İnsan bazen tam ortasında durur hayatın. Kalabalık bir caddede, tıkış tıkış bir kafede, ya da gürültülü bir odada. Sonra bir an gelir. Hani o dünyanın çatısından bir taşın kopup düştüğü o tekinsiz saniye. Bakarsın ellerine, kucağında yara açık dururlar, ama sana ait değilmiş gibi. Bir zamanlar fırtınaları göğüsleyen o parmaklar şimdi sadece yaşlı yorgun birer yabancıdır. Gözlerini kırpıp etrafına bakınırsın. Sokaktan insanlar geçer. Telaşlı adımları bir yerlere yetişmeye programlı. Sen ise oturduğun yerde yavaşça kendini unutmaya başlarsın. Sahi, az önce buradaydın, değil mi? Burada olmalıydın, ama içindeki o kırılgan tekne, dalgası çekilmiş bulanık suların dibine doğru çoktan yalpa yapmaya başlamıştır.









