Schrödinger'in Kutusu ve Tek Adam Paradoksu
Bu yazıya Person Of Interest adlı diziyi izlerken Schrödinger’in kutudaki kedi teorisi aklıma takıldı incelediğim ve araştırdığımda bu bağl

No title available
No title available
d e v o n
wallacepolsom
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

izzy's playlists!

PR's Tumblrdome

Discoholic 🪩
trying on a metaphor

oozey mess

Product Placement
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Today's Document
cherry valley forever

Andulka
Three Goblin Art
Sade Olutola

if i look back, i am lost
tumblr dot com

Kiana Khansmith

seen from Indonesia

seen from United States
seen from United States

seen from Italy

seen from T1

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from Germany

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from Iraq

seen from South Korea

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Brazil
seen from United Arab Emirates
seen from United States
@garipbirgunluk
Schrödinger'in Kutusu ve Tek Adam Paradoksu
Bu yazıya Person Of Interest adlı diziyi izlerken Schrödinger’in kutudaki kedi teorisi aklıma takıldı incelediğim ve araştırdığımda bu bağl
Söylemler Uygulananlar
POSTAL VESAYETİNDEN POLİS VESAYETİNEBir ülkenin kaderi bazen üniformaların renginde gizlidir. Dün postalların gölgesi vardı sokakların üstün
Adını ne koyarsanız koyun…
Eğer halk konuşamıyorsa,
o düzenin adı demokrasi değil;
tek kişilik bir iradeye boyun eğmiş,
itaatkâr bir toplumdur.
Devletin Tarafsızlığı mı, Ayrımın Gölgesi mi?
İzmir’den Yükselen Ses Yönetim yönetici ayrıştırma İzmir Meslek Fabrikası Şirket müşterisini seçer. Kime hizmet edeceğini, kime kapıyı kapat
Şirket müşterisini seçer.
Ama devlet vatandaşını seçemez, ayırt edemez.
Gizli Enflasyon Gıda Terörü ve Boykot
https://alihanbozkurt.wordpress.com/?p=1069
Meyve taneyle, süt hesapla, et hayalle alınan bir ülkede yaşıyoruz.
Sorun sadece pahalılık değil… sağlıklı yaşamın lüks haline gelmesi.
Aynı paraya daha düşük kaliteye razı ediliyorsak, bu artık ekonomi değil sofra adaletsizliğidir.
Bir gün değil… her gün sorgulanmadıkça hiçbir şey değişmez.
Ölünün Ardından Konuşmak mı? Milletçe En ‘Rahat’ Yaptığımız Şey!
İnsan bazen hayret ediyor: Hayattayken yüzüne bakıp iki kelimeyi bir araya getiremeyenler, ölümle birlikte birden “cesur” oluyor. Dil çözülü
Hakaret Etmeden, Ölmeden Eleştirmek: Asıl Cesaret; Adaletli, Onurlu, Doğru ve Ahlaklı Olanı Korkmadan, Çekinmeden Söylemek ve Yazmaktır.
Bazıları fikir değiştirdiğini zannedersin ama o ; sadece menfaatin estiği rantın büyük olduğu yöne döner.
Kırşaçlı Delikanlı
https://www.instagram.com/reel/DVrP4S6CJkB/?igsh=cHFmN3lscGlsZjh3
Tarih, makamını koruyanları değil; halkının yanında duranları yazar.
https://alihanbozkurt.wordpress.com/?p=1059
Krizin en karanlık anında asıl soru şudur: Koltuğunu korumak mı önemlidir, yoksa halkın önceliğini savunan gerçek bir lider olmak mı?
