'Büyük katliamda babasını Sivas'ta yaktıklarını 13'üne kadar söyleyemedim'
Hasret Gültekin, 1993 yılında Sivas’ta Madımak Oteli’nde yaşamını yitirdiğinde henüz 22 yaşındaydı.Dünyaya gelecek olan bebeğinin heyecanıyla gittiği Sivas’tan bir daha geri dönemedi. Oğlu Roni Gültekin, babasını hiç görmedi ama onu hep dinledi. Eşi Yeter Gültekin ise oğlunu nefretten uzak, tüm yaşananlara rağmen ülkesini seven bir kişi olarak yetiştirmek, kaybettiği hayat arkadaşının acısına ve hasretine rağmen dimdik ayakta kalarak geçirdi 19 yılı. Eşiyle birlikte Sivas’ta öldürülen 35 kişinin acısını hep yaşadı, hep anlattı. 13 Mart’ta zaman aşımına girecek olan davaya ilişkin Yeter Gültekin duygularını ve düşüncelerini anlattı.
Katliamın planlayıcılarının kaçma ihtiyacı bile duymadıklarını, ödüllendirildiklerini söyleyen Gültekin, “Neredeyse otel yandı siz orada bir alev gördünüz ama içeridekiler vadesi geldiği için öldüler diyecek hale geldiler. Belediye Başkanı şimdi programlara çıkarak kendini aklamaya çalışıyor, oradaki 10 bin saldırganı, olayın organizatörlerini masumlaştırmaya çalışıyor. Devletin görevlileri, askeri, polisi, emniyet müdürü, İçişleri Bakanı, Başbakanı ve Cumhurbaşkanı hepsi o katliamdan sorumludur. Dünyanın her yerinde böyle toplumsal davalarda bu tür insanlık suçlarında en üst düzey siyasiler, müdürler sorumlu tutulur. Bunların hiçbiri olmazken kaçmak gereği bile duymayan Cafer Özçakmak gibi bir kişi kendi evinde ölebildi” diye konuştu.
Sivas katliamının Türkiye’deki siyasi cinayetlerin, faili meçhullerin bir miladı olduğunu ifade eden Gültekin, “Aslında Sivas bir gövde gösterisiydi. Eskiden katiller yüzlerini gizlerlerdi ama Sivas’la birlikte yüzlerini gizlemeden, açıktan açığa hiç utanmadan, pişmanlık duymadan yaptıkları vahşeti savundular. Sivas sanıkları hiçbir zaman pişmanlıktan bahsetmediler aksine mahkemelerde bile saldırdılar, mahkeme heyetine saldırdılar, sıraların üzerine çıkarak namaz kılmaya çalıştılar, ‘Sivas’ta yaptığımızı sana da yaparız’ diyerek tehditler savurdular. Ama ‘iyi halden’ indirim bile aldılar. Şevket Kazan onların avukatlığını yaptı” diye konuştu. Kaybedilen canların geri gelmeyeceğini ama bundan sonrası için mücadele verdiklerini söyleyen Gültekin, “Biz bu acıyı yaşayan insanlar olarak sadece hukuka sığındık. Bu dosya zaman aşımından kapanırsa herkes gölgesinden korksun. Her an birimizin başına bir şeyler gelebilir, herkes korksun. Benim hayretle izlediğim aslında şu; biz bu hale nasıl geldik? Bu kadar açıktan bir katliam cezasız kalırsa herkes öldürülebilir dedik ve ne yazık ki biz haklı çıktık” dedi. Eşi öldüğünde oğluna hamile olduğunu, Roni’nin hiç babasını tanıma şansının olmadığını dile getiren Gültekin yaşadıklarını şöyle anlattı; “Anlatmak kolay değildi yedi yaşına gelene kadar nasıl öldüğünü bile söyleyemedik. Ama her yıl Türkiye’ye geldik ve Sivas’taki anmalara katıldık. Söylemek istedik ama yapamadık. Türkiye’ye geldiğimiz zaman televizyon izletmedik. 13 yaşına geldiğinde anlattık. Neden benim babam, neden ben, biz ne yaptık da bu oldu, suçsuzken neden öldürüldü diye düşündü. Bunları anlatmak çok zor çünkü ben çocuğumun kinle büyümesini istemedim. Öyle bir anlatalım ki Türkiye’yi sevsin, oradan kopmasın istedim ve bunu da başardım. Şimdi kendisi gibi aynı acıyı yaşayan insanlarla tanışıyor, babasına ve o güne dair sormak istediklerini onlara soruyor” diye anlattı.
Vatan Gazetesi’nin 8 Mart 2012 tarihli Yeter Gültekin röportajı