Sıcak Bir Banyo Üzerine Güncellemeler
sıcak bir banyonun iyileştiremeyeceği çok şey olmalı ama bunların çoğu benim bilmediğim şeyler. öleceğimi düşünerek hüzünlendiğim, uyuyamayacak kadar sinirli olduğum yada aşık olduğum kimseyi bir hafta boyunca göremeyeceğim zamanlarda aşağılara doğru iner, iner ve sonra kararımı veririm: ''gidip sıcak bir banyo yapacağım!''
banyoda düşlere dalarım. suyun çok sıcak olması gerekir. insanın ayağını bile batırmaya bile güç dayanacağı kadar sıcak. sonra yavaş yavaş, santim santim su boğazıma gelinceye kadar alçaltırım kendimi.
içine uzandığım her küvetin tepesindeki tavanı hatırlarım. tavanın dokusunu, çatlaklarını, renklerini, nem lekelerini ve aydınlatma düzenini hatırlarım: ayaklı antika küvetler, tabut biçiminde modern küvetler ve nilüferli ev içi havuzlarına bakan gösterişli, pembe mermer küvetler. ve değişik boy ve biçimdeki muslukları ve çeşitli sabunlukları da hiç unutmam.
hiçbir zaman sıcak bir banyoda olduğum zamanki kadar kendim olamam.
şehrin karmaşasından çok yukarılarda, otelin yedinci katındaki küvette bir saate yakın uzandım ve saflığa yeniden kavuştuğumu hissettim. vaftize kutsal sulara filan inancım yoktur ama sanırım dindar insanlar için kutsal su ne anlam taşıyorsa benim için de sıcak bir banyo aynı anlamı taşıyor.
kendi kendime ''eriyorum'' diyordum. ''her şey eriyor, şehir eriyor, hepsi eriyip kayboluyor ve artık hiçbiri rahatsız etmiyor beni. onları tanımıyorum. onları hiç tanımadım ve tertemizim ben. bütün o içkiler, gördüğüm o yapışkan öpüşler ve dönüş yolunda derime yerleşen kir, hepsi hepsi tertemiz, dupduru bir şeylere dönüşüyor''
o duru, sıcak suyun içinde uzanıp yatarken tüm pisliklerden arındığımı hissediyorum. banyodan çıkıp da otelin kocaman, beyaz, yumuşacık havlularından birine sarındığım zaman kendimi yeni doğmuş bir bebek kadar temiz ve taze hissettim.