İnsan zamanla kendini tanıyor ve geçmişte bazı şeylerin işlemediğini görünce kahrolmasına değişik bi’ taraflarıyla gülüyor - çünkü hiçbir zaman olmayacağı o kadar açık ve net ki, sebebi de o kadar bariz belli ki - zamanında bunu algılayabilecek tecrübesi yoktu insanın sadece.
İşten bahsetmiştim, işle devam edeyim, malum çoğunuz, umarım, bir gün kariyer sahibi olacak insanlarsınız.
29 yaşındayım ve son 7-8 senelik iş hayatımda anladığım şey şu - ben hiçbir zaman masabaşı işler, 9-5 mesailer, yılda 2 defa 0,03′lük zamlar, bilmem ne asistanı olarak başladığım yere 40 senemi verip de “bilmem ne müdürü” olacak insan değilim. Değilmişim. Asla.
Bunu aşağılayıcı bir şekilde demiyorum. Herkesin tercihi farklıdır ve buna saygı duymak gerekir. Ben bu kalıba uyacak insan değilim sadece. Uymaya çalışarak kendime yazık ettim diyeceğim ama o da değil. Niye biliyor musun, çok şey öğrendim çünkü. Pratikte öğrendiklerin teoride bildiklerinin her zaman üstündedir - unutma.
Bir gün kendi işimi yapacağım biliyordum da bu kadar erken olmasını beklemiyordum. Hep 40′larımda diye düşünürdüm, belki o zaman prime’ımı yaşarım kim bilir :) Konumuz bu değil zaten. Konu benim bir şeyler başlatmam lazımdı ama hangi işe el atmaya kalkışsam - para lazımdı. Sermaye lazımdı. Maaşa bağlı çalışarak, giderlerimi karşıladıktan sonra ne kadar zamanda bir sermaye oluşturabilirdim? Al sana havuz problemi. 5 sene? Belki. Ama o zaman bana göre doğal, çoğu insanın ise “fazla” olarak işaretlediği şeylerden mahrum bırakmak zorunda kalacaktım kendimi. Köpeğim olmayacaktı mesela ya da tek başıma yaşamayacaktım ya da Estee Lauder Double Wear yerine Flormar fondöteni alacaktım vs. vs. Bana mevcut kaynaklarımla başlayabileceğim ve kısa zamanda çok para kazandıracak bir şey lazımdı. Di miiii, hepimizin istediği bu di miiiiii. Biliyorum ablacım, bilmem mi.
Şöyle de bir şey var - nerede ne öğrenmeye fırsatın varsa, öğren. “Bu bana ne zaman lazım olacak yeaa” deme, ağzını kırdırma bana. Sen iki dakika sonra ne olacağını bilmiyorsun, nerede neyin işini göreceğini mi bileceksin. Avukat olabilirsin, Türkçe ve İngilizce dışında bir dil bilmek işine yarayabilir, tarih öğretmeni olabilirsin ama bu muhasebenin ne anlama geldiğini bilmemen gerekmesi demek değildir.
Annenle babanın “la bu bizim çocuk napıyo’” diyerek telaşlanmasına, arkadaşlarının “hayat sana güzel, biz bütün gün çalışmaktan geberiyoruz” diye hayıflanmasına falan boyun eğeceksen hiç kalkışma kendi patronun olmaya. Çünkü bu tür psikolojik baskıyla baş etmek zor. Kendi kendini sorgulamak daha da zor. Tüm bunlara rağmen başladığın yolda devam etmek ise en zoru.
Önceden sahip olduğum işlerin yanı sıra hep tercümandı şuydu buydu, bir sürü ek iş yapıyordum. Freelance dünyasına ilk adımımı resmi olarak Ocak’ta attım ve saat başı 4 dolar alıyordum. Şu anda 12. 2-3 aya kalmaz 20′leri göreceğim. Günde 4 saat çalıştığımı söylemiş miydim? Bu şekilde gayet de güzel bir sermaye oluşturdum, çünkü giderim yok - somut ihtiyaçlarım bilgisayar ve internetti, ikisi de zaten mevcut. Soyut ve daha önemli ihtiyaçlar ise bilgi, beceri ve kararlılık. Bunlar da mevcuttu ki, çok şükür, evimden, kendi saatlerimi kendim belirleyerek ve kimseye de eyvallah demeden, eskiden aldığım maaşların üstünü kazanıyorum. Kendi programını belirlemek gibi bir özgürlüğüm olduğundan da hayatımda ilk defa kendi işimi kuracak vaktim ve param oldu.
“Fazlasını” istemekten çekinmeyin. “Fazlası” için çalışmaktan asla çekinmeyin. Hepimizin istekleri ve beklentileri farklı ama yine de herkes ortak bir amaç için uğraşıyor - mutluluk. Mutlu olmadığınız işlere harcamayın hayatınızı. Unutmayın ki isteyen yolunu yordamını bulur - istemeyen ise torba dolusu bahane.
Öpt :3


















