keşke başımı kaldırıp yüzünüze daha iyi bakabilsem. keşke daha yakından tanıyabilsem. bir bilsem. kimsiniz ve ne işimiz var birbirimizin hayatında? sizde benim cümlelerim var bende sizin gözleriniz.
//Nazan Bekiroğlu

oozey mess
KIROKAZE
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Kiana Khansmith

tannertan36
todays bird

Love Begins
tumblr dot com
Cosmic Funnies
taylor price
noise dept.
he wasn't even looking at me and he found me
NASA
trying on a metaphor

if i look back, i am lost
Not today Justin
No title available
Alisa U Zemlji Chuda
Show & Tell
Misplaced Lens Cap
seen from United States

seen from United States
seen from Italy

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Brazil
seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from Japan
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Brazil

seen from United States
@matmazelsofia-blog
keşke başımı kaldırıp yüzünüze daha iyi bakabilsem. keşke daha yakından tanıyabilsem. bir bilsem. kimsiniz ve ne işimiz var birbirimizin hayatında? sizde benim cümlelerim var bende sizin gözleriniz.
//Nazan Bekiroğlu
Kaderim köşe başı beklemek üzere kurulmuş gibi..her köşe başında seni görmeyi arzularken kalbim ben bir gölgenin peşinde umutla köşe başlarına koşuyorum. oysaki sen hiç olmadın ve hiç bir zaman olmayacakzın bunu biliyorum ama her defasında kalbime yenik düşüyor ayaklarım...olmayan seni özlemek...
Beni zaman kuşatmış, mekan kelepçelemiş; Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş. ..Perde perde veralar, ışık başka, nur başka; Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka. Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci; Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan, ezberci? Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi? Fezada dipsiz sükut, duyulmazın sesi mi? Rabcim, Rabbim, Yüce Rab, alemlerin Rabbi, sen! Sana yönelsin diye icad eden kalbi, sen! Senden uzaklık ateş, sana yakınlık ateş! Azap var mı alemde fikir çilesine eş? Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor Çilesiz suratlara tüküresim geliyor! Evet, ben, bir kapalı hududu aşıyorum; Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum! Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli? Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli? Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır; Belki de benliğinden kaçabilene hazır. Hatıra küpü, devril, sen de ey hayal, gömül! Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç, gönül! O visal, can sendeyken canını etmek feda; Elveda toprak, güneş, anne ve yar elveda! -necip, fazıldır.
Artık görünmüyor mevsimde hüzün Bulutlar bir garip rüyaya dalmış Ufukta güneşi ağlatan yüzün Bir mülteci gibi tenhada kalmış Toprak yandı gülüm ,çeşmeler zehir Şimdi bilsen de bir, bilmesen de bir Kaç kere çağırdım seni öteden Turnalar uçurdum gittiğin yere Bin parça eyledin kalbimi neden Ruhum bir başına düştü göklere Bana tebessümle bakıyor kabir Şimdi gülsen de bir, gülmesende bir Derdimin yangını sardı gökleri Bir mahkum kanıyla aktı izlerin Deniz ölesiye severken seni, Neden gemileri yaktı gözlerin, Yıkıldı yolunu bekleyen şehir, Şimdi gelsende bir, gelmesende bir Yağmurun inceden yağdığı yere Açan gül acı damıtır solar Ağustos böceğı düşünce derde İçine kuşların sevdası dolar Ölü bir mahzene gömüldü kibir Artık sevsende bir, sevmesen de bir Çatladı en kavi yerinden tohum Kıvılcım düşürdü sulara gonca Her akşam ölümü koklayan ruhum Seni de kuşanır Hakan olunca Bu yerde bilinir destanı kebir Şimdi kalsan da bir, kalmasanda bir Zaman ki ardımda pervana şimdi Mekan defineler döktü yoluma Fırtınadan umut bekleyen kimdi Söyle deniz neden gömüldü kuma Zindan çöktü gülüm kırıldı zincir Benim olsan da bir, olmasan da bir Nurullah Genç
