Üniversitede etohum videoları izleye izleye zehri aldık ya, girişimcilik hayalleri gırla gidiyordu kafamda. Ama tam tersi birşey yapıp kpss sınavına hazırlanıyordum geçen sene. Zaten oldum olası ders çalışabilen bir tip değildim, kazanamadık zira.
Her ne ise, bir ağustos günü, bir hışımla ve pek standartlara uymayan bir cv hazırlayıp (blog yazısı gibiydi daha çok) yenilikçi, kendimi geliştirebileceğim ve (ama daha çok) sektöre de giriş yapabilmek için eticaret siteleri, medya ajansları, yazılım evleri gibi bir kaç yere bu cv'yi göndermeye başladım.
Yaklaşık bir hafta sonra geri dünüşler gelmeye başlamıştı. Tabi Antalyada olduğum için ön görüşmeleri Skype üzerinden yapıyorduk. Neyse, sonuç belli olmadığı için birkaç yerle görüşürken, yine normal bir iş görüşmesiymiş gibi istanbula gelip, anlık bir kararla burada Butigo'da çalışmaya başladım. Sonraki gelen mailleri de kibarca reddettim.
Birkaç parça elbise ile burada yaşamaya başladım, alışveriş edeceğim yerleri öğrendim, bir ev bulana kadar geçici bir yerde yaşayarak çevremi keşfettim falan. İş de çok yoğundu hani. Antalyada "Bak ben şunları bunları biliyorum, şu teknolojilerle ilgileniyorum" havasında iken, burada bu şeylerin aslında çok da işe yaramadığını gördüm. "Birkaç günde öğrenebileceğim" konuşulmuştu, ben de birkaç günde öğrenebileceğimi vaadetmiştim ama, 1 haftada django ile kod yazmaya başlayabildim. Sabah 7-Akşam 12'lere kadar çalışarak (evde de çalışıyordum haliyle) haftaları geçirdim. Şirkette zaten ilk günden, geliştirme ortamı da dahil, yabancı olduğum araçlarla çalışırken buldum kendimi. Basit şeylerdi bunlar, öğrenmesi kolaydı, ama geliştiricinin alışık olduğu ortamı değiştirmeye çalışması mühim birşey, iş verenseniz bunları çalışana bir anda göstermemeniz mantıklı bir adım olabilir.
Sonra bir gün, işi bıraktım. Kafama nereden esip düştüğünü bilmediğim küçük bir tohum büyüdü, yoğun temponun, benim beceriksizliklerimin, öğrenemeyişlerimin üst seviyelere ulaştığı, saçlarımı döktüğüm bir noktada gün yüzüne çıkıverdi. Bırakmak istediğimi söyledim.
Şimdi ne mi yapıyorum, yine istanbuldayım. Temelleri üniversiteye dayanan, uzunca bir süre bilgisayarımda gün yüzü görmeyi bekleyen bir uygulamayı biraz daha geliştirip yayına aldım. Basit bir web sitesi üreteci bu. www.xkurutemizleme.com gibi bir siteyi 10 dakikada yayına alabileceğim bişey. Fiyatı da çok çok ucuz tutarım, terzilere, elektrikcilere, kuru temizlemecilere falan peynir ekmek gibi satarım, yolumu bulurum diyordum. Ama birşeyi ihmal ediyordum elbette. Ben pazarlamacı değilim. Hatta ilk tanışmalarda çekingen, sessiz duran, sonradan açılan kişi olmuştum hep. Fiyatı yüksek ise, hemen alamıyor, fiyatı düşürdükçe "ulan bu işte bir hinlik mi var acaba" diyor insanlar. Tabi burası ikna etme kabiliyetine kalmış. Tabi proje dediğim şey ucuzluk site satma meselesi değil, büyük resimde daha bomba birşey hedefliyorum.
Şu an istanbulda karşılayabileceğim 20 günüm var. Gezebildiğim kadar çok yer gezip yürürse işlere devam etmeyi düşünüyorum. Yürümezse de, bize Antalya yolu gözüküyor gibi. Belki askerlik.
Her şeye rağmen, türlü insanlarla karşılaştığım, tecrübeler edindiğim, geri dönüp bakınca, dolu dolu yaşamışım lan diyebileceğim bir dönemden geçiyorum. Yazmam lazımdı. Buraya yazdım.