tanrı beni senin göğsünde idam ediyor, ne yazık; bir cesetle nasıl yaşayacaksın?

tannertan36
🪼
Today's Document
One Nice Bug Per Day
Lint Roller? I Barely Know Her
No title available
KIROKAZE
d e v o n
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
No title available
Interview Vampire Daily
macklin celebrini has autism

ellievsbear
Cosimo Galluzzi

No title available
Color Me Curious
Game of Thrones Daily
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
I'd rather be in outer space 🛸
Sweet Seals For You, Always
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from United States
seen from Iraq
seen from United States
seen from Indonesia
seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from Réunion
seen from Venezuela
seen from Saudi Arabia

seen from United States

seen from Ukraine
seen from Indonesia
seen from Mexico
seen from Indonesia
seen from Paraguay

seen from United States
seen from Saudi Arabia

seen from Malaysia
@kalp-delenimm
tanrı beni senin göğsünde idam ediyor, ne yazık; bir cesetle nasıl yaşayacaksın?
savaşmıyorsun, yorgunsun. susmuşsun, dinlemememişler. anlatamamış mısın yoksa onlar mı istememişler?
"Çok acıyor."
"Yeni huy edindin bunu da, bacağım acıyor diyorsun yine kalbini tutuyorsun."
“Birtanem, füsun’um. Sözümü tutamadığım için beni affet. Canım füsun’um, aşkım, herşeyim. yine yüzyüzeyiz. Sana en başta verdiğim sözü tutamayacağım birtanem. Yanıbaşında kalamayacağım ama beni affedeceğini biliyorum, çünkü sen sevdiğini affetmeyi bilirsin. Seni dünyadan çok seviyorum. Hani birlikte okumuştuk küçük prens’i. Ben sana oradaki tilkiyim deyince sen bana kızmıştın. Evet ben o tilkiyim. Beni sevginle evcilleştirdin, bak kaçamaz oldum. Bana beklemeyi öğrettin, aşkın yolunu yordamını öğrettin... Füsun sen beni yeniden yarattın. Seni dünyadan çok seviyorum, hayattan çok seviyorum ama ben yaralıyım birtanem. Gücüm kendime yetmiyor, gücüm seni kendimden korumaya yetmiyor. Dün seni mutlu etmek için çıktım yola. Ben uçarken senin kanatlarını kırdım. Ben mutluluğu bilmiyorum Füsun. Korkuyu senin gözlerinde gördüğümde anladım kendimi. Güle deli gibi aşık olup, yapraklarını yiyen bir kurtçuk gibi hissediyorum. Ben uzağa gidiyorum birtanem. Sevgimin seni acıtamayacağı bir yere. Seni acıtmadan, incitmeden sevebilecek bir yere... Bana delibal diyorsun ya, delibal’ın fazlası zehir Füsun... Delibal zehir... Bana uzun bir aşk yaşattın. Çok mutluyum giderken, sende mutlu ol. Birde beni affet. Şimdi değilse bile bir gün affet.. Sayamayacağın kadar öpücük, yıldızlar kadar öpücük birtanem.”
masa doluydu ama gözüm boş bir sandalyede takılı kaldı.
Göğsünde onun için olan o geniş yere sığdıramadığı, bir tabutun içine mi sığacaktı?
Keşke hayatımın kitabından seni silebilsem Ama senin geçtiğin tüm sayfaların altı çizili Kenarı kıvrılmış, okunmaktan yıpranmış Artık seni okuyamıyorum Ama hâlâ en sevdiğim şiir sensin
“Tedavisi kendinden hızlı öldüren iki şeyden biridir kanser.”
“Diğeri?”
Aşk.
İnsanlar önce susar, kendi içlerine gömülür, sonra da çekip giderler.
Onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden, ayaklarının yere vuruşundan tanırdım. Ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu.
zihnime kilitledikleri tek şey zorbalıktan ibaret bir oyun. ufak bir tebessüm, iklim. bu mu sorun? sorun. bu sorun. çünkü gerçek bir gülümsemenin nasil hissettirdiğini hatırlayamıyorum. çabalıyorum, arzuluyorum, fakat hiçbir yere ait hissetmiyorum.
Çok nefret ettim senden.
Her davete ne kadar iyi hazırlandığımı, elbisemin ya da saçımın ne kadar güzel olduğunu düşünürken, annemin hiç bir yorumunu duymadım; ama sen... Senin hakkında hiç susmadı Alena. Beni hiç anlatmadı annem, ama seni konuşmaktan hiç bıkmadı.
Sen ve ipek saçların.
Sen ve pürüzsüz bebek tenin.
Sen ve tatlı mavi gözlerin.
Sen ve zehirli kelimelerin.
Sen ve güçlü duruşun.
Sen ve sorunlarını gizlemedeki profesyonelliğin.
Sen ve... Sen, Alena.
Sen benim nefret ettiğim, ama terk edemediğim idolümdün. Sonunda beni özgür bıraktın.
Bir canavarı sevmeye hazır mısın? Sanırım hazırdım. Canavarlar sevilmeyi keşfettiklerinde canavar olmayı belki bırakırlar.
Halbuki masandan kalkmak isteyen kimseyi sandalyesine bağlamamalısın iplerle, kendini zincirlememelisin yerinin olmadığı masalara ve karşılık bulmadığın duygularda tüketmemelisin kendini. Terazi etmemelisin kalbini, kendi kefesini hep boş bırakacak insanlarda.
Geceler boyu beklememelisin gelmelerini, hiç açılmayacak bir kapıya daldırmamalısın gözlerini onlar tarafından; onların seni bıraktıkları bu karanlığın içine sen bir mum yakmamalısın ve aydınlatmamalısın etrafı.
Bazen sadece karanlıkta, öylece oturmalısın.
Bir yarayı sevdiysen seni öldürmesine izin vermelisin.
Bir yarayı sevdiysen eğer seni öldürmesine izin vermelisin sanıyordum, yanılmıştım. Bir yarayı sevdiysen eğer seni iyileştirmesine de izin vermeliydin. İyileşmesine de izin vermeliydin. Çünkü o gece hava her zamankinden daha karanlık değildi, sadece ben öyle sanıyordum.
kanatlarımı kopardılar nova. ve seni her bıraktığımda ben kollarımı da koparmak istiyorum.
olsun,
bazı insanlar da böyle yaşar.
“Bazı insanlar böyle yaşar diye değil Lina, sen nasıl istiyorsan öyle yaşa diye.”