Karşımda televizyon. Survivor açıktı reklam arasına girdi. En az 20 dk reklam izleyeceğim. Çünkü kumandayı alıp kanalı değiştirmeye üşeniyorum. Dışarıda bonzai kullanan çocukların çığlıkları. Bir de silah sesleri. Evet kuştepe burası. Sıradan bir gece. Her neyse, eve dönelim.
Tam karşımda bir kanepe var. Geçen hafta arkadaşım bende kalmıştı. Kanepede uyudu. İşte o kanepede 1 haftadır çarşaf yastık ve battaniye duruyor. Kaldırmaya üşendim.
JBL Go marka hoparlör almıştım. Müzik dinlerken bilgisayara bağlarım daha kaliteli ses alırım diye. Açma tuşuna basmam gerekiyor, sonra bluetooth ile otomatik bağlanacak. İşte bunu yapmaya üşeniyorum. Ciddiyim.
Uzanmış durumdayım, ayak ucumda bir sürü poşet var. İçleri boş. Marketten aldığım şeyleri tüketip poşetleri bırakmışım. Dolaba koymaya üşeniyorum. Hareket ettikçe haşır haşır sesler geliyor. Hiç rahatsız olmuyorum.
Koridorun ve yatak odamın ışığı açık. Kapatmaya üşeniyorum.
Biraz acıktım. 2 metre ilerideki tv ünitesinin üzerinde bir bisküvi ambalajı var. İçi dolu mu boş mu bilmiyorum. Kontrol etmeye üşeniyorum
Yazmaya başlayalı 20 dk oldu. Reklam bitmek üzere. 55 saniye kalmış. Bir sürü reklam izledim. Kumanda meğerse tam altımdaymış. Bakmaya bari üşenmeseydim...
Şöyle kafamı çevirince, banyodaki sandalyeyi görüyorum. Sandalye orada ne mi arıyor? Sabahları saçımı tararken ayakta durmaya üşeniyorum.
Acun bi sus sen de amk. O kıramadı bu kıramadı. Bu ses niye sonuna kadar açık ayrıca? Neyse.
Birkaç diziye başlamaya karar vermiştim. Dizileri altyazıları internette bulmaya, indirmeye üşendim. Hem Netflix’e, hem de Blu Tv’ye abone oldum. Para ödüyorum.
Geçenlerde yemek yaptım. Tam 2 hafta bulaşıkları yıkamadım. Sonunda porselen tabakları çatalı kaşığı çöpe attım. Evet yıkamaya üşendiğim için.
Böyle bir yaşam işte benimkisi. Hep böyle değildim. İleride nasıl olur bilemem. Şimdi böyle.