bir derdim var, ama bin dermana değişmem.
trying on a metaphor
I'd rather be in outer space 🛸

@theartofmadeline

Andulka

Origami Around
Claire Keane

pixel skylines

if i look back, i am lost
Show & Tell
sheepfilms
🪼

Product Placement
Fai_Ryy
Mike Driver
One Nice Bug Per Day
Cosmic Funnies
almost home
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
hello vonnie
The Stonewall Inn
seen from Greece
seen from Iraq
seen from Chile
seen from Venezuela

seen from United States

seen from Italy
seen from Peru
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Japan
seen from Bangladesh
seen from Italy

seen from United Kingdom

seen from Italy

seen from Canada
seen from Türkiye
seen from Greece

seen from Iraq

seen from United Kingdom
@mahsays
bir derdim var, ama bin dermana değişmem.
gözlerim bayım. gözlerim bir çöl, susuz ve bitimsiz.
ama üzüntü demek gece gündüz, uykuda olsun, uyanık olsun, vücuduna saplanmış bir oku taşımak demek. çekilir şey değil bu.
kemiğin sızlıyor, canın çekiliyor ama ölemiyorsun. her sabah aynı zehirli uyanış, her gece aynı dipsiz, uykusuz azap. ne çare var ne de biteceğine dair bir umut.
benim hiç sığınacak limanım olmamış aslında. hatta arkamı yaslayıp rahatça ağlayabileceğim bir omuz da yokmuş. hiç sevilmemişimde. bir yerede ait olamamışım. kimsenin aklına ilk gelen kişide olmamışım. kimsenin önceliği, kimsenin canı ciğeride olmamışım. yapayalnız doğmuş ve yapayalnız büyümüşüm.
“evim yokmuş benim. hatta evim gibi hissettiğim yer de yokmuş. sığıntı, fazlalık gibi hissettiğim bir yer varmış, oraya da ev denmezmiş.”
hiç gülmemiş, hiç ağlamamış, hiç sevmemiş, hiç kırılmamış, hiç yaşamamış gibi. verilen her şey alınmış ve sen geldiğin hiçlikle gidiyorsun.
bir nefesten ibaretmişim. üflendim ve bittim. ne bir yangın başlatabildim ne de bir yangını söndürebildim.
bir kuşun kanadına yüklemişler gökyüzünü, benim kalbime de bu bitmek bilmeyen güzü.
içime ata ata kendime yer bırakmamışım.
insanlara alışmayın. alışmayın işte. bir sesin kıyısına bağlamayın gemilerinizi. fırtınası ansızın kopar, sığınamazsınız. gülüşlerin rengine kanıp da yürümeyin, günün birinde renkler solar, tanıyamazsınız. çünkü insan en çok yuva bildiği göğüste üşür en nihayetinde. siz sarıldıkça genişleyen sıcaklık, bir bakmışsınız buz tutmuş en derinde. alışmayın birinin varlığına, yürüyüşüne, gölgesine, nefesine... kendi ruhunuzun asil yalnızlığını bırakmayın bir başkasının insafına. siz gökyüzünü onun gözlerine sığdırırsınız, o ise kendi küçük dünyasında boğar sizi. dikiş yerlerinizden sızım sızım kanarsınız. adımlarına adımların dolanır, kelimeleri diline pelesenk olur. bir de bakmışsın ki sen kendinden eksilip tamamen ona eklenmişsin. o sırtını dönüp gittiğinde ise aynadaki yabancı çehreye bakıp kaybettiğin asıl seni ararsın darmadağın sokaklarda.
hani gözyaşlarından üşürsün ya öyle bi gece.
ağır geliyor bu sessizlik, bu duvarlar, bu bitmek bilmeyen kasım soğuğu ağır geliyor.
bu şehirlere, bu insanlara, bu yollara, seni bana imkansız kılan her şeye çokça küskünüm. haberin olsun. benden biraz haberin olsun.
beni sorarsan, bıraktığın yerdeyim. bulmak istemediğin kadar uzakta.
bir gece kalbimi susturmak için içimdeki bütün cümleleri astım. sabah olduğunda kimse fark etmedi, ama ben içimdeki şehrin cenazesine uyanmıştım.
yangından kalan ne varsa, adını bahar koyup sevdirdiler bana.
ben her gece canımın kırıklarını topladım da tek bir gece 'elim kanadı' diyemedim kimseye.
içimde sakladığım kelimeler var, eski sandıklarda naftalin kokusuna bulanmış dokunulmaya korkan cümleler.
beni yıktılar firuze, içimde kurduğum şehri yıktılar.
şimdi hangi harabeye baksam, kendimi görüyorum.