Yol, kendine bir yer bulamamış kişinin özlemidir..

titsay
Today's Document
Sade Olutola
Cosimo Galluzzi

Product Placement
$LAYYYTER

祝日 / Permanent Vacation
KIROKAZE

JVL

@theartofmadeline
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

izzy's playlists!

if i look back, i am lost
Show & Tell
i don't do bad sauce passes
Misplaced Lens Cap
No title available
Three Goblin Art
noise dept.

blake kathryn

seen from Germany

seen from Türkiye

seen from Indonesia
seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Romania

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Albania
seen from Austria
seen from Finland

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@frezyavari
Yol, kendine bir yer bulamamış kişinin özlemidir..
Gün..
Kindar değilim ama malum şahıstan sonra bir daha asla limonlu kek yapmadım ve yemedim. Uzun yıllar sonra şimdi önüme konuluyor, anılarım depreşti..
Günler..
Aldatan aldanırmış, Atiye abla haklıymış..
Zamanında eczacılık fakültesini bırakırken acaba esnaflık nasıl olurdu diye düşünmüştüm. Şimdi yıllar sonra bana dükkan bakmaya gidiyoruz. Şey evet ben esnaf oluyorum:)Amcalarla tavlada oynarım gibi gibi..
Yaş 26, toplanan 16k+ 2 çeyrek..
Babannem vefat ettiğinden beri evine giremiyoruz, çünkü kimsenin anılarla yüzleşecek kadar cesareti yok. Birini hatırlamak acıtıyorsa insan hiç yokmuş gibi davranabiliyor. Bu karşı taraftaki insan için çok saygısızca.. Ben bu bayram bir şey yapıyorum, çünkü biliyorum ki babaannem hayatta olsaydı çok mutlu olurdu. O eve girdim, anılara tebessüm ederek odası hariç bütün evi temizledim. Şekerini ve kolonyasını bir tepsiye iliştirdim ve aile grubuna yarın sabah eski bayramlarda olduğu gibi babaannemin evinde kahvaltı yapıp bayramlaşma planını yazdım. Biliyorum bazıları için çok acıtacak ama bazen birini hatırlamak da bir vefa göstergesidir..
Kılıçdaroğlu bile geri geldi, benim yaşama hevesim bi geri gelemedi..
Son, iki gün..
Karşı komşum bağıra bağıra hayalet sevgilim söylüyor..
Dört dörtlük hayatıma dahil olup yutan eleman görevi gören şahıs, seni Allah'a havale ediyorum..
Nörologumu seviyorum, çünkü beni her koşulda güldüren tek kişi.. Poğaça yanakların, araba lastiği gibi sönmüş diyor. İyide bakıyoruz lafını arkasından yapıştırması da ayrı ironi..
Hastane günlükleri 2
Günleri öldürmek.. Şu sıralar yaptığım tek şey bu. Güzel şeyler oluyor, elhamdülillah. Sağlığım düzelmiyor olsada en azından daha da kötüye gitmiyor. Bunun için bile şükretmem gerekiyor. Biliyorum, burası dünya.. Herkesin imtihanı kendine. Sadece ailemi üzüyor olmak yıpratıyor beni. Hayattaki en büyük şükür kaynağımın, yaralanıyor olması üzüyor. Kendim için üzülmeyi bırakalı çok oldu. Acı eşiğimin yüksek olmasından mı bilmiyorum ama fiziki veya ruhsal herhangi bir acı beni zorlamıyor artık. Tıkanan kataterler, verilen plazmaferezler, alınan paslar, içilen ilaçlar ve daha nicesi acıtmıyor. Bunda artık kabulleniyor olmamın da etkisi var galiba. Rabbime şükürler olsun, ben kabullenmişim bu hastalıkla yaşamayı. Öğrenmişim her düşüşümde ayağa kalkmayı. Yeni yaşımla beraber anlıyorum ki ben büyümeyi başarmışım. Hatta durumu şöyle özetleyeyim, konuşan insanlara bile artık tam manasıyla sağırım. Binbir emekle, derece yaparak girdiğim akademiyi dondurmamdan mütevekkil sözde motive adı altında bana çarpıtılan laflar bile umrumda değil. Bunca şeyin arasında güzel şeyler var. Mesela, ailem. Danışan hocam dün beni ziyaret etmeye geldi, o kadar iyi geldiki anlatamam. Şakayla karışık o tez sunumunu yapmamak için kendini şu yatağa attıysan bozuşuruz diyip durdu. Evet ekimde sunumum var:') Rabbim yaşamayı ve görmeyi nasip ederse gerçekleştireceğim inşallah. Verdiğim kilolar, dökülen saçlarım ve solan yüzüme inat, mutluyum. Yaşamayı seviyorum..
Doğum günün kutlu olsun, güzel yaşlar görmen umuduyla💖
Teşekkür ederim💞
Hastane günlükleri 1
26 yaşıma sayılı günler kala, hastalığım yeniden kendini hatırlattı. Sen unutmak istesen de ben hep buradayım dermişcesine.. Bu koridorları hiç unutmamışım, insan travmalarını unutamıyormuş sahiden. Son on gündür acaba bu sabah hangi yetim beni terk edecek ya da giden yetilerimden biri gelicek mi düşüncesiyle uyanıyorum. Hem korku hem umut, ikisi bir arada. Hayatımın hiçbir evresinde şükürsüz bir insan olmadım, her şeyin bir sebebi var, herkesin bir imtihanı var düşüncesini taşıyan bir insanım. Ağlamalarımı durduramıyorum, halbuki bana ağlamak yasaktı. Bir bahanem var, yeni takılan katater canımı acıtıyor. Birkaç gün sonra bunu da bahane edemeyeceğim. Kimseyle konuşmak istemiyorum, kimseyi görmek de istemiyorum. Beş yıl önceki yansımam aynada bana bakıyor diye, aynaya da bakamıyorum. Rabbimden kendime çokça dua ediyorum, kalbime de esenlik diliyorum. 2021 yılından beri benim hayatım hep yarım kalıyor, sonra bir şekilde tamamlamaya çalışıyorum. Bu çaba beni yoruyor. Anonimlerden biri bana şey demişti: "çok rahat bir hayatın var, akademiye de girdin, sırtın sağlam, yaşa bu hayatı dilediğin gibi." Biz bu hayatı dilediğimiz gibi yaşayamayız. Sen planlar yaparsın, Allah sana hayırlısını iste der. Sen her şey artık güzel olacak dersin, Allah sana Allah'ın izni ve rızasını hesaba kat der. Kısacası aciz kullarız, kaybedince bunun farkına varıyoruz.
Günler..