Oblivion
çok güzel rpg olmaz mı bundan?
bethesda'nın rpg'si oblivion'dan değil tabii, tom cruise'un oynadığı film oblivion'dan bahsediyorum.
oblivion'u izlerken bir yandan hep 'bu masaüstü oynanan bir rpg olsa nasıl olur acaba?' diye düşündüm (bir çok film/dizide sıklıkla yaptığım gibi). ve diyorum ki, oblivion'dan şahane bir mini-campaign ya da 3-5 oturumluk macera olur.
buradan sonra küçüklü büyüklü spoilerlar var, haberiniz olsun sonra küfür etmeyin.
hem uzaylılı hem nükleerli apokalips!
genel konsept, bir mini-campaign için süper ideal; çok basit, ama her türlü alengire müsait. oyuncuların bilmesi gereken şey şu: dünyaya uzaylılar saldırdı, savaşı insanlar kazandı, ama nükleer silahlar yüzünden dünya yaşanamaz bir yere dönüştü. hayatta kalan insanlar titan'a göç etti. siz dünyada kalan son insanlardansınız. güvenlik gereği savaş öncesine dair hafızanız silindi. burada son bir göreviniz var, ve bunu tamamladığınızda titan'a gidip huzur bulabileceksiniz.
bu hem tüm setting'in tarihi ve arkaplanını, hem de aynı zamanda karakterlerin geçmişini süper pratik bir şekilde oluşturuyor.
oyuncular, filmde tom cruise'un canlandırdığı jack harper misali, drone tamircilerini canlandırıyorlar ve her gün grup olarak (filmden farklı olarak solo değil) tamir görevlerine gidiyorlar. bir de geride, üste kalan tek bir iletişim asistanı var (bu karakterin oyuncu olarak oyuna katılması nasıl mümkün olur bilemiyorum, bunun için özel bir mekanik geliştirilirse ayrı statüde bir oyuncu olarak mesela, nefis olur). ayrıca tüm karakterlerin savaş öncesine dair anlam veremedikleri garip anıları var.
are you an effective team?
oyun açıldıkça, karakterlerin arasındaki gerginlikler ortaya çıkmalı. filmde jack ve vicka ya da vicka ve juliette arasında olanlar gibi. arkaplandaki hikaye gereği, bu karakterler aslında savaştan hemen önce, aynı uzay gemisinin mürettebatılar ve hatırlamadıkları bir geçmişleri ve ilişkileri var. oyunun başında bunu bilmiyorlar. oyun açıldıkça, geçmişteki bağlar ortaya çıktıkça grup içi ilişkiler çalkalanmalı.
diğer taraftan, aynı şekilde, en başta belki minik tamir görevleri ve survival şeklinde ilerleyen oyun açıldıkça, dünyada gerçekte ne olup bittiği de ortaya çıkmalı. grup bu meselelerle de boğuşmalı. uzaylı istilacı scav'lar asılnda ne? dünyada kalan başka insanlar da mı var? asilerin söylediklerine güvenilebilir mi? radyasyon yüzünden gidilmeyen o tepenin ardında aslında ne var? savaşı tamamen bitirmek için masum insanları öldürmek pahasına nükleer silah kullanılabilir mi?
herhangi bir noktada oyuna yeni bir oyuncu girmek isterse onun da yolu hazır, uzaydan dünyaya düşen kapsüllerden çıkan insanlar.
oblivion'dan esinlenerek, basit bir sistemle, nispeten minimal hazırlıkla, çok derin ve zevkli yerlere gidebilecek bir oyun oynatılabilir. direkt oblivion hikayesi üzerinden gitmese bile, masaüstü bir oyun için yağmalanacak çok fazla fikir var.
film gibi film obliviyın
bunlardan bağımsız, filmi film olarak değerlendirmem gerekirse:
+ filme notum toplamda 10 üzerinden 6.5.
+ konseptler, kostümler, gemiler, aletler, ortamlar nefis.
+ çok iyi fikirler var (tamamen orijinal olmasa da), bazıları çok iyi de kullanılmış. ama filmin geneli nedense patlak.
+ en azından bir serinin 15'inci filmi, reimagined hali, reboot edilmiş yeni versiyonu değil, kendi başına bir şey.
+ filmin yapımcısı ve yönetmeni joseph kosinski, filmi önce çizgiroman olarak yazmış. ama kitap basılmamış.
+ tom cruise'a karşı değilim, hatta o tarz birini sevebileceğimden daha çok severim kendisini ama o boktan oyunculuğu gözüme batıyor artık çok. zaman içinde komikliğe de dönüşmüş bir arkadaşımız, scientology'ler, kök hücre yemeler derken. tipi de genç gibi yaşlı gibi, iyicene bi garip. yani tomkuruzu tomkuruzdan bağımsız izlemek zor.
+ tomkuruz demişken, iki kadın arasında kafayı yeme, kendi kendini şaşırma tripleri vanilla sky'ı hatırlattı.
+ filmin ilk yarısında (ilk yarı ikinci yarı diye değerlendiriyor kıro) i am legend'daki gibi şahane bir postapokalips, bilinmezlik, dünyadaki son insan, sakin ama tırsınç atmosfer vardı. oraları çok eyiydi de sonradan boku çıktı (klasik).
+ fragmanı izlemeyeydim iyiydi, sürpriz olabilecek bir çok şeyi basmışlar acımadan trailer'a.
+ kız çok güzel. yani öyle aşırı güzel değil de bir değişik yani. turuncu saçlı, kokain gözlü bir ablamız. (vicka'yı diyorum tabi ya, öbürü yaramaz suratsız. kafaları niye karıştırıyorsun yani, bin şahane uçağına, tamir et dronunu, dön evine. direğin tepesinde o evde mis gibi ortam var yani, havuz falan güzel).
+ jaime lannister var lan filmde. sniper rolünde hehehe.













