tanıdım yarandan aynı silahtı beni vuran
Sade Olutola
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

No title available

No title available

tannertan36
untitled

titsay
Claire Keane
Game of Thrones Daily
The Bowery Presents

pixel skylines

gracie abrams
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

@theartofmadeline
Cookie Run:Kingdom Official!
Misplaced Lens Cap
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
One Nice Bug Per Day
occasionally subtle
No title available

seen from United States
seen from Canada

seen from Netherlands
seen from Venezuela

seen from South Africa
seen from Mexico
seen from Bangladesh

seen from Brazil
seen from Colombia
seen from United States
seen from Vietnam

seen from Indonesia
seen from United States
seen from United States
seen from Ecuador
seen from Brazil
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Saudi Arabia

seen from Malaysia
@fakatmuzeyyen
tanıdım yarandan aynı silahtı beni vuran
Kendime en çok neyi sevdim biliyo musun? Seni. Seninleyken kendimi öyle çok sevdim ki sonrasında kendimde sevecek hiçbir zerre bulamadım. Seninleyken olan ışıltımı bir daha asla yakalayamadım. Senden sonra kimse beni böylesine parlak böylesine ışık ışık gülümsetmedi. Kahkahalar, çığlıklar, alfabedeki tüm harfler ve tüm heceler senden sonra tüm lügatım ve lisanım hepsi hiç keşfedilmemiş medeniyetlerin hiç duyulmamış sesleri hiç var olmamış adımlarına dönüştü. Senden sonra hayatım, hiç bulunmamış ateş, hiç doğmamış bebekler ve hiç doğurmamamış nice analara benzedi. Senden sonra hiçbir yangın böyle dumanlı, böyle harlı, böyle küllü, ateşli yanmadı. Sen alev alev ateş, yangınlar, sirenler, sen dumanlı bacalar sevgilim. İtfayeler, intiharlar, kutu kutu haplar, balkonlar, kuru kaldırım taşları. Senden sonra hayatım yanık dolu acılar. Madem sevmeyecektin, madem yanmazdı kalbin neden söylemedin? Madem yoktu sende bendeki harlı ateşten neden su dökmedin? Bana bir damla neden olmadın? Ne diye tuttun ellerimi, ne diye dokundun tüm saç tellerime, ne diye odun taşıdın ateşime? Parmaklarıma neden mıhladın bedeninin tüm doku taşlarını? Göz kapaklarıma oyaladın bakışlarını. Kulak zarıma diktin ilmek ilmek gülüşünü. Bak sen anlamıyorsun ama bu bir intihar. Bu manşetteki ölüm haberi bu bir cinayet sevgilim. Sana yangın diyorum ben ateş huzmesi değil. Sana minik çıngılardan bahsetmiyorum. Bu alev alev lav. Bu delilik anlamıyor musun?
Tüm evler ve balkonlarla konuştum. onlar da anlam veremiyormuş bu sevilmemişliklere. Balkon bazen anlıyormuş sokakta olma hissini. Ama onun için problem değilmiş bu, e yaratılışı böyleymiş. Benim için de problem değil. E yaratılışım böyle. Tüm yollar ve üst geçitlerle konuştum. Sığmıyorlarmış şehirlere. Ben de sığmıyorum. İçime aldığım bunca insanla, ne aklıma ne de ruhuma sığmıyorum. Bi bank olmayı dilerdim tanrıdan. Kalabalık parktaki cilası gitmiş bi bank olmayı. Denize bakan yalnız bi bank da olur. Dalgaları sayardım o zaman. İnsan tam 7 dalga sayınca rahatlıyor. Köpük olduğunu düşününce hafifliyor. Bazen 100 adım atınca soğuyor göğsü bazen de 100 kulaç atınca soluyor benzi. Tüm gemiler ve limanlarla konuştum. Boğuluyorlarmış. Ben de boğuluyorum. Genzimi kapatan özlem yumrusu ile boğuluyorum. Ben bir serçe olmayı dilerdim tanrıdan. Küçücük ve görülmeyen bir kuş olmak küçücük ve görülmeyen bi kadın olmaktan daha kolay olurdu sanıyorum. Var olup ömür denilen birkaç günü tüketmek, daha az yorucu olurdu. Çok önceden beni serçeye benzeten bi adam tanımıştım. Hiç benzemiyormuşum meğer. Bi serçe olsaydım şayet hep bahar dallarına konardım. Kış geldi mi uçardım sıcacık diyarlara. Bahar beni terk etmeden ben terk ederdim onu. Kanatlar oldu mu daha kolay olur kaçıp gitmesi zemheriden. Ben bi serçe değilim. Olsaydım ilk seni terk ederdim tanıdığım en kuytu karanlık adam. Ben, ben dışında her şey olmak isterdim sanırım. Ben dışında her şey olmak daha kolay bu cihanda. Kaçıp kurtulmak, nefes almak ve yutkunmak ben dışında her şeyde daha kolay. Ben bi şey dileseydim şayet tanrıdan hiçbir şey olmamayı dilerdim. Hiç var olmamayı. Ya da seni hiç tanımamış olmayı. Çünkü tanrı biliyor ya ikisi de aynı anlama geliyor.
