Keşke hiç olmamış varlığına alışmak hatasına düşmeseydim.
Oysa inanmanın hazin sonunu çok evvelden bilirdim.

❣ Chile in a Photography ❣
Doug Jones

#extradirty

Origami Around
Misplaced Lens Cap
Xuebing Du
noise dept.
macklin celebrini has autism
ojovivo

tannertan36

gracie abrams

Jar Jar Binks Fan Club

if i look back, i am lost
No title available
Sweet Seals For You, Always

Love Begins
Mike Driver
official daine visual archive
hello vonnie
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from Bangladesh
seen from Bangladesh
seen from Peru

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Argentina

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Bangladesh
seen from Venezuela

seen from United States

seen from United States
seen from Brazil

seen from Mexico
@huznebakancicegi
Keşke hiç olmamış varlığına alışmak hatasına düşmeseydim.
Oysa inanmanın hazin sonunu çok evvelden bilirdim.
Özledim denmiyor işte, nedenini sorma. Biraz özlüyor insan biraz fazla. Yorgun bulut sarkmış bakıyor hayata. Ne çok sızı var ne çok yıkılış akreple yelkovan arasında
Elveda
Çok el salladım ben. Gidenlerin ardından bazen, bazen de giderken. Çok ağladığım geceler oldu, gündüze kavuşturdum hepsini. Kavuşmalarına ağladım sonra. Uyanışlarımı derleyip toparladım, kendimi bir bedene sokup taşıdım insanların arasına.
Güldüm arada, kimsenin görmediği yaralarım kanadı, kendime baktım. Bakacak kimsem olmadı. Sardım daha çok kanadı, saldım siz kanattınız.
Şarkılar çaldım, söyledim. Şiiri şiirle avuttum. Sonra yine gittiniz, ben inansam da gittiniz. Payıma sade el sallamak düştü, içimdeki size el salladım, yuttum sözümü. İçime akıttım.
Bir hastane koridoru
Bir hastane koridorunda elinize yapışan monttur bazen yalnızlık. Sizin için kimsenin kayıt açtırmamasıdır. Ağrılar içinde kıvranırken sizin yerinize doktora derdinizi anlatacak birinin olmamasıdır. "Bir su getirebilir misin?" Diyememektir. Serumunuz bittiğinde hemşirenin sizi hatırlamasını beklemektir.
"Nasıl oldun?" diyeninizin olmamasıdır. Sendelediğinizde kolunuza kimsesizliğin girmesidir. İki büklümken ilaç almak için eczaneye gitmektir. Tahlil sonucu beklerken elinizi tutan, gözleriyle size sarılan birinin olmamasıdır. Ön sıradaki kadının yakınlarına emanet ettiği çantada gözünüzün kalmasıdır.
Bazen yalnızlık, bir hastane koridorunda tüm acı ve telaşenize rağmen başkalarının önemsemediği çokluklarını fark edip sizde olmayışının hüznünü gözlerinizde taşımaktır.
Yalnızlık, bazen daha bir yalnızdır.
Bu hayatta kimseye güvenilmiyor
birbirimize güvenirdik istersen
Bu hayatta herkes güvenilir olurdu
Herkes olurdun sen
"MUTSUZLUĞU ALIŞKANLIK HALİNE GETİRMİŞSİN" DEDİ BİRİ
HEM DOĞRU HEM YANLIŞ.
MUTSUZLUK ELİM GİBİ, GÖZÜM GİBİ BİR PARÇAM OLMUŞ BELKİ
YA DA BELKİ DÜNYANIN GADDARLIĞINA GÜCÜM YETMEDİ
AİT OLMAK DİYE BİR ŞEY VARSA BU DÜNYAYA
BEN BAŞARAMADIM
MUTLU OLMAK DİYE BİR ŞEY VARSA
BEN OLAMADIM
HER SABAH UYANIP ANLAMSIZLIK DÜNYASINA
TEBESSÜM ETMEYE, KİMSELERE YÜK OLMAMAYA ÇALIŞTIM
YARANAMADIM
YÜZÜM DÜŞSE AYIP OLDU,
İÇİMİ AÇSAM ŞÜKÜRSÜZLÜK
SUSSAM DERTSİZ OLDUM,
SÖYLESEM DERT.
GÜÇLÜ KAL SEVGİLİ KENDİM,
GÜÇSÜZKEN KİMSESİZSİN
Beni öldürdüler anne. Kalbimin tam ortası delindi sanki; Ne koysam yutuyor, öğütüyor. Bomboş, kaskatı bir ben kaldım geriye. Gözlerim doluyor olur olmadık yerlerde. Ağlıyorum bazen, üç beş saniye. Sonra yeniden ve yeniden aynı hikaye.
