Sadece
Yorgunum
The Bright Sessions
Color Me Curious
The Stonewall Inn
Phantogram Three
Mike Driver

❣ Chile in a Photography ❣
KIROKAZE
hello vonnie

#extradirty

gracie abrams

pixel skylines

Jimmy Eat World
Interview Vampire Daily
Sweet Seals For You, Always
macklin celebrini has autism
🪼

No title available
taylor price
No title available
Show & Tell
seen from United States
seen from Thailand
seen from Netherlands

seen from United States

seen from Canada
seen from France
seen from Belgium

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Singapore
seen from Japan
seen from France

seen from Singapore
seen from Switzerland

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Italy
seen from Canada
@jeandarcstory
Sadece
Yorgunum
Her gün yaşamın zorluklarıyla boğuşurken “yaşamak ne zor” der dururdum.
Bir haftadır yaşlı annemin yanındayım ve fark ediyorum ki;
“Ölmek yaşamaktan zor”
Yaşlanınca ölüveririm sanıyor insan ama yanılıyor...
kötü olduğumu söyleyenlerin hepsi, sahip olduğum iyiliklerin katiliydi.
Varlığın kıymeti nasıl bilinir?
Varlığında el üstünde tuttuklarımın yokluğuyla sınanıyorum.
Aynı gen, aynı aile, farklı hayat duruşu.
“Beş parmağın beşi de bir” olmasa da insan azıcık ucundan benzer.
Ablama/ kardeşime baktıkça beni hastanede karıştırdıklarına emin oluyorum.
Yalnızlık ve sessizlikten ne kadar bunaldıysam depodan televizyonu çıkarıp kurdum salonun ortasına.
Radyoyu tamir ettirdiğim an görevini tamamlayıp yerine döner umarım.
Bir günlüğüm var, burası da bir dönem günlüğüm gibiydi evet ama basılı yaprakları olan bir orada bir burada sürünen ve tamamen mutsuz anlarımı yazıya dökerek kalemin kağıt üzerindeki sesini duyarak rahatladığım bir defterden bahsediyorum.
İki gün önce yine elime aldım. İçimdekileri bir yere dökmeli ve artık uyuyabilmeliydim.
Yazdıkça yazdım...
Kah karşımda biri varmış gibi tartıştım kah haklı buldum gözyaşlarımı mürekkebe kattım. Bir baktım en son iki yıl önce elime aldığım defterin beş altı sayfasını doldurmuşum.
Sonra geriye döndüm baktım ne yazmışım ne kadar yazmışım diye. Okudukça hatırladım hatırladıkça hem acıdım kendime hem de gurur duydum hala azimle güçlüklere rağmen yaşayabildiğim için.
En son ağlayacak bir omuz istediğimde babamın yasını tutuyordum. Bir omuz isterken aslında istediğim güvenle dokunulmadan ağlayabileceğim, biraz şefkat, biraz destekti...
Biraz da
“ her şey yoluna girecek”
“sen neleri atlatmadın ki bunun da altından kalkacaksın bak. Geriye dönüp baktığında neleri göğüslediğini görüp kendine daha da sıkı sarılacaksın.”ı duymaktı.
Gaza gelmek, nefes alıp ayağa kalkacağım bir mağaraydı istediğim.
Babam kadar beni kim üzebilir ki ben yine bir mağara arıyorum?
O kendini biliyor.
Emanetim, emanet edildiğim...
Ne diyordum ben, evet günlük...
Bu günleri unutmamak adına üç gündür yazıyorum da yazıyorum...
Ağlıyorum, gülüyorum, kavga ediyorum, seviyorum, küsüyorum, sarılıyorum, suçluyorum, hak veriyorum!!!
O benimle konuşmadığı için bunların hepsini kendi kendime yapıyor ve tarihe not düşüyorum;