Dünya çok kalabalık dediler,
İnanmadım.
Çünkü insan
Sevdiğini bulamayınca yalnızdır.
Kırşaçlı Delikanlı
Bir Öğretmenin Ölümü: Bir Ülkenin Vicdanı, Eğitimi ve Geleceği
Bir ülkenin gerçek fotoğrafı bazen tek bir olayda ortaya çıkar. Bir sınıfta, bir sıranın yanında, yerde yatan bir öğretmenin sessizliğinde…B
Bir öğretmen öldürüldü… Ama bu sadece bir cinayet değil.
Bu, Türkiye’nin eğitim sisteminin, toplumsal dilin ve gençliğin ruhunun aynasıdır.
Atatürk’ün işaret ettiği gençlik, öğretmeniyle büyüyen bir nesildi.
Bugün ise o nesil alarm veriyor: Eğitimi, saygıyı ve vicdanı kaybediyoruz.
📌 Okuyun, paylaşın ve tartışın. Çünkü bir öğretmenin ölümü, hepimizin geleceğini sorgulatmalı.
#BirÖğretmenÖldürüldü #ŞiddetinEğitimdekiAnatomisi #AtatürkVeGençlik #EğitimVeGelecek
Kullan-At Düzeni: Makamın Kör Ettiği Vicdan
İnsan bazen kendini “görev adamı” zanneder.Söylenen her şeyi sorgulamadan yapar. “Emir demiri keser” der, iradesini teslim eder. Gün gelir,
Velhasıl…
Bu hayatta bazıları için yalnızca “işe yaradığın kadar iyisin.”
Ne eksik, ne fazla.
Bugün alkışlanan, yarın unutulan…
Alihan Bozkurt
Devekuşu Siyaseti, Bitmeyen Zihniyet ve Atatürk’ün Aynası
Artık ağlamanın, mağdur edebiyatının, din üzerinden siyaset yapmanın, “bizden olanlar olmayanlar” diye toplumu bölmenin sonu gelmiyor.Her kr
Gerçeklerle yüzleşmeyen her iktidar, eninde sonunda gerçeklerin altında kalır.
Ansızın sorma benzediğimi
Hem yağmur ertesinden
Başka bir şey değil beklediğim
Kendime kavuşsam
Sana da varacağım...
Yasemin Canan
Kolay değil
Göçerken
Hiç kimsenin kimsesi olmak
Ya gömerken ;
Geçmişi hiç geçmemişe
Yasemin Canan
Biz sanal bir dünyada yaşıyoruz yaşamak istediklerimizi değil bize kurgu edilen gerçekleri yaşıyoruz..
Epstein dosyaları bize bir kez daha şunu gösterdi: Vitrine birkaç ünlü koy, kalabalığı oraya kilitle, perde arkasındaki sistemi görünmez kıl
Beyaz Zambaklar Ülkesinde..
“Bir milleti kurtaran şey mucize değil, karakterdir.” Çünkü bu kitap, itaat eden kul değil;sorumluluk alan yurttaş nasıl yetiştirildiğini an
“Aydın, halkın üstünde değil; önünde yürüyendir.”
KADER Mİ KARAR MI?
Nihilist Penguen mi?
2017’den 2026’ya Türkiye’nin Aynasında Bir Vicdan Muhasebesi
2017’de bir yazı yazmıştım.
“Bu mesele kişisel değil, memleket meselesidir” diyordum.
“Takım tutar gibi siyaset yapılmaz” diyordum.
“Evet de desek hayır da desek birbirimizi linç etmeyelim” diyordum.
Bugün dönüp bakıyorum…
Linç eksilmedi, arttı.
Takım tutar gibi siyaset azalacağına, forma numarası bile belli artık.
Ve memleket meselesi, kişisel ikballerin gölgesinde daha da silikleşti.
2017’de Soruyorduk:
Kader mi karar mı bizi bu noktaya getirdi?
Bugün cevabı daha net görüyoruz:
Bu ülkeyi bulunduğu yere getiren şey “kader” değil, bilinçli tercihler zinciri.
Anayasa değişti.
Sistem değişti.
Denge-denetim zayıfladı.
Güç tek merkezde toplandı.
Ve bize “istikrar” diye sunulan şey, zamanla tek sesliliğe dönüştü.
