Yıl 2019.
2011′de öğrenimim için geldiğim şehirde bir yıl olacak evleneli...
Okuduğum bölümü bitirince aynı üniversitemde yüksek lisansa başlamıştım.Dört yıldır yaşadığım ev arkadaşlarımla yine beraber yaşamaya devam ettik.yaşadık,yaşadık,yaşadık,yaşadıııık...Sekiz koca yıl olduk!..dersler,sunumlar,yıkanacak bulaşıklar,ödenecek faturalar için ortak toplanacak paralar derken konu buralara kadar nasıl geldi anlamış değildim.
Anlayamamıştım da.
Taa ki geçtiğimiz haziran sonunda öğrenci evimiz kapanana kadar...
Haziranın sonunda çocukluğumu yaktılar sahiden...Ve ben büyümüş olmanın o sarsıcı acısını en derinimde hissettim. O eve taşındığımız ilk aydan beri eve asla ısınamamıştım,her fırsatta da serzenişte bulunuyordum.Bir evi,o evin duvarlarını sevmeden, bana o evi bin dörtyüz altmış gün boyunca yaşanabilir kılan kişiyi Haziranın sonunda İstanbul’a yolculadım.Bindiği gemi uzaklaştıkça ben sahiden küçücük kaldım. Bir devir, benim içimi ala ala geçti gözümün önünden.
Anne-baba evimden sonra gelinlikle birde öğrenci evimden çıktığım,belime o meşhur kırmızı kurdeleyi kardeşimden sonra birde ev arkadaşlarımın bağladığı ve çıktığım o evin kapısı işte şimdi kapandı ve tangır tungur parçalandı içimde.
Yıllarca bize eşlik eden eşyalarımızı, yeni gelen öğrencilere verdik,üzerlerine başka hikayeler yazsınlar diye...
Haziranın sonunda sahiden çocukluğumu yaktılar.
Ve ben evlendiğimi , üstünden bir yıl geçtikten sonra böyle anlayabildim..














