Her şey senin için…
Her şey sana yazılmış bir dua gibiydi o dağlarda.
Namlunun soğuk metalini yanağıma yasladığımda, içimdeki ateş senin adınla çarpıyordu.
Rüzgâr taşları yalarken, toz dumanın arasında gözlerim seni arıyordu. Sanki şu vadinin ötesinde şu dumanın hemen arkasında bir anlık silüetin belirecekti.
Soğuk geceler kemiklerime işledi ama asıl üşüyen yer kalbimdi.
Her nefeste adın buhar olup yükseldi, her sessizlikte senin sesin eksik kaldı.
Bu kurşunlar, bu patlamalar, bu taş yığınlarının arasında bile seni korumak için atıldığımı sanıyordum bazen.
Sanki seni benden uzak tutan her şeye nişan alıyormuşum gibi.
İçime çektiğim o renkli sisin kokusu senin kokunla rekabet edemezdi.
Hasretin ağırlığı tüfeğimin dipçiğinden daha ağır bastı omzuma.
Gözlerim yandı dumanla ancak en çok sen gelmeyince yandı.
Bir gün döneceğim sana diyorum. Kan kokusuyla değil senin kokunla yıkanmış ellerle…
Şu an burada bu mor sisin içinde parmaklarım tetikteyken bile aklımda tek bir şey var:
senin gülüşünün sıcaklığı ve sana sarıldığım andaki o huzur…
Eğer bir gün bu dağlar susarsa ve eğer bu duman dağılırsa biliyorum ki geriye kalan tek gerçek içimde sana olan bu deli bu yanık bu bitmeyen özlem olacak.
Senin için taş yuttum, senin için gece yuttum, senin için tozu ve barutu yuttum hatta ve hatta senin için kendimi bile yuttum.
Lakin hepsi yetmiyor…
Sen hâlâ uzaktasın ve ben hâlâ buradayım.
Namlunun ucunda senin hayallerinle yaşıyorum…
16.25-01.04
08/02/26 - 12:00
FF









