ne söyleyeceğimi bilmiyorum, kelimelerim tükendi.
Cosmic Funnies
styofa doing anything

No title available
No title available
TVSTRANGERTHINGS

@theartofmadeline
One Nice Bug Per Day
🪼
AnasAbdin
todays bird

Kiana Khansmith

if i look back, i am lost

祝日 / Permanent Vacation

tannertan36
occasionally subtle
Peter Solarz

Love Begins
Misplaced Lens Cap
tumblr dot com
he wasn't even looking at me and he found me

seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from India
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States
seen from Singapore

seen from France
seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from India
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Switzerland
seen from Bolivia

seen from Malaysia
seen from Bolivia
@valelevius
ne söyleyeceğimi bilmiyorum, kelimelerim tükendi.
ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle bütün gemiler söndürmüş ışıklarını
hangi limana sığınsa bu ruh, kırıklar batar rüyalarına.
ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle bütün gemiler söndürmüş ışıklarını
Süveyda'lar birikti bedenimin en gümüş yerinde, diriltemedim meftunları. Ben ki, kendi kalbimin gurbetinde bir seyyahım şimdi. Heybemde taşınması imkansız vedalar, dilimde hiç söylenmemiş itiraflar... Diriltemediğim her meftun için içimde bir mum daha söndürüyorum. Bir fısıltı duymayı umuyorum toplu mezarları andıran hatıralardan; oysa sükut, en sadık müridim olmuş çoktan.
if you don't ask, i won't tell.
tek kurşunluk gecelerdeyim, geçme sokağımdan.
abarttığımı düşünüyor, büyüttüğümü. ne yapsam bilemiyorum, soluğum kesiliyor öyle zamanlarda. oysa bir bilse gülüşünün kıyısına sığınıp bir ömür geçirebileceğimi. bilse sesini her duyduğumda içimden durmaksızın bilmediğim, unutulmuş dillerde şarkılar söylediğimi. bilse adının geçtiği her yeri ve her şeyi, durup durup incitmemek için parmaklarımın ucuyla sevdiğimi. bir bilse özlemek kere özlemenin imkânsız dayanılmazlığıyla hiçbir yere sığamayıp, kocaman gözlerine gıyabında öpücükler gönderdiğimi. ah bir bilse onu nasıl sevdiğimi, hangi kelimelerle söyleyeceğimi bilemeyip kekelediğim zamanlarda, kelimelerimin arasındaki boşluğu gözyaşlarımla süslediğimi. bir bilse ona ait, ona dair, onunla ilgili ne varsa kelimelere dökülmüş, hepsini yüreğimin belleğinde sonsuza dek tutmak istediğimi. bir bilse onun benim için ne demek olduğunu ve onu göremiyor olmamın varlığının büyüsünü hiç ama hiç bozamayacağını. bir bilse en onun ufak can sıkıntısının bile beni tırnaklarıma kadar ağrıttığını. bilse bütün bunları, bilse sever mi o da beni?
ibrâhim. ben puttur, eskidir bilmem ama içimde çok his beni devirdi.
bana bir şeyler yaz. bir mektup, bir şiir, bir cümle. biraz kurtar beni, biraz beklet. biraz ertele bu engel tanımayan nefretimi. tükendiğim yerden, doğur beni.
akşam, hüznümün soluk aynası vurdukça yüreğime, kanım oynaşır. derinleşir acısı parmak uçlarımın. kırmızı bir ölümü görmüş gibi kanarım.
bir sızıntı var, bir boşluk, bir aidiyet krizi. bir paranoya, bir tuhaflık, bir ince sızıntı var sanki. sürekli bir manasızlık hâli. buna maddede aranan mana mı denir, yoksa manada aranan madde mi, bilmiyorum. bir tür çelişkiler yumağıyla kurulan analoji gibi. zahirle batın. suretle siret. perdeyle hakikat gibi. ne dersen de. hisler müphem, kalp kırılgan, zihin katı, dünya fâni, insan yalandır.
"Öyle bir yalnızlıktır ki bu; anahtar kilidin içinde döner ama yürek o eşikten geçmeye yetmez; insan, kendi yarattığı canavarla aynı çatıda uyuyamayacağını anladığı an kapı önlerinde küçülür."
"Avuçlarımda sakladığım o son umut kırıntısını da rüzgâra savurduğumda, aslında en çok kendime geç kaldığımı fark ettim."
tanrım, benim yüce tanrım. en dokunulmaz, en ulaşılmazlığın tanımı tanrım. her haykırışıma susan, yalnızca göklerden izlemeyi sürdüren ve bunlara rağmen onun kurallarına göre yaşamamı dileyen tanrım. önünde diz çöküp ibadet ettiğim, onun nurundan var olduğum. ne olur duy artık çatallaşmış sesimi. kollarımdan tutup kaldır, temizle yara bere dolu dizlerimi, temizle ruhumu.
göğsümün sol tarafı sızlıyor, öyle derin derin sızlıyor ki, düşüp dizlerini yaralamış çocuk gibi içim içim ağlayarak sızlıyor, ne edeyim yüreğimde ki bu sızıyı cüneyt, hangi merhem olur derdime devâ?
"ben böyle seviyorum işte. zarafetini, gaddarlığını, inceliğini, kabalığını, olduğun şairi, olmadığın erkeği seviyorum. bir zamanlar çocuk olduğun ve bir gün ceset olacağın için seni seviyorum. hem gövdeni, hem aklını seviyorum. yalnızca boynunun düzgün çizgilerini değil, koltuk altının terini de seviyorum. kanımı tutuşturan gücünü de, çocuk gibi elinden tutma hissi uyandıran güçsüzlüğünü de seviyorum. tanrı böyle sevemiyorsa ben de sevgimi tanrı yaparım."