yandık bugün de işte, kahrımız dünde kaldı. iki korkak savaşçı gibi hiç meydanda göğüs göğüse çarpışmadan cephelerden birbirimize kaçak bakışlar attık. bir küçük çakıl taşı bile atmadık birbirimize. aslında ikimiz de karşımızdakinin cesur olmadığını bildiğimiz için inmedik o meydana. savaş meydanında aptal gibi yapayalnız kalmamak için. yalpalaya yalpalaya gerisin geri dönmemek için. ikimizin de vurulup düşmeyi düşüp ölmeyi göze alamayacağımız öyle aşikardı ki. cephede durmanın da bir anlamı kalmadı. ateşkes olmadı. öylece arkamızı döndük. oradan. birbirimizden. ayrıldık. birbirimize arkamızı dönerken kimsenin silahını çekmeyeceğinden de emindik. savaş başlamadan sona erdi.
Bazen bazı şeyler kelimelerle anlatılmaz. Seni sevme çabamı hiçbir lügat karşılayamaz. Hiçbir lisanda sende kalma gayretimi açıklayacak tek bir söz bulunmaz. Haykırışlarım ve içime döktüğüm onca göz yaşı bazen bir karşılığa sahip olmaz. Beni sev diye uğruna verdiklerimdir nabız diye bileğimde vurup duran. Adın dilimde migren ağrısıdır çünkü sevgilim. Gülüşünü unutan hafızam reva mıdır bunca çabaya? Vazgeçmeyi kabul eden yüreksiz yüreğim elzem midir artık bu vücuda? Gözlerimi kapattığım zaman yok olacağını sandığım bi aşk büyüttüm ben. Arkamı dönünce görmem, kulağımı kapatınca duymam sandım. Kaçabilirim sandım ama yapamadım. Yapamam. İçimde hala sana uğrayan duraklar var. Hala sesini yankılayan duvarlar. Sana geldim. Issız durakları geçip sana geldim sevgilim. Sonu olmayan bi sefere bilet alıp kayboldum. Sana geldim. İnan uğruna hiç olmak zoruma gitmedi. Epey önce senden sonra kimsenin beni öldüremeyeceğini anladım çünkü sevgilim.
Sen senin için ağladığımı sandığın zamanlarda aslında bizzat kendime ağlarım. Sen bana geldiğinde sende kimsenin göremediğini gördüğüm için sana kucak açarım. Sen beni kendine aşık etmek için klişe lafları birbiri ardına sıralarken, peşimden koşarken seni mutlulukla izlerim. Çünkü bilirim, neticede sonu sadece bir hoşçakaldır. Sen beni üzersin ve ben ağlarım. Belki de yalvarırım. Ama bu sana değil, kendime yeniden gelebilme çabamdır. Ben ağlarım, çok ağlarım, hatta hep ağlarım. Ama aşkı senden çok daha iyi bilirim ve bu yüzden en çok ben ağlarım. Sen gülersin dışından, ben senin taa içini görürüm. Bu yüzden arkadaşlarıma seni anlatırım, konuştukça büyürsün içimde. Aynı zamanda da yok olursun. Ve sen günün birinde bana haksızlık ettiğini düşünüp geri geldiğinde, ben gerçekten gülümsüyor olurum
Sevgili şimşek, yalnız kaldığımda dinlememi istediğin bi şarkı vardı ya ben onu hep dinliyorum. Çünkü bilmelisin ki senin olmadığın her yerde ben yalnızım. şarkılar sokaklara ait ama bu ilk sevgilim
depremsin mihriban, bakısların ihtilal
benim şu hayatta yaptığım en berbat doksansekizinci iş almak seni. çoğaltmak. kendime katmaktır.
benim şu hayatta yaptığım en berbat doksandokuzuncu iş tutup seni düşlerime yakıştırmaktır
sevip de söyleyemediğim şarkılar var, bir dizesini asla hatırlayamadığım şiirler. keşke, keşke o ben olsaydım dediğim hikâye kadınları. düşlerim var. uyandığımda yalnızca başını hatırladığım ve asla sonuna kadar görmeyi beceremediğim bir adam var düşümde, tam dokunacakken uyandırıldığım
duran bu kadar yalanın içinde bu kadar gerçek gidebilen tek şey sen olabilirdin, aklım durur mu, başımda kalmadı
Beni böyle sevme, önce toplayıp sonra dökme
beni kimse pek sevmez. sevmez değil de, görmez yani. öyle kenarda dururum. kimsenin yüreğinde yer etmem
senin toprağında benim evim yoktu
yara bere içindeydi hala cesarete tapardı
İki yıla yakın nefes almadım, iki yakam bile kalmadı anne
gönlün bi seyyahsa bu sadece bana mı reva