“Bu günler geçecek ve ne kadar kalbini kırarsa kırsın bir gün gelip sana ihtiyacı olacağı o gün için ayakta olmalısın. Sana düşmek yasak!!!”
Her değişim yalnızlık içerir mi? Ya da her yalnızlık bir değişime mi yol açar? Döngünün dokunduğunda gönlüne çizik atan, halkada iz bırakan nokta bu sorular.
Çiziklerin ve döngülerim...
Ne istediğimiz sorulmadan daha tohum iken biçildi kaderimiz. Aynı ipe asılı ayrı yöne salınan iki nesneyiz yan yana. Benim rüzgarım seni senin rüzgarın beni, yaşamın rüzgarı başka yönlere savuruyor gövdemizi. Başımız bağlı... İstesekte kopamıyor istesekte ayrılamıyoruz bu ipten ve birbirimizden. Birlikte kuruyor içimiz, birlikte konulacağız aynı sofraya ayrı ayrı tat vereceğiz farklı damaklara.
Bize nasıl davranılacağına biz izin veriyoruz. Taviz saygısızlığı doğuruyorsa, hak edene hak ettiği şekilde davranacağım bundan sonra!!
Konuşma diyetine girenlerin acaba iç sesleri de susuyor mu?
Yalnızlığımda içimdeki ses daha da konuşuyor ve bir yerden sonra onu nasıl susturacağımı bulamıyorum.
Canım babam...
Fiziksel olarak bu dünyadan ayrılalı 20yıl olsa da öğrettiklerin, yaşattıkların, zihnime ve bedenime kazıdıklarınla hala benimlesin.
Bu sabah senin öğrettiğin gibi ektiğim kayısı ağacımdan senin gösterdiğin gibi kayısı topladım dalından. Her dakikasında benimleydin...
Her gün özlüyor olsam da her sözümde senin izini yaşatıyorum bu evrende. Her neredeysen hep benimlesin bunu biliyorum.
İyi ki benim babamsın seni çok seviyorum!!! Babalar günün heppppppppp kutlu olsun 🙏🙏🙏
Savaşamıyorsan kaç
Boğuşamıyorsan pes et
Anlayamıyorsan dinle
Başedemiyorsan kabul et
Kabul edemiyorsan iç ve ağla
Hepsine
Her şeye
Herkese
Ağla
Ve geç
Geçemiyorsan kal
Kalamıyorsan
Git
Gidemiyorsan düş
Düş ki kalkasın
Kalkamazsan hiçbirini yapamazsın!
Bazen öyle açık ve net gerçekleri söylüyorum ki kendim bile dile getirdiğim gerçekliğin ağırlığı altında eziliyorum. Karşımdaki ne yapsın?
İğde kokulu bir sabahtan mis gibi günaydın!
Hayatınızdaki insanların yaptıkları tercihler sadece onların hayatını değiştirmiyor, onların hayatına dahil olan herkesi değiştiriyor.
Çocuğunuz bir üniversite seçiyor kendi geleceğine yön vermek için. Seçtiği meslek belki hep bildiğiniz ve sevdiğiniz bir meslek ama çocuğunuzun girdiği ilk dersten itibaren o mesleğe dair içinizde beslediğiniz tüm duygular değişiyor.
Mezun olup çalışmaya başlıyor, mesleğinin çevresinde yaşanan her olay sizin hayatınıza da bir şekilde dahil oluyor.
Bunları niye anlatıyorum?
Bugün kızımın mesleki olarak kesinlikle onaylamayacağı bir olaya müdahale etmeme rağmen son kararı verecek kişi ben olmadığım için gözümü yumdum. Kavga etseydim sonuç değişmezdi. Kızım burada olsaydı da sonucu değiştiremezdi.
Bu saatte bunu ona anlatmak sadece onu uykusuz bırakmak olur.
Ve benimde içimde patlayan öfkeyi bir yere dökmem gerekiyordu.
Çok dolambaçlı bir giriş ve saçma bir sonu oldu yazımın.
Boş verin!
Nefes alabilmek için görmemen gerekiyor bazen.