“seni düşünmek güzel şey seni düşünmek ümitli şey dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
seni düşünmek güzel şey seni düşünmek ümitli şey fakat artık ümit yetmiyor bana ben artık şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyorum…”
işte böyle terk ettim seni iki oda bir salon evin bir odasındaki tek yastıkta uyurken elinden zorla oyuncağını aldım acı versin diye bütün kıyafetlerimi bıraktım bundan bir önceki terk edişimde yastığımı koklayıp ağladığın için bazanın altına saklamıştın ne çabuk geçiyor zaman kokular birbirine karışıyor insan en çok öleni çabuk unutuyor birbirimizi sevmekten birbirimize tahammül edemediğimiz an benden sonra eşyaları bırakıp evi başkasına vermiştin bir arkadaşıma bunu anlattığımda “annem öldüğünde babam dayanamayıp evi öylece bırakıp başka yere taşınmıştı” dedi ikimizde sustuk(.)ne düşündüğümü hatırlamıyorum ama öldüğümü hatırlıyorum ben en iyi doğmayı becerebiliyorum sanırım ölmek konum değiştirmek gibi şimdi başka bir ülkedeyim gökyüzüne bakıyorum burdan güneş çok güzel batıyor başka bir evim var başka bir kanepem televizyon izlemiyorum artık bambaşka biri gibi davranıyorum sırf sen yeniden yeryüzüne düşersen beni bulama diye aslında dans etmek istemiyorum aslında dışarı çıkmak istemiyorum aslında konuşmakta istemiyorum saatlerce susmak istiyorum uzun bir yas gibi ama şuan ev sahibi karşımda parmaklarını yalayarak cips yiyor ve onun parmaklarını kesip ağzına sokmak istiyorum ama susuyorum tam üç saattir bu duruma susuyorum ve bu durum sinir uçlarımı sıkıştırıyor sadece uzun bir yas.sadece bir yas.sadece uzun bir yas.
ölümlerden ölüm beğen cinnetlerden cinnet
















