Yeni kitabım “Hâlden Anlamak” çıktı. Yas süreçleri, ayrılıklar, ilişkiler, ruhsal iyileşme, terapinin doğası gibi konulara değindiğim kitap artık size emanet. Desteklerinize talibim.
noise dept.

ellievsbear
AnasAbdin
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
🪼

祝日 / Permanent Vacation
hello vonnie

izzy's playlists!
KIROKAZE
will byers stan first human second

Kiana Khansmith
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
d e v o n
tumblr dot com
almost home
occasionally subtle
Cosmic Funnies
Misplaced Lens Cap
styofa doing anything
Show & Tell

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from United States
seen from United Arab Emirates

seen from United States
seen from Nigeria

seen from United States

seen from Ecuador
seen from Nigeria
seen from Nigeria
seen from Nigeria

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
@gokhanergur
Yeni kitabım “Hâlden Anlamak” çıktı. Yas süreçleri, ayrılıklar, ilişkiler, ruhsal iyileşme, terapinin doğası gibi konulara değindiğim kitap artık size emanet. Desteklerinize talibim.
Pazar günü kitapların iyileştirici gücü üzerine konuşacağız. Ardından @profil_kitap standında kitaplarımı imzalayacağım. Selam vermek isteyen dostları beklerim.
Büyülü kitaplardan birisi daha: Aziz Bey Hadisesi.
16 Ocak’ta Bibliyoterapi Okumaları’nda Ayfer Tunç’un ruh işçiliği ve zaaflarımız üzerine konuşacağız. İlgilenen dostları bekleriz.
10 Ekim’de travmalarımız ve iyileşme üzerine konuşacağız. Dostları beklerim.
Bibliyoterapi okumalarına başlıyoruz. Psikolojide ölüm ve ölüm kaygısı ekseninde Irvın Yalom’un Güneşe Bakmak kitabını ele alacağız. Kayıt ve detaylı bilgi için: [email protected]
25 Aralık’ta Kahramanmaraş’ta kıymetli Erol Göka ve Mustafa Ulusoy hocalarımızla beraber “Edebiyat Kalbe İyi Gelir mi?” sorusuna yanıt arayacağız. Müsait olan dostları bekleriz.
Akış içerisinde kalmaya çalışan insanın en büyük açmazı umuttur. Yaşamanın o silinmez lekesini üzerinde taşıyan insandan beklenen şey geleceğe yönelik bir umut taşıması, hayal kurması, kendisini zamanın ötesinde düşlemesidir. Oysa yaşamak kamburuyla orta yerde kalmış ve nereye gideceğini bilmeyen insanın hissettiği en keskin duygu, bugüne ve yarına dair duyumsadığı sarsıcı umutsuzluktur. Bahsettiğim umutsuzluk; iş kaygısı, ayrılık, kötü bir akademik yaşam, maddi imkansızlıkların sebep olduğu hayatımızın bir döneminde hepimizin hissettiği o alışılmış sebeplerden kaynaklanmaz. Burada kişiyi umutsuzluğa sevk eden şey kendisidir, kendi olma halidir. Başına gelenlere ya da gelecek olanlara değil de bunları kendisi olarak karşılamaya tahammül edemez kişi. Hiç olamamanın, kendinden kurtulamamanın acısını çeker ve umutsuzluğu katlanır.
YENİ YAZI
En derin oyuğu hep en sevdiklerimiz açar kalbimize çünkü aşkta olduğu gibi acıda da geçiş üstünlüğü vardır sevilenin. Ama yine kırılıyoruz, bir daha toparlanmamak üzere kırılıp dağılıyoruz. Üzüldüğümüz şey dağılmak değil de onun elinden dağılmak oluyor, keşke başkası yapsaydı bunları, keşke başkası söyleseydi de ondan duymasaydım deriz. İnsanı acıtan vurulmak değil, sevdiği tarafından vurulmak oluyor aslında. Ve bu vurgun, içinde en çok hayal kırıklığını barındırıyor, geçmişin ve gelecek güzel günlerin derin ve telafisi mümkün olmayacak hayal kırıklıklarını.
Çarşamba günü 18.30’da Profil Kitap standında kitaplarımızı imzalayacağız. Dostları bekleriz.
Dünyanın ve insanların yorduğu kalplere şifa olması ümidiyle yazdığım “Ruhu İyileştirme Yolları” Profil Kitap’tan çıktı. Desteklerinize ve dualarınıza talibim.
