herkesin kırmızı köşesi var, şimşek hızında kroşe yediği bir gün, attığı bir havlu. düşüp kalkamadığı bir an ya da mide ağrısından kalkmaya üşendiği… herkesin kübalı bir tanıdığı var, baldırında sardığı purodan ölen. herkes tanımadığı yolların delisi, gidip dönebildiği, varıp geri gelebildiği yollar her zaman fizan. aklıma da gelir çoğu zaman; izim kalmadığında karın üstünde, kim beni ararken donacak? ya da beni ilk kim soracak? herkes kaçıyor o günden beri, herkes yamasını saklıyor, söküldüğü yeri. artık merdivenlerden inerken bileklerim burkulur, en sevdiğim türküyü de zaman zaman unuturum. yüzümü yıkarken de bir gözümü hep es geçerim… hep söylerim dünya çapaktan ve baruttan ibaret. herkesin uyanamadığı bir gün var ya da mide ağrısından uyanmaya üşendiği… içinde bir çalı süpürgesi ve cadısı. herkesin içindeki pandoranın açılası var. geceler gündüzler sıfır korelasyon birbirine girdi, herkesin bir alaska’sı var ya da her şeyden sıkılası. yarım bir bulmacası var ya da yarım bir pazılı, herkes tamamlanmamış o filmin katili herkes baya azılı. ipleri sökülüyor çorapların, mum ışığında ördüğümüz. herkesin bir tutanağı var maktülü clark gable gibi gördüğümüz. herkesin kırmızı köşesi var maviye boyayamadığı ya da mide ağrısından boyamaya üşendiği…