Anne beni içimden vurdular, kör bir kurşunun kurbanı değilim. Sahibini sevdiğim namlulardan çıkan mermiler isabet etti canımın en masum yerine.
Uyuyorum, uyanıyorum. Geçti diyorum bak yok işte. Bir saat, iki saat... en başa dönüyorum anne. Gözlerim doluyor olur olmadık şeylere. Beni uyutma anne ya da uyandırma artık. Her yeni günde yeniden ve aynı şiddetle buruşturulup atılıyorum hayatın terkedilmiş mahallelerine.
Bunları duysaydın eğer, sarılayım geçer derdin kesin. Ama geçmez anne, artık geçmez. Hem sana da anlatamam. "Beni öldürdüler anne" denilmez ki annelere
Bir şiire sığdıramayınca seni,
ne yapayım?
Ben de şair oldum.
İyi ki doğdun Şükrü Erbaş!
Çiçekler bahane, yâdıma düştün desen kafiydi
Saçlarında gurbet asılı, İçin gitmekle dolmuş. Gidecek olmanın hoyratlığı üzerinde. Sesin kesik kesik sözün yarım, bir gülüşü sakınman da bundan. Ne zaman yüzümü sana dönecek olsam uğruna şiirler yaktığım gözlerin uzaklara bakar. Gönlümün toprağına yabancı ellerin, ne bağ eksen tutmaz. Cansuyuma bir damlayı esirgersin. Bir cesaret seveyim desem eşikte bitersin, sev diyiversem acemisisin
Birden durup soluklandım, yağmur camla dövüşüyordu. Kısacık ömrümü düşündüm, ben de onunla dövüşüyordum.
Ayağım ıslandı, yer yağmurdu. Camı daha sıkı kapattım, yere bir bez attım. Uzunca izledim yağmuru iyice bastırdı sonra durdu.
Kim kazandı bilmiyorum. Görünmese de hep orada olan cam mı, geçerken uğrayan damlalar mı? Ben miydim kazanan yoksa hayat mı?
Bulduğum çatlaktan sızıp sığındığım ömürler kazanmak mıydı? Yoksa üstüne bir bez atılan, sökülüp atılan ruhum çoktan kayıp mıydı?
İyi ki doğdun Özdemir Asaf!
KÖK
Kök salıyorum artık!
Bir çiçeği iki saksıya dikemem biliyorum, istediğim saksıyı da seçemiyorum.
Köklerimi söküyorum alıştığım topraktan, yeni bir toprağa dikiyorum. Hasret sarıyor yapraklarımı, sararıyorum.
Alışmazsam öleceğim, cansuyumu gözyaşımdan veriyorum.
Derin derin soluklanıyorum. Havası karışıyor vücuduma, kanımda geziyor bilmediğim bir şehrin kokusu.
Uzaklara bakmıyorum nicedir, olduğum yere de bakmıyorum. Gözlerimi kapattım, karanlığa aşina oluyorum.
Biraz ışık görsem kör olacağım sanki ama muhtacım, biliyorum. Kalmaya, sevmeye, köklenmeye...
Bir pencere kenarındayım, kuşları izliyorum.
Yuva oluyor gurbet, yuvam da olur elbet.
Kendimi gömdüğüm çukurlardan doğrultuyorum başımı. Seni öldürdüğüm hayallerde dolanıyorum.
Seni arıyorum döküntülerin arasında. Seni seviyorum yine yıkıntılarımdan kalan parçalarımla.
Böylesine yabancı bir ses duymamıştım ömrümce, ve böylesine yabancı bir nefesi özlememiştim her sessizlikte.
Sana dönemiyorum yüzümü, utanıyorum. Seni sevemiyorum doyuncaya, kırılıyorum.
Göğü başıma düşürdüm sanki, öyle ağır geliyor olanlar.
Ne her şeyinle varsın ne de her şeyi aldın. İçimin odalarında hayaller bıraktın, hepsi yarım.
Bir gün aklına düşersem, ben hâlâ o çukurda bıraktığın buruk mısrâyım.
Vazgeçtiğim ilk hayal değilsin...
Sözleriniz vurdu beni; kan akmadı ama heves aktı, sevinç aktı, umut aktı.
Ömrünüzün ücrasında bıraktım ömrümü. Ben öldüm, ölüyken de güldüm.
Ölümü siper ettim önünüzde, yolunuzu açtım, sırtınızı okşadım, sevdim yine de sevdim. Yanınızdaydım, günden güne ölürken gözlerinize baktım. Görmediniz...
Kan kaybından değil sevmek kaybından öldüm ben.
Canınız sağolsun, gözlerinizden öperim.