İstikrar vardı belki…
Ama adalet, liyakat ve hesap verebilirlik olmadan istikrar,
yalnızca donmuş bir durağanlıktır.
2017’de Diyorduk ki:
“Kim evet demiş kim hayır demiş, insanların birbirini linç etmesine gerek yok.”
Bugün?
Sadece farklı düşünen değil, soran bile hedefte.
Gazeteci susturuluyor, akademisyen fişleniyor, gençler “fazla konuşuyor” diye damgalanıyor.
Oysa ben 2017’de şunu savunuyordum:
“Doğru karar verebilmek için doğru olanı öğrenmeliyim diyebilmeli insan.”
Bugün doğruyu aramak neredeyse cesaret işi.
Ve bir ülkede doğruyu aramak cesaret gerektiriyorsa,
orada sorun yalnız iktidarda değil, toplumun reflekslerinde de vardır.
Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Muhafazakâr…
O yazıda şunu söylemiştim:
“Bu bayrağı, bu vatanı seven herkes kimsenin etkisinde kalmadan karar vermelidir.”
Bugün görüyoruz ki: Bayrağı sevdiğini söyleyen çok…
Ama adaleti, hukuku, emeği, liyakati savunan daha az.
Milliyetçilik, ülkenin itibarını savunmakla olur;
diplomatik yalnızlığı alkışlamakla değil.
Muhafazakârlık, ahlakla olur;
israfla, torpille, yolsuzluk görmezden gelinerek değil.
Cumhuriyetçilik ise yalnız bir rejim tercihi değil,
eşit yurttaşlık bilincidir.
Bugün en çok eksik olan da tam olarak bu.
“Vatanı olmayan toplum yok olmaya mahkûmdur” demiştim
Bugün şunu ekliyorum:
Adaleti olmayan bir vatan, insanını kaybeder.
Giden yalnız bedenler değil…
Umuttur, inançtır, aidiyettir.
Gençler neden gidiyor?
Sadece ekonomik sebepler mi?
Hayır.
Adalet duygusu yıkıldığı için,
gelecek tahayyülü kalmadığı için.
Peki kader mi karar mı?
Bugün hâlâ aynı soruyu soruyorum.
Eğer kader dersek:
Olan biteni kabullenip susmamız gerekir.
Ama ben hâlâ karar diyorum.
Çünkü:
Sandık var
Söz var
İtiraz hakkı var
Sorgulama hakkı var
Vicdan var
Ve bunlar kullanıldıkça kader yazılmaz, tarih yazılır.
Son söz
2017’de yazdığım metnin ruhu hâlâ geçerli:
Bu mesele kişisel değil, memleket meselesidir.
Ama bugün bir ekle daha yapmak gerekiyor:
Artık sadece doğruyu seçmek yetmiyor,
yanlışa da itiraz etmek gerekiyor.
Saygı, biat değildir.
Birlik, susmak değildir.
Vatan sevgisi, iktidar sevgisiyle karıştırıldığında,
en büyük zararı yine vatana verir.
Ve evet…
Herkes kendi gemisinin kaptanı.
Ama rotayı yanlış çizenlerin gemisinde yolculuk etmek zorunda bırakılanlar da var.
İşte mücadele tam da burada başlar.
Aksine, başkalarının bize zorla dayattığı kalıpların dışında,
kendi bildiği doğrunun yolunda yürüyen bireyin simgesidir.
Ne körü körüne biat eder,
ne de kalabalık nereye giderse oraya savrulur.
Kendi aklının pusulasıyla yön bulur.
Dayatılan “doğrulara” değil,
sorgulanmış, içselleştirilmiş hakikate yaslanır.
Bugün memleketin asıl ihtiyacı,
slogan atan kalabalıklar değil;
Nihilist Penguen gibi,
yalnız kalsa bile doğrusunu terk etmeyen insanlardır.
Çünkü gerçek özgürlük,
hangi tarafta olduğundan çok,
kendi vicdanında nerede durduğunu bilmektir.