Ona diyorum ki derdini sev, kaderini sev, sana kuyuların karanlığından sonra aydınlığı göstereni sev. Kemal Sayar Dünyada yaşadığımız hüsranların belki de en büyük sebebi kendimize çok fazla güvenmemiz ve kırılganlığımızı fark etmememizdir.
Hepimiz türlü sınavlardan geçiyoruz, büyük travmalar, ölümler, ayrılıklar, aldatılmalar yaşıyoruz. Canımız çok yanıyor ve bazen her şeyi bırakıp çekip gitsem nasıl olur diye içli içli düşünüyoruz. Bunların hepsini anlayabiliyorum çünkü hepsi bize ait duygular. Bu duygular karşısında işimizi kolaylaştırmak, ruhumuzu hafifletmek için yaşadığımız acıları kabul etmeli, onları içeriye buyur etmeli ve hayatımızda o acılara yer açmalıyız. Biz bunu yapmadıkça bizi rahatsız eden yaşam olayları ömür boyunca kapımızı çalar, zihnimizi ve ruhumuzu meşgul eder. Şayet biz bu olayları kişisel menkıbemizin bir parçası olarak görürsek, bu zorlukların bize ne öğrettiğine dikkate dersek, yaşadıklarımızın bizi nasıl birine dönüştürdüğünü görüp o acı olayların bize yeni bir ruh hediye etmesine müsaade edersek her şey bizim için çok daha kolaylaşır ve büyürüz. Ne diyordu Hz. Mevlana: “Hüzün olgunlaştırır, kaybetmek ise sabrı öğretir. Kaderi sev, varsa kederini de sev”.
Yüreğinde anla ve duy ve başkalarına da duyur. İyilik çok daha üstündür kötülükten. Odysseia, Homeros Zamanın nasıl da hızlı aktığının farkı
Dünyada zannettiğimizden daha az bir etkiye sahibiz, düşündüğümüzden çok daha küçük bir alan kaplıyoruz. Bu büyüklük yanılgısından acilen kurtulmazsak, aradığımız şeyin nerede olduğunu asla bulamayacağız.
Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor. Şükrü Erbaş Peki ömrümüzün inmekle bitmeyen bu yokuşların
Sevgili dostum; dünyaya gelirken hiçbirimiz sonsuz mutluluk, daimi huzur, baht açıklığı ya da maddi rahatlık için bir sözleşme imzalamadık. Kimseden işlerin yolunda gideceğine dair bir garanti ya da söz almadık. Sadece doğduk. Geldiğimiz bu dünyada mutluluk kadar mutsuzluğa da yer vardı, hem de fazlasıyla. Ama biz hep kolaya kaçıp mutlu olmak istedik. Gülmek, sevilmek, kazanmak, başarmak, iyi hissetmek, güzel görünmek istedik. Oysa dünyada ağlamak, sevilmemek, kaybetmek, yitirmek, kötü hissetmek, güzel görünmemek de vardı. Ve mutluluk kadar mutsuzluk da bu dünyaya aitti, bu dünyanın parçasıydı. Biz bu parçayı reddediyoruz. Dünyanın tamamını kabullenmek yerine karanlık ve zor kısmını görmezden gelip kendimizi sonsuz mutluluğun kollarında bulmak istiyoruz.
Artık her hafta Artjurnal YouTube kanalında bize iyi gelen, şifa önerisi sunan kitapları konuşacağız. İlk kitabımız: Simyacı. Desteklerinizi rica ediyorum.
Nerede o eski bayramlar? Ne de güzeldi o eski günler... Şimdilerde geçmişi daha bir özler olduk, peki ya neden?Klinik Psikolog Gökhan Ergür, bu haftaki vide...
Bu hafta Ruh Görünür'de "Nostalji Neden Mutlu Eder?" sorusuna yanıt aradık:
Modern nostalji temel olarak geçmişten ziyade, yitip giden şimdiyle alakalıdır. Şu anla, yani bugünle mutlu olamayan, bugünle başa çıkma cesaretini sergileyemeyen bireyler ve toplumlar hep abartılı bir nostalji seremonisinde kendilerine yer tutmaya çalışırlar.
Bu hafta Ruh Görünür'de; süngüsü düşenlere, yorulanlara ve kaybedenlere bazı tavsiyelerde bulunduk:
Aşırılıkta her daim eksiklik vardır. Kendini, işini, ailesini, servetini abartan ve bununla övünen kişi muhakkak bir eksikliği ve acizliği kapatmaya, psikolojik olarak telafi etmeye çalışıyordur.
Moodist Ruh Sağlığı Sempozyumunda “Seans Odasında Z Kuşağı” üzerine konuşacağız. Ayrıntılı bilgi almak için ruhsagligisempozyumu.com adresini ziyaret edebilirsiniz.