Ey ırkçılığı milliyetçilik sanan,
Sen bana bu ülkenin kapısını şartla açmaya çalışıyorsun. Sanki ben dışarıdan gelmişim gibi. Oysa ben bu toprakların evladıyım. Dağlarıyla, nehirleriyle, mezarlarıyla, anılarıyla bu toprak benimle var oldu.
Senin dedelerin sınır çizerken, bizim dedelerimiz çoktan o topraklarda yaşıyordu.
Senin dilinle konuşmamı istiyorsun, senin gibi düşünmemi, senin gibi susmamı... Kusura bakma ama işgalci zihniyetin isteklerini yerine getirmek zorunda değilim.
Benim kimliğim pazarlık konusu değil.
Ben Kürdüm. Bu toprakların ortağı değil, sahibiyim. Sen de benim gibi bir yurttaş olabilirsin, ama bana efendilik taslayamazsın.
'Toprak istersen altı senin, üstü benim' diyorsun ya...
Bak dostum, bu tehdit değil, korkunun ilanıdır.
Çünkü sen, Kürt halkının haklı duruşundan korkuyorsun.
Sen, işgalci gibi geldin; ben kök salmış bir halkım.
Gitmiyorum, eğilmiyorum, boyun eğmiyorum.
Senin o 'üstünü' süslediğin toprak, binlerce yıldır bizim mezar taşlarımızla, bizim ağıtlarımızla, bizim direnişimizle yoğruldu.
İşgalci, burada kim belli.
Biz halkız. Siz zorla gelenlersiniz.
O yüzden tarih nezdinde hesap günü her zaman vardır.