Hepimiz bize özel tuzaklarımıza hapsolduk. Onlara sıkışmışız ve hiçbirimiz kurtulmayı başaramıyoruz. Tırmalıyoruz, dövüyoruz ama sadece havayı, sadece kendimizi. Tüm bunlara rağmen bir santim bile yol alamıyoruz.
Fai_Ryy

Origami Around
𓃗
almost home
Stranger Things
The Stonewall Inn
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

roma★
KIROKAZE

#extradirty
Today's Document

pixel skylines
No title available

❣ Chile in a Photography ❣

Love Begins
Cosimo Galluzzi
trying on a metaphor

bliss lane

oozey mess

titsay
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from Spain
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from Italy

seen from Türkiye
seen from Ethiopia
seen from Canada
seen from United States

seen from Italy

seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Bangladesh
seen from Sweden

seen from United States
@mctraxer7
Hepimiz bize özel tuzaklarımıza hapsolduk. Onlara sıkışmışız ve hiçbirimiz kurtulmayı başaramıyoruz. Tırmalıyoruz, dövüyoruz ama sadece havayı, sadece kendimizi. Tüm bunlara rağmen bir santim bile yol alamıyoruz.
Derinliğe inmek cesaret ister; çünkü dipte anlam değil, boşluk bekler.
Hayatın sınırlarının ötesinde, hiç şüphelenmediğimiz dehşetler vardır.
Bunlar, gündelik aklın ışığıyla aydınlatılamayan, ne isim ne de suret taşıyan şeylerdir. İnsan, çoğu zaman, varoluşunun daracık odasında yaşar; duvarları zaman, tavanı mekân, zemini nedensellikten örülü bir hücrede. Bu hücrede her şey tanıdıktır: acı, sevinç, ölüm, hatta unutuş bile. Fakat zaman zaman zihin, kendi yarattığı bu kafesin parmaklıklarını fark eder ve onları zorlar. Bir rüya kırılması, bir delilik anı, bir ansızın gelen baş dönmesi ya da gecenin en koyu saatinde ansızın uyanış… İşte o anda perde yırtılır.
O dehşet, ne şeytani ne de ilahi bir yüz taşır. O, kayıtsızlığın ta kendisidir. Evrenin, bizim için tasarlanmamış bir makine gibi işlediğini, bizim acımızı, umudumuzu, anlam arayışımızı zerre umursamadığını gösteren buz gibi bir bakış.
Bazı ruhlar bu dehşeti bir kez gördükten sonra bir daha asla eskisi gibi olamaz. Kimisi deliliğe sığınır, kimisi inanca, kimisi de sanatın yalanlarına. Fakat en cesurları, o dehşeti olduğu gibi taşır; onu bir hançer gibi göğsüne saplar ve hâlâ yürümeye devam eder. Çünkü gerçek bilgelik, belki de dehşeti inkâr etmek değil, onunla birlikte nefes almayı öğrenmektir.
Gerçeklik diye bir şey yoktur; sadece korkunç bir sonsuzluk ve o sonsuzlukta kaybolmuş bir ruh.
Başkalarının gölgesinde parlamak yerine, kendi ışığımda sönmeyi tercih ederim.
Bir fikri ifade edebilme yeteneği, fikrin kendisi kadar önemlidir.
Zihnin gücü ve özgünlüğü arttıkça, yalnızlık onun tek gerçek mabedi olur; kalabalıklar ise yalnızca gelip geçici bir illüzyondur.
İnsan gölgesini görmediği sürece, gölgesi onu yönetir.
Takıntı, insanı yavaş yavaş tüketen bir zehirdir.
Bazen bir yanlış, en doğru sonun başlangıcı olur.
Şüphe, zekânın bir kusuru değil, onun işlenmeye ihtiyacı olduğunu gösteren bir sestir.
Küçük rol yoktur, sadece küçük oyuncular vardır.
Bir kapı kapandığında başka bir kapı açılır; ancak insan, sıklıkla o kapalı kapıya öyle uzun ve derin bir pişmanlıkla bakar ki, açılan kapıyı fark edemez.
Acı, sessiz kaldıkça büyür.
İnsanlar gerçeği aramaz, varoluşu kolaylaştıran yanılsamaları tercih eder.
İnsan kendini gerçekleştirdiği ölçüde özgürdür.
Oturuyorum ve yabancı bir gökyüzüne, yabancı bir pencereden bakıyorum.