusu faydalanmak ve kendimizi ezeli ve yanılmaz tabiatın kanunlarına bırakarak devamlı bir yanlış kaynağı olan beynimizin icat ettiği birtakım rahatsız edici ve muzip kuruntulardan kaçmak; her dakikanın kendine mahsus tatlı özünü alıp tortusunu günler selinin akışına bırakmak, bundan daha yüksek hikmet bundan daha doğru hayat prensipi olabilir mi?
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sodom ve Gomore
Dışarıya yaşam taşan sokaklarda, odalarda büyüdük. Umudumuzun sonsuzluğu buradan gelir. Hiçbir düşünceyi yadsımadık, hiçbir duyguya sırt çevirmedik. Karanlık korku değil, ilham verdi bize. Hatalarımızı başkasına yüklemedik, kendimiz sırtlandık ve öyle yaşadık hayatı. Bildiğimiz gibi.
By: Ravza Kiziltug | ancienm
Umuttan Söz Etmek İstiyorum César Vallejo
“Bu acıyı Cesar Vallejo olarak çekmiyorum. Şu anda ne sanatçı, ne bir insan, hatta ne de bir canlı varlık olarak acı çekmiyorum. Bu acıyı bir Katolik, bir Muhammedî yahut dinsiz olarak çekmiyorum.
Yalnızca acı çekiyorum bugün. Adım Cesar Vallejo olmasaydı da çekecektim bu acıyı. Sanatçı olmasaydım, aynı acıyı duyacaktım yine. İnsan da olmasaydım, hatta canlı varlık da, böylesine çekecektim bu acıyı. Katolik de olmasam, tanrıtanımaz da olmasam, Muhammedî de olmasam yine acı içinde olacaktım. Bugün en dipten başlayarak acı çekiyorum. Yalnızca acı çekiyorum bugün.
Açıklamasız bir acı içindeyim şu anda. Öyle derin ki acım bir sebebe bağlanamaz, bir sebebe de bağlanamaz. Sebep ne olsun ki? Ona sebep olabilecek önemdeki şey nerede? Hiçbir şey sebebi değil, hiçbir şey ona sebep olacak güçte değil. Bu acıdan doğan şey ne işe yarar.
Benim acım bir tuhaf kuşların kuzey ve güney rüzgârlarından döllenip saldıkları tarafsız yumurtalardandır. Sevdiğim kız ölseydi, acım çektiğim acı olmakta devam ederdi. Boynumu kesselerdi usturayla, ben yine şimdi duyduğum acıyı duyardım. Bu hayatta değil bir başka hayatta olsaydım çekeceğim bundan başka bir acı olmazdı. Bugün en yücelerden başlayarak acı çekiyorum. Yalnızca acı çekiyorum bugün.
Açların acısına bakıyorum da benimkinden nasıl da uzakta görüyorum onu. Açlıktan ölecek olsam, bir ot olsun biterdi mezarımda. Aynı şey âşıklar için de öyledir. Aşığın kanı, hangi kaynaktan ve ne yöne aktığı belli olmayan benim kanım yanında nedir ki?
Şimdiye dek evrendeki her şeyin kaçınılmaz olarak baba-oğul bağlantısı içinde olduğunu düşünürdüm. Oysa bugün işte bakın ne babadır benim acım ne oğul. Batan gün olmaya tümseği yok, fazlasıyla sinesi var doğan gün olmak için ve loş bir yere konacak olsa hiç ışık salmayacak, aydınlık bir yere koysan gölgesi olmaz. Bugün acı çekiyorum, olsun ne olacaksa. Bugün acı çekiyorum yalnızca.”
César Vallejo
Çeviri: İsmet Özel
Ötekiler adına konuşan kişi daima bir sahtekardır. Siyasetçiler, reformcular ve kolektif bir bahaneden yana çıkan herkes üçkağıtçıdır. Sadece sanatçının yalanı bütünsel değildir; zira o ancak kendini icat eder.
Emil M. Cioran, Çürümenin Kitabı
Bizi birbirimizden ayıran şey, o hayalleri gerçekleştirecek gücümüzün ya da kendiliğinden gerçekleştiklerini görecek kadar şansımızın olup olmamasıdır.
Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı
Ne giysem yakışmıyor, uçurumlardan başka. Dağıtamıyor hiçbir güneş ruhumdaki sisi Ve ben hâlâ yarın güzeldir diyorum, Kalmasa da albenisi...
ibrahim tenekeci
İnstagram | @nediyodukenson
Yaşam 4 şey üzerine kurulmuş:
"1- Gelip geçmiş şeyler.
2- Gelip geçmemiş şeyler.
3- Gelmeyip geçmiş şeyler.
4- Gelmeyip geçmemiş şeyler.."
Delip geçmiş şeyler.
Delip geçmemiş şeyler.
"Tuttum şiirler yazdım unutma diye beni."
| Şükrü Erbaş