Beni küçük şeylerimden tanımanızı isterim.
Elbiselerime eklettirdiğim o küçük kelebek desenlerinden tanıyın isterim.
O ufak çizgiler orada mı dursun yoksa şurada'mıya 3 hafta ayırışımdan tanıyın isterim.
Gülüşümdeki değişimden, ne zaman "heh işte" diye bakışımdan tanıyın isterim. Beni bakışımdan tanısın biri isterim.
Dalıp gidişimi görün ve beni orada bırakın isterim.
Sonra gönlünüz razı olmasın ve beni güldürecek bir şey bulun isterim.
Ağlamaya başlayayım, o aynı anda bir kahkahaya dönüşsün, hıçkırıklarım birbirine karışsın ve siz o iki hıçkırışı birbirinden ayırabilin isterim.
Küçük şeylere takılır, gereksiz mevzu yaparım.
Gereksiz mevzularıma tahammül edin isterim.
1 kelebek için ne kadar çok yürüdüğüme gülmeyin ama saygı duyun isterim.
Ben, ben olmadan mutlu olamıyorum. Beni bulmamda çoğu kez epey zor oluyor.
Ben sık sık kayboluyorum ama en empatik olduğum zamanlar, en çok kaybolduğum zamanlardır.
O zaman kainatın başka bir boyutuna geçer gibi olur, daha derin bakarım. Kaybolma cesaretime saygı duyun isterim.
Neden o elbiseyi seçtiğimi bilin isterim. Güzel olmak istemediğimi, "BEN" olmak istediğimi ama bir biblo olmak istemediğimi; güzel olunca bir parça kötü hissettiğimi görün isterim.
"Bu ben değilim" derken aynada "niye ama çok güzel oldun" demeyin isterim.
Beni bana bırakın, için için sevin, gözlerimin çizgi gibi oluşuna şahitlik edin isterim.
Ne zaman çizgi çizgi olsa gözlerim, şükredecek bir an' ın içindeyimdir zira..
Elbisemi seçtiğimi bilin isterim...
Kelebeklerim kadar, kalbimde uçuş uçuş,
Eskilerden kalmış ekru bir dantel gibi içim,
İşte öyle..












