bu gece bize bi’şey olmazı tekrar izlemek gibi bi aptallık yaptım hadi geçmiş olsun

oozey mess

Product Placement
sheepfilms
dirt enthusiast

❣ Chile in a Photography ❣
YOU ARE THE REASON
d e v o n

Andulka
Sade Olutola
Misplaced Lens Cap
Not today Justin

blake kathryn
Show & Tell

izzy's playlists!
Lint Roller? I Barely Know Her
Three Goblin Art
Claire Keane

if i look back, i am lost

@theartofmadeline
hello vonnie
seen from Türkiye
seen from Germany
seen from United States

seen from Canada

seen from United Kingdom
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from Belarus
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from South Africa

seen from United States
seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
seen from United Kingdom
@hydroxyzineinterlude
bu gece bize bi’şey olmazı tekrar izlemek gibi bi aptallık yaptım hadi geçmiş olsun
yine ben kopup gelen
Yazılarını anlamak biraz zor. Tek bir kişinin anlayacağı şekilde mi yazıyorsun?
tanıklık gerekiyor okumak değil
uzun zaman sonra yeniden oluşmaya başlayan bir gövde ama köksüz gelgitli ve katmanlı hislerle yüklü ölümden de yaşamdan da olduğu kadar
hiç yolu yok
kendimi neden bu şehirde öldürdüm
aslında bıraksalar doğduğum yerde de ölebilirdim. zamanı gelince, kendiliğinden. ama hayat beni rezil bir değnekle dürttü. kalk, deliliğin peşine takıl, akılsızlığın peşine, hırsın peşine, inançsızlığın peşine takıl, kalk o şehre git, sokaklarında dolaş, kuytularında seviş, tepelerinde öldür, çukurlarında öl dedi.şehre geldiğim ilk günden beri kılıktan kılığa girer, tehlikelerden tehlikeler seçerim. en sakin mahallede, sıradan bir apartmanın sıradan bir dairesinde, sıradan kocamla ve sıradan çocuklarımla, sıradan… gerçekten çok sıradan bir hayat yaşasam bile, kızıl, sarı, siyah, kestane saçlarım pencereden aşağıya uzanır, tehlike saçlarımdan yukarı tırmanır.bir gün kıskançlık yüzünden ben kalbimden bıçaklanırım, bir başka gün kocamı ben kalbinden bıçaklarım. mutfağımda hep kara saplı bir bıçak. yoksulluk mutlak ölüm kokacak. bir gün içimden çıkacak, ya sizi, ya beni, ya da hepimizi teker teker öldürecek, demek isterim.
susarım.
suskunluğum koca bir çığlığa dönüştüğünde çok uzaklarda olurum. tüm akrabalarımdan, tanıdıklarımdan, hayallerimden, tutkularımdan… çok uzakta. mesela beyoğlu’nda bir otel odasında. aynanın karşısına geçip solgun yüzüme bakarım. makyajım akmış, gözbebeklerim küçücük. boyası gelmiş saçlarımın uçları kırılmış, rengi kaçmış ruhumun kalbi yarılmış. kendime her gün yeni bir isim koyarım. hepsi de çiçek isimleri olur.
m.s
gönülçelen
sonu su çölün
ve dalgalar kırılıyor
gülmekten
içim içine doğduğunda başladı ya her şey
yine buluşuruz günler geçer aldıklarımız yeter
gerçeği gölge gibi
bırak
seni hatırlamak, gitmek gibi bir şey. belki hep ‘gitmek’i yazdığım için.
nedense o an seni ilk gördüğüm an belki de yakalayabildiğim tek an. sonrası hep izini sürmek oldu.
en çok seninle normal geçirebildiğim günlerimi özlüyorum
tüm gülüşlerden geçtim
buzda balık