Sana geri dönmedi kadınların “Hüznün Şehri” koydular adını Gözlerimin suyuyla kim uzaklaştı gemi gibi -kutsal kitabın zamanıyla- kim girdi, Benim ve çığlığımın arasına.. Sana ölümümü sunuyorum… şiirin rengiyle… Nasıl da şarkı söylediğimi sanırsın hala?
Nizar Kabbani
Arzederim: Sana şiirler yazma sebebim Yaşadığım güzelliğe bir ad vermek Sen Bana Kalbimi Yazdırıyorsun Sevdiğim Canıma can katıyorsun
(via sevda-linka)
Dünyanın en büyük yüküdür; aklı sende olmayanı ısrarla yüreğinde taşımak.
İbrahim Tenekeci
:( :( :(
Bu kafalardan ben de istiyorum..
Ben çektim sizde çekin okuyun sonuna kadar ölmeden kaç kişi gelir bilmiyorum
ben güldüm valla fvkjfopgvkjhjkgljgşjkşkjhş
(https://www.youtube.com/watch?v=lY26kJkMq68 gönderdi)
Sabret; biz öleceğiz, ONLAR HELAK OLACAK !
#MursiYalnızDeğildir #Mursi #ikhvan #İhvan #Mısır #Egypt #muslim
'' mecnunum leylamı gördüm ''
Cihânı hiçe satmaktır adı aşk Dökülüp varlığı gitmektir adı aşk Elinde sükkeri ayruğa sunup Ağuyu kendi yutmaktır adı aşk Belâ yağmur gibi gökten yağarsa Başını ona tutmaktır adı aşk Bu âlem sanki oddan bir denizdir Ona kendini atmaktır adı aşk Var Eşrefoğlu Rûmi bil hakikat Vücudu fâni etmektir adı aşk Eşrefoğlu Rumi AŞK- EŞREFOĞLU RÛMİ (Seslendiren: Enes Çalış)
Uçmak istercesine Aaah şimdi uzaklardasın Hayallerdesin rüyalardasın Yalnız kendi derdinle Kendi halinle derinlerdesin Şimdi uzaklardasın hayallerdesin rüyalardasın.
ŞİMAL YILDIZINA SELAM OLSUN. SENİ ÖZLEYEN BİR KALP VAR. BULUŞMAK AHİRETE KALDI BİLİYORUM. AMA SELAMINI ESİRGEME
bu şiiri yazmak için söküp attım pansumanı yaramdan tam olarak bıçağa kaptırdığım tarafımla sancıyorum al al bu hayat kiminse billahi ben yaşamıyorum al bu hayat kiminse billahi ben sarılan bir yarayı fışkıran bir damardan daha çok sevmiyorum
saat kim bilir kaç olacak yine, kaç! bugün bitip dün olacak gece yine gün olacak tam ağzını bozduğun tebessümlü bir sıra parantezler basacak cümlelerimi peşimizde bağlamdan kopmuş bir güruh eğer hakkım olsaydı yağmuru yağdırmaya bana tufan derlerdi sana ise nuh!
kaçıp kaçıp sana geliyorum, ne diye? gidecek bir yerim olmadığından değil bir yerlere senden gidiyor olmamdan belki de borç olsak geçirmişiz tarihimizi çoktan kalkmış bir treni bekliyoruz biletsiz yabana atılacak şeyler var bavulumuzda şu havuza çakılırım şu ummana nefessiz şu kazanda yakılırım şu nazarda hevessiz gitmiyorum diyorsam ve ne kadar gidiyorsam yüzme bilmiyorsam ve ne kadar yüzüyorsam şu yüzmediğim suların da cümlesinin dibisin çok sarhoş olsam dediğim her dakika şaraba testisiz yakalanmak gibisin
sonra bir süre her yanıma dökülüyorsun -dökül!- ne önemi var geçmeyen bir izin unutkanlığımız karşısında zaten kırık bir gökyüzüdür artık mutlu olmanın damı hayat böyle dımdızlak ortada bırakır işte adamı ben bir kere görmüştüm çokça cenazelerde topraktan gayrısı tortop edip saklamıyor insanı gözlerin yeter ki sözlerime ilişkin olsun istersen gövdeme ihanetler sırt sırta yuva yapmıştır boş bulduğun yere saplan senin de canın sağ olsun
ellerimi ceplerimde kaybedip unutmuşum ben senin bildiğin dervişlerden değilim ceplerim ellerimden misli ile büyüktür ellerimi bir yerde ceplerimle yutmuşum o kadar yorgunum ki o kadar ki yorgunum uykumdan çalıyorum uyumak için ben ölümden gayrı yazmayı bilmiyorum sen hırkalara bakıyorsun şallara niçin?
havalar ısınıyor yar bahar diye ölümlü şeylerle avunmamak vaktidir gözlerin çocukluğumun bozulmamış aktidir ve üzerime dökülmenin üç kurşunu vardır mavzerimde:
1- dökene kurban olayım. 2- dökülen dökendendir. 3- hiç çıkmasın izin benden.
tam da bu yüzden dol ya da dökül şaraba meyyal bir üzüm gibi serpil hiç çıkarmasan da üzerinden yine de bil yine de bil yine de bil yine de bil onlar hırka değil, pil!
Alper Gencer
Cahit Zarifoğlu